satır arası

Göz kanlanması halk arasında göz kızarması olarak da bilinir ve çoğu kişi hayatında bir veya birkaç kez bu duruma maruz kalır. Yaşam tarzının getirdiği bazı alışkanlıklardan dolayı göz kanlanması ortaya çıkabilir. Uyku düzeninin bozulması, uzun süre bir ekrana veya bir işe odaklanmak, yüksek basınca maruz kalmak gibi birçok neden bu duruma neden olur. Bunların yanında mevsimsel alerjiler, göz tansiyonu, göz kuruluğu, göz iltihapları, arpacık ve kirpik iltihapları gibi hastalıkların da göz kanlanmasına neden olduğu bilinen bir gerçektir. Görüleceği üzere göz kanlanmasına veya kızarmasına birçok hastalık sebep olabilir. Bazı zamanlarda kendiliğinden ortadan kalksa da iyileşmediği durumlarda kanlanmanın altında yatan neden araştırılarak tedavi edilmelidir. Aksi takdirde ciddi göz sorunlarının ortaya çıkma ihtimali söz konusudur. Özellikle göz kanlanmasına eşlik eden yüksek ateş, ağrı, kaşıntı, sulanma ve görme kaybı altta yatan hastalığın ciddiyetinden kaynaklanıyor olabilir. Böyle durumlarda en kısa sürede muayene olarak tedavilerin gerçekleştirilmesi gerekir.

Göz kanlanması nedir?

Gözün sklera olarak bilinen beyaz kısmı konjonktiva adı verilen ince, berrak bir dokuyla kaplıdır. Bu doku, içerisinde küçük ve ince kan damarlarını bulundurur. Konjonktiva içinde bulunan bu küçük ve ince kan damarları yapısı gereği oldukça hassastır ve kolayca kırılabilir veya patlayabilir. Damarların herhangi bir sebepten zarar görmesinden dolayı kan dışarı sızar ve göz akı ile konjonktiva arasına yerleşir. Sızıntının boyutuna göre gözün bir kısmı kırmızı gözükebileceği gibi kanamanın boyutları büyüdükçe gözün bazı kısımları kısmen kan kırmızı görülebilir. Bu durumun şiddeti arttıkça gözün bazı bölgelerinde dışa doğru bir şişlik oluşması da söz konusu olabilir. Göz kanlanmasında mutlaka bir damarın hasar görmesi söz konusu değildir. Kılcal damarlarda aşırı şekilde kan toplanması ve bu toplanmadan dolayı damarların genişlemesi de göz kanlanmasına yol açar. Normalde görünür halde olmayan bu kılcal damarlar, kanın yoğunlaşması ile birlikte görünür hale gelir ve gözde kanlı bir görünüm ortaya çıkarır. Göz kanlanması çoğu zaman herhangi bir ağrıya veya görme değişikliğine yol açmaz ve kendiliğinden iyileşir. Bazı durumlarda ise kaşıntıya veya yanmaya sebebiyet verebilir.

Göz kanlanması belirtileri nelerdir?

Göz kanlanmasının en belirgin ve ortak belirtisi gözün beyaz kısmında oluşan damarlı ve kanlı görüntüdür. Yalnızca çok derin göz kanlanması türlerinde dıştan kanlı bir görüntü oluşmayabilir. Bütün hastalarda belirtiler paralel seyreder ve genellikle belirtiler şunlardır:

  • Gözün beyaz kısmında kızarıklık,
  • Gözdeki tahriş hissi ve kaşıntı,
  • Gözün daha dolgun hissedilmesi,
  • Göz ağrısı,
  • İris, göz bebeği veya her ikisinin önünde kanlı görüntü,
  • Bulanık görme veya görmede azalma,
  • Işığa duyarlılık,
  • Gözde basınç hissi ve göz şişmesi.

Yine bu belirtiler altta yatan bazı hastalıklardan dolayı ortaya çıkabileceği için farklılık gösterme olasılığı da vardır. Lösemi, hemofili, orak hücre hastalığı, kan inceltici ilaçların yan etkileri vs. gibi durumlarda farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle belirtiler ciddiye alınarak hemen muayene olunmalıdır.

Göz kanlanması nedenleri nelerdir?

Göz kanlanması neden olur sorusuna verilebilecek cevaplar oldukça fazladır. Hatta birçok kanlanmanın nedeni çoğu zaman bilinmez. Gözde bulunan damarlar oldukça hassas ve kırılgan olduğu için zedelenmeye oldukça müsaittir. Öksürme, hapşırma, kusma, ağır yük kaldırma, tansiyon, lens takmak, alerjik reaksiyonlar gibi birçok durumdan dolayı göz kanlanması oluşabilir. Hatta yapılan bazı incelemeler astımlı ve boğmacalı bebeklerde göz kanlanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Göz kaşınması sırasında çok sert gözleri kaşımak veya ovalamak göz kanlanmasına sebep olabilir. Ayrıca travmalar, yaralanmalar, veya göze alınan darbeler de göz kanlanmasına yol açar. Özellikle herpes virüsünün yol açtığı göz enfeksiyonları, iris üzerinde bulunan anormal kan damarları, kan pıhtılaşması sorunları, göz cerrahisi sonrası oluşabilecek komplikasyonlar ve göz kanserleri de göz kanlanmasının diğer nedenleri arasında yer alır. Warfarin, dabigatran, rivaroxaban, heparin, aspirin, ibuprofen gibi kan inceltici ilaçların göz kanlanmasına yol açabileceği de bilinmektedir. Diyabet, retinal yırtık, anevrizma, gözün arkasında oluşan sıvı birikmesi, yaşa bağlı birtakım hastalıklardan dolayı da göz kanlanması oluşabilir.

Göz kanlanması hastalık çeşitleri nelerdir?

Göz kanlanmasının bilinen birkaç farklı çeşiti bulunur. Bunlar arasında en bilinenleri subkonjonktival ve hyphema kanamalardır. En yaygın görülen kanama türü subkonjonktival kanamalardır. Genel olarak herhangi bir zararı yoktur ve bir hafta içerisinde kendiliğinden geçer. Gözün beyaz kısmında kızarıklık en yaygın belirtisidir. Göz tahriş olduğu için bu tür kanlanmalar ortaya çıkar ve gözde dolgunluk hissi ile birlikte kendini gösterir. Hyphema ise iris ve göz bebeği üzerindeki kanlanmalardır. Genellikle iris veya göz bebeğinde bir hasar ya da yırtık olduğunda ortaya çıkar. Çok yaygın bir tür olmamakla birlikte görmeyi etkileyebilir ve oldukça ağrılıdır. Tedavi edilmemesi halinde kalıcı görme kayıplarına yol açma ihtimali söz konusudur. İki türün dışında göz sıvısı içinde vitreus kanaması, retina altında subretinal kanama ve retinanın bir parçası olan maküla altında submaküler kanama türleri de vardır. Bu kanamalar gözün daha derin tabakasında olduğu için dıştan bakıldığında gözükmezler.

Göz kanlanması tanısı nasıl konulur?

Göz kanlanmasının tanısı konusunda hastaların göz doktoruna muayene olmaları gerekir. Çoğunlukla fiziki muayene teşhis için yeterli olur. Ancak hastalığın neden ortaya çıktığının anlaşılabilmesi için hastanın tıbbi geçmişi ile ilgili sorular sorulabilir. Öncelikli olarak gözde ve gözün yapısında başkaca bir yaralanma olup olmadığından emin olunabilmesi için muayene yapılır. Daha sonra göz basıncı ölçülerek gözlerin genişlemiş olup olmadığı durumu tespit edilir. Böylece gözün derinliklerinde travma veya kanama olup olmadığından emin olunur. Bazı durumlarda potansiyel olarak ciddi bir kanama bozukluğu olup olmadığının tespiti amacıyla kan testleri de uygulanan tanı yöntemleri arasındadır. Ciddi olduğu düşünülen durumlarda gözün arka kısımlarının görüntülenebilmesi amacıyla ultrason taraması yapılabilir. Gözün görme yetisinin ölçülmesi için görsel keskinlik testi uygulanabilir. Afrika kökenli hastalarda ise farklı olarak orak hücre hastalığı veya talasemi taraması uygulanan tanı yöntemleri arasında yer alır.

Göz kanlanması tedavi yöntemleri nelerdir?

Göz kanlanması nasıl geçer sorusunun cevabı hastalığın altında yatan nedenine göre değişir. Çoğu hastanın göz kanlanması bir hafta içerisinde kendiliğinden iyileşme gösterir. Ancak bunun dışında altta yatan bir neden varsa buna göre tedavi uygulanması gerekir. Örneğin yüksek tansiyondan dolayı göz kanlanması ortaya çıkıyorsa, yüksek tansiyon tedavi edilmelidir. Bunun için gereken ilaçlar doktor tarafından reçetelenir. Bunun dışında çok daha ciddi göz kanamalarına doğrudan müdahale etmek gerekir. Tedavi amacıyla göz damlaları önerilebilir. Kuru gözler için gözyaşı damlaları, şişlikler için steroid göz damlaları, ağrı için ağrı kesici göz damlaları, bakteriyel enfeksiyonlar için antibiyotik göz damlaları, viral enfeksiyonlar için antiviral göz damlaları hastaya reçete edilebilir. Hastanın gözünde bulunan kan damarlarında ciddi yaralanmalar tespit edilmişse bunun tedavisi için lazer cerrahisi uygulanabilir. Biriken fazla kanın drenajı için de çoğu zaman göz cerrahisi uygulanır. Gözyaşı kanalı cerrahisi de uygulanan tedavi yöntemleri arasında yer alır. Tüm tedavilerinde ardından gözün korunabilmesi amacıyla hastaların bir süre göz bandı kullanması gerekir. Çünkü dıştan gelebilecek bir etken tedavinin işe yaramamasına neden olabileceği gibi hastalığın kötüleşmesine de neden olabilir. Tedavi sonrasında doktorun belirttiği bütün şartlara uymak göz kanlanmasının iyileşmesi için önem taşır.

Eğer sizin de geçmeyen ve sürekli tekrarlayan göz kanlanması şikayetiniz varsa en kısa sürede muayene olmalısınız. Çünkü tekrarlayan göz kanlanmaları alttan yatan ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir ve yaşam kalitenizi düşürebilir. Bunun önüne geçmek için tedavilerinize vakit kaybetmeden başlamalısınız.

satır arası

99872

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.