Ramazan ayı boyunca, vücut sağlığını korumak adına sahur ve iftarda yenen besinler kadar içilen içecekler de önemlidir. En uygun beslenmeyi sağlamak için birden yemek yemek yerine azar azar ve zamana yayılmış bir şekilde beslenmek önemlidir. Vücudun uzun süre susuzluğa dayanabilmesi için de bol miktarda sıvı tüketilmelidir. Vücudun aşırı su kaybı; baş ağrısı, hazımsızlık, böbrek ve sindirim rahatsızlıkları gibi ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Sıcak havalarda tutulan oruç, vücudun sıvı ve elektrolit dengesini etkileyebileceğinden, dehidrasyonu önlemek için oruç öncesinde ve sonrasında yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. Ancak alınan sıvının niteliği bazen su ihtiyacını karşılamak yerine, susuzluğa davetiye çıkarabilir. Ramazan ayı boyunca vücudun su oranını korumak, kayıpları önlemek ve sağlıklı kalmak için şekersiz içecekleri tüketmek, oruç süresi boyunca serin ortamlarda bulunmak ve fiziksel hareketleri kısıtlamak gerekir. Sahurda tüketilen gazlı ve kafeinli içecekler diüretik etkiye sahip olduklarından gün boyu sıvı kaybına yol açmakta; vücudun su ihtiyacını karşılamanın aksine, susuz kalmasına sebep olmaktadır.

Vücudun susuz kalması engellenmeli

İftar ve sahur dönemlerinde sıklıkla yapılan hatalardan biri, susuzluğu gidermek için asitli ve şekerli içeceklerin sıklıkla tüketilmesidir. Gün boyu aç kalan midenin, iftar saatinde birden yenen yemekler ile doldurulması bir yana, kola ve gazoz gibi asitli içeceklerin tüketimi de, içeriklerinde bulunan yüksek miktardaki şeker yüzünden, kan şekerinin aniden yükselmesine sebep olur. Bu durum iftar yemeğinden sonra yorgunluk ve halsizliğe yol açar. Bunun yanı sıra şekerli içecekler, kalori alımını artırır, insülin direnci ve hatta obezite gibi ciddi sağlık problemlerine yol açar. Aynı şekilde kola ve gazoz türevi asitli içeceklerin içeriğinde yüksek miktarda bulunan şekerin yanı sıra hatırı sayılır düzeyde tuz da bulunur. Tuz, vücudun susuz kalmasına, yeterli miktarda suyu alamamasına sebep olur. Aynı şekilde bu içeceklerde bulunan asit ve gaz da sağlıklı bireylerde dahi reflü, gastrit ve ülser gibi pek çok sindirim sistemi problemine yol açabilir ya da var olan hastalığın tetiklenmesine neden olabilir. Asitli içeceklerde bulunan katkı maddeleri de toksik etki oluşturarak sağlık problemlerine yol açabilir. Asitli ve gazlı içecekler, olası sağlık ve kilo problemleri açısından sadece Ramazan ayında değil, hiçbir zaman tüketilmemelidir.

Sahur ve iftarda tüketilen gazlı içecekler

Ramazan ayı boyunca, gün içinde su ihtiyacını gideremeyen vücut, sıcak havanın da etkisi ile daha fazla su kaybeder. Zaten gün içinde susuz kalmış olan vücut, su kaybının da etkisiyle enerji düşüklüğü ile karşı karşıya kalır. Böylece bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi ve tansiyon düşmesi gibi sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden özellikle sahurda yeterli ve dengeli beslenmeli ve yeteri miktarda su içilmelidir. Ancak kola ve gazoz türevi asitli içecekler, yoğun şeker ve tuz ihtiva etmeleri sebebi ile su tutulumunu azaltır. Bunun yanı sıra limonata, şerbet ve çay da su tutulumunu azaltır ve vücuttan su atılımını artırır. Susuz kalan vücutta, özellikle böbrek fonksiyonları zayıflar. İleri düzeyde susuz kalmak ise çok ciddi sağlık problemlerine yol açar. Sahurun yanı sıra iftarda içilen gazlı ve şekerli içecekler de, gün boyu aç ve susuz kalmış vücudu beslemez ve kan şekerini düzenlemeye yardımcı olmaz. Aksine, hayli yüksek oranda şeker barındıran bu içecekler, kan şekerinin ani ve hızlı bir şekilde yükselmesine ve aynı şekilde hızla düşmesine sebep olur. Ayrıca tamamen boş olan sindirim sistemi üzerinde yıpratıcı bir etki oluşturur. Asitli içecekler yerine, oruç mutlaka oda sıcaklığındaki su ile açılmalı ve yatana kadar belirli aralıklarla iki litre kadar su tüketilmelidir. Bu miktardaki su, böbreklerde gün boyunca birikmiş olan toksik maddeleri vücuttan uzaklaştırır. Buna ek olarak su ile açılan oruç sonrası hafif gıdalar tüketilmelidir. Böylece sindirim sistemine birden yüklenilmez, olası tansiyon ve şeker problemlerinin önüne geçilmiş olur. Susuzluğu gidermek ve serinlemek için tercih edilmesi gereken ve vücut için en sağlıklı içeceğin su olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca vücudun sıvı ihtiyacını karşılamak için ayran, sade maden suyu, çorba ve şekersiz komposto da tüketilebilir. 

Asitli içecekler kilo problemlerine yol açabilir

Asitli içecekler yalnızca Ramazan ayı boyunca değil, yılın her günü, içeriğindeki yüksek şeker sebebi ile kilo problemlerinin oluşmasına ya da var olan kilo problemlerinin artmasına sebep olur. Ciddi bir kalori kaynağı olan bu içecekler, insülin direnci ve obeziteye davetiye çıkarır. Çocukluk döneminde başlayan gazlı içecek alışkanlığı, bireylerde görünen obezite, diyabet, kalp damar ve karaciğer hastalıklarının ortaya çıkma riskini artırır. Asitli içecekler, içeriklerinde bulunan kafein sebebi ile vücudun su ihtiyacını karşılamak yerine, sıvı atılımına sebep olur. Bu yüzden vücut ihtiyacını karşılamak için en iyi içecek sudur. Su vücudun ihtiyacı olan tek içecektir. Bu yüzden sıcak günlerde en az 2 litre su tüketilmesi önerilir. Asitli ve şeker bakımından zengin, farklı aroma ve tatlara sahip içeceklerin light, şekersiz ya da kalorisiz olması da sağlık problemlerine yol açmayacağı anlamına gelmez. Kullanılan farklı tatlandırıcılar da vücuda zarar verebilir. Pek çok gazlı içecek türevi, vücudun çeşitli fonksiyonlarını etkileyerek sağlık açısından risk oluşturur. Asitli içeceklerde bulunan şeker miktarı vücut için başlı başına risk faktörüdür. Kısa sürede alınan çok miktarda şeker, kan basıncının artmasına, metabolizmanın yavaşlamasına ve insülin direncine sebep olur. Tüm bunların etkileri ile vücutta yağ yakımı azalır ve kiloda artış görülür. Bu tür içeceklerin içeriğinde bulunan asit de vücut için bazı problemlere yol açar. Özellikle yüksek asit içeren içecekler, pek çok sindirim sistemi problemine davetiye çıkarır. İçildiği ilk anda serinlettiği ve ferahlattığı düşünülen asitli içecekler, vücuttaki su emilimini olumsuz etkileyerek su kaybını hızlandırır. Bu yüzden uzun süre boyunca susuz kalınan Ramazan'da bu içeceklerin tüketiminin kısıtlanması, oruç süresinin daha rahat geçirilmesi ve ortaya çıkabilecek etkilerin azalmasında etkili rol oynar.

Asitli içeceklerin sağlık üzerine etkisi

Ramazan ayı boyunca sahur ve iftarda tüketilen asitli içeceklerin bazıları, yüksek şeker ve tuzun yanı sıra fosforik asit de içerir. Fosforik asit kanda bulunan kalsiyumu bağlayarak, kemik dokusunun yıpranmasını hızlandırır ve ileri yaşlarda kemik erimesi riskini artırır. Reflü ve gastrit gibi mide problemlerinin yanında, fosforik asidin dental problemlere de yol açtığı bilinir. Diş minelerinin normalden çok daha hızlı aşınmalarına sebep olur ve dişlerde çürük oluşumunu hızlandırır. Yemek borusu ve ağız mukozasında da problemlere yol açabilir. Gazlı içeceklerde bulunan kafein miktarı da azımsanmayacak derecede fazladır. Çok miktarda kafein, uyku problemlerine, baş ağrısına, konsantrasyon güçlüklerine, kalp ritim bozukluklarına, mide problemlerine yol açabilir. Hiçbir besleyici özelliği bulunmayan gazlı içeceklerin tüketilmesi su ihtiyacını karşılamadığı gibi aksine artırmaktadır. Bu yüzden Ramazan ayı boyunca, susuzluğu gidermek ve serinlemek için tüketilmesi önerilen içecek sudur. Günde 2 litre tüketilen su, vücudun tüm sıvı ihtiyacını karşılar. Bunun yanında sahur ve özellikle iftarda yenilen yemeklerin miktarına ve içeriğine de özen gösterilmelidir. Vücudu ve özellikle sindirim sistemini yoracak miktarda ve hızla yemek yenmemelidir. Ramazan boyunca iftar ile sahur saatleri arasında sık fakat az beslenilmesi ve yeteri kadar su tüketilmesi sağlığınız açısından gereklidir.

663