Disleksi hastalığı, toplumda nadir olarak görülebilecek hastalık türlerinden biridir ve halk arasında öğrenme güçlüğü olarak bilinir. Ancak disleksi hastalığı öğrenme güçlüğü değil, bilinenin aksine öğrenme bozukluğudur ve zeka geriliği ile ilgisi yoktur. 1890'lı yıllarda keşfedilen bu hastalık, hastalık tespit edilen kişiler üzerinde yapılan incelemelerde konuşma farklılıkları ve hafıza zayıflığı öne çıkmıştır. Disleksi hastalığının toplumlarda görülme sıklığı farklılık gösterse de yakın zamanda Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırmada, ABD toplumunun %5 ila %15'i arasında bu hastalığın var olduğu tespit edilmiştir. Bu da disleksi hastalarının, diğer hastalıklara nazaran oranının hiç de düşük olmadığının bir kanıtıdır. Bu oran dikkate alındığında disleksi hastalarının topluma kazandırılması gerektiği açıktır. Peki, disleksi hastalığı nedir, nasıl ortaya çıkar?

Disleksi nedir?

Sağlıklı bir bireyde konuşmanın yönetilmesi beynin sol ön lobu ile gerçekleşirken disleksi hastalarında bu lobu kullanma zorluğu çekildiğinden konuşmada anormallikler görülmeye başlar. Konuşma problemi çeken hastalarda aşırı hızlı veya yavaş konuşma görülebilir. Disleksi ne demek denildiği zaman kimi bilim insanlarınca  "kelime körlüğü" olarak nitelendirildiği görülür. Disleksili bireyler genelde zeki ve çalışkan olmalarıyla ön plana çıkar. Ancak disleksi problemi olan hastaların beyni kelimeleri farklı işlediği için, bu durum kelimelerin çözümlenmesini, hecelenmesini ve tanınmasını güçleştirir. Bu nedenle ilkokul çağındaki hastalar, etrafındaki kişilerce yeterince anlaşılamadığından toplum tarafından dikkate alınmama problemi ile karşı karşıya kalabilirler. Günümüzde birçok kişide disleksi hastalığı bulunmasına rağmen, birçoğu bu hastalığında kendisinde bulunduğunu bilmeden, disleksi nedir diye sormadan ömrünü tamamlar. Toplum tarafından disleksili bireylerin tespit edilmesi güçtür. Bu nedenle ilkokul çağlarında teşhis konulmadığı zaman bir daha disleksi teşhisinin konulması çoğu zaman mümkün değildir. Tüm bunlara karşın geçmişe bakıldığı zaman, tarihe adını yazdırmış birçok dahinin disleksi hastası olduğu görülmektedir. Örneğin Albert Einstein, Walt Disney, Leonardo Da Vinci, günümüz dünyasının en zengin ve en zeki insanlarından birisi olan Bill Gates disleksi hastalarına birkaç örnek olarak verilebilir.

Disleksi belirtileri nelerdir?

Disleksi hastalığı doğumsal olarak ortaya çıkabileceği gibi, doğum sonrasında travmatik olarak da ortaya çıkabilir. Doğuştan görülen disleksi hastalığı, doğum öncesinde veya doğum anında gelişebilecek komplikasyonlardan kaynaklanabilir. Ancak hastalığın belirtilerinin anlaşılması ilkokul dönemlerine denk gelir. Çünkü ilkokul çağında okuma yazmayı öğrenmeye başlayan çocuk akranlarına göre daha yavaş okur, yazar ve okumalarında hece atlamaları görülür. Birbirine benzeyen harflerin yazımında güçlük çeker ve çoğunlukla bunları karıştırır. Aynı zamanda okurken "d" harfini "b" harfi ile, "p" harfini "g" harfi ile karıştırması olasıdır. Hafızasının akranlarına göre daha zayıf olması nedeniyle, önceki derslerde işlenen konuları daha az hatırlar veya hatırlamakta güçlük çeker. Genel olarak bu belirtilerin görüldüğü ilkokul çağı çocuklarının disleksi hastalığı açısından değerlendirilmesi önemlidir. Genel olarak disleksi belirtileri:

  • Okuma ve yazmada akıcılık sorununun ortaya çıkması,
  • Kelimelerin hecelenmesi ve çözümlenmesi aşamasında problemlerin yaşanması,
  • İlkokul çağındaki çocuğun okuduğunu anlayamaması veya okuma sırasında dikkatinin dağılması,
  • Okuma ve yazma sıkıntısı yaşamayan çocuklarda, ileri düzey dil bilgisi becerilerinin anlaşılamaması,
  • İnce kas becerilerinde koordinasyon zayıflığı nedeniyle akranlarına göre fiziksel aktivitelerinin daha zayıf olması,
  • Akranlarına göre konsantrasyon eksikliği ve buna bağlı olarak bir eylemi gerçekleştirirken zorlanma,
  • Bireyin kendini ifade ederken kurduğu cümleler arasında bağlantı bozuklukları ve mantık hatalarının olması,
  • Okuma esnasında çekingen davranma ve düşük sesle okuma disleksi hastalığının en belirgin belirtileri arasında yer alır.

Disleksi nedenleri nelerdir?

Disleksi hastalığı ile ilgili çalışmalar uzun yıllardır devam ediyor olsa da bilim insanları halen bu hastalığın kesin nedenlerine ulaşabilmiş değiller. Tüm bunlara rağmen disleksinin gen veya beyin gelişimi farklılıklarından kaynaklandığı bilinmektedir. Bu görüşün ortaya atılmasının en büyük nedeni, disleksi hastalığı görülen bireylerin kardeşlerinin yaklaşık %40'ının okuma güçlüğü çektiğinin belirlenmesi, aynı şekilde ebeveynlerinin yaklaşık %49'unun disleksi hastası olmasıdır. Ayrıca bilim insanları okuma ve anlama güçlüğünün bağlı olduğunun düşünüldüğü birkaç gen de keşfetmişlerdir. Beynin anatomisinden ve işleyişinden dolayı bu hastalığın ortaya çıktığının düşünülmesindeki sebep ise, disleksi hastası olan ve olmayan bireyler arasındaki beyin yapısı farklılıklarıdır. Disleksi hastalığının kesin nedenlerinin tespit edilebilmesi için ise bilimsel araştırmalar halen devam etmektedir. 

Disleksi hastalığı teşhisi nasıl konulur?

Disleksi hastalığının birden çok belirtisi olduğu için teşhisi oldukça zor olabilmektedir. Peki, disleksi nasıl anlaşılır? Hastalığın kesin teşhisi için okulda veya bireysel olarak bir değerlendirme yapmak gerekir. Okullarda bu teşhisin yapılmasının en etkili yolu, sınıf öğretmenlerinin öğrencilerini iyi tanımalarından geçer. Disleksi hastalığı belirtilerinin görüldüğü ilkokul çağı çocukları, öncelikle işitme veya görme ile ilgili bir problemi olup olmadığının teşhisi için hastaneye sevk edilmelidir. Eğer çocuğun duyularında herhangi bir görünür problem bulunmuyor ise disleksi değerlendirmesi yapılabilir. Bu değerlendirmenin yapılabilmesi için yurt dışında okul psikologları olsa da, ne yazık ki bu uygulama henüz ülkemizde bulunmamaktadır. Ancak okullardaki psikolojik danışmanların yapacağı birkaç disleksi testi ile çocuğun zayıf yönleri tespit edilebilir. Bulgular test sonuçları ile karşılaştırılarak teşhis koyulması kolaylaştırılabilir. Eğer aile bireylerinde de disleksi hastalığı varsa, disleksi şüphesi kuvvetlenmektedir. Tüm bu sonuçların bir uzman tarafından değerlendirilmesi ile hastalığın kesin teşhisi koyulabilir.

Disleksi hastalığının tedavi yöntemleri nelerdir?

Disleksi hastalığı, hastanın ömrü boyunca sürecek bir durum olduğu için tedaviden ziyade hastalığın yol açtığı sorunlara ilişkin alınabilecek önlemler ile tedavi planlanır. Çünkü diğer birçok hastalıktan farklı olarak disleksi tedavisi herhangi bir ilaç veya cerrahi işlem ile mümkün değildir. Hastalığın belirtilerinin anlaşılmaya başlanması ilkokul dönemlerine denk geldiğinden, teşhis yapılır yapılmaz çocuk özel eğitime tabi tutulmalıdır. Çocukta herhangi bir zeka geriliği söz konusu olmadığından, bireyselleştirilmiş olarak verilecek eğitim çocuğu rahatlıkla akranları ile aynı seviyeye getirecektir. Ancak disleksi teşhisi konulan çocuğun eğitimi, yine özel eğitim alan öğretmenler tarafından verilmelidir. Bunun yanında zaman zaman disleksi hastası çocuğun terapiste de ihtiyacı olacaktır. Çünkü akranlarına göre farklı bir kişiliğe sahip olduğundan, akranlarına uyum sağlamada güçlük çeker. Aynı zamanda terapist ile okuldaki eğitimcinin de uyum içinde çalışması gerekir. Bu bireyler için öğretim ortamı birden çok duyuya hitap edecek şekilde düzenlenmelidir. Bu sayede birey zayıf olan duyusunun eksiğini, kuvvetli olan diğer bir başka duyusuyla tamamlayacaktır.

Hastalığın teşhisini alan öğrencinin, diğer öğrencilere göre eğitimde daha yavaş ilerliyor olması kaçınılmaz bir durumdur. Bu durumu ortadan kaldırmak için hasta olan çocuğa ödevlerinde ve araştırmalarında daha fazla süre tanınması gerekir. Disleksili bireyin not almasının ve okumasının da yavaş olması normaldir. Bu durum gözetilerek öğrencinin evde de öğrenmeye devam edebilmesi açısından, ders kayıtlarının temin edilmesi sağlanabilir. Yine bu kayıtlar bilgisayar programlarıyla da desteklenerek daha kalıcı ve hızlı bir öğrenme sağlanabilir. Öğretilerin değerlendirilmesi aşamasında ise yine birkaç duyuya hitap eden testlerin uygulanması, disleksili bireyin daha doğru değerlendirilmesini sağlar. Tüm bu eğitim durumları öğrencinin öğrenme güdüsünü ve hazırbulunuşluğunu arttıracaktır. Ancak yaşları itibariyle daha zayıf bir psikolojiye sahip olduklarından, zaman zaman akranları ile sorun yaşayacaklardır. Yine bu gibi durumların önüne geçilebilmesi için ebeveynler, öğretmenler, psikolojik danışman ve terapistin işbirliği içerisinde çalışması gerekir. Bu hastalığın en etkili tedavi yöntemi, disleksili bir bireyin topluma eğitimle kazandırılmasıdır.

Eğer siz de etrafınızda veya ailenizde okuma zorluğu çeken, konuşurken kelimeleri karıştıran, sosyal çevresine uyum sorunu yaşayan bir birey tanıyorsanız, yukarıda verilen bilgileri dikkate alarak bir uzmana başvurunuz. Yaşı ilerlemiş bir bireyin eğitimi için yapılacak pek fazla şey kalmadıysa bile, henüz ilkokul çağındaki bir disleksili bireyin eğitimi için çok fazla şey yapabilirsiniz. 

8493