satır arası

Doğal afetlerin ardından yaşanan davranış tepkileri, çocuk ve ergenlerde yetişkinlerden farklılık göstermektedir. Benzer olduğu kısımlar bulunsa da, bu benzerliklerin temelini yetişkinlerin vermiş olduğu tepkiler oluşturmaktadır. Afet sonrası tepkilere; içe kapanıklık, göz kontağı kurmama, alt ıslatma, anne-babadan ayrılma korkusu, öfke patlamaları, hareketlilik, iştahla ilgili problemler vb. belirtiler örnek olarak verilebilir.

Her Çocuk Olumsuz Durumlar Karşısında Aynı Tepkiyi Vermez

Çocuklar hem duygusal hem de bilişsel gelişim evresinde olduklarından dolayı tepkileri, her çocukta farklı olabilir ve günden güne değişebilir.Bu farklılıklar çocuğun yaşı, sosyal çevresi ve gelişim evresiyle bağlantılıdır. Örneğin oyun çağı döneminde (3-5 yaş) medya vasıtasıyla depreme tanık olan bir çocukta kaygı temelli davranışlar görülebilir. Sürekli afetle ilgili öyküsel oyunlar oynama, soru sorma ve strese bağlı kekemelik rastlanan belirtiler arasındadır. Okul çağı (6-11 yaş) dönemindeki bir çocukta ise yaşam olayları ile ilgili farkındalık olgusu tamamlanmaya başladığı için daha bütüncül bir bakış açısı vardır. Bu dönemde ise çocuklarda ayrılma korkusu gözlemlenmektedir. Hem aileden hem de sosyal çevreden ayrılma ve onları tekrar görememe korkuları, çocukları umutsuzluğa ve karamsarlığa sürükleyebilir. Bu nedenle sosyal çevreye uyumda zorluklar görülmektedir.

Güven Duygusunu Güçlendirmek Önemlidir

Depremden dördüncü derece etkilenen (depremi yaşamamış fakat medya veya kişiler aracılığıyla depremi öğrenenler) çocuklarda görülen tepkilerin, kalıcı davranış haline gelmemesi için hem duygusal hem de sosyal destek oldukça önemlidir. Çocukları ikna etmek yerine, sakin bir ses tonuyla bunun bir doğal afet olduğu, böyle durumların kalıcı olmadığı ve yardımlaşmanın önemi anlatılmalıdır. “Hiçbir şey yok, ben buradayım.” yerine “Seni çok iyi anlıyorum, biraz korktun.” Demek çocuğun güven duygusunun yerine gelmesine yardımcı olabilir. Depremin tüm doğal yanları ve deprem anında ne yapılacağının çocuğa anlatılmasıyla afet sonrası oluşan kaygıların azalması beklenmektedir.

Ebeveynler Neler Yapabilir?

Çocuğun yaşanılan doğal afetle ilgili ilk bilgiyi temel bakım veren kişilerden alması gerekmektedir. Ebeveyn kendi stabilizasyonunu sağladıktan sonra çocuğuna deprem hakkında bilgi vermesinde fayda vardır. Deprem hakkında bilgi verildikten sonra güvende olduğu ve onları korudukları söylenmelidir. Bu bilgiler sırasında abartılı güven vermekten kaçınılmalı, gerçek ve net bilgiler verilmelidir. Temel bakım veren kişilerin bu konuşmayı yaparken sakin ve güvenli ses tonu çok önemlidir. Bu sırada onların sordukları sorular kadar yanıt vermek gerekmektedir.

Travmatik Etkileri Kısıtlamaya Özen Gösterilmelidir

Korku, kaygı gibi duyguları hissetmelerinin normal olduğunun da belirtilmesi gerekmektedir. Yetişkinlerinde bu duyguyu hissettiği anlarda ifade edebilmesi ve çocuklarından da bu duyguları yaşadıklarında paylaşmaları söylenmelidir. Deprem ile ilgili aile olarak neler yapacaklar?  deprem çantası hazırlamak, yaşam üçgeni oluşturmak bu yapılacak şeyler olduğunu çocuğa göstermek için önemli adım olacaktır. Ebeveyn gündemi takip edebilir ancak çocukların televizyon veya sosyal mecralar aracılığıyla depremle ilgili görsellere ulaşımının travmatik etkileri olabileceği için kısıtlanmalıdır. Birlikte oyun oynamak: temas içeren oyunlarda burada önemlidir. Kitap okumak gibi aktiviteler yapılmalıdır. Mümkün olduğunca da günlük rutinlerini gerçekleştirmeye çalışın. Bol bol fiziksel temas için sarılın.

Deprem Bölgesindeki Çocuklarla İletişimde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Deprem olgusu gören, duyan herkesi bir şekilde ya da farklı seviyelerde etkilemişken, depremi birebir yaşamış çocuklarda belli tepkiler ve korkular meydana gelebilmektedir. Hatta deprem felaketi gibi bir gerçeklikten dolayı çocuğun sahip olduğu duygularla baş etmek çok sık rastlanan canavar, karanlık vb. durumların yarattığı korku ya da kaygı ile baş etmekten çok daha güç hal alabilir. Depremi birebir yaşamış afetzede çocuklarla iletişimde dikkat etmemiz gereken önemli bazı hususlardan bahsetmek gerekirse;

  • Afetzede çocukla ilk temasımız nerede ve nasıl olursa olsun tavrımız sakin, şefkatli ve tamamen ona odaklı olduğumuzu ona hissettirir şekilde olmalıdır.
  • Kendi üzüntümüz ya da şahsi kaygılarımızı çocuğa yansıtmamaya dikkat etmeliyiz.
  • Yaşadığı olumsuz anları ona hatırlatmamak adına kendisi anlatmayı tercih etmedikçe kişisel meraklarımız doğrultusunda onu yaşadıklarını anlattırmaya zorlamamalıyız. Çocukta kafa karışıklığı yaratmamak adına net bir şekilde kim olduğunuzu ve neden orada onunla iletişimde olduğunuzu ona açıklayın.
  • Fiziksel olarak iyi olup olmadığını netleştirdikten sonra onunla diyalog kurarken muhakkak aynı seviyeye inin ve göz teması kurarak bir ihtiyacı olup olmadığını sorun.
  • Çocukla iletişim kurarken fiziksel aurayı gözeterek sınırlarına saygı duymalı onunla bedensel temas kurmamalıyız.
  • Çocuk bizlere yanıtını bilmediğimiz bir soru yönelttiğinde onu geçiştirmek yerine ''bilmiyorum'' da bir cevaptır düşüncesiyle bu hakkımızı kullanarak bilmiyorum fakat bunu araştırıp ya da öğrenip sana söyleyebilirim ifadesini kullanmamız ona daha güvende hissettirecektir.
  • Fiziksel imkanlarınız doğrultusunda duygularını aktarabilmesi adına oyun, yazı, resim gibi faaliyetlere yönelebilmesi için alan açmalıyız çünkü çocuklar duygularını bunlar ve benzeri faaliyetlerle karşı tarafa aktarabilirler.
  • Bütün bunlarla birlikte dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta da çocuğa tutamayacağımız sözler vermek ya da büyük vaatlerde bulunmaktan kaçınmalıyız.

Deprem Çocuklara Nasıl Aktarılır?

Okul öncesi dönem çocuğuna deprem aktarılırken somut ifadeler ile sunulmalıdır. Bu ifadeleri sunarken dilerseniz oyun yoluyla da aktarabilirsiniz. Örneğin “ Önünde gördüğün Legolara bakalım mı? Aaa ne kadar sert değil mi? Biliyor musun bu gördüğün lego gibi sert cisimler yerin altında da var. Bu sert cisimlere biz kaya diyoruz. Kayalar uzun yıllar hep yan yana duruyorlar. Durdukça çatlıyor ve parçalanıyorlar. Bu kayalar yerin altında parçalanırken bizlerde burada hareket ediyoruz ve sallanıyoruz.” gibi ifadeler ile depremin süreci somutlaştırılarak oyun yoluyla aktarılabilir.

Çocukların Yaş Grubuna Göre Değişiklikler Olabilir

Okul çağı çocuğuna depremi aktarırken biraz daha detaylı açıklamalarda bulunabiliriz. Ancak bu açıklamalar yine çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun kısa ve net cevaplar olmalıdır. Örneğin “ Deprem bir doğa olayıdır. Dünya da bulunan yer kabuğundaki kırılmalar ile deprem meydana gelir. Bizlerde bu kırılmaların şiddetini göre depremi hissediyoruz. Bazen küçük sarsıntılar ile bazen de sallanarak bu kırılmaları hissediyoruz.

Çocukların Daha İyi Hissetmeleri İçin Birlikte Yapılacak Faaliyetlerden Çekinmeyin

Ancak deprem esnasındaki davranışlarımız oldukça önemlidir. Deprem ile karşı karşıya kaldığımız da yapmamız gereken şeylerden biri yaşam üçgenini oluşturmaktır. Yaşam üçgeni; odanda bulunan yatağın yanında veya kanepe kenarında çömelerek başını koruyabildiğin bir pozisyondur. Burada diz üstü çömelip başını kollarınla koruyacak şekilde kapanıp sabit bir yeri tutabilirsin. Deprem süresi boyunca böyle kalmalısın.”  gibi ifadeler ile depremin ne olduğunu ve deprem sürecinde neler yapılabileceği aktarılabilir. Olayı anlatırken çocuklarda kaygı ve korku yaratmamak adına depremin geçici bir sarsıntı olduğunu belirtebilirsiniz.

Ergenlik döneminde ki bireye ise deprem süreci aktarılırken, depremin oluşumu hakkında bilgi verildikten sonra bireyi rahatlatacak, güvende hissettirecek ifadeler kullanılmalıdır. Deprem anında binaların yıkılması veya kayıpların yaşanması, bireyde kaygıyı ve korkuyu hissettirebilir. Bu süreçte deprem anında yapılması gereken önlemlerin alınması gerektiğini, deprem anında doğru davranışlarda (yaşam üçgeni /çök, kapan, tutun) bulunulması gerektiği aktarılmalıdır. Kaygı hissettirmeyecek ve kendini güvende hissedebilecekleri ifadeler kullanılabilir. Depremin bir doğa olayı olduğunu ve bu durumla karşılaşıldığında güvenli ortamlarda bulunarak koruma sağlanabildiği açıklanmalıdır. Aynı zamanda depremden etkilenen bireylere yardımda bulunmak kişiyi daha iyi hissettirebilir.

Bu makale MLPCARE Psikoloji Komitesi tarafından yazılmıştır. 

Makaleye katkı sunan psikologlarımız; 

Uzman Klinik Psikolog Ayşe Sena Sarıdoğan Öztürk

Uzman Klinik Psikolog Ece Çalışkan Subaşı

Psikolog ve Çocuk Gelişimci Gönül Akay

Uzman Klinik Psikolog Sümeyye Keskin                                              

En Çok Okunan Sağlık Rehberi Yazılarımız

Sosyal Medya Hesaplarımız:
Facebook | Instagram | YouTube | LinkedIn

6948

Bu içeriğin geliştirilmesinde Medical Park Yayın Kurulu katkı sağlamıştır.
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.