satır arası

östrojen

Östrojen hormonu, insan vücudunda üretimi olan, kadınlara özgü cinsiyet karakterlerinin oluşmasını sağlayan bir hormondur. Kadına özgü fiziksel gelişimin, göğüslerde büyümenin ve adet döngüsü düzenlenmesinin devamında üreme yeteneğinin kazanılması östrojen ile mümkündür. Ergenlik, cinsellik, hamilelik, doğum ve menopoz süreçlerinde östrojenin çeşitli rolleri vardır. İki ana kadın cinsiyet hormonundan biri olan östrojen, diğer kadın cinsiyet hormonu olan progesteron ile birlikte vücutta çeşitli fonksiyonları yürütmede görev alır.

Östrojen Nedir?

Başlıca kandaki kolesterol ile büyük miktarda overlerden, daha az miktarda ise adrenal korteksten salgılanan, gebelikte ise plasentadan da salgısı başlayan östrojen, steroid yapılı bir hormondur. Vücudun ürettiği üç tip östrojen vardır. Östron (E1), postmenopozal üretimi olan hormon olarak bilinir. Östradiol (E2) üreme aktif olduğunda birincil salgısı olan hormondur. Östriol (E3) ise gebelikteki esas östrojendir.

Östrojen Ne İşe Yarar? 

Östrojenin esas fonksiyonu cinsel organlarla birlikte üreme ile ilgili dokularda büyüme ve çoğalmayı sağlamaktır. Ergenliğe giriş itibariyle östrojen salgısı miktarı 20 katın üzerinde artış gösterir. Çocukluk görünümünden erişkin formuna geçiş bu artış ile sağlanmış olur. Dış genital organların büyümesi, vajinanın enfeksiyonlar ve travmalara karşı direnç kazanması östrojenin kadın cinsiyet organları üzerindeki diğer etkilerindendir. Erişkin kadın memesi görünümünden sorumlu olan östrojen, memelerde yağ birikimine neden olmakla birlikte süt oluşumunda görevli yapıların gelişiminde de rol oynar. Uygun hormonların kontrolünde yaşamın ilk 20 yılında kadın ve erkek memesi gelişimi süt verme fonksiyonu dahil büyük oranda aynıyken, memenin süt veren organ haline gelmesi kadında esas olarak progesteron ve prolaktin hormonları etkisiyle sağlanmış olur.

Yaşa Göre Östrojen Seviyesi

Östrojenlerin fiziksel aktivitelerin modülasyonu üzerinde etkileri pek çok çalışmaya konu olmuştur. Yapılan son çalışmalarda östrojenin hipotalamusta bir grup beyin hücresi üzerinde etki göstererek fiziksel aktivitede artışa yol açtığı gösterilmiştir. Östrojenler kemik yıkımını baskılayarak kemik gelişimi uyarır. Ergenlikte kadınlarda östrojen artışıyla birlikte bir süre hızla boy uzar fakat birkaç yıl içerisinde bu artış uzun kemikler ile epifiz birleşmesini kolaylaştırarak boy uzamasını durdurur. Yeterli östrojen düzeyine sahip olmayan kadınlarda epifiz kapanması gecikeceğinden boyları normal erişkin sınırın üzerinde olur. Menopoz ile birlikte overlerin östrojen salgısı büyük ölçüde azalır. Östrojen seviyesindeki düşüş kadın bedeninde ciddi etkilere yol açar. Postmenapozal dönemde kemiklerde kalsiyum ve fosfat depolarının azalması, kemiklerin zayıflaması ve kırılganlığının artması östrojen çekilmesinin başlıca etkilerindendir. Postmenapozal dönemde osteoporoz gibi etkilerin önüne geçmek amacıyla östrojen tedavilerine başvurulmaktadır.

Östrojen ve Beslenme İlişkisi

Östrojenler vücutta protein depolarında artışa yol açmakla birlikte, bu etkileri testosteron kadar güçlü değildir. Kadınlarda vücut yağ yüzdesi, protein oranının erkeklere göre büyük ölçüde yüksek olmasının nedeni de östrojendir. Kalça ve üst bacaklardaki tipik kadınsı yağlanma, östrojenin metabolizmayı ve yağ depolanmasını artırma fonksiyonuyla ilişkilidir. Östrojen, beslenme davranışını ve yağ yapımını inhibe ederken, yağ kütlesini artırmaktadır. Yapılan bir çalışmada kandaki trigliserit artışına cevap olarak midede östrojen seviyesinin arttığı gösterilmiştir. Buna göre mide, östrojen salgısı üzerinden beslenme davranışını baskılamakta ve yağların hücre içine girişine öncülük etmektedir. Küresel bir salgın haline gelen obezitede östrojenin rolü pek çok araştırmaya konu olmuştur. Bazı beyin hücreleri üzerindeki östrojen reseptörlerinin aktivasyonu, yağ doku metabolizmasında etkili leptin, ghrelin, insülin gibi hormonları düzenler. Kadınlarda derinin kesilmesi erkeğe oranla daha fazla kanamaya yol açar, bu etkiden sorumlu tutulan hormon da östrojendir. Derinin düzgün yüzeyli ve yumuşak olmasıyla birlikte yüksek ısıda tutulmasından ve damar sayısının artırılmasından da östrojen sorumludur. Gebelikte yaygın olarak karşılaşılan ödem diğer bir ifadeyle vücudun su tutması, östrojenlerin böbreklerde su ve sodyum tutmasıyla ilişkili olabilir.

Östrojen Düşüklüğü ve Östrojen Fazlalığı

Düşük östrojen düzeyi, osteoporoz gibi önceden bahsedilen durumlara ek olarak vajinal kuruluk ve atrofi, amenore (adet görememe) ya da düzensiz adet görme, cilt kuruluğu, özellikle karın çevresinde yağlanma artışı, ciddi baş ağrıları, sıcak basmaları, azalmış libido ve ağrılı cinsel ilişki, yorgunluk hissi, karamsarlık, depresyon ve öfke hali ile yakından ilişkilidir.

Erkeklerde Östrojen Hormonu 

Östrojen hormonu geleneksel olarak kadın hormonu olarak kabul edilmiş olsa da 90 yıldan fazladır erkeklerde varlığı bilinmektedir. Bazı hayvan modellerinde yapılan çalışmalar östrojen reseptör kaybının erkek fertilitesi ve prostat gelişiminde olumsuz sonuçlar doğurduğunu göstermiştir. Yüksek östrojen düzeyleri de erkek bireylerde jinekomasti, erektil disfonksiyon ve infertilite gibi ciddi sorunların kaynağı olabilir. Jinekomasti, erkeklerde anormal meme büyümesine verilen tıbbi isimdir. Özellikle doğal östrojen takviyeleri sonrasında bu gibi semptomların görülmesi hekim kontrolü gerektirir.

Östrojen Nasıl Artırılır?

Vücutta östrojen seviyelerini artırmak için tercih edilebilecek yollar mevcuttur. Düzenli ve aşırıya kaçmadan yapılan egzersiz, düşük beden kitle endeksi hedefi, sağlıklı ve etkili cinsel hayat, stresten olabildiğince kaçınmak, beslenme kontrolü ve yeterli uyku etkin ve ucuz yollar arasındadır. Kafein tüketimini sınırlamanın yanı sıra alkol ve sigaradan kaçınmak da pek çok hormon gibi östrojen hormonu üzerinde de olumlu etki bırakacaktır. Hekim kontrolünde, östrojene benzer içerikli gıdala ve takviyelerin tüketilmesi de östrojen düzeylerini artırmada etkili olabilir. Fitoöstrojen olarak bilinen bitki bazlı östrojenler menapozdaki sıcak basmaları üzerine etkili gösterilmişlerdir. Baklagiller, tohumlar, susam, soya fasülyesi, keten tohumu, havuç, elma, üzüm, kırmızı meyveler fitoöstrojen içeren gıdalar arasındadır. B ve D vitamini takviyesi ve bor mineralinin de östrojen mekanizmaları üzerinde olumlu etkileri gösterilmiştir.

Östrojen Hormonu Tedavisi

Yalnızca östrojen replasman tedavisinin yanında kombine hormon tedavileri de vücutta östrojen miktarını artırmada kullanılabilir. Oral, vajinal, kas içine enjeksiyon ve transdermal formlar tercih edilebilmektedir. Östrojen hormon tedavisinin, postmenapozal dönemde osteoporozu ve menapoz semptomlarını önlemek, gebeliğe karşı korumak gibi etkilerinin yanında hipoöstrojenizm, invaziv meme ve ilerlemiş prostat kanseri tedavisinde de yeri vardır. Östrojen, halk arasında iyi kolesterol olarak adlandırılan HDL düzeyinde artış, kötü kolesterol olaran bilinen LDL düzeyinde ise azalmaya yol açtığından, postmenapozal kadınlarda östrojen tedavisi, koroner arter hastalığı riskini azaltmada güçlü bir ajandır. Oral kontraseptif ilaçlardan etinil östradiol, adet döngüsü sırasında yumurtlamayı önlediğinden doğum kontrol yöntemleri arasında yerini almıştır.

Östrojen Hormonu Yan Etkileri

Doğal ya da sentetik östrojenin yaygın yan etkileri göğüslerde hassasiyet, bulantı ve kusma, şişkinlik, mide krampları, baş ağrıları, kilo artışı, ciltte hiperpigmentasyon, saç dökülmesi, vajinal kaşıntı, adet döngüsünde düzensizlikler olarak sıralanabilir. Daha ciddi yan etkilere ise hipertansiyon, inme, kalp krizi, venöz tromboembolizm, pulmoner emboli, duygu durum bozukluğu, astım alevlenmesi, galaktore ve meme başı akıntısı örnekleri verilebilir. Endometriyal hiperplazi, vajinit, rahim ağzı (serviks) ve meme kanseri riskinde artış da östrojen takviyelerinin istenmeyen sonuçları olarak gösterilmiştir. Kadın bedeni başta olmak üzere insan vücudunda hemen tüm doku ve sistemlerde etkisi olan östrojen, eksikliği ve fazlalığı halinde yaşam kalitesini olumsuz etkileyeceğinden dikkate alınması ve takibinin yapılması önem arz etmektedir.

İnfertiliteden depresyona kadar geniş skalada sorunların öncüsü olabilecek östrojen hormonunun düzeyleri kan ya da idrar örneklerinden kolayca tespit edilebilmektedir. Menopoz döneminde olan ya da bahsi geçen yakınmaları olan bireylerin kontrollerini yaptırmaları tavsiye edilmektedir.

En Çok Okunan Sağlık Rehberi Yazılarımız

Sosyal Medya Hesaplarımız:
Facebook | Instagram | YouTube | LinkedIn

248660

Bu içeriğin geliştirilmesinde Medical Park Yayın Kurulu katkı sağlamıştır.
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.