satır arası

görüntülü görüşme

Kemik kanseri çok nadir görülen kötü huylu bir tümör türüdür. Gelişen toplam 100 kanserin sadece birine kemik tümörü neden olur. Kemik kanseri, vücuttaki herhangi bir kemikte başlayabilir ancak en yaygın olarak leğen kemiğini veya kol ve bacaklardaki uzun kemikleri etkiler. Ayrıca iyi huylu kemik tümörleri kötü huylu olanlardan çok daha yaygındır. Kemik kanseri komşu yapılara ve akciğerler gibi uzak organlara yayılabilir. Bazı kemik kanseri türleri öncelikle çocuklarda görülürken, diğer bazı türler çoğunlukla yetişkinleri etkiler.

Kemik Kanseri Nedir? 

Kemik kanseri iskelet sisteminde gelişip burada doku tahribatı yapan kötü huylu tümörlerdir. Kemik ya da eklem kıkırdağında başlayan kanserlere primer kemik kanseri denir. "Primer kemik kanseri" terimi, vücudun başka bir yerinde başlayan ve kemiğe yayılan (metastaz) kanserleri kapsamaz. Bu tür kanserler, kemiğe metastaz yapmış meme kanseri gibi başladığı organ ya da dokuya göre adlandırılır. Bunlara ayrıca sekonder kemik kanseri de denir. Bununla birlikte kemik kanseri denildiğinde sadece primer kemik kanserlerinin kastedildiği akıldan çıkarılmamalıdır. Kemik kanseri için olağan tedavi yöntemi cerrahidir. Erken tanı ve tedaviyi takiben sıklıkla olumlu sonuçlar elde edilebilir. 

Kemik Kanseri Neden Olur?

Çoğu durumda, bir kişinin neden kemik kanseri geliştirdiği bilinmez. Bununla birlikte kemik kanseri riskinde artışa neden olan bazı faktörler vardır. Bu faktörlerden bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  • Başka bir nedenle daha önceden radyoterapi almış olmak
  • Kemik yenilenme döngüsünde bozukluk ile karakterize bir hastalık olan kemiğin paget hastalığına sahip bireyler
  • Li-Fraumeni sendromu adı verilen nadir bir genetik rahatsızlığı olan kişiler - bu hastalarda normalde kanserli hücrelerin büyümesini baskılayan bir gende mutasyon vardır.
  • Çocukluğunda retinoblastom adı verilen göz kanserine yakalanan kişilerin kemik kanseri geliştirme olasılığı daha yüksektir. Bunun nedeni aynı kalıtsal hatalı genin her iki durumdan da sorumlu olması olabilir.
  • Araştırmalarla, göbek fıtığı ile doğan bebeklerin Ewing sarkomu türünde kemik kanseri geliştirme olasılığının 3 kat daha fazla olduğu bulunmuştur.

Kemik Kanseri Belirtileri Nelerdir? 

Ne yazık ki kemiğin kötü huylu tümörleri genellikle geç keşfedilir çünkü semptomlar sıklıkla belirsizdir. Kemik kanseri ağrı ve şişlik ile karakterizedir. Her iki belirtinin de spor yaralanması, kemik iltihabı gibi çok sayıda başka nedeni olabilir. Çoğu zaman, çocukları bacak veya kol ağrısından şikâyet eden ebeveynler öncelikle bunun büyüme ve gelişmeye bağlı olduğunu düşünürler. Ancak büyümeye bağlı gelişen ağrılar genellikle sadece geceleri görülürken, kötü huylu kemik tümörlerinin semptomları devamlı olarak artar ve gün boyunca devam eder. Bu sebeple gün içerisinde sürekli kemik ağrısı çeken bireyler derhal bir doktora görünmelidir. Kemik kanseri belirtileri arasında en yaygın görülenleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Zamanla kötüleşen ve geceleri de devam eden sürekli kemik ağrısı
  • Etkilenen bölge çevresinde şişme, kızarıklık ve hassasiyete neden olan iltihap
  • Etkilenen kemik ekleme yakınsa harekette kısıtlılık
  • Kemiklerde normalden daha kolay kırılmalara yol açan zayıflama
  • Kemik üzerinde belirgin bir yumru
  • Yorgunluk
  • İstemsiz kilo kaybı

Kemik Kanseri Türleri 

Kemik kanserleri, kanserin başladığı hücre tipine göre alt tiplere ayrılır. En yaygın kemik kanseri türleri şunlardır:

  • Osteosarkom: Osteosarkom en yaygın rastlanan kemik kanseri türüdür. Osteoblast olarak da adlandırılan kemik hücrelerinden köken alır. Bu grup tümörlerde kanserli hücreler kemik dokusu üretir. Çoğunlukla çocuklarda ve genç yetişkinlerde, bacak veya kol kemiklerinde ortaya çıkar. Nadir durumlarda, osteosarkomlar kemik dışındaki başka dokularda da görülebilir. Bunlara ekstraskeletal osteosarkomlar denir. Aşırı kemik büyümesi ile karakterize bir hastalık olan kemiğin paget hastalığına sahip olanlarda osteosarkom riski artmıştır.
  • Kondrosarkom: Kemik kanserinin ikinci en yaygın şeklidir. Bu tümörler eklem kıkırdağında başlayıp kemiğe sıçrar. Kondrosarkomda kanserli hücreler kıkırdak dokusu üretir. Genellikle orta yaşlı ve yaşlı erişkinlerde leğen kemiği, bacaklar veya kollarda görülür.
  • Ewing sarkom: Bu grup tümörler en yaygın olarak çocukların ve genç yetişkinlerin leğen, bacak veya kol kemiklerinde ortaya çıkar. Kemik dışında ayrıca yağ, kas veya kan damarları gibi yumuşak dokularda da gelişebilir.

Kemik İliği Kanseri Nedir?

Kemiğin ortasında bulunan süngerimsi yapıya kemik iliği denir. Kemik iliğinde ortaya çıkan kanserler, iskelet sisteminde kemik ağrısı, kemiklerde kolay kırılma gibi kemik kanserleriyle benzer belirtilere yol açar. En sık görülen kemik iliği kanseri türü olan multipl miyelom bir veya daha fazla kemik lezyonuna yol açabilen bir kan kanseri türüdür. 

Kanser Kemiğe Sıçrarsa Ne Kadar Yaşar? 

Farklı organlarda gelişen kanser türleri kemiğe sıçrayarak sekonder kemik kanserine neden olabilir. Sekonder kemik kanserleri prostat kanseri, böbrek kanseri gibi başladığı organa göre isimlendirilir. Kemiğe en çok yayılan kanser türleri meme, akciğer, prostat ve böbrek kanseridir. Peki, hastalar kanser kemiğe sıçrarsa ne kadar yaşar? Bu sorunun cevabı kemiğe metastaz yapan kanserin türüne bağlıdır. Örneğin meme kanseri kemiğe sıçramışsa ortalama yaşam süresi 1,5 - 2 yıl kadardır. Bu hastaların yaklaşık sadece %5 ila 10'u 5 yıldan fazla yaşar. 

Kemik Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır? 

Kemik kanserinde tercih edilen tedavi tipi çeşitli faktörlere bağlıdır. Bu faktörler şunlardır:

  • Kemik kanseri türü
  • Kanserin vücuttaki yeri
  • Kanserin ne kadar agresif olduğu
  • Yayılıp yayılmadığı

Kemik kanseri tedavisinde tercih edilen yöntemler şunları içerir:

  • Cerrahi tedavi: Cerrahi tedavi ile kanser ve onu çevreleyen kemik dokusunun çıkarılması amaçlanır. Kemik kanseri için tercih edilen en yaygın tedavi şeklidir. Tam bir tedavi için cerrahi yolla kanserli hücrelerin tamamen çıkarılması gerekir. Kanser dokusunun bir kısmı çıkarılamazsa kitle büyümeye ve nihayetinde yayılmaya devam edebilir. Bu durumda radyoterapi gibi ek tedaviler gerekli olabilir. Ekstremite koruyucu cerrahi veya ekstremite kurtarma cerrahisi, uzvun kesilmesine gerek kalmadan cerrahi müdahalenin yapılması anlamına gelir. Bununla birlikte, işlemden sonra kişinin ilgili kol ya da bacağını tekrar kullanabilmesi için rekonstrüktif cerrahiye (düzeltme ameliyatı) ihtiyacı olabilir. Bu amaçla, çıkarılan kemiğin yerini doldurmak için vücudun başka bir kısmından alınan kemik veya yapay bir kemik kullanılabilir. Fakat bazı olgularda ekstremite koruyucu cerrahi ile kanserli dokuyu tamamen çıkarmak mümkün olmaz. Bu durumda kanserli uzvun kesilmesi gerekebilir. Bununla birlikte cerrahi yöntemler geliştikçe bu durumla giderek daha nadir karşılaşılmaktadır.
  • Radyoterapi: Radyoterapi birçok kanser türünün tedavisinde yaygın olarak kullanılır. Bu yöntemde yüksek enerjili X-ışınları ile kanser hücreleri hedeflenir. Radyoterapi, cerrahiye ek olarak verilebileceği gibi, cerrahi gereksinimi olmayan hastalara tek başına da verilebilir. Ewing sarkomunun standart tedavisidir. Diğer kemik kanserlerinde ise kombinasyon tedavisinin parçası olarak verilir. Kombinasyon tedavisi, başka bir tedavi türüne ek olarak radyoterapi verilmesidir. Bu yöntemin bazı durumlarda daha etkili sonuçları olabilir.
  • Kemoterapi: Kanser hücrelerini yok etmek için güçlü ilaçların kullanılmasını içerir. Eving sarkomu olan veya yeni bir osteosarkom tanısı alan hastalara genellikle kemoterapi tedavisi verilir. Ayrıca kemoterapi ve radyoterapi birlikte de tercih edilebilir.
  • İmmunoterapi: İmmunoterapi, kanser hücrelerinin büyümesine neden olan bir molekülü hedef alan ve onunla etkileşime girerek etki gösteren ilaçların kullanıldığı tedavi şeklidir. Osteosarkomlu hastalarda kullanılabilen bir yöntemdir ve hastaya diğer tedavi seçeneklerine ek olarak verilebilir.

satır arası

Prof. Dr.
Önder Ofluoğlu
Ortopedi ve Travmatoloji
Bau Medical Park Göztepe
45543

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.