satır arası

Adet döngüsünün bittiğini gösteren menopoz, yaşamın doğal parçası olup biyolojik bir süreçtir. Başka bir deyişle doğurganlığın bittiği bir dönemdir. Menopoz yaşı Dünya genelinde 45-55 yaş arasında olup Türk kadınının menopoz başlangıç yaşı ortalama olarak 46-48 yaşları arasındadır.

Menopoz dönemi öncesinde ve menopoz döneminde kadınlarda pek çok farklı belirti ortaya çıkar. Belirtiler fizyolojik, biyolojik ve zihinsel olarak kendini gösterebilir. Bu semptomlar kadından kadına farklı olabilir. Her bireyin fizyolojisi gibi her kadının da bu dönemdeki yolculuğu farklıdır.

1- Adet Düzensizliği

Normal adet dönemi, 3 ile 7 gün arasında tamamlanır. Bu dönem 21 ile 35 gün arasında tekrarlanır. Eğer bu döngü olması gerekenden daha az ya da sık meydana gelirse bu durum, adet düzensiz olarak kabul edilir. Adet düzensizliğinin başlaması pek çok farklı rahatsızlığın habercisi olabileceği gibi premenopoz belirtilerinden de biridir.

Östrojen ve progesteron hormonlarının azalması bu dönemdeki tutarlılığı etkiler. Menopoz dönemine kadar, adet düzeni sıklaşabilir veya seyrekleşebilir. Kanama miktarı da azalabilir ya da artış gösterebilir.

Düzensiz dönemlerde bol su tüketimi, vücuttaki diğer fonksiyonların sorunsuz çalışmasına katkı sağlayabilir. Menopozda düzensiz dönemler, yaygın olarak görülse de altta yatan diğer sebepler de araştırılmalıdır.

2- Sıcak Basması

Sıcak basması, östrojen hormonundaki düşüşün sonucudur. Sıcak basmaları her 4 kadından 3’ünde görülür ve menopozun en sık rastlanan belirtisidir. Genellikle yüzün ve vücudun üst kısmında hissedilir. Genellikle birkaç dakika kadar sürer. Bazı kadınlarda, yaşam kalitesini önemli ölçüde değiştirecek şekilde etkili olabilir.

Sıcak basması ile ilgili şu yöntemler önerilebilir:

  • Soğuk içecekler ve çok sıcak olmayan yemekler tüketmek,
  • Sıcak ortamlardan kaçınmak,
  • Vantilatör veya klima kullanmak,
  • Alkolden ve sigaradan uzak durmak,
  • Kahve ve çaydan kaçınmak,
  • Pamuklu veya doğal kumaşlar giymek,
  • Menopozun başlangıcında alınan kilolardan kurtulmak.

3- Gece Terlemeleri ve Uyku Sorunları

Sıcak basması gibi menopoz öncesi ve sonrası dönemde gece terlemeleri de yaygındır. Menopozdaki birçok kadının ter içinde uyanmasına neden olan gece terlemelerinin en büyük sebebi, menopoz sırasındaki hormonal değişikliklerdir. Nadiren, gece terlemeleri altta yatan kalp hastalığı gibi farklı rahatsızlıkların da belirtisi olabilir. Dolayısıyla bu gibi durumlarda bir doktora muayene olmak önerilebilir.

Uyku sorunları da menopoza geçişte ve menopoz sonrasında sık rastlanan bir şikayettir. Uykuya dalma, uykuda kalma zorluğu ve çok erken uyanmak, uyku sorunları arasında yer alır. Uykusuzluk çeken kadınların, baş ağrısı, vücut ağrısı, yorgun hissetmeleri bu dönemde görülen yakınmaların bir kısmıdır. Uyku sorunlarını önlemek için yatarken rahat kıyafetler giymek, yatak odasını serin tutmak, havalandırmak, her gece aynı saatte uyumak gibi farklı yöntemler önerilebilir.

4- Libido Kaybı

Östrojen ve progesteron gibi seks hormonlarının azalması nedeniyle, menopozdaki bir kadının cinsel isteği azalabilir. Yapılan araştırmalarda, menopoz dönemindeki her 100 kadından 80’inin cinsel isteğinde azalma olduğu görülür. Libidoyu yükseltmeye yönelik bazı öneriler şunlardır:

  • Afrodizyak etkili besinler tüketmek (Çilek, muz, kereviz, çiğ fındık, kabak çekirdeği, çiğ badem, sarımsak, kırmızı biber, karanfil, tarçın, kimyon, ginseng, keçiboynuzu, maydanoz, zencefil, istiridye, karides, kalamar, bal, çikolata, incir gibi),
  • Düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmak,
  • Yeteri kadar uyumak,
  • Sigarayı bırakmak,
  • Stresten uzak olmak.

5- Vajinal Kuruluk

Menopoz döneminde vücuttaki östrojen hormonu azalır ve vajinal salgı üretimi düşer. Vajinadaki epitel doku incelir ve daha kolay tahriş olur. Kadınlarda her yaşta görülebilen fakat menopoz döneminde daha fazla rastlanan vajinal kuruluk, vajinada tahriş ve kaşıntı gibi semptomlara yol açarken cinsel birleşmeyi de zor ve ağrılı hale getirebilir. Bu durum libidonun düşmesine ve cinselliğin olumsuz yönde etkilenmesine sebep olabilir.

Bu durumu önlemek için, kayganlaştırıcı ve/veya vajinal nemlendiriciler kullanılabilir. Ayrıca vajinal PRP, radyofrekans ve lazer tedavi yöntemleri ile bölgede yer alan hücrelerin yeniden oluşumu uyarılabilir.

6- Saç Dökülmesi ve Kuru Cilt

Saç dökülmesi her yaşta ortaya çıkabilen ancak menopoz döneminde sık rastlanan yakınmalardan biridir. Menopoza bağlı olan saç dökülmeleri, zamanla yavaşlasa da yaşanan kayıp, kişinin kozmetik açıdan kendini rahatsız hissetmesine neden olabilir.

Protein ve demir alımını arttırmak, saç derisini güneşten korumak, doğru saç ürünlerini kullanmak saç dökülmesini yavaşlatabilir.

Menopoz döneminde östrojen seviyesinin azalması, cildi de olumsuz olarak etkiler. Östrojenin etki ettiği kolajen miktarındaki azalma, cildin eskisi gibi sıkı olmamasına yol açar. Ayrıca, menopoz döneminde yağ bezleri küçülür ve bu nedenle cilt çok daha kuru algılanır. Cildi nemlendirmek, yağ asitleri ve güneş kremi kullanmak, cildin daha iyi görünmesini sağlayabilir.

7- Konsantrasyon Güçlüğü

Menopozun erken ve orta evrelerinde hafızada ve konsantrasyonda gecikmeler yaşanması yaygındır. Menopoz sırasında normal unutkanlığa neden olabilecek vücuttaki önemli bir değişiklik, vücudun hormon seviyelerindeki azalmadır. Premenopoz sırasında östrojen seviyeleri yükselir ve düşer. Östrojen, menopoz öncesi veya sırasında hafızayı etkileyebilecek önemli bir hormondur. Mutlak hormon seviyeleri, bilişsel işlevle ilişkilendirilmezken, bu süre zarfında meydana gelen dalgalanmaların birçok premenopoz ve menopoz dönemindeki kadının yaşadığı hafıza problemlerinde rol oynaması mümkündür.

8- Sinirlilik

Menopoz öncesi ve sonrası dönemde, sinir katsayısında azalma olduğunu fark edilebilir. Kişi, daha çabuk öfkelenebilir, sinirlerini kontrol etmekte güçlük çekebilir.

Menopoz sırasındaki sinirlilik hali genellikle hormonal değişikliklerden kaynaklanır. Ayrıca bu durum, menopoz döneminde meydana gelebilen uyku sorunlarından ve yüksek stres seviyelerinden de kaynaklanabilir. İyi ve kaliteli bir uyku, öfke halinin en az seviyeye inmesine yardımcı olabilir.

9- Kilo Almak

Her dönemde yaşın ilerlemesi ile birlikte vücutta bazı değişimlerin olması normaldir. Menopoz döneminde meydana gelen düşük östrojen seviyeleri, metabolizmayı yavaşlatabilir. Dolayısıyla kişi, premenopoz veya menopoz sırasında kilo alabilir.

Alınan bir kaç kilo beklenen bir durumdur. Ancak kiloya dikkat edilmez ve bu durum kontrol altına alınmazsa obezite gibi pek çok farklı sağlık sorunu ortaya çıkabilir. Kadınlar, özellikle bu süre zarfında artan göbek yağının farkına varabilirler. Aşırı göbek yağı, kardiyovasküler hastalık ve osteoporoz gibi sağlık sorunları riskini artırabileceğinden premenopoz döneminden menopoz sonrasına kadar beslenmeye ve egzersize dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca enerji içeriği düşük, besleyici değeri yüksek besinler tercih edilebilir.

10- Memelerde Ağrı ve Küçülme

Memelerde ağrı, menopoz sırasında dalgalanan östrojen seviyesinin bir sonucu olarak birçok kadının maruz kaldığı bir başka semptomdur. Meme hassasiyeti ve ağrısı, menopoz döneminde artar. Uçucu yağlar kullanarak memelere masaj yapmak ağrının azalmasına yardımcıdır.

Düşük östrojen seviyesi, menopoz döneminden sonra memelerinin daha az dolgun görülmesine neden olabilir. Bu durum kozmetik açıdan bazı kişilerde problem olarak görülse de doğal sürecin sağlıklı bir parçasıdır.

Menopoz dönemi içerisinde olan meme ağrısı ve/veya küçülmesi genellikle endişe verici değildir. Ancak bu durumun değişen hormonal dengelerden oluştuğuna emin olunmalıdır. Bu nedenle menopoz döneminde de düzenli olarak mamografi çektirilmesi önerilir.

Menopoz döneminde ortaya çıkan tüm belirtiler farklı rahatsızlıkların da semptomu olabilir. Bu nedenle menopoz döneminde de rutin olarak sağlık kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyin. Sağlıklı günler dileriz.

En Çok Okunan Sağlık Rehberi Yazılarımız

Sosyal Medya Hesaplarımız:
Facebook | Instagram | YouTube | LinkedIn

374406

Bu içeriğin geliştirilmesinde Medical Park Yayın Kurulu katkı sağlamıştır.
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.