satır arası

Kan, dolaşım sisteminde yer alan kırmızı renkli sıvıdır. Suya kıyasla daha yoğun kıvamlı olan kan, hafif alkali yapıda olup pH düzeyi 7,35 ila 7,45 seviyesindedir. Vücut ağırlığının yaklaşık olarak %8'ini oluşturan kan, iki farklı bileşimden oluşur. Kanın sıvı bölümü olarak tabir edilen %55'lik kısım plazma ve serumdan oluşurken kanın geriye kalan %45'lik hücresel elementlerden oluşan kısmı, eritrosit, lökosit ve trombositlerden oluşur. RBC (Red Blood Cell) ya da eritrosit olarak tanımlanan kısım, halk arasında alyuvar ya da kırmızı kan hücreleri olarak bilinir. Kanın şekilli elemanlarının yaklaşık olarak %99'unu oluşturan RBC, disk şeklindedir. RBC, vücutta oksijen ve karbondioksit alışverişini sağlayan bir tür kan hücresi olarak da tanımlanabilir. Kırmızı kan hücreleri hemoglobin taşır. Demir içeren bir proteinden oluşan hemoglobin, eritrositlerin kuru ağırlığının yaklaşık olarak %90'ını oluşturur. İçeriğindeki demir minerali ise hemoglobine doğal kırmızı rengini verir. Bu yüzden RBC ya da alyuvarlar, kırmızı renktedir ve adını da bu özelliğinden dolayı alır. Eritrositlerin kanın şekilli elemanlarının %99'unu oluşturmasından dolayı kan da kırmızı renkte görülür. Kişi oksijen soluduğu sırada RBC, akciğerlere yönelerek oksijeni bağlar ve ardından tüm doku ve organlardaki hücrelere oksijeni taşır. Hücrelerin oksijeni anlık olarak kullanmasına bağlı olarak karbondioksit açığa çıkar. Kırmızı kan hücreleri bu sefer karbondioksidi bağlayarak tekrar akciğerlere taşır. Kişinin nefesini vermesiyle birlikte RBC tarafından akciğerlere taşınan karbondioksit, vücut dışına atılır. Tüm bu işlem kişinin tek bir nefes alıp vermesi sırasında gerçekleşir.

RBC nedir?

Kanın %45'lik bölümü, hücresel elementlerden oluşur. Kanın şekilli elemanlarının %99'u ise RBC adı verilen kırmızı kan hücrelerinden ya da farklı bir deyişle eritrositlerden oluşur. Halk arasında alyuvar olarak bilinen RBC, temel olarak akciğerlerdeki oksijeni hücrelere taşır ve hücrelerin ortaya çıkarttığı karbondioksidi de tekrar akciğere ulaştırır. RBC, demir içeren bir proteinden oluşur. Kırmızı kan hücrelerine kırmızı rengini veren de demir mineralidir. Kan, alyuvarlar sayesinde kırmızı renkte görülür. RBC, kemik iliği tarafından üretilir. Bu üretim işlemine tıp dilinde erythropoiesis denir. Vücutta yer alan endokrin bezleri tarafından  eritropoietin adlı hormonun salgılanmasıyla uyarılan kemik iliği, her saniye 1,5 milyon adet RBC üretir. Eritrosit ilk ortaya çıktığında çekirdeği bulunan bir hücredir. Ancak olgunlaşmaya başladıkça çekirdek kaybolur. Yaklaşık bir hafta içinde gerçekleşen olgunlaşma sürecinin neticesinde RBC, esneklik kazanarak vücudun her bölgesine girip çıkabilir hâle gelir. Fakat çekirdeğin kaybolmasıyla kazanılan bu avantaj, hücrenin yaklaşık 130 gün gibi kısa bir ömre sahip olmasına yol açar. Ömrü tamamlandıktan sonra dalakta parçalanan alyuvardan demir minerali ortaya çıkar. Demir, daha sonra üretilecek olan yeni kırmızı kan hücrelerinin üretiminde kullanılır. Geriye kalan kısmı ise karaciğer tarafından safra kesesine gönderilir. Vücutta toplamda bulunan demir miktarı yaklaşık olarak 4 ila 5 gr. kadardır ve bu demirin %65'i eritrositte bulunan ve demir içeren bir protein türü olan hemoglobinde bulunur. Toplam vücut ağırlığının %8'ini oluşturan kan miktarı erkeklerde 5-6 litre, kadınlarda ise 4-5 litre arasındadır. RBC miktarı ise erkeklerde 4,7 ila 6,1 milyon aralığındayken kadınlarda bu rakam 4,2 ila 5,4 milyon dolayındadır. Sıklıkla rutin muayene ve cerrahi girişim öncesi gibi zamanlarda kan testlerinde RBC oranına bakılmasının sebebi, kanda bulunan kırmızı kan hücresi sayısının belirlenmesidir. Kan hücresi sayısındaki değişim çoğunlukla hemoglobin düzeyi ile ilgilidir. Sıklıkla sorulan "RBC nedir?" sorusu bu şekilde yanıtlanırken merak edilen bir diğer soru ise "Sağlıklı Kişilerde RBC Kaç Olmalı?" şeklindedir.

RBC kaç olmalı?

Kandaki kırmızı kan hücre sayısının belirlenmesi için yapılan test, pek çok farklı durum için yapılabilir. Vücut sağlığı hakkında önemli veriler sunan RBC değeri, her yaş grubunda farklı düzeyde bulunur. RBC oranı gebelik döneminde de farklılaşır. Pek çok hastalığa bağlı olarak da düşüp yükselebilen kırmızı kan hücresi değerinin referans aralığı şu şekilde olmalıdır:

  • Kadınlarda RBC Değeri: 1 mikro litre başına 4,2 ila 5,4 milyon adet RBC bulunmalıdır.
  • Erkeklerde RBC Değeri: 1 mikro litre başına 4,7 ila 6,1 milyon eritrosit bulunması gerekir.
  • Yenidoğanlarda RBC Değeri: 1 mikro litre başına 4,8 ila 7,2 milyon alyuvar bulunmalıdır.
  • Çocuklarda RBC Değeri: 1 mikro litre başına 4,6 ila 4,8 milyon RBC bulunması gerekir.
  • Gebelik Döneminde RBC Değeri: Hamileliğin ilk trimesterinde mikro litre başına 3,42 ila 4,55 milyon olan eritrosit miktarı 2. trimesterda 2,81 ila 4,49 milyon, 3. trimesterda ise 2,72 ila 4,43 milyon olmalıdır.

RBC yüksekliği nedir?

Eritrosit değerinin normal aralıkta olması, vücut sağlığı için büyük önem taşır. Vücut hücrelerine oksijen ve açığa çıkan karbondioksidin akciğerlere taşınmasını sağlayan RBC hücrelerinin kan düzeyinde yüksek olması, RBC yüksekliği olarak tanımlanır. Doku ve organlara yeterince oksijen iletilememesine bağlı olarak kemik iliğinden fazla miktarda RBC üretilmesine bağlı olarak görülen RBC yüksekliği, pek çok belirtiye yol açabilir. Eklem ve göğüs ağrıları, bulanık görme, tansiyon yüksekliği, avuç içlerinde hassasiyet, baş ağrısı, baş dönmesi, uyku bozukluğu, kulak çınlaması, cilt yüzeyinde morluk oluşumu ve karın ağrısı, RBC yüksekliğinde ortaya çıkan yaygın semptomlar arasında sayılabilir. Eritrosit sayısının normal değerin üzerinde olması pek çok farklı hastalık ve durumdan dolayı oluşabilir. RBC yüksekliğine nedenleri arasında şu faktörler sıralanabilir:

  • Kalp damar hastalıkları,
  • Bazı böbrek hastalıkları,
  • Kemik iliği hastalıkları,
  • Uyku apnesi,
  • Pulmoner fibrozis,
  • Hemoglobinopati,
  • Sigara kullanımı,
  • Dehidrasyon,
  • Yüksek rakımlı yere çıkmak,
  • Bazı ilaçların kullanımı,
  • Protein artırıcılar,
  • Doping kullanımı.

RBC düşüklüğü nedir?

RBC düşüklüğü, anemi ya da halk arasında bilinen adıyla kansızlık olarak tanımlanabilir. Kan içeriğinde yeterince eritrosit ya da hemoglobin bulunmadığını işaret eden RBC düşüklüğü, pek çok farklı sebepten dolayı oluşabilir. Çoğunlukla hastalıklara bağlı olarak oluşan RBC düşüklüğü, vücudun RBC üretme kabiliyeti etkilendiğinde ya da anormal şekilde RBC yıkımı veya kaybı arttığında da oluşur. Farklı bir deyişle RBC düşüklüğü, vücutta yeterince RBC üretilememesi, kanama nedeniyle aşırı RBC kaybı ya da vücutta normalden daha hızlı şekilde alyuvarların yok edilmesi, RBC düşüklüğünün nedenleri arasında sayılabilir. RBC düşüklüğü varlığında kişide kolay yorulma, enerji kaybı, nefes darlığı, baş ağrısı, baş dönmesi, göğüs ağrısı, ciltte solukluk, bacaklarda kramp, uyku problemi, hızlı ya da düzensiz kalp atışı gibi belirtiler görülebilir. RBC düşüklüğünde oluşan semptomlar, alyuvar düşüklüğüne yol açan hastalığa göre farklı şekillerde de olabilir. RBC düşüklüğüne yol açan etkenlerin bir kısmı şu şekilde sıralanabilir:

  • Anemi türleri,
  • Kemik iliği yetmezliği,
  • Lösemi,
  • Tiroit bozuklukları,
  • Bazı böbrek hastalıkları,
  • Epilepsi,
  • İç ya da dış kanama,
  • Multipl miyelom,
  • Yetersiz beslenme,
  • Demir, bakır, folik asit, B6 ve / veya B12 eksikliği,
  • Gebelik,
  • Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar,
  • Bazı ilaçların yan etkisi.

Önceden hazırlık yapılması gerekmeyen RBC testi, koldan alınan kan ile yapılır. Bir tür laboratuvar testi olan RBC testi için kan alınması sırasında kolda hafif bir sızlama hissedilebilir. Eğer sizde de RBC yükseliği ya da düşüklüğü varsa bir hekimle görüşmek için en yakın sağlık kuruluşuna başvurabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz.

satır arası

51378

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.