satır arası

Boğaz ağrısı kendini; boğazda yanma, ağrı ve kuruluk olarak gösterebilen bir sağlık problemidir. Toplumda sık rastlanan, yaygın şikayetlerden birisidir. Yapılan araştırmalar her yıl 13 milyona yakın kişinin boğaz ağrısı şikayetiyle sağlık kuruluşlarına gittiğini ortaya çıkarmıştır. Çoğu boğaz ağrısı enfeksiyonlardan veya kuru hava gibi çevresel faktörlerden kaynaklanır. Boğaz ağrısı insan yaşam standardını düşürmesine rağmen çoğunlukla kendiliğinden iyileşme eğilimi gösterir.

Faranjitten kaynaklanan ağrılar genellikle ağzın hemen arkasındaki alanı etkiler ve ağrı bu alanda yoğunlaşır. Tonsilit, yani bademciklerin şişmesi ve kızarması ağzın arkasındaki yumuşak dokunun ağrımasına neden olur. Larenjit ise ses tellerinin ağrımasıdır. Boğaz ağrısından dolayı yutkunmakta veya konuşmakta zorluk çekilir. Ağrının olduğu zamanlarda genellikle boğaza bakıldığında kızarmış olarak gözükür. Bazen bademcikler üzerinde beyaz lekeler veya irinler meydana gelir. Bu beyaz lekeler iltihap olabilir ve bakteriyel bir hastalığın sonucu olabilir.

Bazı durumlarda boğaz ağrısına burun tıkanıklığı, burun akması, hapşırma, öksürük, ateş, titreme, vücut ağrıları, baş ağrısı, iştah kaybı ve zor yutkunma da eşlik eder. Bu durumlardan her birisi başka bir hastalığı işaret edebilir.

Boğaz ağrısı nedenleri nelerdir?

Boğaz ağrısı enfeksiyon hastalıklarından yaralanmalara kadar birçok şekilde ortaya çıkabilir. Ancak ağrıların yüzde doksanlık kısmı virüslerden kaynaklanır. Soğuk algınlığı, grip, tükürük yoluyla bulaşan bir hastalık olan mononükleoz, kızamık, su çiçeği ve kabakulak boğaz ağrısı nedenlerinin başlıcalarını oluşturur. Kızamık, su çiçeği ve kabakulak çoğunlukla çocuklarda görülmekle birlikte boğaz ağrısı bu hastalıklara eşlik eder. Soğuk algınlığı ve grip ise çoğunlukla boğaz ağrısı ile birlikte kendini gösterir.

Bunun yanında bakteriyel enfeksiyonlar da boğaz ağrısına neden olabilir. Bakteriyel enfeksiyonların neden olduğu boğaz ağrılarında, boğazda pamuksu, beyaz bir görüntüde iltihap gözlemlenebilir.

Herhangi bir maddeye karşı alerjinizin olması o madde ile karşılaşmanız sonrasında bağışıklık sisteminizin bu madde zararsız olsa bile aşırı tepki verdiği durumları tanımlar. Çeşitli besin maddeleri, bitkiler, toz, polen ve diğer bitkisel maddelere karşı alerji meydana gelebilir. Ayrıca bağışıklık sistemi polen, çim ve evcil hayvan gibi alerji tetikleyicilere tepki gösterdiğinde; burun tıkanıklığı, göz sulanması, hapşırma ve boğaz tahrişi gibi semptomlara neden olan kimyasallar serbest bırakabilir. Bu gibi durumlarda burunda oluşan aşırı mukus boğaz arkasına damlayabilir.

Postnazal damlama olarak ifade edilen bu akıntı boğazı tahriş eder ve boğaz ağrısı oluşur. Aşırı üretilmiş mukusun genizin arkasında sinüslerden sürekli damlaması, mevsimsel değişiklikler, çeşitli ilaçlar, baharatlı yiyecekler, septum deviasyonu ve kuru hava gibi durumlarla hastalık tetiklenebilir. Postnazal damlaması olan kişilerde boğaz ağrısına ek olarak ateşin olmaması, kötü ağız kokusu, sürekli yutkunma ihtiyacı olmaması, gece kötüleşen öksürük ve midede aşırı mukus birikimi sonrası bulantı gibi diğer belirtiler de ortaya çıkabilir.

Kuru havalardan ya da nefes alıp vermeyi ağızdan gerçekleştirilmesinden dolayı zaman zaman ağız kuruyabilir ve bu da boğaz kuruluğuna neden olabilir. Böyle durumlarda da boğaz ağrısı bir belirti olarak karşımıza çıkabilir.

Isıtıcıların ve klimaların çalıştığı kış aylarında, kapalı alanlarda çok fazla bulunan insanlarda boğaz kuruluğu gözükebilir ve bu da boğaz ağrısına neden olur. Hava kirliliği, sigara ve tütün mamulleri kullanımı da boğaz ağrısının ortaya çıkmasında önemli etkenlerdendir.

Bu nedenlerden bazıları geçmeyen ve uzun süreli (kronik) olarak devam eden boğaz ağrısına neden olabilir. Geçmeyen boğaz ağrısı bir grup önemli bulaşıcı hastalık dahil olmak üzere birçok nedene bağlı olarak meydana gelebilir. Alerji, postnazal damlama, ağızdan nefes alıp verme, reflü gibi durumlara ek olarak mononükleoz ve gonore gibi bulaşıcı hastalıklar sırasında da geçmeyen boğaz ağrısı ortaya çıkabilir.

Ağızdan nefes alma özellikle uyku sırasında devam eden kronik bir hal aldığında tekrarlayan boğaz ağrısına neden olabilir. Bu sebeple oluşan boğaz ağrısı sabah ilk uyanıldığında belirgin olup, sıvı tüketimi ile birlikte gerileme eğilimine girebilir. Ağız kuruluğu ve boğaz ağrısına ek olarak ses kısıklığı, halsizlik, ağız kokusu, sersemlik ve göz çevresinde renk koyulaşması gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Reflü hastalığı, yemek borusunun mide ile birleşme bölgesinde besinlerin geçişine izin veren yapıdaki bir sorun sebebiyle mide asidinin geri kaçmasını tanımlayan rahatsızlıktır. Bazen bu mide içeriğinin yemek borusuna geri dönmesi boğaz ağrısı ile sonuçlanabilir. Reflü hastalığına sahip kişilerde geçmeyen boğaz ağrısı dışında, göğüs bölgesinde yanma, ağızda ekşi tat olması ve yutkunma güçlüğü gibi diğer belirtiler de meydana gelebilir.

Mononükleoz hastalığı Epstein Barr virüsü (EBV) nedeniyle oluşan boğaz ağrısı ve bademcik iltihabı gibi belirtiler ile seyreden bir bulaşıcı hastalıktır. Mononükleoz belirtileri 2 aya kadar devam edebilir ve çoğu vakada belirtiler orta düzeyde bir seyir izler ve basit tedavi girişimleri ile kontrol altına alınabilir. Genel olarak grip benzeri belirtiler ile seyreden bu hastalıkta koltuk altı ve boyun bölgesindeki lenf bezlerinde büyüme, ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas güçsüzlüğü ve gece terlemesi gibi belirtiler meydana gelebilir.

Aktif enfeksiyon sırasında mononükleozise sahip kişilerde geçmeyen boğaz ağrısı bu hastalığa dair önemli bir bulgu olarak karşımıza çıkar.

Geçmeyen boğaz ağrısı nedenleri arasında normalde cinsel yolla bulaşan bir rahatsızlık olmasına rağmen gonore de yer alır. Gonore, neisseria gonorrhoeae adı verilen bir bakteri tarafından oluşturulur. Bu rahatsızlık genel olarak genital bölgede enfeksiyona neden olsa da korunmasız oral ilişki sonrasında boğaz bölgesinde de hastalık meydana gelebilir. Boğazın etkilenmesi sonrasında boğazda geçmeyen ağrı şikayeti ortaya çıkabilir.

Boğaz ağrısına eşlik edebilecek belirtileri nelerdir?

Boğaz ağrısına eşlik eden belirtiler ise bu durumun oluşmasındaki nedene bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bazı kişiler boğaz ağrısını konuşma ve yutkunma sırasında hisseder. Bazı kişilerde ise bademciklerin üzerinde püy adı verilen iltihabi oluşumlar tespit edilebilir. Bu beyaz yama şeklindeki iltihaplanmalar genel olarak bakteriler kaynaklı boğaz enfeksiyonlarda ortaya çıkar.

Boğaz ağrısına eşlik edebilecek birçok belirti ve bulgu mevcuttur:

  • Burun tıkanıklığı
  • Burun akıntısı
  • Hapşırma
  • Öksürme
  • Ateş
  • Üşüme ve titreme
  • Boyun bölgesindeki bezlerde büyüme
  • Ses kısıklığı
  • Vücudun çeşitli bölgelerinde ağrı oluşması
  • Baş ağrısı
  • Yutkunma güçlüğü
  • İştah kaybı

Boğaz ağrısı teşhisi nasıl konulur?

Boğaz ağrısının çoğunlukla bir haftalık bir süreçte ortadan kalkması gerekir. Sürecin bir haftayı geçtiği durumlarda bir hekime başvurmanın zamanı gelmiş demektir. Çünkü bir haftalık süreçte geçmeyen boğaz ağrısı, arkasında yatan ciddi bir hastalığın semptomu olabilir. Boğaz ağrısının teşhisi için ilk olarak fiziki muayene gereklidir.

Doktorlar kulak, burun ve boğazın fiziki muayenesi için ışık kaynağına sahip bir alet kullanırlar. Şişmiş bezleri (lenf düğümleri) kontrol etmek için boynu el ile muayene ederler. Steteskop aracılığıyla nefes alıp vermenin normal olup olmadığı konusunda da dinleme yaparlar.

Tüm bunların haricinde laboratuvar testleri de yapılabilir. Ağrılı boğazdan örnek almak için pamuklu bir çubuğun boğaz sıvısına sürülmesi yoluyla örnek alınır. Bu örnek laboratuvar ortamında incelenir. Çoğu laboratuvar birkaç dakika içinde sonuçlanabilecek antijen testi yapar. Ancak daha net bilgi için boğaz kültürü olarak adlandırılan laboratuvar testi de yapılması gerekebilir. Bu testin sonuçlanması 24 saatten 48 saate kadar sürebilir.

Hızlı antijen testleri, a grubu streptokok bakterilerine bağlı ortaya çıkan boğaz ağrısında oldukça etkili bir tanı tetkikidir. Bu testin duyarlılığı %70 ile %90 arasında yapılan laboratuvara göre değişkenlik gösterebilir.

Hızlı antijen testleri adından da anlaşılacağı üzere hızlı bir şekilde sonuç verse de bazı durumlarda kültür testlerine ihtiyaç duyulur. Kültür testi hızlı antijen testlerine göre daha güvenilir ve kesin sonuçlar verir. Yine boğazdan alınan sıvı örneğinin farklı bakteriler yönünden de test edilmesi gerekebilir. Böylece semptomun ortaya çıkma nedeni daha net bir şekilde öğrenilir ve tedavi yöntemi buna göre belirlenir.

Boğaz kültürü olarak isimlendirilen bu yöntem bakterilere bağlı oluştuğu şüphelenilen kişilerde temel tanı yöntemi olarak kabul edilir ancak duyarlılığı birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Mononükleoz düşünülen boğaz ağrılı hastalarda bağışıklık sistemi tarafından oluşturulan heterofil antikorların kan dolaşımında varlığı incelenebilir. Tetkikler sonucu bu hastalığın tespit edildiği kişiler dalak yaralanmasına yatkınlık sebebiyle 6-8 haftalık bir süre zarfı botunca yakın temaslı fiziksel aktivitelerden uzak durmalıdır.

Boğaz ağrısı tedavi yöntemleri nelerdir?

Viral enfeksiyonlardan kaynaklanan boğaz ağrıları yaklaşık bir hafta sonra kendiliğinden iyileşir ve tıbbi bir müdahale gerektirmez. Ancak meydana gelen ağrı ve ateşi önlemek amacıyla ağrı kesici ve ateş düşürücüler kullanılabilir. Çocuklarda ise semptomları hafifletmek amacıyla, çocuklar için özel olarak dozları belirlenmiş ve üretilmiş olan ilaçların kullanılması gerekir.

Yetişkinlerde kullanılan ilaçlar çocuklarda daha ciddi yan etkilere yol açabilir. Boğaz ağrılarında aspirin kullanılması önerilmez. Çünkü karaciğer ve beyinde şişmeye neden olan nadir rastlanan fakat hayati tehlikeye yol açabilecek bir durum olan Reye Sendromu ortaya çıkabilir.

Boğaz ağrısının sebebi bakteriyel enfeksiyonlardan kaynaklanıyorsa tedavi yöntemi olarak antibiyotiklere başvurulur. Antibiyotikler çok ciddi ilaçlardır ve tedavinin tamamlanmaması vücudun bakterilere karşı oluşturduğu bağışıklığı zayıflatır. Bu nedenle antibiyotik kullanırken boğaz ağrısı geçmiş olsa dahi doktorun önerdiği antibiyotik bitene kadar kullanılmalıdır.

İlaçların belirtilen zaman aralıklarında ve belirtilen dozunda alınmaması enfeksiyonun vücudun diğer bölgelerine yayılmasına neden olabilir. Yine antibiyotik tedavisini tamamlamamak çocuklarda romatizmal ateşe veya ciddi böbrek iltihabı riskine yol açabilir. Antibiyotiğin bir dozunun unutulması durumunda da doktora başvurulmasında fayda vardır.

Bakteriyel enfeksiyonlara bağlı ortaya çıkan boğaz ağrısı olgularında penisilin grubu antibiyotik ilaçlar hekimler tarafından reçetelendirilebilir. Antibiyotik kullanımının çeşitli nedenlerle atlanması halinde boğazdaki bakteriyel enfeksiyon 1 hafta 10 gün süre ile devam edebilir.

Boğaz ağrısının tedaviye yanıtı altta yatan nedene göre değişiklik gösterebilir. Altta yatan nedene bağlı olarak ani başlangıçlı (akut) ya da uzun süreli (kronik) bir hal alabilen boğaz ağrısı virüslere bağlı nedenlerle meydana gelmesi halinde 3-10 gün arasında gerileme eğilimindedir. Bakteriyel kaynaklı enfeksiyonlar ve alerjiye bağlı olarak ortaya çıkan boğaz ağrısı daha uzun süre ile devam edebilir. Hekimlerin bilgisi ve önerisi dahilinde uygulanabilecek çeşitli yöntemler sayesinde boğaz ağrısı şikayetinin kontrol altına alınmasında katkı sağlanabilir.

Boğaz ağrısı için bireysel tedavi yöntemleri nelerdir?

Boğaz ağrısı için bireysel olarak uygulanabilecek birden çok yöntem vardır. Öncelikli olarak boğazın daima nemli kalması sağlanmalıdır. Bu nedenle sık sık ılık su tüketilmesinde fayda vardır. Boğaz ağrısı yaşayan hastalar fazla konuşmaktan kaçınmalıdırlar. Çünkü fazla konuşmak boğazı yorar ve daha fazla ağrıya neden olur.

Günlük önerilen düzeyde sıvı tüketimini gerçekleştirmek boğaz ağrısı tedavisinin önemli bir parçasıdır. Sıvı eksikliğinin meydana geldiği dehidrasyon olarak ifade edilen durumlarda vücut yeterince tükrük ve mukus üretimi gerçekleştiremez. Bu durum boğazın kurumasına, şişmesine ve iltihaplanmasına neden olabilir.

Sıvı tüketilirken alkol ve kafein içeren içeceklerden kaçınılması gerekir. Çünkü bu içecekler dehidrasyona neden olarak su kaybına yol açar. Et suyu ve tavuk suyu çorbalar hem içerdiği vitaminler açısından önemlidir hem de ılık olarak tüketildiğinde boğaz ağrısının hafiflemesinde yardımcı bir rol oynar. Ilık su ile karıştırılmış bal içmek de boğazı yumuşatacak ve ağrıları hafifletecektir.

Ayrıca ballı ılık su içmek boğaz ağrısı yutkunma zorluğu ne iyi gelir sorusunun da en etkili cevaplarından birisidir. Tuzlu su ile gargara yapmak da boğazı rahatlatacaktır. Bir su bardağı suya yarım çay kaşığı tuz atılarak hazırlanan karışım ile gargara yapmak ağrıların hafiflemesine yardımcı olur. 6 yaşından büyük çocuklarda da gargara önerilir. Daha küçük çocuklar ise gargara yaptıktan sonra suyu yutma riskine sahip olduklarından önerilmemektedir.

Papatya çayı doğal bir yumuşatıcıdır. Uzun yıllardır medikal amaçlarla kullanımına devam edilen papatya çayı anti-inflamatuar, antioksidan ve damar büzücü etkileri ile boğaz ağrısının dindirilmesine katkı sağlayabilir.

Sarımsak doğal antibakteriyel özelliklere sahip bir bitkidir. İçerisinde bulunan sülfür bağlı çeşitli maddeler enfeksiyon hastalıkları ile mücadelede etkili olabilir.

Pastiller boğazın yumuşamasına yardımcı olur ve boğazın nemli kalmasını sağlar. Bu nedenle boğaz ağrılarında kullanılabilir. Ancak 4 yaşından küçük çocuklarda yutma ve aspire etme riski olduğundan önerilmez. Sigara dumanı gibi tahriş edici etkiye sahip maddelerden kaçınmak da gereklidir.

Küçük çocuk ve bebeklerde meydana gelen boğaz ağrısı oldukça endişe verici bir durum olabilir ve yetişkinlere göre daha farklı yaklaşımlara gereksinim duyulabilir. Çocuk odalarının nem miktarının ayarlanması bu yaş grubunda boğaz ağrısı oluşumuna karşı atılabilecek adımların başında gelir. Nemlendirici cihazlar kullanılarak çocuk odası havasının nemlendirilmesi bu yaş grubundaki bireylerin boğaz ağrısı şikayetinin dindirilmesinde katkı sağlayabilir.

Boğaz ağrısı şikayeti yaşayan çocukların yaşlarına uygun olarak günlük yeterli miktarda sıvı tüketmeleri de önemli bir konudur. Özellikle 1 yaşından küçük çocuklara hangi nedenle olursa olsun çeşitli hastalıkları tetikleyebileceği için bal verilmemesi önerilir.

Boğaz ağrısının bitkisel tedavisi var mıdır?

Boğaz ağrısı nasıl geçer sorusunun birçok cevabı vardır. Evde uygulanacak bazı yöntemler etkili olurken bazı bitkisel yöntemler de tedavide kullanılabilir. Elma sirkesi yüzyıllar boyunca kullanılmış, bileşeni asetik asit olan, bakterilerle savaşmaya yardımcı bileşenlere sahiptir. Bir bardak suya bir çorba kaşığı elma sirkesi ve bir çorba kaşığı bal ekleyerek içilmesi, elma sirkesinin antibakteriyel özelliği sayesinde boğaz ağrısının hafiflemesine yardımcı olacaktır.

Adaçayı ve ekinezya karışımı ile evde insanların kendi boğaz spreyini yapması mümkündür. 1 çay kaşığı öğütülmüş ekinezya ve 1 çay kaşığı öğütülmüş adaçayı yarım bardak kaynamış suda yarım saat demlenir. Daha sonra karışım süzülerek bir sprey kutusuna alınır. Daha sonra iki saatlik aralıklarla bu spreyi kullanmak boğaz ağrısının tedavi edilmesini destekleyecektir.

Limon suyu da boğaz ağrısının tedavisinde oldukça tercih edilen doğal bir içecektir. İçerdiği C vitamini sayesinde soğuk algınlığı ve gribe karşı vücudun savaşmasına yardımcı olurken yapısında bulunan antioksidanlar mukoza zarını nemli tutarak boğazın kuru kalmamasına yardımcı olur. Ayrıca limon suyunu tuz ve bal katarak tüketmek etkisini daha da arttırabilir.

Eğer sizin de boğaz ağrısı şikayetiniz varsa, evde uygulanabilecek bu yöntemleri tercih edebilirsiniz. Ancak iyileşmeyen boğaz ağrılarında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.

satır arası

Prof. Dr.
Özgür Çakır Kaya
Kulak Burun Boğaz
VM Medical Park Bursa
1125169

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.