Özellikle okul öncesi dönemdeki ve okul çağlarındaki çocuklarda belirgin hale gelen Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) kişinin davranışlarını kontrol etmesini ve belli bir konu üzerinde odaklanmasını zorlaştıran psikiyatrik bir bozukluk şeklinde tanımlanabilir. Toplumda görülme sıklığı %4-8 arasında olan bu bozukluk ilk kez 1845 yılında Dr. Henrich Hoffman adlı bir hekim tarafından tanımlanmıştır. Hastalığın neden olduğu davranışlar aralıklı olarak seyrettiğinden tanı koymanın fazlasıyla zorlaştığı söylenebilir. 

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) belirtileri nelerdir? 

Hiperaktivite sözcüğü tanım olarak "aşırı fiziksel hareketlilik" anlamına gelir ancak bu tüm DEHB hastalarını kapsayan bir belirti değildir. Yapılan araştırmalar sonucunda aşırı fiziksel hareketliliğin görülmediği pek çok DEHB olgusunun varlığından söz edilebilir. Bu olgularda gözlemlenen en belirgin şikâyet dikkat süresinin fazlasıyla kısa olmasıdır. Yani DEHB tanılı kişilerin bir kısmında aşırı fiziksel hareketlilik ve dürtüsellik ön planda olurken bir kısmında dikkat eksikliği ve azalmış dikkat süresi gibi şikâyetler ön planda olabilir. 

Dikkat eksikliği belirtileri; 

  • Verilen talimatları baştan sona problemsiz şekilde takip edememe, 
  • Dikkatin tamamını uğraşılan aktivite üzerinde toplayamama, 
  • Yapılacak aktiviteler için gerekli malzemeleri sıklıkla kaybetme, 
  • İkili iletişimlerde karşı tarafı dinlemiyor görünme, 
  • Büyük veya küçük detayları gözden kaçırma,
  • Düzensiz ve dağınık görünme,
  • Kitap okumak, ders çalışmak veya bulmaca çözmek gibi uzun süre zihinsel çaba gerektiren işleri yapmakta zorlanma ve bunlardan kaçınma, 
  • Gün içerisinde birçok kez tekrarlayan unutkanlık problemi yaşama, 
  • İlginin severek yapılan işler sırasında dahi kolayca başka yönlere kayması, 

Hiperaktivite belirtileri;

  • Genellikle "yerinde duramama" olarak adlandırılan durumun yaşanması, 
  • Ders veya konferans gibi uzun süre oturulması gereken durumlarda oturamama ve sıklıkla ayağa kalkma, 
  • Çocuklar için sessiz ve sakin oyunlardan keyif almama,
  • Yerli yersiz zamanlarda koşma, zıplama, tırmanma,
  • Çok uzun ve dağınık konuşma, 
  • Sorulan soru henüz tamamlanmadan cevaplamaya çalışma,
  • İkili iletişimlerde veya kalabalık ortamlarda konuşma veya harekete geçme sırasını beklemekte zorlanma,
  • Olaylara ve konuşmalara sıklıkla müdahale edip yarıda kesme, 

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı nasıl konur? 

DEHB tanısını koyabilmek için kişinin genel davranışları ve günlük hayatı hakkında mümkün olduğunca bilgi sahibi olunması gerekir. Çocukluk dönemindeki hastalar için öncelikle anne-babadan, öğretmenlerden, okul arkadaşlarından ve çocuğun kendisinden bilgi alınır. Anne-baba genellikle okul öncesi dönem ile ilgili dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik gibi belirtilerin varlığından söz eder ancak kesin tanı genellikle çocuğun okula başlamasından sonra konur. DEHB belirtileri aile içerisinde ve okul öncesi dönemde çok belirgin şekilde gözlenmese de okul hayatı gibi kurallı ve kalabalık ortamlarda belirginleşir. Özellikle hiperaktivite belirtileri taşıyan çocuklar sınıf ortamında diğer çocuklara göre daha uyumsuz davranışlar sergiler ve bu durum DEHB tanısı koyabilmek için öğretmenlerin rolünü fazlasıyla artırır. Ancak aşırı fiziksel hareketlilik belirtisi olmadan yalnızca dikkat eksikliği şikayeti yaşayan çocuklar gözden kaçabilir. 

Kesin tanının konulması için uzman hekim tarafından detaylı fiziksel muayene yapılması ve çocuğun davranışlarının bire bir görüşme esnasında gözlemlenmesi gerekir. 

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tedavisi (DEHB) nasıl yapılır? 

Tedavi alanında yapılan oldukça kapsamlı çalışmaların sonuçları doğrultusunda DEHB tedavisinde "Metlfenidat" adlı etken maddenin hem kısa hem uzun dönem tedavi uygulamalarında etkili ve güvenilir sonuçlar verdiği; davranışçı psikoterapi uygulamalı veya anne-baba eğitimi gibi diğer seçeneklere oranla daha kesin çözümler sunduğu söylenebilir. Doğru ilacın tercih edilmesi etkili tedavi için son derece önemlidir. Dolayısıyla ilaç tedavisinin mutlaka uzman hekim onayı ile başlatılması ve aynı şekilde uzman hekim kontrolünde sürdürülmesi gerekir. 

8437