satır arası

İç salgı bezlerinden oluşan endokrin sistem, vücut içerisinde bir kanala ihtiyaç duymadan salgılanan hormonlar ile iletişimi sağlar. Vücut içi ve dışı tüm koşullara, oluşan tüm değişimlere cevap oluşturur. Endokrin sistem bezlerinden en önemlisi hipotalamus ile bağlantılı olarak çalışan hipofiz bezidir.

Hipofiz Bezi Nedir?

Hipofiz bezi, beynin alt kısmındaki yer alan 0,5 gram ağırlığında, 5-7 mm yüksekliğinde bir salgı bezidir. Temel salgı bezi olarak adlandırılan hipofiz bezi, vücuttaki diğer salgı bezlerini uyararak endokrin sistemi düzenler. Yani hipofiz bezinde yaşanan bir sağlık sorunu, cinsel gelişimi, tiroitleri, büyümeyi ve gelişmeyi etkiler. Üst beyin merkezinden gelen emirler, hipotalamus vasıtasıyla hipofize iletilir ve hipofiz bezi hormon salgılamaya başlar. Kan yoluyla vücutta ilgili yerlere ulaşan bu hormonlar, tiroit bezini, böbrek üstü bezleri, cinsiyet bezlerini uyararak hormon salgılamasını sağlar. Böylece dolaşım sistemi aracılığıyla endokrin sistem ile sinir sistemi arasındaki bağlantıyı kurar.

Hipofiz Bezi Nerede Yer Alır ve Kısımları Nelerdir?

Hipofiz bezi, beyin tabanında, burun köprüsünün arkasındaki Sella Turcica yani Türk eyeri adı verilen kemik boşluğunda yer alır. Hipofiz sapı ile de beyin aktivitelerini kontrol eden hipotalamusa bağlanır. Hipofiz bezi, beyni örten dura mater adı verilen sert bir zar ile çevrelenir.

İnsan embriyosu oluşumunda, ön, ara ve arka olmak üzere hipofiz bezi, üç kısımdan oluşur. Ama erişkin bir insanda ara lob görmek mümkün değildir. Epitel dokudan oluşan ön lobta bir diğer adıyla adenohipofizde çeşitli hormonlar salgılanır. Sinir hücrelerinden oluşan arka lobta bir diğer adıyla nörohipofizde ise hormon salgılanmaz; sadece hipotalamusun salgıladığı hormonlar depo edilir.

Hipofiz Bezi Hormonları Nelerdir?

Hipofiz bezi ön ve arka lobundan çeşitli hormonlar salgılayarak veya depo ederek vücuttaki salgı bezlerinden hormon salgılanmasını uyarır ve böylece endokrin sistemi düzenler. Hipofiz bezi hormonları ve işlevleri şu şekilde listelenebilir:

  • Adrenokortikotropik hormon (ACTH): Hipofiz bezinin ön lobunda üretilen ACTH hormonu, böbrek üstü bezlerini uyararak kortizol ve androjen steroidlerinin salgılanmasını düzenler. Bu hormonlara özellikle vücut stres durumundayken ihtiyaç duyulur.
  • Tiroit uyarıcı hormon (TSH): Hipofiz bezinin ön lobunda üretilen tiroit stimülasyon hormonu (TSH), tiroit bezlerini uyararak tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) salgılatır. TSH salgılanmasını hipotalamusta üretilen TRH hormonu ve T3, T4 hormonlarının artıp azalması etkiler.
  • Gonadotropin hormonlar: Hipofizin ön lobunda üretilen folikül stimülasyon hormonu (FSH) ve luteinizasyon hormonu (LH) dur. FSH, kadınlarda yumurtalık üzerinde etkili olduğundan, yumurtlama ve östrojen salınımını düzenler. Erkeklerde ise sperm üretimini etkiler. LH artışı, kadınlarda ovulasyonu başlatır, erkeklerde ise testosteron salgılanmasını uyarır.
  • Büyüme hormonu (BH): Büyüme hormonu yani bir diğer adıyla growth hormonu (GH) hipofizin ön lobunda salgılanarak büyüme ve gelişimi etkiler. GH, protein oluşumunu artırırken enerji için yağ doku kullanılmasını sağlayarak protein yıkımını da azaltır.
  • Antidiüretik hormon (ADH): ADH, hipotalamusta sentezlenen ve hipofiz bezinin arka lobunda depo edilen bir hormondur. Temel işlevi böbreklerde su geri emilimini sağlamaktır. Böylece su ve elektrolit dengesine katkı sağlar.
  • OksitosinOksitosin hipotalamusta sentezlenen ve hipofiz bezinin arka lobunda depo edilen bir hormondur. Hipofiz bezi oksitosini, doğum zamanı geldiğinde vücuda salarak rahim kasılmalarını uyarır; böylece doğum başlamış olur.
  • Prolaktin: Hipofizin ön lobunda salgılanan prolaktin hormonu süt bezlerini uyararak süt salgılanmasını sağlar. Prolaktinin, gonadotropin hormonları ve böbrekten su ve mineral atılımını da etkiler.

Hipofiz Bezi Hastalıkları Nelerdir?

Hipofiz bezi hastalıkları, gerektiğinden fazla veya az hormon salgılanması sonucu ortaya çıkar. Bu durum genetik bir problem, sonradan oluşan bir sorun veya tümör kaynaklı olabilir.

Hipopitüitarizm (Büyüme Hormonu Eksikliği)

Büyüme hormonu eksikliği kişinin doğuştan sahip olduğu rahatsızlık sonucu veya sonradan tümör oluşumu kaynaklı görülebilir. Doğuştan olduğunda çocukta büyüme ve gelişim yavaşlar; cücelik görülür. Gelişim yavaşladığından cinsel gelişim de geç olur ve ergenliğe geç girilir. Büyüme hormonu eksikliği her yaşta görülerek gelişimi yavaşlatabilir. Bu yüzden anormal gelişim durumlarında doktora görünmeyi ihmal etmemek gerekir. Büyüme hormonu eksikliğinin en önemli belirtisi, fiziksel olarak görülen gelişim bozukluklarıdır. Hipopitüitarizm sebepleri arasında tümör oluşumu, kafa travması, menenjit hastalığı yer alırken genellikle idiopatik olarak görülür. Yani sebebi bilinmez. Hipopituitarizm tedavisi, hastalığın şiddetine ve sebebine göre ilaçla, cerrahi müdahaleyle veya radyoterapi ile gerçekleştirilebilir. Kalıtsal bir eksiklikten kaynaklanıyorsa ilaçla yerine koyma tedavisi uygulanırken tümör kaynaklı bir eksiklik oluşuyorsa radyoterapi veya yeterli olmayacaksa cerrahi tedavi uygulanır.

Cushing Hastalığı

Cushing hastalığı, hipofiz bezinin salgıladığı ACTH hormonunun fazla üretilerek böbrek üstü bezlerini daha fazla uyarması sonucu oluşur. Böbrek üstü bezlerinden olması gerekenden fazla salgılanan kortizol, dokularda protein kaybına neden olduğundan kaslarda zayıflama yapar. Ciltte ve kemiklerde hassasiyet görülerek ağrılar oluşur. Cushing hastalığı, fiziksel olarak da kendini belli eden bir hastalıktır. Cushing, vücutta yağ birikmesine neden olduğundan karın ve yüz bölgesinde yağlanma ve tombulluk görülürken kollar ve bacaklar ise orantısız şekilde incedir. Cushing hastalığının tedavisinde kortizol üretimini baskılayan ilaçlar, tümör oluşumu varsa cerrahi müdahale ve/veya radyoterapi uygulanır.

Akromegali ve Gigantizm

Büyüme hormonunun olması gerekenden fazla salgılandığı durumlarda, ileri yaşlarda akromegali, çocukluk dönemlerde ise gigantizm yani devlik görülür. Akromegali genellikle 30 yaş üstünde görülerek ellerde, ayaklarda büyüme, alın ve çenenin öne çıkması, ciltte kalınlaşma, burun ve dilde büyüme gibi belirtilerle kendini gösterir. Gözle görülen fiziksel belirtilerin yanı sıra görme bozuklukları, baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, libido düşmesi gibi etkileri de vardır. Çocuklarda görülen gigantizm ise kendini aşırı boy uzamasıyla belli eder. Çünkü çocuklukta büyüme plakları (epifiz plakları) henüz kapanmadığı için kemikler uzamaya elverişlidir. Çocuklarda büyüme hormonu aşırı salgılandığında aşırı boy uzamasından kaynaklı devlik görülür. Büyüme hormonunun fazla salgılanmasının tedavisinde cerrahi yaklaşımlar kadar ilaç tedavisi de oldukça etkilidir. Tedavi yöntemleri temelde IGF-I düzeyini normal seviyelere düşürmek veya tümör oluşumu varsa kitlenin küçülmesini sağlamak üzerine kurulmuştur.

Hipofiz Adenomları

Hipofiz bezindeki bazı hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu adenomlar oluşur. Sonuç olarak adenomlar bir çeşit tümör oluşumudur fakat bu tümörler, benign yani iyi huyludur. Hipofiz adenomları yavaş büyür ama diğer benign tümörlerden farklı olarak çevre dokulara yayılabilir. Adenomların hormon üreten ve üretmeyen çeşitleri bulunur. Hormon üretenler vücutta çeşitli rahatsızlıklara neden olur. En bilinenlerden biri prolaktin salgısının artması sonucu adet görememe ve süt salgılanması durumudur. Hormon salgılamayan tümörler ise büyüklüğü fazla olduğunda hipofiz bezine baskı yapar ve hormon salgılanmasını azaltır. Bu durumda da hipopituitarizm gibi rahatsızlıklar görülür. Bazı adenomların tedavisi sadece ilaçla olabiliyorken bazılarının tedavisi ise sadece cerrahi müdahale ile olur.

Hipofiz Bezi Tümörü (Kanseri)

Hipofiz bezi tümörleri, benign olan adenomların yanı sıra malign olan kanser oluşumları da olabilir. Hipofiz bezi kanserinin en önemli belirtileri, baş ağrısı, görme kaybı ve bulantıdır. Kanserden şüphelenildiği durumlarda ilk olarak kan ve idrar tahlilleri yapılarak hormon değerlerine bakılır. Değerlerde bir anormallik görülürse MR veya BT çekilerek teşhis konulur. Tümör tedavisi tümörün büyüklüğüne göre değişiklik göstermekle birlikte sonuç, hipofiz bezinin alınmasına kadar gidebilir. Bu yüzden düzenli check up ve kontroller yaptırılarak erken teşhis sağlanması önemlidir.

1770

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.