satır arası

İltihaplanma olarak bilinen inflamasyon, herkeste meydana gelen ve bağışıklık sisteminin vücudu çeşitli hastalık veya yaralanmalara karşı korumak amacıyla oluşturduğu bir tepkidir. Vücuttaki birçok iyileşme sürecinin temelinde inflamasyon oluşması yer alır. Bazı kişilerde oluşan inflamasyonun nedeni bağışıklık sistemi hücrelerinin vücudun diğer sağlıklı hücre ve dokularına karşı antikor üretmesi sonucu oluşan otoimmün hastalıklar olabilir. Bazı artrit (eklem iltihabı) ve inflamatuar bağırsak hastalığı gibi rahatsızlıkların oluşumunda otoimmün bir hadise mevcuttur.

İnflamasyon hali kendi içerisinde akut ve kronik olmak üzere 2 gruba ayrılarak incelenir. Akut inflamasyon genellikle kısa sürede meydana gelen ciddi bir inflamasyon halini tanımlar. Akut iltihaplanmalarda süre 2 haftanın altındadır ve belirtiler oldukça hızlı şekilde gelişirler. Yeni başlangıçlı hastalık ve yaralanmalarda oluşan inflamasyon akut inflamasyondur.

Kronik inflamasyon ise genellikle 6 haftadan daha uzun süreli, yavaş gelişen ancak ciddi seyirli bir iltihaplanma halidir. Herhangi bir yaralanma ile ilişkili olmayabilen bu durum altındaki neden tedavi olsa bile devam etme eğilimindedir. Uzun süreli stres durumları ve otoimmün hastalıklar kronik inflamasyon nedenleri arasında yer alır.

İnflamasyon Nedir?

İnflamasyon geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan ve çeşitli karakteristik belirtiler ile seyreden önemli bir tıbbi terimdir. Günümüzde inflamasyon, zararlı kimyasallar, çevresel ajanlar, travma, aşırı kullanma veya bulaşıcı hastalıklara bağlı oluşan doku yanıtı olarak tanımlanır. Bu doku yanıtı yara iyileşmesi ve enfeksiyon hastalıklarının kontrolünün sağlanması adına önemli bir aşamadır.

İnflamasyon ile giden hastalıkların isimlendirilmesinde ilgili organın isminin sonuna -it eki getirilir. Örnek olarak karaciğer iltihaplanması hepatit, pankreas iltihaplanması pankreatit ya da apandisin iltihaplı hale geçmesi apandisit olarak isimlendirilir.

İnflamasyon Belirtileri Nelerdir?

Vücudun herhangi bir bölgesinde meydana gelen inflamasyon karakteristik olarak 5 belirtiye sahiptir. Bu bölgede oluşan ağrı, ısı artışı, kızarıklık, ödem ve fonksiyon kaybı, inflamasyonun 5 özelliğini oluşturur. Diğer spesifik belirtiler inflamasyonun bulunduğu bölge ya da altında yatan nedene bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Uzun süreli inflamasyon durumları kronik inflamasyon olarak sınıflandırılır. Akut inflamasyonun aksine kronik inflamasyonda belirtiler daha sinsi seyirli ve diğer hastalıkların belirtileri ile karışabilecek düzeyde olabilir. Halsizlik, ateş, ağız yaraları, cilt döküntüleri, karın ağrısı ve göğüs ağrısı gibi belirtiler, kronik inflamasyon semptomları içerisinde yer alır. Belirtiler orta ya da ciddi bir seyir izleyebilir ve genellikle aylar veya yıllar ile ifade edilen bir zaman dilimi boyunca devam edebilirler.

Kronik inflamasyon 6 farklı sağlık durumunu takiben oluşabilir:

  • Akut inflamasyon ile seyreden mikrobik bir hastalığa karşı vücudun bağışıklık yanıtının yetersiz kalması
  • Enzimatik reaksiyon ya da savunma hücreleri tarafından ortadan kaldırılamayan yabancı madde varlığında
  • Otoimmün hastalıkların seyrinde
  • İltihaplanma sürecinin düzenlenmesi ile ilgili hücresel işlevlerde bozukluk olmasıyla oluşan “Ailesel Akdeniz Ateşi” gibi hastalıklarda
  • Serbest radikal moleküller gibi inflamasyonu arttırıcı oksidatif stres etkeni maddelerin birikimi
  • Kronik inflamasyonlarda altta yatan hastalık ile oluşan belirtiler arasında bir ilişki mevcuttur. Romatoid artrit hastalığında kişilerin savunma hücreleri eklemlere karşı bir mücadele verir. Bu durumun sonucunda eklemlerde ağrı, sertlik, ödem ya da fonksiyon kaybı gibi belirtiler oluşur. İltihaplanma halinin kronik bir süreç olması nedeniyle zaman içerisinde halsizlik, uyuşma ve karıncalanma ya da eklem hareket açıklığının azalması gibi diğer şikayetler de hastalık tablosuna eklenebilir.

Bir diğer iltihabi hastalık olan inflamatuar bağırsak hastalıklarında inflamasyon sindirim sistemi kanalındadır. Bu nedenle bu rahatsızlığa sahip kişilerde ishal, karın ağrısı, kramplar, şişkinlik, kilo kaybı, anemi (kansızlık) ya da kanamalı ülser (yara) oluşumu gibi semptomlar ortaya çıkabilir.

Kronik inflamasyon halinde oluşabilecek belirtiler şu şekilde özetlenebilir:

  • Vücut ağrıları, eklem ve kas ağrıları
  • Kronik halsizlik ve uykusuzluk,
  • Depresyon, kaygı bozukluğu ve diğer duygudurum rahatsızlıklarının oluşması
  • Kabızlık, diyare (ishal) veya reflü gibi sindirim sistemi şikayetleri
  • İstemsiz kilo alımı veya kilo kaybı
  • Sık enfeksiyon hastalığı geçirmek

İnflamasyon Tanısı Nasıldır?

Her ne kadar inflamasyona tamamen spesifik bir laboratuvar ölçüm yöntemi henüz bulunmasa da vücutta inflamasyon gelişmesini takiben iltihaplanma biyomarkerı olarak isimlendirilen bazı maddelerin kan dolaşımındaki seviyesinde yükselme meydana gelmesi bu maddeleri inflamasyona tanısal yaklaşımda değerli hale getirir.

CRP olarak kısaltılan C-reaktif proteini inflamasyon belirtiçleri denince ilk akla gelen maddelerden biridir. CRP seviyesi ileri yaşlı, obez veya kanser hastası bireylerde de yüksek olarak tespit edilebilir. CRP seviyesi yüksekliği hem akut hem de kronik inflamasyonda yükseliş gösterir. Yüksek duyarlılığa sahip CRP (hsCRP) için erkeklerdeki normal kabul edilen değer litrede 0,55 miligramın altıyken kadınlarda bu değer litrede 1 miligram olarak değerlendirilir. CRP dışında fibrinojen düzeyinin tayini de inflamasyon tanısına katkı sağlayabilecek bir tetkiktir. Fibrinojenin normal değerleri ise desilitrede 200-300 miligram arasında değişkenlik gösterir.

ESR olarak kısaltılan eritrosit sedimentasyon hızı testi, iltihaplanma haline bağlı olarak kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunduğu tüpteki çökme hızlarını değerlendirilir. ESR inflamasyonun altında yatan nedeni ortaya çıkaramaz ancak hastadaki bu durumun seyrinin takibinde oldukça değerlidir.

İnflamasyon oluşumunu takiben TNF, IL-1, IL-6 ve IL-8 gibi bağışıklık faktörlerinin düzeyinde de yükselmeler oluşabilir. Bu belirteçlerin takibi maddi olarak daha külfetli olsa da kronik inflamasyon ile seyreden çeşitli durumların aydınlatılmasında oldukça değerlidirler.

Serum protein elektroforezi, kronik inflamasyon halinin tanınması adına oldukça etkili bir tanı aracıdır. Bu tetkikte kanın sıvı kısmındaki bazı proteinlerin düzeyi incelenir ve seviyelerindeki azalma veya artma ile ilişkili olabilecek iltihaplanma durumlarının değerlendirilmesini sağlar.

Hekimler tarafından gerekli görülen hallerde özellikle hastaların belirli bölgeleri ile ilişkili semptom ve bulguların tespit edilmesini takiben manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve X-ray gibi çeşitli radyolojik tetkiklere de başvurulabilir. İnflamatuar bağırsak hastalığından şüphelenilen kişilerde ise sindirim kanalının detaylı incelenebilmesi adı endoskopi ve kolonoskopi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.

İnflamasyon Tedavisi Nasıldır?

Son 10 yıldaki çalışmalar kişinin yaşam tarzı ile inflamasyon düzeyi arasında bir ilişki olabileceğini göstermiştir. Yüksek CRP düzeyine sahip bireylerin genel olarak fizisel inaktif, kan şekeri seviyesi yüksek ve sağlıksız beslenme alışkanlığına sahip olması bu sonuçları doğrular niteliktedir. Bu kişilerde aynı zamanda hipertansiyon ve obezite gibi diğer sağlık sorunlarına karşı da bir yatkınlık söz konusudur. Beslenme planının akdeniz diyeti ile değiştirilmesi ve orta derecede egzersiz yapılması CRP düzeyinin tekrar normal sınırlara indirilmesinde oldukça etkili yaşam tarzı değişiklikleri arasında yer alır.

Yaşam tarzı ve beslenme planı ile ilgili değişiklikler kronik inflamasyonun seyrini ve tetikleyici faktörlerini olumlu yönde etkileyebilir. Kilo verilmesi iltihaplanma sürecini azaltmak adına atılabilecek adımların başında gelir. Düşük glisemik indeksli bir beslenme planının oluşturulması, doymuş yağ tüketiminden veya işlem görmüş gıdalar ile beslenmekten kaçınmak, sebze ve meyve gibi lifli gıdaların tüketimine özen göstermek ve mikro besin maddesi olarak ifade edilen mineral ve vitaminler açısından yeterli bir diyet uygulamak, inflamasyonun baskılanabilmesi adına yapılabilecek beslenme tarzı değişiklikleri arasında yer alır.

Kronik inflamasyonda altta yatan hastalığa yönelik olarak hekimler çeşitli ilaçların reçetelendirmesini gerçekleştirebilir. Tip 2 şeker hastalarında metformin etken maddeli ilaçlar kullanılabilirken özellikle kan dolaşımındaki yağ seviyesi yüksek kişilerde statin olarak ifade edilen ilaçların inflamasyon karşıtı etkilerinden faydalanabilir. Steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar hücresel enzim mekanizmaları üzerinden etki ederek vücuttaki inflamasyonun baskılanmasına katkı sağlarlar. Bu ilaçlar dışında ciddi seyirli iltihabi hastalıklar ve lupus gibi otoimmün hastalıkların tedavisinde kortikosteroid tedavisine başvurulabilir.

İnflamasyon her ne kadar vücudun normal bir bağışıklık işlevi olarak kabul edilse de kronikleşmesi durumunda meydana geldiği bölgenin hasarlanmasına neden olabilir. İnflamasyon sürecine dair vücudunuzda herhangi bir belirti ya da bulgu fark etmeniz halinde sağlık kuruluşlarına başvurarak uzman hekimlerden destek almanız önerilir.

Sağlıklı günler dileriz.

satır arası

7274

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.