satır arası

Tıp alanında sıklıkla adı duyulan ve birçok hastalığa konu olan kistler; vücudun farklı bölgelerinde oluşabilen iyi veya kötü huylu, içi sıvı, yarı katı veya hava dolu kese benzeri oluşumlardır. Diğer adı tümör olan bu keseler genellikle hastaları korkutsa da birçok durumda iyi huylu (benign) oluşumlardır. Fakat tüm kistlerin kötü huylu olabilme ve kanserleşebilme ihtimali bulunduğu göz önünde bulundurularak buna yönelik araştırmaların yapılması gerekir. Ayrıca kistlerin boyutlarının büyümesine veya vücutta hassas bölgelerde bulunmasına bağlı olarak çeşitli olumsuzluklara yol açması da söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle vücudun herhangi bir bölgesinde tespit edilen kistler gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra hastada yol açtığı komplikasyonlar da göz önünde bulundurularak gerekli görüldüğü durumlarda cerrahi operasyon yardımıyla alınmalıdır.

Kist nedir?

Kistler, vücudun farklı doku ve organlarında meydana gelen tipik olarak içleri hava veya sıvı ile dolu kabarcık veya kapsül benzeri keselerdir. Milimetrik boyutta olabileceği gibi zamanla büyüyerek vücutta birtakım tehditler oluşturabilir. Bulundukları dokunun normal bir parçası olmayıp çevreleri kist duvarı (cidarı) olarak da adlandırılabilecek bir zarla kaplıdır. Bu zar kisti bulunduğu doku ve organdan ayırır. İçlerinin iltihap ile dolu olması durumunda bunların bir kist değil apse olarak adlandırılması gerekir. Kistlerin birçoğu iyi huyludur. Kanserleşme eğilimi göstermezler ve çok büyük olmadıkları sürece herhangi bir belirtiye neden olmazlar. Fakat her ihtimale karşı, özellikle belirli bir süre içerisinde kendiliğinden kaybolmayan, büyüme eğiliminde olan, ağrı ve benzeri şikayetlere yol açan kistler cerrahi operasyon yardımıyla çıkarılmalıdır. 

Kist belirtileri nelerdir?

Yaygın görülmeleri nedeniyle kistler, genellikle vücudun herhangi bir yerinde farklı bir nedene yönelik olarak yapılan ultrason ve benzeri tetkikler esnasında tesadüfen tespit edilirler. Yırtılma, enfeksiyon kapma veya aşırı büyüme, hassas bir doku veya sinire baskı yapma, burkulma (torsiyon) gibi durumlar nedeniyle kistler kişilerde birtakım belirtiler vermeye başlayabilir. Kistlerin neden olduğu bu belirtiler kistin türüne göre değişir. Yumurtalıklar ve rahim tabakalarında oluşan kistler üreme hormonlarının kandaki dengesinin bozulması, kısırlık, adet düzensizliği, kanama gibi belirtilere yol açar. Karaciğer kist oluşumları ve böbrek, akciğer gibi organlarda oluşan kistler bazı durumlarda belirti vermezken, bazı durumlarda ise organ fonksiyonlarında bozulma, ağrı, kandaki enzim seviyelerinin yükselmesi gibi belirtiler oluşturabilir. Deride oluşan kistler bulunduğu bölgede şişliğe neden olmaları nedeniyle kolaylıkla fark edilebilir. Bunların haricinde tüm kist türlerinde kistin büyümesine bağlı olarak bulunduğu bölgede bıçak saplanması tarzında ağrı hissiyatına yol açabilir. Hissedilen bu ağrı vücudun duruş şeklinin kiste baskı yapacak şekilde değiştirilmesi veya kistin olduğu bölgeye baskı yapılması gibi durumlarda artabilir. Bu ağrıların şiddetlenmesi kistin yırtılması veya patlamasını işaret ediyor olabileceğinden böyle bir ağrı durumunda derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmasında yarar vardır.

Kist nedenleri nelerdir?

Enfeksiyonlar ve yağ bezelerinin tıkanması gibi birtakım nedenler kist oluşumuna zemin hazırlayabilir. Fakat herhangi bir nedene bağlı olmadan da kistlerin oluşumu söz konusu olabilmektedir. Kistlerin oluşumunda rol oynayan faktörlerden bazıları şunlardır.

  • Kalıtsal hastalıklar
  • Yağ bezeleri ve salgı kanallarında oluşan tıkanıklıklar
  • Hormonal düzensizlik
  • Kronik enfeksiyon ve iltihaplanmalar
  • Ailesel yatkınlık

Birçok hastalık türünde olduğu gibi kistler de altta yatan farklı bir hastalıktan kaynaklı olarak ortaya çıkabilmektedir. Özellikle yumurtalık ve rahim kistlerinde adet düzensizliği veya hormonal dengedeki bozukluklar kist oluşumuna yol açabilir. Bu gibi durumlarda kistler cerrahi operasyonlar ile çıkarılsa da altta yatan sorun tedavi edilmediği sürece hastalığın tekrarlanması kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle öncelikle kist oluşumuna yol açan nedenlere yönelik tedavi uygulamak, tedavinin başarısı açısından en doğru seçenektir.

Kist çeşitleri nelerdir?

  • Yumurtalık ve rahim kistleri: Yumurtalıklarda oluşan folikül kistleri, korpus luteum kistleri ile rahimde endometrium tabakasında oluşan çikolata kistleri bu gruba girer. Birçoğunda öncelikle ilaç tedavisi ve takip önerilir. Kendiliğinden iyileşmeyen kistler ise cerrahi teknikler yardımıyla çıkarılır. Yumurtalıklarda çok sayıda küçük yapılı kist gelişimi ile karakterize polikistik over sendromunda ise ilaç tedavisi ile takip bir arada yürütülür. Bazı durumlarda ise cerrahi operasyonlar önerilebilir.
  • Meme kistleri: Meme dokusunda oluşan kistler ağrı ve göğüs görünümündeki değişikliklerle kendini belli eder. Memede kist tespit edildiği durumlarda kistin iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunun araştırılmasına yönelik uygulamalar yapılır. İyi huylu kistlerde takip önerilebilirken kötü huylu kistlere yönelik onkolojik tedavi başlatılır.
  • Böbrek kistleri: Böbrekte kist oluşumu yüzey tabakasında veya organın iç kısmında gerçekleşebilir. Polikistik böbrek hastalığı şeklinde birden fazla küçük yapılı kistin varlığı da söz konusu olabilir. Kistlerin organın çalışma kapasitesi üzerindeki etkileri ve kanserleşme eğilimleri belirlenerek tedavi planı buna göre şekillendirilir.
  • Beyin kistleri: Araknoid kist olarak da adlandırılan beyinde kist oluşumu, doğumsal veya sonradan gelişimli olabilir. Psikiyatrik hastalıklar üzerinde de etkili olduğu düşünülen beyin kistlerinin tedavisi bulunduğu bölgeye göre cerrahi girişimler veya baskılayıcı ilaçlar ile şekillendirilir.
  • Deri altı ve deri üstü kistleri: Derinin çeşitli katmanlarında oluşabilen kistler gözle görülebilir olmaları nedeniyle kolaylıkla teşhis edilirler. Bu kistlerin birçoğu basit ve kısa süren cerrahi operasyonlar ile küçük kesiler açılarak çıkarılır ve patolojik incelemeye gönderilir.
  • Hidatik kistler: Vücutta oluşabilecek en tehlikeli kistler olan hidatik kistler; akciğerler, karaciğer ve kalp gibi dokularda ciddi boyutlu olumsuzluklara neden olur. Köpek dışkısında bulunan tenya yumurtalarının besinler ve hijyenik olmayan sular ile insan vücuduna girmesi sonucunda gelişen bu hastalık ağır ve sinsi bir şekilde ilerleyerek hayati risk oluşturabilir.

Kist tanısı nasıl konulur?

Yukarıda da belirtilen kist belirtileri ile sağlık kuruluşlarına başvuran hastalarda kistlerin varlığı ihtimali üzerinde durularak yapılacak olan tanı testleri ve radyolojik incelemeler sonucunda teşhis edilebilir. Özellikle kist bölgesinde ağrı hissi ile başvuran hastalarda ultrasonografik inceleme mutlaka yapılmalıdır. Yumurtalık ve endometrium kistleri adet düzeninde bozukluklar, tüylenme, akne oluşumu, kanama ve kısırlık gibi belirtilerle kendini göstereceğinden bu organlara ilişkin kistleri bulunan hastalar genellikle bu gibi şikayetlerle kliniklere başvurur. Bazı durumlarda ise rutin kontroller veya farklı bir hastalığa yönelik olarak yapılan tetkikler esnasında belirti vermemiş kistlerin saptanması söz konusu olabilmektedir. Bu durumda da kistin türünün belirlenmesinin ardından, kanserleşme eğiliminin bulunup bulunmadığına yönelik olarak araştırma yapılmalıdır. Herhangi bir şikayete yol açmasa bile bazı kistler bulundukları bölge veya boyutları itibariyle sağlık üzerinde tehdit oluşturabileceğinden hekim tarafından önerilmesi durumunda cerrahi girişimler yardımıyla çıkartılarak patolojik incelemeye gönderilmelidir. İnceleme sonucunda kistin kötü huylu (malign) olduğu sonucuna varıldığı takdirde çevre doku ve organlara yayılım göstermiş olabilmesi ihtimaline karşılık daha ileri tetkiklerin uygulanması gerekebilir.

Kist tedavisi nasıl yapılır?

Kistlerde tedavi süreci, kistin hangi organ ve dokuda bulunduğuna ve türüne göre farklılık gösterir. İyi huylu olduğu tespit edilen, büyüme eğiliminde olmayan ve kişide herhangi bir rahatsızlığa yol açmayan kistlerde genellikle düzenli takip önerilir. Belirli bir süre takip edilen ve türüne göre ilaç kullanımı ile desteklenen kist olgularında kendiliğinden iyileşme gözlenebilir. Fakat uzun süre boyunca takip edilmesine rağmen iyileşmeyen, küçülmeyen veya büyüme eğiliminde olan, kanser şüphesi bulunduran kistler genellikle hekim önerisi ile cerrahi operasyon yardımıyla çıkarılır. Deride oluşan kistler lokal anestezi uygulanarak kistin boyutuna göre değişen boyutlardaki kesilerle basit şekilde çıkarılabilir. Yumurtalık kistlerinde hormon ilaçları ve doğum kontrol haplarının kullanımı ile kist oluşumuna yol açtığı düşünülen adet düzensizliği gibi olumsuzluklar ortadan kaldırıldıktan sonra birkaç ay süre ile kistler takip edilebilir. Fakat belirli bir süre zarfında iyileşmeyen ve boyutu itibariyle organların sağlığı üzerinde risk oluşturan, kısırlığa yol açan kistler uygun cerrahi teknikler yardımıyla alınmalıdır. Konumu itibariyle çıkartılamayacak pozisyonda bulunan veya operasyonun tehlike arz ettiği hassas bölgelerde oluşan içi sıvı dolu kistlerde bir iğne yardımıyla kistin içi boşaltılabilir. Cerrahi operasyon yardımıyla alınan tüm kistler ve iğne yardımıyla boşaltılan kistlerde kistin içerisinden boşaltılan sıvı örnekleri mutlaka patoloji laboratuvarlarına inceleme için gönderilmeli ve çıkacak sonuca göre sonraki tedavi planı belirlenmelidir.

Eğer siz de vücudunuzun herhangi bir organ veya dokusunda kist olduğunu öğrendiyseniz, tespit edilen kist hakkında detaylı şekilde muayene ve taramadan geçmek üzere bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Yapılacak tanı testleri sonucunda kistinizin türü ve neden olabileceği olumsuzluklar belirlendikten sonra hekiminizle birlikte tedavi ve takip sürecinizi planlayabilirsiniz.

satır arası

Dr. Öğr. Üyesi
Bekir Sarıcık
Genel Cerrahi
Medical Park Elazığ
529280

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.