satır arası

Laboratuvar testlerinden biri olan PCT, kanda bulunan prokalsitonin miktarının ölçümü için yapılır. Prokalsitonin testi olarak da bilinen PCT testi, sıklıkla bakteriyel enfeksiyon şüphesi varlığında ve hayati tehlike oluşturan sepsis vakalarında kullanılır. Halk arasında kan zehirlenmesi olarak da bilinen sepsis, tekli ya da çoklu organ yetmezliğine yol açarak ve hayati risk oluşturabilir. Vücutta enfeksiyona yol açan bakterilerin kana karışması sonucu ortaya çıkar. Kişide sepsis şüphesi olması durumunda var olan bakteriyel enfeksiyonun yayılım gösterip göstermediğinin anlaşılması için PCT testi uygulanır. Normal şartlarda kan düzeyinde çok düşük seviyede olması beklenen prokalsitonin, tiroit bezi, akciğer ve karaciğer tarafından üretilen kalsitonin adlı hormonun üretiminde rol oynayan bir bileşendir. Vücutta doğal olarak salgılanan bir peptit (antibakteriyel özelliğe ve iltihap önleyici etkiye sahip amino asit) olan prokalsitonin, ağır bakteriyel enfeksiyonlarda da artış gösterir. Bu anlamda biyolojik bir gösterge olarak da kabul edilen PCT, kişinin yaşam fonksiyonlarını etkileyecek kadar ağır vakalarda tiroit bezi, akciğer ve karaciğerde hızla sentezlenir. Kan düzeyinde prokalsitonin seviyesinin ölçümü için yapılan PCT testi, acil servis ve yoğun bakım servislerinde sepsis tanısı için önemli bir yere sahiptir. PCT yüksekliği ve düşüklüğünün ne anlama geldiğini açıklamadan önce PCT nedir, bunu iyi anlamak gerekir.

PCT nedir?

Prokalsitonin olarak bilinen PCT, bir tür kan testidir. Sağlıklı bireylerde ölçülemeyecek kadar düşük seviyede olan PCT, vücutta bulunan enfeksiyonların doku hasarına yol açmasıyla tiroit bezinde yer alan C hücreleri başta olmak üzere akciğer ve karaciğer gibi organların nöroendokrin dokusu tarafından hızla üretilen bir maddedir. Bakteriyel ve bakteriyel olmayan enfeksiyonların ayrıştırılması için yapılan PCT testi, kanda prokalsitonin seviyesinin ölçümü için kullanılır. Enfeksiyon hastalıklarının varlığında, yoğun bakım ünitelerinde ve acil servislerde şüpheli vakalarda yapılan PCT testi, bu anlamda yüksek duyarlılığa sahiptir. PCT testi, biyobelirteç ya da farklı bir deyişle biyolojik bir gösterge olma özelliğine sahiptir. PCT değerinin yüksek olması, kişide sistemik enfeksiyon ya da sepsis durumunun varlığını işaret eder. Değer ne kadar yüksekse olasılık da o kadar yüksektir. Virüs varlığında belirgin bir yükseliş göstermeyen prokalsitonin seviyesi sistemik enfeksiyonlarda, özellikle halk arasında kan zehirlenmesi olarak bilinen ve enfeksiyona yol açan bakterilerin kana karışmasıyla ortaya çıkan sepsis varlığında da önemli ölçüde artış gösterir. Tekli ya da çoklu organ yetmezliğine bağlı ölüme yol açan sepsis tanısında önemli bir yere sahiptir. Sıklıkla merak edilen "Kanda PCT nedir?" sorusu bu şekilde yanıtlanabilir. PCT, aynı zamanda antibiyotik tedavisinin yönlendirilmesi ve optimize edilmesi için bir araç olarak kullanılır. Farklı bir deyişle PCT değerinin belirli bir düzeyin üzerinde olması hekimi, antibiyotik kullanımı konusunda yönlendirir. Antibiyotik tedavisine alınan yanıt da yine PCT seviyesine göre değerlendirilir. Kan düzeyindeki prokalsitonin miktarının pik seviyeleri esas alınarak antibiyotik tedavisi tekrar düzenlenir. Kanda bulunan bir diğer biyobelirteç olan CRP'ye (C reaktif protein) göre daha hızlı artan ve düşen prokalsitonin, özellikle sepsis gibi durumların varlığının erken tanısı ve tedavisi için oldukça büyük bir öneme sahiptir. "PCT ne demek?" sorusu bu şekilde yanıtlanabilir.

PCT düşüklüğü nedir?

Sağlıklı bireylerde ölçülemeyecek kadar düşük seviyede bulunan prokalsitonin, büyük oranda tiroit bezinde ve daha düşük miktarlarda akciğer ve karaciğerde üretilir. Ciddi bakteriyel enfeksiyon varlığında 2 ila 4 saat içinde hızla yükselen PCT değerinin düşük olması, vücutta bakteriyel enfeksiyon olmadığının göstergesidir. Farklı bir deyişle 0 ile 0,05 µg/L aralığındaki PCT değeri, normal kabul edilir. PCT değerinin düşük olması, sepsis şüphesinin ekarte edilmesini sağlayan önemli bir biyobelirteçtir. Prokalsitonin seviyesinin düşüklüğü, virüs kaynaklı enfeksiyonlarda, nakledilen organın vücut tarafından kabul edilmemesi durumunda ve ameliyat sonrası travmalara bağlı olarak da görülebilir.

PCT yüksekliği nedir?

Prokalsitonin, bakteriyel kaynaklı sistemik enfeksiyon ve kan zehirlenmesi olarak bilinen sepsis varlığında başta tiroit bezinde yer alan C hücreleri olmak üzere akciğer ve karaciğer gibi organların nöroendokrin dokusundan sentezlenir. Normalde 0 ila 0,05 µg/L aralığında olması beklenen PCT değeri, bu gibi durumların varlığında 2-4 saat arasında hızla yükselir. Farklı bir deyişle PCT yüksekliği, vücutta bakteriyel kaynaklı enfeksiyon varlığını ve sepsis olasılığını gösterir. 0,5 ila 2 µg/L PCT değeri, muhtemel enfeksiyon varlığını, 2 ila 10 µg/L değeri muhtemel sepsis vakasını gösterir. 10 µg/L ve üzeri PCT değeri ise kuvvetli sepsis varlığını işaret eder. Solunum yolu enfeksiyonu şüphesiyle yapılan PCT test değerlerinin 0,75 ila 10+ µg/L aralığında olması çok büyük ihtimalle kişide, bakteriyel enfeksiyon varlığını işaret ederken PCT değerinin, 0,25 µg/L düzeyinin üzerinde olması antibiyotik tedavisi başlanması gerektiğinin göstergesidir. Solunum yolu enfeksiyonu şüphesinde PCT değerinin 0,1 ila 0,25 µg/L aralığına gerilemesi durumunda, antibiyotik kullanımı kesilse de PCT değeri 6 ila 24 saat içinde tekrar kontrol edilir. Sepsis şüphesine istinaden yapılan prokalsitonin testinde ise 0,5 ila 10+ µg/L arasındaki değerler, çok büyük ihtimalle sepsis varlığını gösterirken aynı değerler antibiyotik kullanımı gerektiğinin de göstergesidir. Antibiyotik tedavisini takiben yapılan PCT testi sonucunun 0,25 ila 0,5 µg/L aralığındaki değere gerilemesi, sepsis ihtimalinin olasılık dışına itilmesini sağlar. Bu değerler aynı zamanda antibiyotik tedavisinin bırakılabileceğinin de göstergesidir. Sepsis şüphesiyle tedavisi düzenlenen hastanın PCT seviyeleri göz önüne alınarak antibiyotik kullanımının sonlandırılmasının ardından hekim, hastayı klinik seyir açısından değerlendirir. PCT değeri, sepsis, akut gelişen organ yetmezliği, tiroit kanserimenenjitzatürreidrar yolu enfeksiyonuna ve bazı ilaçların yan etkisine bağlı olarak da yüksek çıkabilir.

PCT testi neden yapılır?

PCT testi, acil vakalarda hızlı sonuç alınması için yapılan bir laboratuvar testidir. Hekim, çoğunlukla bu testle birlikte C reaktif protein (CRP), CSF (Cerebrospinal fluid) olarak tanımlanan beyin omurilik sıvısı analizi, kan kültürü ve kan sayımı gibi testler de ister. Hekim, PCT testi başta olmak üzere diğer test sonuçlarının değerlendirilmesini klinik bulgular ışığında yapar. Prokalsitonin testi, özellikle yoğun bakım ünitelerinde ve acil servislerde sepsis şüphesi ile yapılır. Test için açlık gibi bir ön hazırlık gerekmez ve PCT testi, kol damarından alınan kan örneğiyle yapılır. PCT testi genel olarak bakteriyel enfeksiyon şüphesi varlığında, bazı hastalıkların ayırıcı tanısı amacıyla, enfeksiyona karşı kullanılacak antibiyotiğin türü ve dozunun belirlenmesinde, zatürre ve menenjit gibi hastalıklarının erken tanısı amacıyla ve var olan enfeksiyonun virüsten mi yoksa bakteriden mi kaynaklandığının belirlenmesi amacıyla yapılır. Herhangi bir yan etkisi olmayan test aşağıda sıralanan durumlarda da yapılabilir:

  • Taşikardi ya da halk arasında bilinen adıyla kalp çarpıntısı,
  • Yüksek ateş,
  • Hipotansiyon olarak tanımlanan düşük kan basıncı,
  • Hiperventilasyon ya da diğer bir deyimle hızlı veya derin solunum,
  • Mide bulantısı,
  • İdrar miktarında azalma,
  • Takibi yapılan bakteriyel enfeksiyonun tedaviye verdiği yanıtın izlenmesi.

Tiroit bezi, akciğer ve karaciğer gibi organların nöroendokrin dokusu tarafından sentezlenen prokalsitonin seviyesinin yüksek olması, bakteriyel enfeksiyon ve özellikle sepsis vakalarının varlığında görülür. Fakat PCT testi sonucu, prokalsitonin seviyesinin hangi hastalığa bağlı olarak yükseldiğinin göstergesi değildir. Bu yüzden PCT değerlerine eşlik eden klinik bulgular da son derece önemlidir. Sağlıklı günler dileriz.

 

satır arası

74907

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.