satır arası

Toplumda en sık rastlanan sağlık şikayetlerinden birisi baş ağrısıdır. Genel popülasyonun %48.9’unda gözlenen baş ağrısı, her yaştan, ırktan, sosyoekonomik kesitten insanı etkiler. Kadınlarda, erkeklere oranla daha sık rastlanır. Bazı baş ağrıları insanları bitkin düşürebilir ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.

Yapılan çalışmalar aile hekimlerine başvuran 10 kişiden birinin baş ağrısı şikayeti nedeniyle geldiğini göstermiştir. Ayrıca nörolojiye yapılan her 3 sevkten biri de baş ağrısı nedeniyle gerçekleşmektedir.

Baş ağrısı nedir?

Başın herhangi bir bölgesinde meydana gelen baş ağrısı, tüm insanlığın hayatının bir bölümünde tecrübe ettiği bir şikayettir. Acil servislere yapılan başvuru nedenleri arasında ise %3’lük dilimi kapsar. Baş ağrılarının %96’sı iyi huylu karakterdedir ancak geri kalan kötü seyirli bağ ağrısı vakaları, erken müdahalenin hayat kurtarıcı olduğu acil durumlar arasındadır. Acil servis hekimleri bu tarz seyretme eğilimindeki vakaları dikkatlice analiz ederek hastanın tıbbi öyküsünü alır ve fizik muayenesini gerçekleştirir. Sonrasında altta yatan duruma dair bir fikir elde etmek amacıyla çeşitli laboratuvar tekniklerine ve radyolojik görüntüleme yöntemlerine başvurulur.

Baş ağrısı çeşitleri nelerdir?

Uluslararası Baş Ağrısı Derneği, baş ağrılarını 14 ana grup ve yüzlerce alt grup halinde sınıflandırmıştır. Baş ağrıları altta yatan başka bir sağlık problemi nedeniyle oluşmuyor ve doğrudan doğruya baş ağrısı tablosuyla ortaya çıkıyorsa, buna primer baş ağrısı denir. En çok gözlenen tipleri migren, gerilim tipi ve küme baş ağrılarıdır.

Sekonder baş ağrıları ise yüzde 10 oranında görülen, nedeni belli bir hastalığa bağlı olarak, beyin damar hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, beyin tümörleri, göz hastalıkları, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkan baş ağrılarıdır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), neredeyse herkesin hayatının bir bölümünde baş ağrısı yaşadığını belirtmektedir. Baş ağrısı her ne kadar “başın herhangi bir bölümünde meydana gelen ağrı hissi” olarak tanımlanıyor olsa da bu şikayetin ciddiyeti kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Bazı belirtilerin eşlik ettiği baş ağrıları acil müdahale gerektiren ağrılar olduğu için dikkatli olunması gerekir. Ense sertliği, deri döküntüsü, kusma, sersemlik, konuşma güçlüğü, 38 derece ve üzeri ateş, vücudun bir bölümünün felç olması veya görme kaybı gibi belirtilerin baş ağrısına eşlik etmesi, mevcut durumun acil müdahale edilmesi gerekebilen baş ağrısı olarak nitelendirilmesini sağlar.

Primer baş ağrıları hem bir belirti hem de tek başına birer olgu olarak kabul edilirler. Bu baş ağrılarında tetikleyici faktör herhangi bir hastalık ya da alerjik durum değildir. Primer baş ağrıları epizodik (ataklar şeklinde) veya kronik (uzun seyirli) olarak meydana gelebilir. Epizodik baş ağrıları ara sıra belirgenleşip sonra kaybolma eğiliminde olan ağrılardır. Epizodik baş ağrılarının süresi 30 dakika ile birkaç saat arasında değişiklik gösterir. Kronik baş ağrıları devamlı ağrılardır. Genellikle bir ayın çoğu gününde mevcut olan bu ağrılar günlerce sürebilir. Bu tarz baş ağrılarının tedavisinde ağrı kontrol yöntemlerine başvurulması esastır.

Birçok farklı türde baş ağrısı mevcuttur:

  • Gerilim Tipi Baş Ağrısı

En sık karşılaşılan baş ağrısı türü gerilim tipi baş ağrısıdır ve bu durum genellikle 20 yaş üzerindeki kadınları etkiler. Hastalar gerilim tipi baş ağrısınının başın etrafında sıkı bir şekilde bant varmış gibi hissettirdiğini ifade eder. Gerilim tipi baş ağrıları boyun ve kafatasında yer alan kasların gerilmesi sonucu meydana gelebilir. Vücudun yanlış pozisyonda uzun süre tutulması ya da stres gibi durumlar gerilim tipi baş ağrısı için kolaylaştırıcı faktörler arasında değerlendirilir.

  • Küme Tipi Baş Ağrısı

Küme tipi baş ağrısı, zonklayıcı türde olmayan ancak yüzün bir tarafında veya göz arkasında belirgin yanıcı tarzda ağrı ile karakterizedir. Bu tip baş ağrıları ortaya çıktıktan sonra gözlerde sulanma ve burun akıntısı gibi belirtiler baş ağrısına eşlik eder. Uzun bir süre boyunca devam etme eğiliminde olan küme tipi baş ağrısında bu süreç bazen 6 hafta sürer. Küme tipi baş ağrıları haftanın her günü ve bazen günde bir kezden fazla sayıda ortaya çıkabilir. Ortaya çıkmasının altında yatan neden tam olarak anlaşılamamış olsa da, bu nadir tipteki baş ağrılarından en çok 20 ile 40 yaş arasındaki erkekler etkilenir.

Küme tipi baş ağrıları ataklar şeklinde meydana gelir. Bu atakların süresi ise kişiden kişiye değişmekle birlikte 15 dakika ile 3 saat arasındadır. Çoğu hastada ortalama olarak günde 1-4 arası sayıda atak meydana gelir. Bu ataklar genellikle günün aynı saatinde oluşma eğilimindedir. Bir atağın bitiminin ardından diğeri oluşarak kümelenme gösterirler.

  • Migren

Ciddi seyirli bir baş ağrısı türü olan migren, genellikle yüzün sadece bir yarısında ortaya çıkan zonklayıcı tarzda baş ağrısıdır. Migren kendi içerisinde birçok alt türe ayrılır. Kronik migren baş ağrısı bu alt türlerden biridir ve bir aylık sürenin en az 15 gününde ortaya çıkar. Bir diğer migren türü olan hemiplejik migrende ise inme benzeri şikayetler meydana gelir. Bu tip bir migren hastasında baş ağrısı olmadan bulantı, görme sorunları ve sersemlik gibi belirtiler oluşur.

Bazı migren hastalarında baş ağrısına çeşitli görsel belirtiler de eşlik edebilir. Bu durum bu hasta grubunda yaklaşık olarak her 5 kişiden 1’ini etkiler ve bu belirtiler baş ağrısı oluşmadan önce meydana gelme eğilimindedir. Aura dönemi olarak adlandırılan bu süreçte kişiler, yanıp sönen ışıklar, parıltılar, çapraz çizgiler, yıldız ya da kör nokta gibi görsel problemler yaşadıklarını tarif etmektedir. Aura döneminde, yüzün ya da vücudun bir bölümünde meydana gelen karıncalanma ya da konuşma güçlüğü gibi belirtiler de semptomlar arasında yer alabilir. Ancak bu migren belirtileri ile inme belirtilerinin benzerlik göstermesi nedeniyle bu tarz şikayeti bulunan kişilerin en kısa sürede sağlık kuruluşlarına başvurması önerilir.

Migren baş ağrısı ailesel geçiş gösteriyor olabilir bu nedenle çeşitli sinir sistemi durumları ile ilişkili olabileceği düşünülür. Kadınlar erkeklere göre migrene yaklaşık olarak 3 kat daha yatkındır.

  • Gök Gürültüsü Baş Ağrısı

Gök gürültüsü baş ağrısı, aniden ortaya çıkan, beklenmedik ve ciddi seyirli bir baş ağrısı tipidir. Hiçbir uyarıcı bulgu olmadan sinsice başlar ve yaklaşık 5 dakika boyunca devam eder. Bu baş ağrısı özellikle beyindeki kan damarlarını ilgilendiren ve en kısa sürede müdahale edilmesi gereken problemlere bağlı olarak oluşur.

  • Yüksek Tansiyon Baş Ağrısı

Yüksek tansiyon (kan basıncının yükselmesi), bazı kişilerde baş ağrısı şikayetinin oluşumuna neden olabilir. Tansiyona bağlı oluşan baş ağrısı tıbbi desteğe işaret eden alarm bulgulardan biri kabul edilir. Hipertansiyon baş ağrısı başın her iki tarafını da etkiler ve karakteristik olarak fiziksel aktivite sırasında kötüleşme eğilimindedir. Pulsatil (atım şeklinde) olarak oluşan ağrıya görme kaybı, uyuşukluk, burun kanaması, göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi önemli belirtiler eşlik edebilir.

Baş ağrısı sebepleri nelerdir?

Baş ağrısının nedenleri nelerdir sorusuna verilecek cevap baş ağrısının tipine göre değişmektedir. Örneğin; primer tipi baş ağrılarında, genetik olarak yatkın kişilerde, çevresel faktörler beyinde bir aktivasyon yaratırlar. Bu aktivasyon, beyin damarlarında genişleme yapar ve kimyasal maddeler açığa çıkar. Bunlar sinirleri uyararak ağrıya neden olur.

Sekonder tip baş ağrılarının altında ise çok farklı neden olabilir. Örneğin enfeksiyonlar (sinüs, kulak, beyin zarı iltihapları), kan damarlarındaki hasarlar (anevrizma, malformasyonlar, damar tıkanıklıkları), tümörler, hipertansiyon nedenlerden sadece birkaç tanesidir. Bu sebeple sekonder tip baş ağrılarının sebebinin belirlenmesi hayati önem taşır. Ayrıca kadınlarda adet sırasında baş ağrısı da görülebilir. Bunun haricinde stres de önemli bir tetikleyici faktördür.

Sekonder tip baş ağrısı nedenleri şu şekilde özetlenebilir:

  • Beyin tümörü veya beyin anevrizmaları şiddetli baş ağrısı ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu tarz problemlerde görülen baş ağrısı kafa içi hacmin sınırlı olmasına ve yer kaplayan bir lezyonun kafa içi basıncında artışa neden olmasından kaynaklanır.
  • Omurganın boyun bölgesindeki kısmı servikal omurga olarak isimlendirilir. Servikojenik baş ağrıları bu bölgedeki omurların dejenerasyona uğramaya başlaması ve omurilik kanalına bası yapmasından kaynaklanır. Bu rahatsızlığa sahip kişilerde baş ağrısına ek olarak yoğun bir boyun ağrısı da ortaya çıkar.
  • Bazı ilaçların yanlış kullanımı da baş ağrısı sebebi olabilir. Özellikle ağrı kontrolünde kullanılan ilaçların fazla kullanımı ya da ani olarak kesilmesi baş ağrısı ile sonuçlanabilir.
  • Meninksler beyin ve omuriliği saran zar şeklindeki koruyucu yapılardır. Bu zarların iltihaplanması menenjit olarak isimlendirilir. Menenjit gelişimi sonrasında kişilerde baş ağrısı ortaya çıkabilir.
  • Bazı kişilerde travma sonrasında baş ağrısı ortaya çıkabilir. Baş bölgesinde meydana gelen düşme, trafik kazası ya da kayak yaralanmaları gibi travmalar sonrasında post travmatik olarak tanımlanan baş ağrısı meydana gelir.
  • Solunum havası sinüs adı verilen boşlukları dolaşarak nemlenir ve ısıtılır. Bu yapılarda iltihaplanma meydana gelmesi yüz bölgesindeki bu boşluklarda basınç hissinin oluşmasına ve baş ağrısı gelişimine neden olabilir.
  • Spinal baş ağrıları, beyin omurilik sıvısının azalmasına bağlı olarak meydana gelir. Bu duruma en sık olarak epidural ya da spinal anestezi işlemleri sonrasında rastlanılır.

Bu sebepler dışında yapılan bazı çalışmaların sonucunda kadınların yaklaşık olarak %39’unda doğumu takiben ilk bir hafta içerisinde baş ağrısı ortaya çıktığını tespit etmiştir. Postpartum baş ağrısı olarak tanımlanan bu durum östrojen seviyesindeki değişiklik nedeniyle ortaya çıkıyor olabilir. Doğum sonrası östrojen seviyesinin düşmesi aynı zamanda depresyon gelişimi ile de sonuçlanabilir. Östrojen seviyesine ek olarak stres, uyku hijyeninin bozulması, halsizlik ve dehidratasyon gibi durumlar da postpartum baş ağrısı gelişiminde rol oynayan faktörler arasında yer alır.

Sürekli baş ağrıları neden olur?

Sürekli ağrılarda sekonder bir neden olup olmadığı araştırılmalıdır. Daha önce periyodik gelen ağrıları olan hastalarda bu ağrılar süreklilik kazanmış ise hastanın çok sayıda ağrı kesici ilaç kullanmış olabileceği ya da altta psikolojik nedenlerin yatıyor olduğu olasılığı akla gelebilir. Ancak beyin kanaması sonrası oluşan hematom (kan toplanması), beyin toplar damarlarında pıhtı, menenjit ve temporal arterit gibi rahatsızlıkların da geçmeyen baş ağrısı nedeni olabileceği unutulmamalıdır.

Baş ağrısı nasıl geçer?

Baş ağrısında eğer altta yatan bir sağlık sorunu varsa (sinüs enfeksiyonu vs. gibi) konunun uzmanı hekimden ilgili tedavi alınır. Bunun haricinde primer baş ağrılarında, özellikle de migrende, nöroloji uzmanı tıbbi özgeçmişinizi alarak ve muayene ederek ilgili tedaviyi başlatır.

Baş ağrısı tedavisinde denenecek birçok ilaç bulunur. Migren tedavisindeki hedef, tetikleyici faktörleri azaltmak, sinir sistemindeki hassasiyeti ve ağrı sırasında ortaya çıkan damar ve damar çevresindeki olayları baskılamaktır. Temel tedavi, koruyucu ve atak tedavisi olmak üzere ikiye ayrılır. Burada hastanın ağrılarının sıklığı tedavi kararında etkilidir. Örneğin, hastanın ağrıları ayda sadece bir iki kez görülüyorsa, bu hasta için atak tedavisi planlanır.

Ağrının kontrolü amacıyla basit ağrı kesiciler, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, ergotamin etken maddeli ilaçlar veya triptan grubu ilaçlara başvurulabilir. Ağrı kesici ilaçlar genelde masum görünen ilaçlar olsa da, sürekli kullanıldıklarında özellikle böbrek parankimi ve diğer organlar üzerinde geri dönüşümsüz hasarları olabilir. Bu nedenle sürekli kullanımı tavsiye edilmez. Ağrı kesiciler atağın başında alınmalıdır.

Koruyucu-önleyici tedavi ise bir ay içinde atak sayısı dört ve üzerinde ise tercih edilir. Koruyucu tedavide ilaçlar her gün alınır. Kalp ilaçları, depresyon ilaçları veya epilepsi ilaçları bu amaçla kullanılır. Bu tip ilaçlar, kesinlikle doktorun reçetelendirmesi olmadan ve danışılmadan alınmamalıdır.

Bütün bu tedaviler dışında baş ağrılarında kullanılan bir takım alternatif tedavi yöntemleri vardır. Bunlara örnek olarak;

  • Gerilim tipi baş ağrısında biofeedback (geri iletim - gevşeme eğitimi),
  • Migrende akupunktur
  • Kronik ağrılarda derin doku masajı gibi terapiler nefes egzersizleri, aromaterapi, riboflavin, magnezyum, ‘feverfew’ bitkisi içeren ürünler bazı kişilerde katkı sağlayabilen uygulamalar arasında yer alır.

Botox son yıllarda baş ağrısı tedavisinde de kullanılmaya başlansa da, sık gelen ve kronik ağrılarda bir tedavi alternatifi olmakla birlikte çok pahalı olması nedeniyle öncelikli olarak kullanılan, pratik bir tedavi değildir.

Baş ağrısını engellemek için bir takım yaşam stili değişiklikleri yapabilirsiniz. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Baş ağrısı tetikleyicilerinizi keşfedin, genelde günün hangi saati ve hangi aktiviteleri yaptıktan sonra başınızın daha fazla ağrıdığını hissettiğiniz not edin. Bu aktiviteleri imkanınız varsa azaltın.
  • Alkol tüketiminizi sınırlayın. Alkol özellikle de kırmızı şarap baş ağrısına neden olmaktadır.
  • Nitrat içeren işlenmiş gıdalar, baş ağrısına neden olabilir. Bu gıdalara örnek olarak çikolata, işlenmiş etler verilebilir. Nitratlar vücuttaki kan damarlarına etki ederler. Bu nedenle beyindeki damarlar ile etkileşime girerek baş ağrısına sebep olabileceği düşünülmektedir.
  • Uyku kalitesi ve süresi sağlıklı yaşam için önemli olmasının yanı sıra migren veya baş ağrısı ataklarından korunmak için de önemli bir unsurdur.
  • Uzun süre bilgisayar ya da cep telefonu kullanımı sonrasında ense kaslarında bir takım yorulmalar ve ağrılar gözlenebilir. Bu gibi durumlarda sık sık pozisyon değiştirmek ağrı duymayı engelleyebilir.
  • Açlık bir baş ağrısı tetikleyici olduğundan dolayı öğünleri atlamamak baş ağrısından korunmak için önemlidir.
  • Bazı baş ağrı çeşitleri stres ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle yaşamınızda stresle başa çıkmak hem baş ağrılarınızın kontrolü hem de yaşam kalitenizi artırmanız açısından çok önemlidir.

Başı ağrıyan hasta ne zaman mutlaka doktora başvurmalı sorusunun yanıtı şu şekilde özetlenebilir:

  • Ağrı sürekli ve artan şiddette ise
  • İlk kez ağrıyla tanışan kişinin yaşı 10’un altında, 50’nin üstündeyse,
  • Daha önce mevcut olan ağrının şiddeti, şekli değiştiyse, tedaviye cevap vermiyorsa,
  • Uykudan uyandırıyorsa
  • Işığa karşı hassasiyet, bulantı ve kusma gibi belirtiler eşlik ediyorsa
  • Ateş veya boyun sertliği ile birlikte baş ağrısı varsa
  • Baş ağrısı şimdiye kadar hayatında karşılaştığı en şiddetli ağrıysa ve ağrı bir fiziksel aktivite sırasında (ağır bir yük kaldırmak, cinsel ilişki) ortaya çıkmış veya şiddetini arttırmışsa mutlaka doktora gitmek gerekir.

Kendinizde yukarıda bulunan etmenleri gözlemliyorsanız muhakkak bir nöroloji uzmanına danışın.

Sağlıklı ve ağrısız günler dileğiyle…

satır arası

Uzm. Dr.
İbrahim Mumcuoğlu
Nöroloji
Medical Park Tokat
1449213

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.