Diyet yapmanın fizyolojik ve psikolojik etkileri

Diyet yapmak sadece zayıflamak demek değildir. Diyet dediğimiz zaman az beslenerek zayıflama yöntemlerinin geneli olarak anlaşılsa da, bu tabirin sözlükteki ve bilimsel kullanımları düzgün ve dengeli beslenmedir.  Diyabet, kalp damar hastalıkları, böbrek hastalıkları gibi birçok hastalığa özel diyet önerileri mevcuttur. İster zayıflamak ,  ister hastalıklarda beslenme için yapılan diyet uygulamaları vücudumuzda bir takım fizyolojik etkiler oluşturmaktadır.

Kişiye uygun,  diyetisyen tarafından yazılan diyet programıyla beraber sindirim sistemi daha düzgün çalışacaktır. Diyetle beraber tükettiğimiz posa (lif) miktarı da artmaktadır. Posa ise konstipasyonu önlemekte, posprandiyal hiperglisemiyi azaltmakta ve ayrıca LDL kolesterolü düşürmektedir.

Diyet hormonlar üzerinde de etkilidir. Polikistik over hastalarında diyetle beraber verilen kilonun etkisiyle hipofiz bezinden salgılanan LH ve FSH hormonlarının çalışması düzelerek menstural döngü düzene girecektir.

Santral obezitenin azalmasıyla beraber ise karaciğere özgü olan ve karaciğer hasarını belirlemek için sıklıkla kullanılan aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferazın (ALT) kandaki miktarları normal seviyesine inerek var olan hepatosteatos yani karaciğer yağlanması azalmaktadır.

Diyet yapmanın fizyolojik etkisi kadar psikolojik etkisi de önemlidir. Beyin ve psikolojiden bağımsız yeme programı düşünülemez. Beslenme bireylerin psikolojisini etkilediği gibi psikolojik durumlar da beslenme alışkanlıklarını etkiler. Zihnen hazır olunduğunda kilo vermek 100 kat daha kolay hale gelmektedir. Bu nedenle diyet yaparken öncelikle zihnen hazır olunması gerekir. Çünkü; yiyecekler ve vücudumuz hakkında olumsuz düşündüğümüzde, vücudu placebo etkisiyle korku durumuna sokmuş oluyoruz. Örneğin; sürekli kilo almaktan korkuyorsanız, vücudunuz stres durumunda kortizol ve insülin salınımı artırarak yağ depolanmasını artıracaktır. Böylelikle kilo verme sürecimiz yavaşlamış olacaktır.

Unutmayın Hipokrat Gıdanız ilacınız, ilacınız da gıdanız olsun” (MÖ.500) sözüyle , bize binlerce yıl öncesinde bile yaşamın kalitesi için en önemli etkenin “Doğru ve Sağlıklı Beslenme” olduğunu bize hatırlatıyor. Kaliteli bir yaşam için sağlıklı beslenin.