satır arası

Kereviz

Kereviz, toplumumuz tarafından sevilerek tüketilen ve günümüzde popülerliği giderek artan bir sebzedir. Birçok vitamin ve mineral açısından zengin oluşu nedeniyle genel iyilik halini olumlu yönde etkileyebilme özelliğine sahiptir. Çok yönlü tüketim şekilleri nedeniyle beslenme planı içerisine kolayca dahil edilebilecek bu sebze, patates ve diğer kökü tüketilebilen sebzelerin iyi bir alternatifi olabilir.

Kereviz Nedir?

Kereviz, maydanozgiller familyasında yer alan bir sebzedir. Kıtır kıtır sapları ile popüler bir düşük kalorili atıştırmalık olarak tüketilen bu sebzenin sağlığa birçok katkısı mevcuttur. Kerevizin kök kısmı apium graveolens var.rapaceum olarak isimlendirilir. Akdeniz havzası kökenli olan bu sebze, havuçlar ile aynı familyada yer alır.

Vitamin ve mineraller beslenme yoluyla vücuda alınan ve tüketilmeleri ile vücudun normal işlev göstermesini sağlayan mikro besin maddeleri olarak tanımlanabilir. Kereviz oldukça zengin bir vitamin ve mineral kaynağı sebzedir. Kereviz yüksek miktarda C vitamini içeren bir sebzedir. C vitamini dışında içeriğinde sodyum, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve demir mineralleri de yer alır.

Kerevizin Faydaları Nelerdir?

Kereviz bitkisi zengin içeriğiyle sağlığı birçok yönden olumlu şekilde etkileyebilir:

İnflamasyonun (İltihaplanmanın) Baskılanması

Kereviz içerisinde bitkisel bir bileşik olan apigenin yer alır. Apigenin gelenek Çin tıbbında antiinflamatuar, antibakteriyel, antiviral ve antioksidan etkileri nedeniyle kullanılmasını sağlamıştır. Yapılan çeşitli çalışmalar göstermiştir ki, apigenin aynı zamanda latince “yaprak dökümü” olarak isimlendirilen programlanmış hücre ölümü “apoptozisi” olumlu yönde etkileyebilir. Bu özelliği nedeniyle apigenin gelecekte kanser tedavisi kapsamında üzerinde çalışılan maddeler arasında yer alır.

Flavonoid bileşikler kereviz içerisinde en yoğun bulunan maddeler arasındadır. Apigenin dışındaki bir diğer flavonoid olan luteolin de hücre ölümünü uyarıcı etki yapabilir ve böylelikle kansere karşı gelecekte önemli bir silah olarak kullanılabilir.

Kan Basıncı

Çin tıbbında kereviz ve kereviz özütlerinin kullanım alanlarından biri de kan basıncının düşürülmesidir. Yapılan çeşitli çalışmalar yüksek kan basıncı (hipertansiyonu) olan farelerde kereviz özütlerinin kullanımı ile kan basıncında düşme ve kalp hızında artış sağlanabileceğini göstermiştir. Ancak insanlarda da bu durumun geçerli olabileceğine dair veriler şu an için kısıtlı düzeydedir.

Kereviz aynı zamanda önemli bir lif kaynağı sebzedir. Yüksek lif tüketimi olan kişiler lif açısından fakir beslenen kişilere göre daha düşük kan basıncı değerlerine sahip olabilir.

Hiperlipidemi

Hiperlipidemi, kan dolaşımında yağ yapıdaki maddelerin düzeyinde artış tespit edilmesidir. Başlangıçta herhangi bir şikayete neden olmayan bu durum ileri zamanlarda çeşitli kalp hastalıkları ve inme gibi durumlara karşı riskin artmasına neden olabilir. Kemirgen çalışmalarında yağdan zengin beslenen bu canlılarda kereviz özütlerinin kullanımı kötü kolesterol olarak bilinen LDL düzeylerinde düşüş sağlanabileceğini göstermiştir.

Antioksidan Aktivite

Antioksidanlar, hücrelerin, kan damarlarının ve diğer organların metabolizma sonucu oluşan reaktif oksijen moleküllerinden korunmasını sağlayan maddelerdir. Kereviz içerisinde C vitamini, beta karoten ve flavonoidler olmak üzere en az 12 farkl türde antioksidan madde içerir. Fito besin maddeleri açısından da zengin bir kaynak olarak gösterilen kereviz sindirim kanalı, kan damarları ve diğer organlarda meydana gelen inflamasyonu azaltıcı etki gösterebilir.

Sindirimin Desteklenmesi

Hem iltihaplanma karşıtı etkileri hem de antioksidan aktivitesi dışında kereviz içerisine bulunan pektin bazlı polisakkaritler sayesinde sindirim kanalının normal aktivitelerini destekleyici özellik de gösterebilir.

Kereviz saplarının yaklaşık %95’i sudan oluşur ve hem çözünebilir hem de çözünmeyen formlarda lif içeriğine sahiptir. Tüm bu özellikleri ile sindirim sisteminin normal fonksiyonlarını destekleyici özellik gösteren kereviz sadece 1 fincan tüketildiğinde günlük lif ihtiyacının 5 gramını karşılayabilir.

Kereviz Nasıl Tüketilmeli?

Kerevizin sap ve yaprak kısmı yaklaşık 10-13 santimetre uzunluktadır. Kökün ağırlığı ise 450-900 gram arasında değişkenlik gösterir. Doğru ve Kuzey Avrupa bölgelerinde kış sebzesi olarak tüketilen kereviz, salatalarda, çorbalarda, güveçte ve sulu yemeklerin içerisinde kullanılabilir. Kereviz özellikle Fransız mutfağı için vazgeçilmez bir sebzedir.

Çiğ kereviz gevrek bir dokuya sahip olması nedeniyle salatalar içerisine oldukça yakışır. Pişirilmesi halinde ise hafif olarak daha tatlı bir hal alan bu sebze püre, haşlama veya fırında pişirilerek de tüketilebilir. Kerevizin doğal sezonu eylül ve nisan ayları arasında olsa da yılın tüm ayları içerisinde bulunabilir bir sebzedir.

Kerevizin yaprakları su ve liften oluşur. Apigenin ve luteolin dışında birçok güçlü antioksidan maddeyi bünyesinde barındıran saplar selinene, limonene, kaempferol ve kumarik asit açısından da zengindir.

Doğrama, sebzeler pişirildikten sonra yapılması önerilen bir servis uygulamasıdır. Böylelikle sebzelerin içerisinde yer alan besin maddelerinin gereksiz yere kaybolması önlenebilir. Tüketiminden yaklaşık birkaç saat öncesinde doğranmış ve saklanmış olan kereviz bile birçok besin maddesini kaybedebileceği için dikkatli olunmalıdır.

Kereviz sapları çiğ ya da pişirilerek tüketilebilir. Genel olarak sebzelerin çiğ tüketilmesinin pişirilerek tüketilmesine göre daha besleyici olduğu düşünülür. Kereviz saplarının 10 dakikalığına buharda pişirilmesi içerisinde bulunan antioksidan maddeleri olumsuz yönde etkilemeyebilir. Ancak bu durum haşlanma için geçerli olmayabilir. Buharla pişirme yöntemi aynı zamanda sebzelerin doğal tadının korunmasına da yardımcı olur.

Bu tüketim yolları dışında kereviz sapı salatalık, elma, ıspanak ve limon kullanılarak hazırlanacak lezzetli ve sağlıklı smoothie yapımında da kullanılabilir. Kereviz sapı ile smoothie yapımında içeriğindeki lif maddelerinin çoğunluğunun kaybolduğu bilinen bir gerçektir. Ancak mikro besin maddesi içeriği açısından oldukça zengin olduğu unutulmamalıdır. Sadece 240 ml kereviz sapı smoothiesi içerisinde, 42,5 kalori, 2 gram protein, 9,5 gram karbonhidrat, 5 gram şeker, günlük tüketilmesi önerilen değerin %8’i kadar kalsiyum, %7’si kadar magnezyum, %5’i kadar fosfor, %14’ü kadar potasyum, %9’u kadar sodyum, %7’si kadar A vitamini, %16’sı kadar C vitamini ve %74’ü kadar K vitamini yer alır. Bu maddeler dışında kereviz sapı ile hazırlanan smoothieler; çinko, bakır, folat, biotin ve diğer B vitaminleri açısından da zengindir.

Kerevizin nasıl tüketileceği kadar önemli bir diğer konu da kereviz seçiminin nasıl yapılacağıdır. Kereviz alınırken öncelikle saplarının ve yapraklarının dik oluşuna dikkat edilmelidir. Saplar, onları çekmeniz halinde kolayca eski haline geri dönmeli ve eğik kalmamalıdır. Kerevizin yapraklarının normal rengi soluktan parlak yeşile doğru değişkenlik gösterir. Yaprakların gevrek ve taze olduğuna dikkat edilmeli ve sarı veya kahverengi lekeli yapraklara sahip kerevizlerin seçiminden kaçınılmalıdır.

Kereviz satın alındıktan sonra içerdiği besin maddelerinden en iyi şekilde yararlanmak adına en fazla 5-7 gün içerisinde ve tazeyken tüketilmesi önerilir. Yaprakların içerisinde yer alan kalsiyum, potasyum ve C vitamini nedeniyle kerevizin sadece kök olarak tüketilmemesi ve yapraklarıyla birlikte yenmesi önerilir.

Genel sağlığa yaptığı katkılar dışında oldukça lezzetli olan kereviz, çiğ veya pişirilerek tüketilebilen bir sebzedir. Tüm bu özelliklerine rağmen bazı kişilerde ciddi alerjik reaksiyonları tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerekir. Kereviz tüketimi sonrasında cilt döküntüsü, ödem ya da nefes darlığı gibi belirtilerin oluşması, acil müdahale edilmesi gerektiren anaflaksiye işaret eder. Aynı zamanda gebelik dönemindeki kişilerin de kerevizin rahim kasılmalarını artırıcı özellik gösterebilmesi nedeniyle hekimlerine danışmadan tüketilmemesi önerilir.

satır arası

1883

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.