Dil, ağız boşluğu içerisindeki önemli yapılardan biridir ve vücuttaki en güçlü kaslardan biri olarak tanımlanır. Tat alma, konuşma, çiğneme ve yutma gibi önemli fonksiyonların bir parçası olan dilin sağlıklı yapısını koruması, yaşam kalitesi açısından önemlidir. Sıklıkla rastlanan dil yaraları, ağrılı olduklarında gündelik yaşamı olumsuz etkileyebilir. Dil yaraları, ayrıca pek çok sistemik hastalığın belirtileri arasında yer alır. 

Dil yarası neden olur?

Dilde görülen lezyonlar, genellikle iyi huyludur ve çabuk iyileşebilir. Basit yaraların tedavisinde doğal yöntemlerden ve gargaralardan yararlanmak mümkündür. Ancak 14 gün içerisinde kendiliğinden geçmeyen dil yaralarının bir kulak burun boğaz uzmanı veya diş doktoru tarafından değerlendirilmesi gerekir. Dil üzerindeki inatçı lezyonları, dil kanserine kadar uzanan geniş bir çerçeve içerisinde değerlendirilir.

Dil yarası hangi şekillerde görülür?

Dildeki yaralar, diğer ağız ya da cilt yaraları gibi farklı şekillerde görülebilir. Dilde görülen yaraların en sık rastlanan türleri şunlardır:

  • Aftöz Ülser: Üzeri beyaz, etrafı kırmızı ağrılı yaralardır.
  • Lökoplaki: Beyaz, kirli beyaz zeminden hafif yüksek, üzeri düz veya pürtüklü lezyonlardır.
  • Eritroplaki: Lökoplakide tarif edilen lezyonun kırmızı renkli olanıdır.
  • Liken Planus: Dilden kabarık morumsu lezyonlardır.

Dil yarasının belirtileri nelerdir?

Dil üzerindeki yaralar genellikle dışarıdan rahatlıkla görülebilirken özellikle dilin alt ve arka bölümlerinde yer alan bazı yaralar, gözden kaçabilir. Kişide aşağıdaki belirtilerden biri ya da birkaçı varsa dilin gözle görülmeyen bölgelerinin ayrıntılı olarak incelenmesi gerekir.

  • Dilin üstünde ve ucunda yara varlığı,
  • Dilde hassasiyet,
  • Dilde acı ve yanma hissi,
  • Dilde yemek yeme ve içecek sonrası gelişen ağrı ve yanma hissi.  

Dilin doğal yapısı nasıldır?

Dilin yapısı bireyden bireye değişir. Öncelikli olarak dil yarası olarak düşünülebilecek ama aslında dil yapısındaki bozukluklar olarak tanımlanan, patolojik kabul edilmeyen bazı durumlardan bahsetmek gerekir. Anormal dil yapısı olarak tanımlanan, fakat hastalık sayılmayan iki yaygın durum vardır. 

  • Harita Dil: Dile pürüzlü bir görüntü veren, dilin üst ve yan taraflarında yer alarak içerisinde tat tomurcuklarını bulunduran kısımlara papilla denir. Dilin bazı bölümlerindeki papillaların yok olmasıyla dil üzerinde parlak kırmızı bölümler ve bu bölümleri çevreleyen beyaz ya da sarı çizgiler oluşur. Bu şekiller coğrafi haritalara benzetilmiş ve dolayısıyla bu durum harita dil olarak tanımlanmıştır. Genellikle bu yama tarzındaki bölgeler, dilin farklı yerlerinde gezici olarak ortaya çıkar. Bu lezyonlar ağrısız olmakla birlikte bazen hastalar, acılı, sıcak yiyeceklere ya da asitli içeceklere karşı hassasiyet gösterebilir. Harita dil yapısal bozukluğunun kesin nedeni bilinmemekle birlikte genetik bir bozukluk olabileceğine dair görüşler mevcuttur. Altta yatan enfeksiyon, alerji, vitamin eksikliği, hormonal bozukluk gibi bir durum saptanmazsa, kişiye harita dil bozukluğu tanısı konulabilir. Bu durum herhangi bir semptoma sebep olmadığı için iyileştirici bir tedaviye de gerek görülmez.
  • Skrotal ( Fissürlü) Dil: Genellikle dilin üst düzeyi uzunlamasına bakıldığında düz bir zemindir. Fissürlü dilde dilin ortasında uzunlamasına seyreden derin bir yarık mevcuttur. Dil yüzeyinde daha az derin başka yarıklar da görülebilir ve bu görünüm dile buruşmuş, dantelvari bir görünüm verir. Her ne kadar bu durum bir hastalık olarak görülmese ve yapısal bir bozukluk olarak kabul edilse de derin yarıkların içinde yiyecek artıklarının birikmesi ile enfeksiyöz yaralara yatkınlık görülebilir. Eğer siz de kendinizde bu durumun olduğundan şüpheleniyorsanız ağız içi hijyeninize daha fazla önem vermeniz gerekebilir. Bu yapısal bozukluklar, dilde gözle görülür bir yara olmadığı halde acı bir yiyecek yenmiş gibi sürekli yanma hissi ile karakterize olan yanan ağız ya da diğer adıyla acı ağız sendromuna (glossodini) dönüşebilir. 

Dil yarasına sebep olan hastalıklar nelerdir?

Dil yarası şikayeti olanlar "Dil yaraları nasıl oluşur?" sorusunun cevabını merak eder. Dil yarasına sebep olan hastalıklar aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

  • Travmatik lezyonlar: Travmatik lezyonlar; mekanik travmalara, ısı veya kimyasal ajanlara maruz kalma sonucunda gelişir ve genellikle kendiliğinden geçer. Dil kesileri nadiren dikiş gerektirir. 
  • Bakteriyel enfeksiyonlar: Streptokok enfeksiyonlarına, tüberküloza ve sfilize bağlı olarak dilde ülserasyonlar görülebilir. Herpes Simplex (uçuk) gibi viral enfeksiyonlara bağlı olarak dilde veziküller ya da HIV ‘e bağlı olarak özellikle dilin yan tarafına yerleşen beyaz plak şeklinde lezyonlar (lökoplaki) görülebilir. AIDS hastalığında görülen immün yetmezlik de tabloya eklenince dil lezyonlarının bu hastalıkta görülme oranı ciddi düzeye ulaşır.
  • Mantar enfeksiyonları: Dil, mantar enfeksiyonlarının sevdiği bir yerleşim bölgesidir. Dildeki mantar enfeksiyonları, vücutta normalde de bulunan fakat çeşitli hastalıklara bağlı olarak vücut direncinin düşmesiyle hastalık oluşturma potansiyeline sahip Candida Albicans’a bağlı olarak gelişir. Mantar enfeksiyonlarında yaralar genellikle dilin üstünde yerleşiktir.
  • İmmünolojik hastalıklar: Dilde görülen kronik ya da sık sık tekrarlayan aftlar ya da Liken Planus (morumtrak kabarık kaşıntılı lezyonlar) da Behçet hastalığı veya SLE (Sistemik Lupus Eritamatosus) gibi otoimmün hastalıklarda sıklıkla görülebilir.
  • Beslenme problemleri: Beslenme yetersizliğine bağlı olarak gelişen B12 ve D vitamini  eksiklikleri ise ağrılı ve kırmızı bir dile sebep olabilir.
  • Prekanseröz ve kanseröz lezyonlar: Dilin yan tarafında yerleşen beyaz ya da kirli beyaz renkli, yüzeyden kabarık bazen gri yamalar şeklinde seyreden lezyonlar (lökoplaki) kötü huylu bir tümörün belirtisi olabilir. Tabut bölge olarak adlandırılan ve dilin arka ve alt kısmında kalan bölgenin günlük ağız bakımı sırasında dikkatli muayenesi, ağrısız dil kanserinin erken teşhisinde oldukça önemlidir. 

Dil yarasına ne iyi gelir?

Çok eski zamanlardan beri insanlar ağız ve dil yaralarını geçirmek için bazı doğal yöntemlerden faydalanır. Eğer siz de "Dil yarasına ne iyi gelir?" sorusunun cevabını merak ediyorsanız aşağıdaki yöntemlere göz atabilirsiniz:

  • Karbonat: Dilde ortaya çıkan yaralar için karbonat sıklıkla kullanılır. Karbonat, ağrıyı hafifletme ve azaltma özelliğinin yanı sıra bazı enfeksiyonlar sonucu oluşan iltihaplanmalara karşı da etkilidir. Dil yaralarının tedavisinde kullanmak için bir çay kaşığı karbonat ile bir miktar ılık suyu karıştırın. Bu karışımı macunsu bir hale getirin. Hazırlanan karışımı, etkilenen bölgeye sürün ve bir dakika kadar bekleyin. Bir dakikadan sonra dilinizi ılık suyla durulayın.
  • Tuz: Dil yüzeyinde oluşan yaraların tedavisi için doğal bir ağrı kesici olan tuzu kullanabilirsiniz. Tuz, ağrı ve iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olurken enfeksiyon oluşumunu da önler. 1 çay kaşığı tuzla, 1 fincan ılık su iyice karıştırdıktan sonra ağzınızı bu karışımla günde 3 ya da 4 kez yıkayın.
  • Meyan Kökü: Meyan kökünün doğal iyileştirici özellikleri, dil yaralarında da olumlu sonuçlar verir.
  • Adaçayı: Bilinen en eski antiseptik (mikrop öldürücü) bitkilerden olan adaçayı, dil yaralarının tedavisinde de kullanılabilir. Aktarlardan temin edebileceğiniz yaprak şeklindeki adaçayını sıcak suda demledikten sonra ılıtın. Bu çayı gerek gargara yaparak gerek de ağız içinde bir miktar tutup içerek kullanabilirsiniz. Adaçayı gargarası hem ağız içi hijyeni sağlar, hem de dil yaralarından korunmada ve basit dil yaralarının tedavisinde etkili olur.

Dil yaraları genellikle iyi huylu lezyonlar olarak tanımlansa da kısa sürede iyileşmeyen dil yarası şikayetiniz varsa mutlaka bir diş hekimine veya kulak burun boğaz uzmanına başvurmanız gerekir.

27993