satır arası

Dil kökünde kabarcıklar

Dilde kabarcık sık karşılaşılan bir problem olmakla birlikte genellikle ciddi bir sağlık sorununa yol açmaz. Kabarcık oluşumu çok farklı sebeplere bağlı olarak gelişebilir. Dilde kabarcık ağız içerisinde garip bir hisse neden olabilir.

Dilde Kabarcık Neden Olur?

Fungiform papilla adı verilen kabarcıklar dilin üzerinde bulunan küçük yapılardır. Bu kabarcıklar, dilin geri kalanıyla aynı renktedir ve normalde dil üzerinde ayırt edilemezler. Bu yapılar dil dokusunun sert olmasını sağlayarak yemek yemeyi kolaylaştırır. Fungiform papillalar içerisinde sıcaklık sensörlerini ve tat tomurcuklarını barındırır. Bu papillalar farklı sebeplerle genişleyebilir ve büyüyebilir. Dildeki kabarcıklarda büyümeye neden olan durumlar çoğunlukla ciddi bir sorun oluşturmazlar. Ancak kabarcıklar belirli bir sürede eski haline dönmüyor, büyümeye ve yayılmaya devam ediyor veya yemek yemeyi zorlaştırıyorsa mutlaka bir doktora başvurulmalıdır.

Dilde kabarcık nedenleri:

Dil Yaralanmaları

Vücuttaki diğer yaralanmalarda olduğu gibi dil yaralanmasına da tepki olarak hasarlanan bölgede şişlik meydana gelebilir. Bu şişlik dilde kabarıklık hissine yol açabilir. Yanlışlıkla dili ısırmak, sıcak bir yiyecek ya da içecek tüketirken dili yakmak; sık görülen yaralanma türleridir.

Oral Herpes

Herpes, toplumda oldukça sık görülen bir viral enfeksiyondur. Herpes simpleks virüsü (HSV) sebebiyle ortaya çıkan oral herpes, bazı kişilerde hiçbir belirtiye neden olmayabilir. Bazı kişilerde ise kendisini dudak çevresinde uçuk şeklinde gösterebilr. Herpes dudak çevresi dışında dilde ve diş etlerinde de uçuk çıkmasına yol açabilir. Bu uçuk lezyonları ağrılı olabilir ve uçukların geçmesi bir haftadan uzun sürebilir. Oral herpes bulaşıcı bir durumdur. HSV, lezyon olan bölgeye direkt temasla veya tükürük yoluyla diğer kişilere bulaşabilir. Virüsü taşıyan kişi semptom göstermese yani uçuk çıkarmasa bile virüsü sağlıklı insanlara yayabileceği için bilinçli olmalıdır.

Aft

Aftlar en sık görülen ağız içi yara türlerindendir. Aft lezyonları, dudakların iç kısmında veya dil üzerinde oluşabilir. Bu lezyonlar kırmızı, beyaz veya sarı olabilir. Ayrıca bu yaralar genellikle ağrılıdır. Aftlar genellikle kendiliğinden iyileşir.

Alerji

Besin alerjileri, dilde kabarıklık oluşumuna veya dilin şişmesine yol açabilir. Tüm dilin aniden şişmesi ‘anafilaksi’ adı verilen ağır bir alerjik reaksiyonun habercisi olabileceği için dikkatli olunmalıdır. Anafilaksi, acil müdahale edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunudur.

Kanser

Nadir görülen bir durum olmakla beraber dilin arkasındaki yani dil kökündeki kabarcık kansere işaret ediyor olabilir. Kabarıklık dilin kenarlarında yer alıyor, ağrı oluşturmuyor ve nispeten sert bir yapıda hissediliyorsa kabarıklığın kanser belirtisi olma ihtimali daha yüksektir. Dildeki kabarıklık iki haftadan uzun süre devam ediyorsa doktora başvurmak faydalı olacaktır.

Enfeksiyon

Ağızda veya dilde enfeksiyon meydana gelmesi dilde kabarıklık ve ağrıya neden olabilir. Isırma gibi travmalar sonucu yaralanan dilde enfeksiyon görülme riski artar. Sağlıklı bir ağız dahi çok sayıda bakteriye ev sahipliği yapar. Dilde yaralanma gibi durumlarda lezyonun olduğu bölge kolayca enfeksiyon kapabilir. Dilde ağrılı kabarıklık ve ateş belirtileri birlikte ortaya çıkıyorsa ağır enfeksiyon riskine karşı gerekli sağlık kontrollerini yaptırmakta fayda vardır.

Sifiliz

Sifiliz, hayatı tehdit edebilecek ölçüde ciddi komplikasyonlara neden olabilen ancak tedavisi mümkün olan bir bakteriyel enfeksiyondur. Sağlıklı kişilerin cinsel ilişki sırasında partnerindeki sifiliz yarası ile temas etmesi, enfeksiyonun bu kişilere de bulaşmasına yol açar. Sifiliz enfeksiyonu geçiren kişilerde dilde yara oluşumu, hastalığın erken dönem belirtileri arasında yer alır.

Tüberküloz

Tüberküloz ya da diğer adıyla verem, çoğunlukla akciğerleri etkileyen bir enfeksiyon hastalığıdır. Tüberküloz dil de dahil olmak üzere vücudun farklı bölgelerinde yara oluşumuna neden olabilir. Tüberküloza bağlı dil yarası oldukça nadir görülen bir durum olmakla birlikte bazı kişilerde enfeksiyonun ilk belirtisi olarak ortaya çıkabilir.

Pamukçuk

Pamukçuk, dilde oluşan bir mantar enfeksiyonudur. Pamukçuk, bebeklerde ve yaşlılarda sık görülür. Bu grupların yanı sıra astım tedavisinde steroid inhaler kullananlarda, ağız kuruluğu problemi yaşayanlarda ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde de pamukçuğa daha sık rastlanır. Pamukçuk dilde beyaz yama şeklinde lezyonlara neden olur. Hastalığa bağlı dilde pamuksu bir his oluşabilir.

Geçici Lingual Papillit

Papillalar, dilin üzerinde yer alan küçük kabarcıklardır. Bu kabarcıklarda meydana gelen geçici inflamasyona (iltihaplanmaya) papillit adı verilir. Geçici lingual papillitte dil üzerinde kırmızı veya beyaz renkli belirgin kabarcıklar oluşur. Stres, hormon değişimleri, bazı besinler; geçici lingual papillite neden olabilir. Geçici lingual papillit genellikle birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçer.

İrritasyon

Şekerli, ekşi veya asitli yiyecek içecekler ağız içerisindeki yapıları tahriş edebilir. Bu irritasyon, dilde birkaç gün sürecek bir kabarıklığa yol açabilir.

Dilde Kabarcık Tedavisi Nasıldır?

Dilde oluşan kabarıklığın tedavisi lezyona neden olan duruma göre farklılık gösterir. Antifungal ilaçlar, pamukçuk tedavisi için tercih edilebilir. Ağız içerisinde yara oluşturan bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ise antibiyotikler kullanılır. Geçici lingual papillit gibi durumlar kendiliğinden geçerken herpesin tamamen tedavi edilmesi mümkün değildir. Ancak antiviral ilaçların kullanımı ile hastalığın tekrar ortaya çıkma riski belirli ölçüde engellenebilir.

Diyabet gibi bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar, dilde kabarıklık benzeri yara oluşumuna zemin hazırlayabilir. Dolayısıyla bu hastalıkların tedavi ile kontrol altına alınması, dil yarası oluşumuna uzun süreli bir çözüm sağlayabilir.

Dilde kabarıklık, ülser gibi durumların daha hızlı iyileşmesini sağlayabilecek ve yaralara bağlı ağrı hissini azaltmaya yardımcı olabilecek uygulamalar:

  • Doğru Ağız Bakımı: Ağız içini temiz tutmak, dil yarasının daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Dişleri fırçalamak, diş ipi ve ağız çalkalama suyu kullanmak; yaranın enfekte olma riskini azaltır. Doğru ağız bakımının bir parçası olarak düzenli olarak diş kontrollerine gitmek de büyük önem taşır.
  • Tuzlu Su ile Gargara: Tuzlu su, yarada enfeksiyon görülme riskini düşürür ve bu sayede yara iyileşmesini hızlandırır. Gargara suyunu hazırlamak için bir su bardağı ılık suya yarım çay kaşığı tuz koyarak karıştırmak yeterli olur.
  • Papatya Çayı ile Gargara: Papatya çayı dildeki yaraların sönmesini, hafiflemesini sağlar. Soğutulmuş papatya çayı ile gargara yapmak yaranın iyileşmesine yardım eder.
  • Adaçayı ile Gargara: Adaçayının iltihaplanmayı azaltıcı özelliği vardır. Adaçayı ile kaynatılan su soğutularak gargara yapmak için kullanılabilir.
  • Yaraya Bal Sürme: Bal antibakteriyel özellikleri olan bir gıdadır. Ayrıca bal yanma sonrası yara iyileşmesini hızlandırır. Dolayısıyla dil yaralarına bal sürmek, yaranın daha hızlı iyileşmesini sağlayabilir.
  • Buz: Ağızda buz emmek, yaranın neden olduğu ağrı ve rahatsızlık hissinin azaltılmasına katkıda bulunur. Buz emilirken buzu ısırmama konusunda dikkatli olunmalıdır. Bu durum diş minesinin çatlamasına veya dişin kırılmasına yol açabilir.
  • Besin Seçimi: Baharatlı, tuzlu, ekşi ve asitli besinler dilde irritasyona neden olabilir. Cips gibi kenarları keskin yiyecekler de dilin yaralanmasına yol açabilir. Dilinde yara olan kişilerin yara iyileşene kadar bu besinlerden uzak durması faydalı olur.
  • Sigara Bırakma: Sigara yara iyileşmesini yavaşlatabilir ve dili tahriş edebilir. Dil yarası olan kişiler daha hızlı bir yara iyileşmesi için sigara kullanımını kısıtlamalıdır.

Dilde kabarıklık pek çok farklı nedenle ortaya çıkabilir. Çoğunlukla zararsız olan bu kabarıklıklar bazı durumlarda ise kanser gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Uzun süre geçmeyen dil yarası varlığında doktora başvurarak gerekli kontrolleri yaptırmak faydalı olur.

satır arası

23128

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.