Sağlık Bilgisi

Osteoporoz(Kemik Erimesi)

OSTEOPOROZ NEDİR?

Osteoporozda ne olduğunu anlamak için ilk önce kemiğin sürekli değişen canlı bir doku olduğunu bilmek gerekir. Kemik kalsiyum ve mineral kaynakları ile dolu petek yapısında bir dokuudur. Yaşam boyunca kemikte yeniden yapılanma meydana gelir. Bu kemiğin ufalanıp kaybolarak (kemik yıkımı) yerine güçlü genç kemiğin geçtiği bir süreçtir. Yaklaşık 30 yaşına kadar kemiğin ufalanması ve daha hızlı yeniden yapılmasına süreci devam eder. Otuz yaşında kemik yapısının ve kütlesinin en güçlü olduğu noktaya ulaşılır. Kırk yaş civarında, kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Menapoz dan sonra östrojen (kadınlık hormonu) seviyesindeki azalma nedeniyle kadınlar hızla kemik kaybederler ve kemik erimesi başlar. Sonraki 5 ila 10 yıl kemik kütlesinin üçte birine yakınını kaybederler. Çünkü kemik yıkımı kemik yapımından daha hızlıdır. Daha az kütlesi olan yani daha zayıf kemikler küçük bir düşmede bile kırılabilir. Osteoporozun ilk belirtisi düşme sonucu kırılmış bir kemik olabilir. Bu östrojen seviyelerinde azalma sonucu kemiklerin daha kırılgan hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Kırılmalar en çok kalçalarda, el bileklerinde ya da bel omurlarında meydana gelmektedir. Ayrıca özellikle menapoz sonrası vücudun kemik kütlesinde yani tüm vücut kemik miktarında ciddi azalmalar olması nedeniyle osteoporozlu insanların vücutları küçülür, boyları kısalır. Ayrıca omurga kırıkları sıklıkla boy kısalması ve omuzlarda yuvarlaklaşma ile sonuçlanır.

Kadınların osteoporoz olma riskleri erkeklere göre daha fazladır çünkü kadınların kemikleri erkeklerinkinden yüzde 20 ila 30 daha azdır. Her iki cinsiyette yaş arttıkça kemik kaybı artar ve kalça kırığı riski artış gösterir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Gençken sahip olduğunuz kemik miktarı (kemik kütlesi) ne kadar fazla ise yaşlılıkta osteoporoz hastası olma ihtimali o kadar azdır. Doktorlar henüz tam olarak kimde osteoporoz gelişeceğini önceden kestirememektedirler. Fakat osteoporoz hastalığı risk faktörleri şunlardır.

  • Kadın ve menapozda olmak
  • Beyaz ya da Asyalı ırktan gelmek
  • Süt ürünleri gibi kalsiyum zengini gıdalardan az beslenmek
  • Erken menapoza girmek (45 yaşından önce)
  • İnce ya da küçük vücut yapısı (minyon yapıda olmak)
  • El bilek, omurga ya da kalça kırığı hikayesi olmak
  • Düşük testosteron seviyeleri (erkeklik hormonu yetersizliği) (yalnızca erkekte)
  • Kemik gücünü azaltan ilaç kullanımı (kortizon, epilepsi (sara hastalığı) ilaçları ve heparin (coumadin)
  • Sigara içmek
  • Fazla alkollü içecek tüketmek (günde 2 kadehten fazla)
  • Egzersiz yapmamak
  • Ailede osteoporoz bulunması
  • İltihaplı eklem hastalığı (romatizma)

İltihaplı romatizmal hastalığınız varsa (romatoid artrit,, ankilozan spondilit, lupus vb.) osteoporoz geliştirme riskiniz dana fazladır. Bu romatizma tipleri kemik kaybına nadan olan iltihabi maddelerin yapımına neden olur. Romatizmal hastalıklar daha çok kadınlarda görülür. Romatizma hastaları düzenli egzersiz yapmıyor olabilirler ve kortizon benzeri ilaçlarla tedavi oluyor olabilirler. Bunların hepsi osteoporozun risk faktörleridir.

KORTİZON İLAÇLARI KEMİKLERİ NASIL ETKİLER?

Kortizon benzeri ilaçlar (prednol, deltakortril, ultralan, flantadin) romatizmanın bazı türlerini, astımı ve diğer bağışıklık sistemi hastalıklarını ve bazı iltihabi durumları tedavi etmek için kullanılan güçlü iltihap giderici ilaçlardır. Maalesef, kemik kaybına neden olabilirler ve ilaca bağlı osteoporozun en yaygın sebebidirler. Kemik kaybı miktarı ilacın tipine, kullanılan ilacın miktarına ve kişinin o ilacı kullanma süresine bağlıdır. Örneğin, günde 7.5 mg'dan fazla prednol kullanımı sıklıkla kemik kaybına (osteoporoz) ve kırık riskinin artmasına sebep olur. Kortizon benzeri ilaçlar kemik kaybını artırarak ve yeni kemik oluşumunu azaltarak kemiğe zarar verir. Aynı zamanda kalsiyum emilimini ve östrojen seviyelerini de azaltır. Kortizon ilaçları alıyorsanız kemiklerinizin ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak, osteoporoz geliştirme riskiniz yüksek olabilir. Kemik gücünüzü ve ne kadarını kaybettiğinizi belirlemek için düzenli kemik yoğunluğu ölçümü (DEXA veya BMD) yaptırmalısınız. Osteoporoza bağlı kemik kırıkları bu şekilde önlenebilir.

OSTEOPOROZ NASIL ÖNLENEBİLİR?

Osteoporozun önüne geçmenin yolları güçlü kemik yapımı ve hayat boyu kemik kaybının önlenmesidir (düzenli egzersiz ve bol kalsiyum alımı). Kemikleriniz ne kadar güçlüyse osteoporoz meydana gelme olasılığı o kadar azdır. Ailenizde osteoporoz varsa yani genetik olarak osteoporoza yakalanma riskiniz varsa akıllı yaşam biçimi seçenekleriyle osteoporozun önüne geçebilir ya da osteoporozu yavaşlatabilirsiniz. Otuz yaşından önce, mümkün olduğunca çok kemik kütlesi yapmak için adımlar atabilirsiniz. Bu yaşamınızın sonraki yıllarında kemik kaybı hızını yavaşlatmaya yardımcı olabilir (kalsiyum alınımı arttırın, sigara içmeyin; fazla alkol almayın ve düzenli olarak kilonuzu koruyacak egzersiz yapın). Çok zayıf olmak kemik kaybına yol açabilir. Osteoporoz riskiniz yüksekse menapozdan sonra doktorunuz hormon tedavisi ya da başka ilaçlar verebilir.

Kalsiyum Alımını Artırın

Kalsiyum alımı sadece kemik yoğunluğunu değil, vücudun diğer işlevlerini de etkiler. Kaslarınızın kasılması, kalbinizin çarpması ve kanınızın normal olarak pıhtılaşması için vücudunuz kanınızda belirli bir seviyede kalsiyum muhafaza etmelidir. Bu fonksiyonları devam ettirmek için kalsiyum alımı yetersiz olduğunda vücut kan seviyelerini normal tutmak için vücut kemiklerden kalsiyumu çekerek kana verir. Kalsiyum ihtiyacınız cinsiyetinize, yaşınıza ve osteoporoz riskinize bağlıdır. Çoğu yetişkin yiyecek ve/veya kalsiyum katkılarından 1000 ila 1500 mg günlük kalsiyuma ihtiyaç duyar. Maalesef, çoğu insan diyetlerinden bu günlük ihtiyacın yaklaşık yarısını alır. Yeterince kalsiyum alımı özellikle 30 yaşın altında bir kadın iseniz önemlidir. Çünkü vücudunuz hala kolaylıkla emip kemiklere depolayabilmektedir. Uzmanlar gençlere ve hamile ya da emziren kadınlara günde 1500 mg kalsiyum alınmasını önermektedir. Yaşlandıkça, vücudunuz kalsiyumu bağırsaklardan o kadar kolay ve etkili emip kemiklere depolayamaz. Günlük kalsiyum alımını 1500 mg a çıkarmak, elli yaşından sonraki bu yetersizliği gidermenin önemli bir yoludur. Yeterince D vitamini almakta önemlidir. D vitamini bağırsaklarınızdan emilen kalsiyum miktarını artırır. Güneş ışığına maruz kaldığınızda vücudunuz D vitamini üretir. D vitamininden zengin besinler karaciğer, balık yağı ve D vitamini ile güçlendirilmiş süttür.

Kalsiyum Kaynağı Yiyecekler

Yiyecekler en iyi doğal kalsiyum kaynağıdır. Diyetinizdeki kalsiyum miktarlarını daha fazla süt ürünü alarak artırabilirsiniz. Süt, peynir ve yoğurt en fazla kalsiyumu içerir bir bardak sütte yaklaşık 300 mg yani günlük kalsiyum ihtiyacınızın dörtte biri kadar kalsiyum vardır. Diyetinize yağ ve kalori eklememek için, kaymaksız ya da az yağlı süt ürünleri satın alın. Çünkü bu ürünler de aynı miktarlarda kalsiyum sağlarlar. Kalsiyumu yüksek diğer yiyecekler yeşil yapraklı sebzeler, midye, sardalye, istiridye ve bademdir. Portakal suyu, ekmek gibi yiyecekler kalsiyumla güçlendirilebilir.

Kalsiyum Kaynağı Katkılar

Süt ürünlerini sevmiyor ya da yiyemiyorsanız, kalsiyum katkılı yiyecekler alamadığınız kalsiyumu telafi edebilir. Kalsiyum katkılarının içerdiği kalsiyum miktarları çok farklıdır. Kalsiyum karbonat en yüksek oranda kalsiyum içerir. Kalsiyum katkısı alıyorsanız mutlaka yemeklerle birlikte alın ve günde altı ile sekiz bardak su için. Bazı kalsiyum katkılarında yüksek miktarda demir bulunur ve bu da hamile ve emziren kadınlar için potansiyal olarak tehlikelidir. Hangi katkının size uygun olduğu konusunda doktorunuza danışın.

Sigara İçmeyin

Sigara içenlerin kırık riski içmeyenlere göre daha fazladır. Çünkü sigara içmek kemik kütlesini azaltır. Tipik olarak sigara içenler içmeyenlere nazaran 2 ila 5 kg daha az kilodur ve buda onları daha büyük risk altına sokar. Sigara içen kadınlarda menapoz daha erken başlar ve sigara içmek kadınların östrojen seviyelerini düşürür. Bu iki faktör osteoporoz riskini artırır. Bunların yanı sıra sigara içmek östrojen tedavisinin yararlarını ortadan kaldırabilir.

Çok Alkol Almayın

Çok alkol tüketen kişilerin osteoporoz geliştirme riski daha fazladır çünkü kemik kütleleri daha azdır. Daha hızlı kemik kütlesi kaybederler. Bu kemik kaybı alkolün kemiğe etkisinin doğrudan bir sonucu olabilir. Çok alkol içmek düşüp bir yerini kırma ihtimalini de artırır. Alkol alıyorsanız, kemikleri sağlıklı tutmak için günde en fazla iki kadeh alkolü içecek almalısınız.

Egzersiz

Kemiklerinize ağırlık veren ya da onlar üzerinde yer çekim gücünü artıran egzersizler (ağırlık egzersizleri) kemik kütlesini korumanıza yardımcı olabilir. Günlük aktivitelerde ve egzersizde meydana gelen basınç ve kuvvet değişiklikleri kemiklerin kütlesinin artmasına neden olur. Vücudunuzu yer çekiminin kuvvetine karşı hareket ettirdiğinizde ve kaslarınızı güçlendiren egzersizler yaptığınızda kemikler bu tip harekete daha güçlenerek tepki verirler. Kemiklerinizi güçlendiren ve kilonuzu koruyan bazı egzersizler aerobik, dans, kayak, tenis ve yürümedir. Uzmanlar kemik kütlesi kaybını önlemek için tam olarak ne kadar egzersiz yapmanız gerektiğini bilmemektedirler. Çünkü çoğu egzersiz rehberi kemik sağlığı ile ilgili değil kalp sağlığı ile ilgilidir. Makul bir hedef haftada 3-4 kez 30 dakika egzersiz yapmaktır. Hepsini birden yapmak istemezseniz her seferinde 10-15 dakika egzersiz yapabilirsiniz. Fiziksel olarak aktif değilseniz ya da aşağıdaki koşullardan biri size uyuyorsa bir egzersiz programına başlamadan doktorunuza danışın. Osteoporoz ya da kırık öyküsü, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, felç, yüksek kolesterol ya da ailede kalp hastalığı hikayesi, egzersiz yaparken ya da yaptıktan sonra göğüste, boyunda, omuzda ya da kolda ağrı ya da baskı hissi, egzersizden sonra sersemlik ya da şiddetli nefes darlığı, şeker hastalığı.

Östrojen Alın

Menapoz dan sonra yumurtalıklar östrojen hormonu üretmeyi kesince kadınlar kemik kütlesi kaybederler. Adet dönemlerini kontrol eden bu hormon kemiklerde kalsiyumu korumaya yardımcı olur ve kemik kütlesini devam ettirir. Östrojen alımı göğüs ve rahim kanseri riskinizi artırabilir. Bu yüzden östrojen alıyorsanız, doktorunuzla sürekli irtibat halinde olmalısınız. Aşağıdaki faktörlerden herhangi birisi sizde varsa östrojen almamalısınız.

  • Ailede ya da kendinizde göğüs yada rahim kanseri varsa
  • Kan pıhtılaşması ile ilgili hastalığınız varsa (tromboz, emboli)

Düşmemeye Çalışın

Yaşınız ilerledikçe düşüp bir yerinizi kırma ihtimalini artar. Bu ihtimalin artma sebebi yaş ilerledikçe kolay hareket edebilme kabiliyetinin kaybı, görmenin azalması, hastalık ya da ilaçların neden olduğu sersemlik olabilir. Küçük bir düşme bile osteoporozun zayıflattığı bir kemiği kırabilir. Düşme riskini; düzenli egzersiz yaparak ve sağlam, kaymayan tabanı olan alçak topuklu ayakkabılar giyerek azaltabilirsiniz. Düzenli göz muayenesi olmak ve ihtiyacınızın olduğunda gözlük ya da lens takmak görme kabiliyetinizi arttırabilir. Sersemliğe neden olabilecek herhangi bir ilaç alıyorsanız doktorunuza danışın. Evinizi daha güvenli bir yer haline getirmek ve düşme ihtimalini azaltmak için şunları yapmanız önerilmektedir.

Işıklar

  • Koridorları, merdivenleri ve odaları iyi aydınlatın
  • Koridorlara, banyo ve yatak odalarına gece lambaları takın
  • Yatağınızın yanında bir el feneri bulundurun ve gece kalkarsanız kullanın

Katlar

Sabit olmayan halılar kullanmayın, eğer kullanmanız gerekirse de altının kaymamasına dikkat edin

  • Halının tüm kenarlarının raptedilmesini sağlayın
  • Zeminde kaydırmayan cila kullanın
  • Elektrik kablolarını yoğun olarak kullanılan yerlerden uzak tutun
  • torunlarınızın oyuncaklarının mümkün olduğunca ayağınıza takılıp düşebileceğinizi unutmayın ve bu yönde önlemler alın

Merdivenler

  • Merdivenlerin alt ve üst başlarına elektrik düğmesi taktırın
  • Merdivenlerin üzerini kaydırmayan malzeme ile kaplayın
  • Sağlam trabzanlar yaptırın ve kullanın

Banyo

  • Küvetin yanına tuvalete ve duşa tutamaklar yaptırın
  • Kaymayı önlemek için küvette lastik ya da yapışan bir tabanlık kullanın

Mutfak

  • Sık kullanılan malzemelerin kolaylıkla erişilebilir olmasına dikkat edin
  • Üst raflardaki malzemelere erişmek için sağlam bir merdiven kullanın

OSTEOPOROZ TANISI NASIL KONUR?

Bir kemiğiniz kırılana, boyunuz kısaldığını fark edene ya da sırtınızın üst kısmını öne eğildiğini hissedene(kamburlaştığınızı fark edene) kadar osteoporoz bulgularından habersiz olabilirsiniz. Fakat doktorunuzun osteoporozunuz olup olmadığını ya da geliştirme riski taşıyıp taşımadığınızı belirlemek için çeşitli yöntemleri vardır. Genel sağlığınız, hastalıklarınız, ilaçlarınız, kırıklarınız, diyetiniz ve aile geçmişiniz özellikle önemlidir. Kemiklerinizi zayıflatan diğer hastalıkları araştırmak için muayeneye ilave olarak kan ve idrar tahlilleri gerekebilir. Osteoporoz geliştirme riskiniz varsa, hastalığın işaretleri görülüyorsa doktorunuz kemik yoğunluğu testi (DEXA veya BMD) isteyecektir. Hiç kemiği kırılmamış hastalarda kırık riskini önceden kestirmenin en iyi yolu bu testtir. Özellikle hastalığın erken dönemlerinde kırık olmadan osteoporoz teşhis etmek için yararlı çok yararlı bir testtir. Bu test menapoza giren tüm kadınlarda yapılmalıdır; kortizon alanlar; şüpheli omurga kırığı olanlar; ve kalsiyum metabolizmasını etkileyen hastalığı olanlarda da bu test yapılmalıdır. Bu test aynı zamanda osteoporoz önleme ve tedavi takibi için de kullanılır. Kemik ölçümü çabuk, ağrısız ve pahalı olmayan bir testtir. DEXA taraması çok hassas bir kemik yoğunluğu ölçme yöntemidir ve yüzde bir kemik kaybını bile ölçebilir. DEXA taraması sadece kemik kaybını teşhis etmek için değil zaman içinde ve tedavi süresince kemik yoğunluğunun belgelendirmek için de kullanılır. Özel Tomografi taramaları da kemik yoğunluğunu da ölçebilir. Kemiklerin röntgenleri kırıkları belirlemeye yardım eder. Fakat röntgenler kemik yoğunluğu belirlemede kesin değildir. Diğer yoğunluk ölçüm yöntemleri faydalıdır ama o kadar kesin değildir. Doktorunuz osteoporoza katkıda bulunan ikinci derecede faktörleri ortaya çıkarmak için laboratuar testleri yapılabilir.

Bu testler:

  • Serum kalsiyum testi
  • Serum fosfor testi
  • Serum protein (albumin) testi
  • Tiroid hormonu testi (TSH)
  • ALP testi
  • Karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri

OSTEOPOROZ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Osteoporozu önlemek için atabileceğiniz adımların çoğu kalsiyum alımını arttırmak, düzenli egzersiz yapmak, östrojen almak ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmektir. Doktorunuz hastalığınız için hangi tedavilerin uygun olduğunu belirlemede yardımcı olabilir.

Kalsitonin (miacalcic) adı verilen bir hormon kemik yıkımının kontrolü için ve omurga kırığı olan hastaların ağrılarını hafifletmek için kullanılabilir.. Bu hormon esas olarak omurga kırığı için reçete edilir. Enjeksiyon ve burun spreyi olarak şu anda bulunmaktadır. Bisfosfolatlar osteoporozdan kaynaklar kemik kaybını yavaşlatan kemik yoğunluğunu yeniden saylayan ve kemik gücünü artıran bileşiklerdir.

Alendronat (Fosamax, Osteomax), Risedronat (Actonel), İbandronik asit (Bonviva) osteoporoz tedavisinde kullanılan bifosfonatlardır. Bu ilaçlar kemik yoğunluğunu artırmaktadır. Omurga ve kalçada kırık riskini azaltmaktadır.

Kalsiyum ve D vitamini ilaçları (Cal D vita, Calcinet D3, Calcimax D3 vb..) günde 1 veya 2 kez yemeklerden sonra kullanılmalıdır.

Kırıkta alcı sargı ya da cerrahi müdahale yapılabilir.

Fizik tedavi, egzersiz, ağrı kesici ve uygun dinlenme kırığı doğru tedavisi için önerilir.

Medical Park

Tanı ve Tedavi Üniteleri
Haberler

Mide mikrobu ve ülserler...

Mide ülserlerinin kısaca tanımlanması ve...

devamı

Osteoporoz nedir? ...

Osteoporoz en yaygın metabolik kemik hastalığıdır....

devamı

Özofagus (Yemek Borusu) kanseri nedir?...

Özofagus (Yemek Borusu) kanseri nedir? Özofagusun...

devamı

Reflü Nedir ve Nasıl Oluşur?...

Reflü kelime anlamı olarak geriye kaçış demektir....

devamı

Renk Körlüğü Nedir?...

Renk körlüğü değişik renkleri ve gölgeleri...

devamı

INTERNATIONAL PATIENT CENTER

:
*
:
*
:
*
:
*
:
*
:
*
:
Mr Ms
*
:
*
:
*
:
*
:
*
: Güvenlik Kodu

 
 
*

Send

Message Sent Successfully.

Error Occurred, Please, try again later.