İşitme kaybında erken tanı rehabilitasyon imkânı sağlıyor

Kulak Burun Boğaz
285

Toplumda sağlıklı bir iletişimin temelini işitme ve konuşma fonksiyonumuz oluşturur. Konuşma gelişiminin sağlıklı bir işitme ile sağlanabildiği düşünülürse işitmenin önemi daha iyi anlaşılacaktır. İşitme kaybına bağlı olarak gelişen sorunların çözümü, bireyin toplumsal yaşama güçlü bir şekilde katılmasını sağlamakta ve yaşam kalitesini artırmaktadır.

 

Medical Park Uşak Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz ve Baş, Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kenan Selçuk TUNCAY; ''Dünya İşitme Günü, 3 Mart tarihinde ele alınan bir koruyuculuk etkinliğidir. 2007 yılında Pekin'de yapılan, Birinci Uluslararası İşitme Bozukluklarının Önlenmesi ve Rehabilitasyonu Konferansında gündeme alınmıştır. Günün amacı, dünya çapında, kulak ve işitme sağlığı üzerinde farkındalık yaratılmasının sağlanması ve bu konu üzerinde toplumun bilinçlendirilmesidir'' dedi ve kulak ve işitme sağlığı konusunda genel olarak şu bilgileri verdi.

İşitme Kaybında Erken Tanı Hayata Bağlar

İşitme kaybının erken teşhisi büyük önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalar işitme kaybının saptanması bakımından en kritik dönemin "yeni doğan dönemi" olduğunu ortaya koymaktadır. Doğduktan sonra en geç altı ay içinde işitme engeli teşhisi konan ve işitme cihazı uygulanıp özel eğitime alınan bebeklerin konuşma becerisi normal yaşıtlarına benzer seviyede gelişebilir. İşitme engeli ile doğan, bu engeli fark edilmeyen bebeğin dil gelişimi durur ve bununla birlikte zihinsel, sosyal ve ruhsal gelişimi yavaşlar. Son yıllarda ülkemizde de oldukça yaygın ve başarılı bir şekilde uygulanan "yeni doğan işitme taraması programı" ile yeni doğan döneminde bu sorun gelişmiş odyolojik testler ile belirlenebilmekte ve sorunu olan bireylerde klasik işitme cihazı veya gelişmiş koklear implant uygulamaları ile işitmenin düzeltilmesi sağlanabilmektedir.

Özellikle ilk 2 yaşta gelişmesinin büyük ölçüde tamamlandığı işitme ve konuşma fonksiyonumuzun değerlendirilmesi ve varsa işitme kaybının bu dönemde belirlenip müdahale edilmesi, çocuğun işitme ve konuşma engelli bir birey olmaktan çıkıp topluma normal bir birey olarak kazandırılmasını sağlamaktadır.

Yine yeni doğan döneminde olduğu gibi çocukluk, genç, erişkin veya ileri yaşlarda sonradan gelişen işitme kayıpları bireyin konuşmasında bozulmalara veya toplum içerisinde yalnızlaşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, bu dönemlerde yapılacak yıllık rutin kulak burun boğaz muayeneleri sorunun erken teşhis edilmesini sağlayabilmekte ve çözüm yolları bireyin toplum içerisinde daha katılımcı, kendine güvenli bireyler olmasını sağlayacaktır.

Önleyici Tedbirler

Dünya Sağlık Örgütü işitme kaybına yol açan faktörlerin % 60'si önlenebilir olduğunu bildirmektedir. 

- Çocukların yeni doğan döneminde işitme taramalarından geçmesi, 
- Özellikle kızamık, menenjit, kabakulak ve kızamıkçık aşılarının olunması, 
- Tüm yaş dönemlerinde ototoksik (iç kulağa zarar verici) ilaç kullanımından kaçınılması veya doktor kontrolünde uygulaması, 
- Özellikle çocukluk çağında karşılaşılan orta kulak iltihabı için erken ve etkin tedavilerin yapılması, 
- Yüksek sese maruz kalınan ortamlardan kaçınılması sayılabilir.

Dikkat!!!

Son olarak şu noktaları önemle vurgulayan Op. Dr.Kenan Selçuk TUNCAY,''Özellikle tüm çocukların yeni doğan ve okul öncesi dönemde, işitme testi ile değerlendirilmesi önemlidir. İşitme kaybı, kulak tıkacı (serumen) veya kulakta sıvı birikmesi gibi rahatsızlıklarda basit medikal veya cerrahi uygulamalar ile düzeltilebilir sorunlardan kaynaklanabilir. Bu sorunların çözümü ile ileride gelişebilecek kalıcı işitme kaybı ve konuşma bozukluklarının önüne geçebilir. Bu tip basit sorun ve çözümlerine rağmen, söylenilenleri sıklıkla tekrar ettirmek, televizyon sesini çok açmak, telefon konuşmalarının anlaşılmasında zorlanmak, ortam gürültüsü varlığında işitmede güçlük çekmek, karşısındakinin söylediğini yanlış anlamak, kulaklarda çınlama ve uğultu gibi şikâyetlerin varlığı mutlak kulak burun boğaz hekimine başvurulması gerekliliğini gündeme getirir''dedi.