Kemik uzatma ve düzeltme ameliyatlarına neden ihtiyaç duyulur?

Kemik deformitesi, kemiğin normal şekil ve görünümden farklı olması, normal anatomiden sapması olarak tanımlanabilir. Kemik şekil bozukluklarını genel olarak angulasyon (açılanma), rotasyon(içe-dışa dönüklük), translasyon(kayma) ve kısalık olarak dört ana başlıkta toplanabilir. Kemik şekil bozukluklarının tedavisinde asıl amaç kemiğin olması gereken şekline getirerek kemiğe ve ekleme binen yükleri uygun hale getirmektir. Bunun sağlanamadığı hastalarda  özelikle alt ekstremitede kemik  uygun yükleri alamaz bu da kalça, diz, ayak bileği eklemi ve omurga eklemlerinde uygunsuz yük dağılımına bağlı olarak kemik şekil bozukluğu, yürüme şekil bozukluğu, ağrı ve kireçlenme ile sonuçlanabilecek hasarlara neden olabilir. Kemik şekil bozukluklarının tedavisi hastanın tanı aldığı yaşa, şekil bozukluğunun komponentlerine göre değişebilmekle birlikte internal (içeriden), eksternal (dışarıdan) ve her ikisinin birlikte kullanıldığı  implantlar ile  yapılabilir, her bir tedavinin birbirine göre avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır.

Kemik uzatma ameliyatları konjenital (doğuştan) ya da kazanılmış kemik kısalığı olan hastalarda uygulanmaktadır.  Konjenital kısalığı olan hastalarda büyüme sonrasında boy uzunluğu erkek hastalar için 150cm altında bayan hastalar için 145 cm altında kalanlar ve kazanılmış kısalığı olan hastalarda bir ekstremitesi diğerine göre 2 cm ve daha fazla kısalığı olan hastalarda uzatma ameliyatları yapılmaktadır, Uzatma ameliyatları, deformite ameliyatları gibi eksternal (dışarıdan), eksternal-internal birlikte, ve sadece internal(içeriden) uygulanan cihazlarla yapılabilmektedir. Eksternal cihaz kullanımının zorlukları ve bu yöntem ile görülen sorunların fazlalığı sebebiyle teknolojide gözlenen gelişmeler sonrasında kemik ile birlikte içeriden uzayabilen intramedüller (kemik içi) çiviler gelişmiştir ve uygulanmaya başlanarak eksternal  (dışarıdan) uygulanan cihazlar ile ilgili yaşanan sorunlar azalmıştır.

Ortopedik tümörler hakkında bilgi verir misiniz ? Bu gibi durumlarda nasıl bir tedavi yöntemi uygulanır ?

Ortopedik tümörleri, Kas –iskelet sistemi tümörleri olarak isimlendirmek daha doğru olacaktır, genel anlamda ortopedik tümörleri yumuşak dokuda ve kemikte görmekteyiz, kemik tümörleri kemik dokusunu oluşturan ve kemik içerisinde bulunan her tür hücreden köken alarak ortaya çıkabilen iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) tümörlerdir. Tüm  tümörler içerisinde %5 sıklıkta gözlenmektedir. Kemik tümörlerinde genellikle ilk semptom ağrıdır,  ağrı genellikle aktivite ile artiş gösterir, istirahatte devam eder ve gece ağrısı olarak belirti verebilir.  kemik tümörler ağrı dışında  şişlik ile patolojik kırık ile de ilk semptomunu verebilirler.

Yumuşak doku tümörleri kemik tümörlerine benzer olarak iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) tümörler olarak ikiye ayrılmaktadır, yumuşak doku tümörlerinde kötü huylu olanlar (malign) tüm tümörlerin yaklaşık olarak %1 den azını oluşturmaktadır, iyi huylu yumuşak doku tümörleri ise yumuşak doku sarkomlarına göre 10 kat daha fazla görülmektedir. Yumuşak doku tümörlerinde kemik tümörlerinden farklı olarak genelikle ilk bulgu şişlik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hem kemik hem yumuşak doku tümörlerinin  tanı ve tedavisinde multidisipliner yaklaşım gerekmektedir. Bu multidisipliner yaklaşımda ortopedi ve travmatoloji uzamanın dışında patoloji uzmanı ,radyoloji uzmanı, radyasyon onkoloğu, medikal onkolog bir takım gibi çalışmalıdır. Kemik yumuşak doku tümörlerinde yapılacak tedavi tümörün tipine göre değişiklik göstermektedir. Özellikle kötü huylu(malign) tümörlerin tedavisinde ortopedik yaklaşımın yanısıra, ortopedik cerrahinin öncesinde ve-veya sonrasında kemoterapi ve radyoterapi ihtiyacı olabilir.