Üroloji

PROSTAT NEDİR?

Prostat, erkek üreme sisteminin parçası olan bir salgı bezidir. Asıl işlevi spermleri koruyan ve kalitesini artıran meninin sıvı kısmını üretmektir. Bu salgının içinde bulunan maddeler özellikle spermlerin vajinal ortamda hayatta kalmasını sağlar. Böylece spermin dölleme kapasitesini artırır. İdrar torbasının hemen altında yer alır. Tabanı yukarıda, tepesi aşağıda, idrar yolunu çepeçevre saran, kestane şeklindedir. Normal ağırlığı 18- 20 gram civarındadır. İçerisinden geçerek idrarın dışarıya atılmasını sağlayan idrar kanalına (üretra) ayrıca meni kanalı açılmaktadır. Cinsel boşalma sırasında prostatı çevreleyen kaslar meni sıvısının idrar kanalından atılmasını sağlar. Prostat ergenlik yaşına kadar aktif değildir. Ergenlikle birlikte testosteronun etkisi ile işlev görmeye ve yaş ilerledikçe büyümeye başlar. Prostatın yaptığı salgılar arasında, meninin sıvılaşmasını sağlayan prostat spesifik antijen (PSA) prostatın iyi huylu büyümeleri yanında, daha fazla oranda olmak üzere kanserlerinde artar. Ayrıca enfeksiyonlar, prostat boyutu artışı, idrar sondası takılması gibi sebepler de PSA değerlerini yükseltebilir.

PROSTAT BÜYÜMESİ NEDİR?

Prostat küçük boyutuna karşın vücutta en sık hastalanan organlardan birisidir. En sık iyi huylu prostat büyümesi (Benign Prostat Hiperplazisi), prostat kanseri ve prostat iltihabı (prostatit) gözlenir. Hastaların en sık başvuru nedeni ise iyi huylu prostat büyümesinin oluşturduğu yakınmalardır. Yaş ilerledikçe ve özellikle 45 yaşlarında prostatta büyüme başlar. Prostat büyümesi çoğu zaman iyi huylu prostat büyümesi olarak gerçekleşmektedir. Bu büyüme yaşamın sonuna kadar değişen hızlarda devam etmektedir. 50 yaş üzerindeki erkeklerin %50'sinde, 60-70 yaş arasında %65'inde, 80 yaş üzerinde %90'nında iyi huylu prostat büyümesi gelişmektedir. Prostat büyümelerinin bir kısmı ise habis büyüme şeklindedir ve prostat kanseri olarak tanımlanır. İyi huylu prostat büyümesi ve prostat kanseri bir arada bulunabilen ancak birbirinden kaynaklanmayan ve tamamen ayrı iki ayrı hastalıktır.

İyi huylu prostat büyümesi genellikle hücre sayısının anormal artışı (hiperplazi) nedeniyledir. Yaşlanmayla birlikte idrar kanalının etrafındaki bezlerde sayı artışı olur. Bu artan bezler gerçek prostat dokusunu dışa doğru iterek yassılaştırır. Prostat bezi idrar yolu, mesane ve rektuma doğru büyür. Özellikle idrar yolunu sıkıştırmaya ve idrarın akışını engellemeye başlar. Bu tıkanma mesane, böbreklerden mesaneye idrarı taşıyan kanallar (üreter) ve böbreklerde değişikliklere neden olur. Prostatın böbrekten mesaneye açılan idrar yollarına yapmış olduğu baskı sonucu, böbrekte ve idrar yollarında genişleme ortaya çıkabilir. Bu bazen ileri dönemlerde kanda üre ve kreatinin yükselmesiyle kendini gösteren böbrek yetmezliği tablosunu oluşturabilir. Prostat büyümesi sık görülmekle birlikte her büyümenin sorun oluşturması ve tedavi gerektirmesi söz konusu değildir. Prostat yalnızca büyümüş olduğu için değil, şikâyetlere neden olursa veya vücuda zarar verirse tedavi edilmektedir.

PROSTAT BÜYÜMESİNDE BELİRTİLER

İyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu tıkanıklığa karşı mesane idrarı atmak için daha güçlü kasılır. Böylece mesanenin kas tabakası yani duvarı kalınlaşır ve kuvvetlenir. Ayrıca iç duvarında gelişen ödem sayesinde de aşırı hassas bir özelliğe kavuşur. İçerisinde çok az idrar birikse dahi onu atmaya, kasılmaya çalışarak hastada sık idrar hissi oluşmasına sebep olur. Ancak zamanla bu kasılmalar da mesaneyi tamamen boşaltmaya yetmez ve idrar yaptıktan sonra her defasında içerisinde artık idrar kalır. Bu da enfeksiyon ve taş oluşumuna neden olabilir.

Prostat büyümesinin ilk belirtileri, idrar çapında azalma ve idrar akımı yavaşlamasıdır. İdrar yaparken hasta artık gençliğinde olduğu gibi ileriye doğru idrarını yapamaz. Sık idrara gitmeye başlar. İdrar kesik gelir. İdrara başlamada zorlanma ve gecikme belirtileri ortaya çıkar. İdrar yapma yavaşladığı için tuvalette geçirilen zaman uzar. Tam boşaltamama hissi oluşur. İdrarın yaptıktan sonra damlama tarzında idrar gelebilir. Normalde gece ya idrara çıkılmaz veya bir defa kalkılabilir. Özellikle gece boyunca idrara çıkmak için uykudan kalkmak kişinin sosyal yaşantısında uykusuz kalma, yorgunluk belirtileri göstermesine neden olur. Gündüz sık idrara çıkma ise gitmek istediği yerde tuvalet arayışı gibi sosyal sorunlara neden olmaktadır. İdrarda kanama meydana gelebilir. İdrarın tam boşalmaması sonucu böbreklere idrarın geri kaçması ve genişleme sonucunda bele vuran ağrılar meydana gelir. İleri dönemlerde hiç idrar yapamama gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Kanda üre yükselirse bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur. İdrar kesesi çok şişecek olursa karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Taşma tarzında idrar kaçırması olur.

PROSTAT TEDAVİ SEÇENEKLERİ

Yapılacak tedavinin seçimi; şikâyetlerin ciddiyeti, hastada var olan diğer problemler nedeni ile ek risk durumu, anestezi riski, kan sulandırıcı ilaçların kullanılıp kullanılmadığı gibi durumlar yanında hasta ve cerrahın tercihine bağlıdır. Şikâyetleri hafif derecede olanlarda tedavi uygulamadan dikkatli izlem yapılabilir. İdrar yapma problemleri hafif veya orta derecede olanlarda ilaç tedavisi tercih edilebilir. Burada hastanın yaşam kalitesinin ne kadar etkilendiği tedavi kararının verilmesinde önem taşır. Prostatın büyüklüğü tedavi seçiminde çok önemli değildir. Önemli olan tıkanıklık bulguları ve verdiği zarardır. Bazen 30 gram hacmindeki bir prostat için ameliyat kararı verilirken 120 gram kadar büyük bir prostat hiç bir belirti vermeyebilir. Ayrıca 50'li yaşlardaki bir hastaya önerilecek tedavi modeli 80 yaşındaki bir erkek için geçerli olmayabilir.

İlaç tedavi alternatifleri alfablokerler, fosfodiesteraz tip 5 inhibitörleri, bitkisel kaynaklı ilaçlar, 5-alfa redüktaz inhibitörleridir. Etkinliği en kanıtlanmış olanları alfabloker ve fosfodiesteraz tip 5 inhibitörleridir. Alfablokerler prostat ve mesane boynundaki düz kasları gevşeterek idrar akımını rahatlatırlar. Ancak sanılanın aksine prostat boyutlarını küçültmezler ve kalıcı bir tedavi olmayıp kullanıldığı sürece etkili olurlar. İlacı kesince idrar yapma sorunları eski haline döner. Aslında bu tüm ilaç tedavileri için geçerli bir problem olup kalıcı tedavi için uygun hastalarda cerrahi yöntemler tercih edilmektedir. Yan etkileri arasında baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi en sık görülenleridir. Son zamanlarda hem hafif idrar yapma zorluğu hem de ereksiyon problemi olan hastalarda fosfodiesteraz tip 5 inhibitörleri ile olan tedavi gündeme gelmiştir. Bitkisel kaynaklı ilaçların tedavi edici güçleri ve etki mekanizmaları açısından bilimsel veriler yetersizdir. Bu gruptan en bilinen örnekler olarak serenoa repens (Saw Palmetto), pygeum africanum, hypoxis rooperi ve brokoli sayılabilir.

PROSTAT TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEKNİKLER

Cerrahi gerektiren hasta grubunu idrar yapamama nedeni ile sonda takılmak zorunda kalınan ve bunun tekrarladığı hastalar, prostat büyümesinin neden olduğu tekrarlayan enfeksiyonlar, mesane taşının varlığı, prostat büyümesine bağlı kanamalar, mesanede yapısal bozuklukların ortaya çıkması, böbrek fonksiyonlarında bozulma olan hastalar oluşturur. Verilere göre iyi huylu prostat büyümesi hastalığı olan erkeklerin %30'unun ameliyat olduğu görülmektedir.

Hastanın yaşam kalitesini arttırmak amacıyla çeşitli minimal invaziv tedavi yöntemleri (transüretral mikrodalga termoterapisi, elektrovaporizasyon, radyofrekans ile iğne ablasyonu, transüretral insizyon, botulinum enjeksiyonları, prostatik stent) varsa da uzun dönemde sonuçları ve etkinlik açısından en etkin yöntemler; transüretral prostat rezeksiyonu (TURP), plazma kinetik transüretral prostat rezeksiyonu ve lazer prostatektomi girişimleridir.

TURP ve plazmakinetik uzun yıllardır uygulanan ve elde edilen iyi sonuçlar ile kendini kanıtlamış kapalı bir ameliyat yöntemleridir. İdrar kanalından girilip monopolar veya bipolar elektrik enerjisi ile prostatın kesilerek çıkarılması temeline dayanır. Her ikisinde de sonrasında en sık görülen komplikasyonlardan (yan etki) bazıları kanama, idrar yolunda daralma, idrar yaparken yanma (irritasyon) ve cinsel ilişki sırasında meninin geri kaçmasıdır. Bu yöntemlerde komplikasyon oranlarının nispeten fazla oluşu, etkinliğinin yüksek olmasına karşılık daha az yan etki oluşturacak yeni tekniklerin arayışına yol açmaktadır.

Detaylı bilgi için www.prostatkontrol.com adresine tıklayın.

LAZER TEKNOLOJİSİNİN AVANTAJLARI

Büyümüş prostat dokusunun minimal invaziv olarak tedavi edilmesinde kullanılan enerjilerden bir tanesi de lazer enerjisidir. Lazer kullanılarak yapılan ameliyatlar kapalı, diğer bir ifade ile endoskopik, TURP yöntemine göre daha ince aletler kullanılarak uygulanan girişimlrdir. Bunun için çeşitli dalga boyarında lazerler kullanılmaktadır. Yöntem tanımları kullanılan lazer enerjisi türüne göre farklılık göstermektedir. Daha az kanamaya ve irritasyona yol açması, iyileşme süresinin kısa olması, buna bağlı sonda ve hastanede yatış süresinin kısalığı ve büyük prostatlara da uygulanabilmesi avantajlarıdır. Bu teknoloji, iyi huylu prostat büyümesi tedavisinde yüksek başarı ile düşük yan etkiyi bir araya getirir. Ancak tedavi için kullanılan lazerin dalga boyuna bağlı olarak değişen sürelerde idrar yakınmaları görülebilir. İyileşme sürecinde vücuttaki yanık dokuların atılması söz konusudur. Lazer ile buharlaştırma sonrası prostatın tamamen uçup gittiğini genellikle hastalar arasında yanlış bilinen bir konu olup, burada amaç hastanın rahat idrar yapmasını sağlamak için yeterli bir kanal oluşturmaktır. Geride mutlaka prostat dokusu kalır ve bu hastalarda ameliyat sonrası her erkek gibi yıllık kontrollerine devam etmek durumundadırlar. Buharlaştırma ameliyatı ileride gelişebilecek prostat kanseri riskini ortadan kaldırmaz.

DIODE (INFRARED LIGHT) LAZER TEKNOLOJİSİNİN AVANTAJI

Kliniğimizde kullanılan Diode (İnfrared Light) lazer teknolojisi 980 nm dalga boyu içeren 250 W enerji gücü ile şu anda geliştirilen en etkin lazerdir. Bu teknolojinin diğer lazerlere üstünlüğü (Greenlight: 180 W) daha kısa sürede güçlü doku buharlaştırması oluşturmasına rağmen derinliğinin daha az olması ve buharlaşan dokunun altında istenmeyen doku yanmasının daha az olmasıdır. Bu da daha sonra doku döküntülerinin azlığına bağlı sonda alındıktan sonra yanma şikâyetlerinin diğerlerine göre daha az olmasını sağlar. Ayrıca derinliğinin kontrollü olması ile idrar kaçırma ve ereksiyon problemleri daha az görülür. Diğer lazerlerden farklı olarak dokuya temas edilerek uygulanması işlemi hızlandırarak ve daha fazla doku çıkarılmasını sağlar. Kanama kontrolünün de daha iyi olması, prostat doku yüzeyini de daha düzgün bir şekilde buharlaştırması nedeniyle büyük prostatlarda da güvenli bir şeklide uygulanabilir. Kanama zamanını uzatan ilaçları kullanan hastalarda tedavi yapılabilir. Ayrıca düşük çaplı aletlerin kullanımı nedeniyle idrar kanalında oluşacak ve oldukça sıkıntılı bir komplikasyon olan darlık riskini azaltır.

LAPAROSKOPİ TEKNOLOJİSİ

Prostat kanserinin tedavisinde ise son yıllarda tüm dünyada oldukça ilgi duyulan ve ülkemizde de sadece belli başlı birkaç merkezde uygulanan laparoskopik kapalı yöntemi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bu yöntemde de en önemli avantaj ameliyat sırasında minimal kan kaybı ve ameliyat sonrası dönemde çok az ağrının olması ve hızlı iyileşme süredir. Kanserin kontrolünde açık cerrahi ile arasında hiçbir fark bulunmamakla beraber, fonksiyonel organların normal gözün 10 katı büyüklükte görmesi ile daha iyi korunma avantajına da sahiptir.

Bu avantajları ile böbrek kanserinin tedavisinde de laparoskopik tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

1 cm.lik 2 ve ½ cm.lik 2 delikten yapılan laparoksopik yöntemde hastaya büyük cerrahi kesi yapılmadığından oldukça önemli ağrı, iyileşme ve kozmetik avantajlara sahiptir. Bütün dünya da erken evre böbrek tümöründe standart tedavi haline gelmiş olan laparoskopik yöntem ile başarılı sonuçlar merkezimizde de alınmakta ve hastalar tarafından tercih edilmektedir.

Üroloji ameliyatlarında yakın zamanda gerçekleşen gelişmelerin en önemlisi şu anda "altın standart" olarak kabul edilen ve ameliyat tekniklerinde devrim niteliğinde olan "laparoskopik cerrahi" yöntemidir. Halk arasında, kansız veya kapalı ameliyat olarak bilinen laparoskopik cerrahi; vücutta alışılagelmiş geniş kesiler yapmadan girilerek endoskopi (bir kameraya bağlı olan kamera ile elde edilen görüntü) eşliğinde uzun ve ince ameliyat aletleri ile yapılan ameliyat tekniğidir. Optik kameraya ek olarak sıklıkla 2 adet, değişik çaplardaki (5-10 mm) giriş noktalarından "trokar" adı verilen kanallar yerleştirilir. Optik kamera ile görüntü sağlanırken, diğer kanallardan bu teknik için özel geliştirilmiş aletlerle operasyon tamamlanır.

Ürolojide uygulanan ameliyatlarda organların (böbrek, üreter, prostat ve böbreküstü bezi gibi) rahatlıkla görülebilmesini sağlayan yüksek çözünürlüklü (HD) kamera sistemi ile görüntü bir ekrana yansıtılır. Bu da organın yaklaşık 10-15 kat büyütülmüş görüntüsü eşliğinde, daha detaylı ve güvenli bir ameliyat gerçekleşmesini sağlar.Açık ameliyata göre avantajları; kameranın yüksek çözünürlüklü büyütme gücü sayesinde doku ayrıntılarının daha detaylı görülebilmesi, kullanılan kamera ve cerrahi aletlerin dokuya yaklaştırılabilmesi nedeniyle daha titiz cerrahi yapılabilmesi ve açık ameliyatlarda görülen operasyon sonrası yapışıklıkların daha az olmasıdır. İşlem sonrası iyileşmenin açık ameliyatlara göre daha erken olması, daha az ağrı ve kanama nedeniyle hastalar günlük aktivite ve çalışma yaşantılarına daha kısa zamanda dönerler. Küçük yara izi ve estetik yara iyileşmesi önemli bir avantajıdır.

Ürolojik ameliyatların çoğunluğu miminal invaziv (daha az yaralayıcı) cerrahi olarak kabul edilen bu yöntem kullanılarak yapılabilir hale gelmiştir. Ancak, hastalar için açık cerrahiye göre önemli avantajlar sağlamasına rağmen, uygulanması için oldukça deneyim ve özellikle bu konu üzerinde edinilmiş özel bir eğitim gerektirmektedir.

BÖBREK KANSERİ

Laparoskopik radikal nefrektomi (böbrek kanserinin kontrolü için bütün böbreğin çıkartılması)

Laparoskopik parsiyel nefrektomi (sağlam böbrek dokusunun bırakılarak sadece kanserli bölümün çıkartılması)

Fonksiyonsuz böbrek

Laparoskopik basit nefrektomi

Böbrek kisti

Laparoskopik böbrek kist eksizyonu

ÜRETER

Üreteropelvik bileşke darlığı (böbrek çıkış darlığı)

Laparoskopik pyeloplasti

Üreter taşı

Laparoskopik üreterolitotomi

Üreter darlığı

Laparoskopik üretero-neosistostomi

Laparoskopik Boari flap uygulaması

Laparoskopik Psoas Histch tekniği

SÜRRENAL (Adrenal)

Böbreküstü bezi tümörleri

Laparoskopik surrenalektomi

PROSTAT

Laparoskopik radikal prostatektomi (prostat kanseri)

MESANE

Sistosel veya uterus prolapsusu (Mesane veya rahim sarkması)

Laparoskopik sakrokolpopeksi

Veziko-vajinal fistül

Laparoskopik vezikovajinal fistül onarımı

Mesane tümörü

Laparoskopik radikal sistektomi ve üriner diversiyon

TESTİS

Testis Kanseri

Laparoskopik retroperitoneal lenfadenektomi

İnmemiş testis

İntraabdominal laparoskopik eksplorasyon

KAMERA SİSTEMİ İLE BÖBREK TAŞI TEDAVİSİ (RETROGRAT INTRARENAL CERRAHİ - RİRC)

Böbrek taşlarının tedavisinde asıl amaç minimal yan etki ile hastayı taşsız duruma getirmektir. Daha önceleri sadece açık ameliyatla tedavi edilebilen böbrek ve üreter (böbrek ile idrar torbasını birleştiren kanal) taşları, teknolojideki gelişmelere paralel olarak, günümüzde endoskopik (kapalı, kamera kullanılarak kesisiz yapılan) girişimlerle tedavi edilebilmektedir. Bunlar içinde en yeni teknoloji fleksible (kıvrılıp bükülebilen) üreteroskop (endoskopik alet) ve lazer kullanılarak, karın duvarından delik açmaksızın, idrar kanalından üreter (böbrek ile idrar kesesi arasındaki kanal) ve böbrek içine girilerek yapılan ve adına Retrograt İntraRenal Cerrahi (RİRC) denilen minimal invaziv (daha az yaralayıcı) bir yöntemdir.

Kıvrılabilen üreteroskoplar; 3-3,5 mm çapında, içinde optik mercekler veya dijital kamera kabloları ile taşın kırılması için lazerin yönlendirildiği çok ince bir kanalı olan aletlerdir. Böbreğin içindeki taşları rahatlıkla, ince çalışma kanalından geçen lazer kablo sistemi ile kırılabilir ve böbrek içindeki tüm odacıklara girilebilir. Özellikle endoskopik taş cerrahisindeki deneyimin artması ve teknolojideki gelişmeler ile böbrek içindeki 2 cm'e kadar olan taşları tümüyle kırarak temizlemek mümkün olmaktadır.

Hastaya bir kesi yapılmadan, idrar kanalından idrar torbasına girilir. İnce bir kılavuz tel yerleştirilir ve üstünden bir koruyucu çalışma kılıfı üretere (böbrek ile idrar torbasını birleştiren kanal) yerleştirildikten sonra bu çalışma kılıfının içinden fleksible üreteroskop ile böbreğe kadar ilerlenebilir. Taş kamerada görülür, ardından 230 mikron kalınlığında lazer teli fleksible üreteroskopun içinden ilerletilerek taşlar kum tanesi haline gelene kadar kırılır. RİRC kan sulandırıcı kullanan, kanama riski olan, aşırı kilolu, kas veya iskelet sistemi deformitesi bulunan hastalarda, 3 cm'den küçük böbrek taşlarında, vücut dışından ses dalgaları ile taş kırma (ESWL) tedavisi ile kırılamayan böbrek taşlarında güvenle kullanılmaktadır.

Üreter orta, alt veya üst kısmında yerleşmiş taşların tedavisinde en büyük problemlerden biri taşın böbreğe kaçmasıdır. Fleksible üreteroskopi yönteminin uygulanamadığı dönemlerde, taşın böbreğe kaçması durumunda DJ üreteral kateter dediğimiz bir tüpü böbreğe yerleştirilip işlem sonlandırılır, taşın tedavisi daha sonra ESWL yöntemi ile tamamlanırdı. Elimizde fleksible üreteroskop teknolojisi bulunması taşın böbreğe kaçması durumunda, bu yöntemle taş geri kaçsa bile, böbrek içine girilerek taşa ulaşmamızı sağlamaktadır. Başka bir avantajı da hem üreter hem de böbrek taşına aynı anda müdahale edilebilmesidir. Özellikle üreter üst ucu taşlarında ESWL (ses dalgası ile taş kırma yöntemi) başarısı kısmen daha düşüktür ve çoğunlukla zaman kaybetmeden taşa bağlı tıkanıklığın giderilmesi gerekebilir. Böyle bir durumda üreterdeki taş alındıktan sonra, aynı taraf böbrekteki taşı da alınabilir ve hasta tamamen taşsız hale getirilebilir.

En büyük avantajı yüksek başarısıdır. Ayrıca, böbreğe doğal yoldan girildiği için, perkütan ve açık cerrahi gibi yöntemlerden farklı olarak vücutta kesi izi olmamaktadır. Böbrekte doku kaybı ve fonksiyon kaybına yol açmaz. Hastalar aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilirler. Pelvik ve at nalı böbrek gibi, doğuştan böbrek anomalisi olan hastalarda uygulanabilir. Çok şişman hastalarda ESWL ve perkütan girişimlere göre daha avantajlıdır.

PNL SİSTEMİ

Zamanımızda idrar yollarının taşlarında standart tedavi yöntemi haline gelmiş olan endoskopik yöntem başarı ile merkezimizde de uygulanmaktadır.

Özellikle böbrek taşları son zamanlarda giderek daha fazla tercih edilen kapalı yöntem (PNL – Perkütan Nefrolitotripsi) ile açık ameliyata göre çok daha az ağrı ve kanama ile tedavi edilmektedir. Hastalar PNL yöntemi ile ertesi gün evlerine rahatlıkla dönebilme avantajına sahiptir. Böbrek için endoskopi ile girilerek ameliyat gerçekleştirildiğinden, merkezimizde olduğu gibi tecrübeli ellerde geride taş kalama riski de en aza inmektedir.

Üroloji bölümünde ayrıca nörojenik mesane, kadınlarda idrar kaçırma (inkontinans), erkeklerde önemli bir sıkıntı olan müzmin prostat iltihabları ve cinsel fonksiyon problemleri (erektil disfonksiyon) ve çocuklardaki böbrek çıkımındaki dalık (üreteropelvik bileşke darlığı – UPJ darlığı) ve mesaneden böbreklere idrar kaçması (vezikoüreteral reflü – VUR) tedavileri başarıyla uygulanmaktadır.

MİNİMAL İNVAZİV YÖNTEM - PERKUTAN NEFROLİTOTRİPSİ

Zamanımızda idrar yollarının taşlarında standart tedavi yöntemi haline gelmiş olan minimal invaziv (daha az yaralayıcı) endoskopik yöntemler (kapalı, kamera kullanılarak kesi olmadan yapılan) başarı ile merkezimizde de uygulanmaktadır. Özellikle böbrek taşları endoskopik bir yöntem olan Perkütan Nefrolitotripsi (PNL) (Kapalı yöntem ile böbrek taşı ameliyatı) ile ESWL yöntemine (ses dalgası ile taş kırma) göre yüksek başarı ile kısa sürede, açık ameliyata göre çok daha az ağrı ve kanama ile tedavi edilmektedir.

Merkezimizde olduğu gibi deneyimli ellerde geride taş kalma riski de en aza inmektedir. Kesi çok küçük olduğu için hastalar ameliyattan 24 saat sonra ayağa kalkabilmekte ve 2-3 günde evlerine rahatlıkla dönebilmektedir. Gebelik ve kanama problemi olan hastalar dışında tüm hastalara ve büyük boyutlu böbrek taşlarının hepsine uygulanabilme avantajına sahiptir. Yüksek başarı sağlanan yöntem ile en sert taşlar bile rahatlıkla kırılabilmektedir. PNL, açık böbrek taş ameliyatı ile karşılaştırıldığında oldukça kısa bir sürede tamamlanır. Ameliyat işlemi sırasında taşı temizlemek için kliniğimizde en son teknoloji ürünü olan lazer ve ultrasonik taş kırıcılar kullanılır. Bu teknolojiler yardımı ile tüm böbreği kaplayan ve büyük hacimli taşlara da müdahale edilebilir. Ayrıca merkezimizde daha ince aletlerle ve daha ufak kesi ile girilmesini sağlayan mini ve mikro PNL yöntemleri de başarı ile uygulanmaktadır.

PNL yönteminde; sırt bölgesinde cilde yapılan 1 cm lik bir kesi sonrası böbreğin içerisine bir iğne ile ulaşılır. Bu iğne içinden böbrek içerisine bir kılavuz tel gönderildikten sonra çalışma tüpünün yerleştirilebileceği kadar bir genişlik elde edilir. Çalışma tüpünün içerisinden kamera ve çalışma kanalı içeren endoskopik aletle girilerek böbreğin içerisine ulaşılır. Taşlar bu çalışma kanalının içerisinden geçebilecek boyuta inene kadar böbrek içerisinde kırılır. Büyük taş parçaları dışarı alınır. Sonrasında bir drenaj tüpü (nefrostomi) yerleştirilerek böbreğin ve giriş bölgesinin iyileşmesi sağlanır. Bu tüp 1-2 gün içinde çekilerek hasta evine gönderilebilir.

Şiddetli böbrek ağrısına neden olan böbrek taşı, erkeklerde kadınlara oranla en az üç kat daha yaygın olarak görülür. Hastalar genellikle yan ağrısı veya "böbrek koliği" denen tipik sancı ile başvurmaktadır. Daha önce taş düşüren insanların böbrek taşı rahatsızlığı konusunda çok daha dikkatli olması gerekmektedir. Böbrek taşı düşüren insanlarda yeniden taş oluşma olasılığı yüksektir. Ailesinde taş öyküsü olanlarda taş hastalığı görülme olasılığı iki kat daha artmaktadır. Taş oluşumunda genetik faktörlerin de etkili olduğu bilinmektedir. Bu nedenle sıvı tüketimine dikkat edilmelidir. Yazın en az 2,5 litre, kışın ise 1,5 litre su içilmelidir. Egzersiz de bu durumdaki hastalar için önemlidir. Hareketli insanlarda taş oluşma riski daha azdır. Aşırı kilo (obezite) taş oluşumunda önemli bir risk faktörüdür. Böbrek anomalileri (ektopik böbrek, atnalı böbrek gibi) idrar atılımında zorluğa neden olarak taşların oluşumuna zemin hazırlayabilir. Böbrek taşı tedavi edilmediği takdirde böbreğin kaybına kadar giden bir süreç başlayabilmektedir.

Ayrıca merkezimizde mini veya mikro PNL gibi daha küçük çalışma aletleri ile böbrek taşlarına girişim sağlayan yöntemler başarı ile uygulanmaktadır.

ESWL UYGULAMASI

Hastanemizde böbrek taşlarının tedavisinde son teknoloji olan ESWL cihazı kullanılarak, anestezi uygulamadan ağrısız, sancısız tedavi olanağı sunulmaktadır. ESWL adı verilen cihaz vücut dışından taşın olduğu bölgeye "sadme dalgaları" göndererek taşlara ulaşır ve bu dalgalar yardımıyla taşları kırar.

Böbrek taşı kırma cihazı son derece gelişmiş olup, 4. jenerasyon taş kırma cihazıdır. Bu cihazın özelliği hem ultrasonik hem filoroskopik görüntüleme sistemlerine sahip olmasıdır. Bunun yanında da 3 ayrı odak özelliği ile son derece etkili ve güvenli bir cihazdır. Özellikle normal röntgende görülmeyen opak taşlar ile çocuk hastalarda ultrasonik görüntüleme sistemi ile seans esnasında taşı görerek sadece tasa müdahale ile etkili bir tedavi olanağı sunmaktadır. Taş kırma cihazı olan ESWL( extracorporeal shock wave lithotripsy) vücut dışından ses dalgaları göndererek böbrek taşına ulaşır ve onları kırarak küçük parçalara ayırır, küçük parçalara ayrılan taslar idrar yoluyla vücuttan atılır.

eswl uygulaması

Tedavi sırasında hasta ağrı ve sancı duymamaktadır. Bu yüzden tedavi esnasında herhangi bir ağrı kesici ilaç verilmez. Tedaviler ortalama 3 seans sürmektedir. Bu seanslar taşın büyüklüğüne ve yerine göre değişir. Bu tedavi yöntemi 2 cm den küçük taşlar icin uygulanmaktadır. Eğer taş 2 cm' den büyük ise, bu tür taşlarda endoskopik veya açık cerrahi yöntemleri tercih edilir. Bu cihazın başarı oranı, böbrek taşlarında (%80-85) Üreter (idrar yolu) taşlarında (% 85-90), alt üreter taşlarında ise ( %75-80) dir. Seanslar yaklaşık 30 dk sürer ve işlem sonrasında hasta hemen normal hayatına dönebilir. Sadece kırılan taşlar vücuttan idrar yoluyla atılırken ağrı gelişebilir. Böyle durumlarda hastaya ağrı kesici ve gerekli tedaviler (örneğin sıcak uygulama,egzersiz) verilebilir. Her iki seans arası ortalama 2 veya 3 gündür.

Aynı zamanda bu cihaz tenisçi dirseği, topuk dikeni ve tükürük bezi taşları olarak bilinen vakalarda da kullanılmaktadır.

Medical Park

Sağlık Köşesi

Dişlerinizi Çamaşır Suyu Değil Doktorunuz...

Günümüzde herkes artık inci gibi beyaz dişlere...

devamı

Şimdi peeling zamanı!...

Yazın oluşan güneş lekelerinden ve cildinizi...

devamı

TİP 2 Diyabet: Küresel Salgın...

Yaşamın her döneminde ortaya çıkabilen, tedavi...

devamı

Sağlıklı Kurban Bayramı Tüyoları...

Kurbanı hemen kesildikten sonra yemeyin!...

devamı

Sigara içenlerde elma tipi şişmanlık artıyor...

Birçok kadın kilo korkusu yüzünden sigara...

devamı

INTERNATIONAL PATIENT CENTER

:
*
:
*
:
*
:
*
:
*
:
*
:
Mr Ms
*
:
*
:
*
:
*
:
*
: Güvenlik Kodu
*

Send

Message Sent Successfully.

Error Occurred, Please, try again later.