satır arası

Rektum, kalın bağırsağın anüse yakın kısmına verilen addır. Rektum, genel olarak kalın bağırsağı ya da anüsü etkileyen hastalıklardan etkilenir. Rektumla ilgili en sık görülen rahatsızlıklardan biri de rektum kanseridir.

Rektum Kanseri Nedir?

Rektumu oluşturan hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmasına rektum kanseri adı verilir. Peki rektum neresidir? Rektum, sindirim sisteminde yer alan kolonla yakın ilişki içerisinde olan bir yapıdır. Kolon, insanlarda yaklaşık 1.5 metre uzunluğunda bir organdır. Kolon; çıkan (ascendens), transvers, inen (descending) ve sigmoid kolon olmak üzere 4 kısımdan oluşur. Kolonun son kısmı olan sigmoid kolonla anüs arasında kalan kısım ise rektumdur. Rektum, 10-15 cm uzunluğunda bir yapıdır. Rektumun çapı başlangıçta kolon çapıyla benzer olmakla birlikte anüse yakın olan rektal ampulla kısmında çapı genişler. Rektal ampulla, dışkı (gaita) için geçici bir depolanma merkezidir. Ampulladaki gaita miktarının artmasıyla basınç artar. Bu durum da rektal duvarın gerilmesine neden olarak dışkılama ihtiyacını oluşturur. Ampullanın tam olarak dolması sonucu anal kanal genişler ve gaita anal kanala ilerler.

Rektum kanseri, rektumdan köken alan kötü huylu tümörlere verilen addır. Rektum kanseri sıklıkla kolon kanseri ile birlikte görülür ve bu durum kolorektal kanser olarak isimlendirilir.

Rektum Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Rektum kanserinin belirti ve bulguları, kanserin hangi evrede olduğuna göre değişiklik gösterebilir. Kanser, erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Sık görülen rektum kanseri belirtilerinin bir kısmı ise şu şekildedir:

  • İshal veya kabızlık gibi bağırsak hareketlerinde değişiklikler
  • Gaitada (dışkıda) koyu kahverengi veya parlak kırmızı kan görülmesi
  • Gaita çapında azalma
  • Tuvaleti tamamen yapamama, bağırsağı boşaltamama hissi
  • Karın ağrısı
  • İstemsiz kilo kaybı
  • Güçsüzlük, halsizlik

Rektum Kanseri Neden Olur?

Rektum kanseri, rektumdaki hücrelerin genetik materyalinde yani DNA’sında değişiklik (mutasyon) meydana gelmesi sonucu olur. DNA, hücrenin yaşamsal faaliyetlerini düzenleyen bir yapıdır. Bu yapıda mutasyon oluşması ise hücrelerin kontrolsüz olarak bölünmesine ve çoğalmasına; sağlıklı hücreler ölürken mutant hücrelerin yaşamına devam etmesine yol açar. Mutant hücreler zaman içerisinde birikerek tümör dokularını oluşturur. Tümör dokuları da büyüyerek çevre dokulara yayılabilir; uzak dokulara sıçrayabilir (metastaz yapabilir). Çoğu rektal kanser türünde, DNA’daki mutasyonun neden meydana geldiği konusunda net bir bilgi yoktur.

Bazı genlerdeki mutasyonlar, kişilerde kolorektal kanser riskini artırabilir. Bu genler aile içinde ebeveynden çocuğa aktarılarak nesiller boyunca varlığını sürdürebilir. Bu mutant geni taşıyan aile üyelerinde kolorektal kanser ihtimali artmıştır.

Kolorektal kanser riskini artıran iki genetik yatkınlık saptanmıştır:

  • Lynch Sendromu: Lynch sendromu ya da diğer adıyla herediter nonpolipozis kolorektal kanser (Hereditary Nonpolyposis Colorectal Cancer, HNPCC), kolon kanseri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerinin görülme ihtimalini artırır. Bu sendroma sahip kişiler, 50 yaşından önce kolorektal kanser teşhisi alabilir.
  • Ailesel Adenomatöz Polipozis: Ailesel Adenomatöz Polipozis (Familial Adenomatous Polyposis, FAP), kişilerde kolon ve rektum yüzeyinde binlerce polip oluşmasına neden olan nadir bir durumdur. Tedavi edilmeyen FAP vakalarında 40 yaşından önce kolorektal kanser ihtimali oldukça yüksektir.

Genetik testler ile kişilerin bu mutant genlere sahip olup olmadığına bakılabilir. Ailesinde özellikle erken yaşta kolorektal kanser hikayesi olan kişiler, genetik test ile kendilerinde bu mutant genlerin olup olmadığını öğrenebilir. Bu genleri taşımak kesin olarak kanser olunacağı anlamına gelmediği gibi bu genleri taşımamak da kolorektal kanser riskini sıfırlamaz.

Genetik yatkınlık dışındaki bazı durumlar da kolorektal kanser riskini yükseltebilir. Bu durumlar şu şekilde sıralanabilir:

  • İleri Yaş: Kolorektal kanser her yaşta görülebilir. Ancak tanı alanların çoğu 50 yaşın üzerindedir. Son dönemlerde yapılan çalışmalar 50 yaş altında kolorektal kanser görülme sıklığının arttığı tespit edilmiştir.
  • Kolorektal Kanser veya Polip Geçmişi: Daha önce kolorektal kanser veya polip tanısı alan kişiler tedavi görüp iyileşse de ileride kanser açısından risk altındadır.
  • Sebzeden Fakir Beslenme Düzeni: Sebzeyi az tüketen, ızgara veya iyi pişmiş kırmızı eti ise çok tüketen kişilerde de kolorektal kanser ihtimali yüksektir.
  • Hareketsiz Yaşam: Az egzersiz yapan, hareketsiz yaşam süren kişilerde de kanser riski fazladır. Düzenli egzersiz, kanser riskini azaltmaya yardımcı olur.
  • Diyabet: Kontrolsüz tip 2 diyabet, kolorektal kanseri için risk faktörüdür.
  • Obezite: Obez kişiler, ideal kilodaki kişilere göre kolorektal kanserine daha sık yakalanırlar.
  • Sigara: Sigara veya diğer tütün ürünleri risk faktörüdür.
  • Alkol Kullanımı: Düzenli olarak haftada 3 içecekten fazla tüketen kişilerde kolorektal kanser riski artmıştır.
  • Radyasyon Maruziyeti: Farklı kanser türleri için karın veya çevre bölgelere radyoterapi alan kişilerde kolorektal kanser ihtimali fazladır.

Rektum Kanseri Tanısı Nasıl Konyulur?

Kolorektal kanser, kişinin şikayetlerinin araştırılması sırasında teşhis edilebileceği gibi tarama sırasında da fark edilebilir. Kolorektal kanseri teşhisinde kullanılan iki temel yöntem şu şekildedir:

  • Kolonoskopi: Ucunda kamera olan ince bir tüpün anüsten içeri sokularak rektum ve kolonun iç kısmının görüntülendiği yöntemdir. Kolonoskopi ile kalın bağırsak iç duvarında herhangi bir problemin olup olmadığı araştırılır.
  • Biyopsi: Kolonoskopi sırasında şüpheli bir bağırsak kısmı görülürse bu yerden küçük bir örnek alınır. Alınan bu biyopsi örneği laboratuvara gönderilir ve şüphelenilen lezyonun kanser olup olmadığına bakılır.

Kolorektal kanser tanısı alan kişilerde tümörün evrelemesi için çeşitli tetkikler kullanılır. Bu tetkiklerden biri, kolon kanserinde vücutta düzeyi yükselen bazı tümör markerlarına (belirteçlerine) bakılmasıdır. Bu belirteçler, tedavi sonrası kontrollerde de nüks takibinde de kullanılabilir. MR, BT gibi görüntüleme yöntemleri de kanserin yayılımını gösterir. PET de kanserin hangi dokuları tuttuğu konusunda yol göstericidir.

Ülkemizde 50 yaş üzeri kişiler ücretsiz olarak kolorektal kanser açısından taranmaktadır. Bu taramada gaitada gizli kan (GGK) ve kolonoskopi tetkikleri kullanılır. GGK, her iki yılda bir tekrarlanır. Kolonoskopi ise her 10 yılda bir yapılır. Tarama testi sonucu şüpheli gelen kişiler, ileri araştırma için donanımlı bir hastaneye yönlendirilir. Kolorektal kanser açısından risk taşıyan kişilerde tarama 40 veya daha erken yaşta da başlayabilir.

Rektum Kanseri Tedavisi Nasıldır?

Kolorektal kanser tedavisi, hemen hemen tüm kanser türlerinde olduğu gibi kanserin türüne ve evresine göre değişiklik gösterir. Tedavide temel olarak kullanılan yöntemler, cerrahi, kemoterapi ve radyoterapidir. Bazı vakalarda sadece cerrahi olarak tümörün çıkarılması yeterli olurken bazılarında ise tümöre sadece kemoterapi veya radyoterapi uygulanabilir. Kolorektal kanser tedavisinde cerrahi ile birlikte de kemoterapi veya radyoterapi verilebilir. Doktorun uygun gördüğü şekilde kemoradyoterapi, cerrahiden önce veya sonra planlanabilir.

Bağışıklık sisteminin kanserle savaşmasını uyaracak immünoterapi de kolorektal kanser tedavisinde kullanılan yeni bir yöntemdir. İmmünoterapi şu aşamada sadece ileri evre kolorektal kanser tedavisinde kullanılmaktadır.

Kolorektal kanser, toplumda en sık görülen kanser türlerinden biridir. Kolorektal kanserin erken dönemde teşhis edilmesi, kanser bağlı komplikasyonların önüne geçilmesi açısından önemlidir. Erken teşhis, kanser nedenli ölümlerin azaltılmasına da yardımcı olur. Tüm bu sebeplerden belirli bir yaşın üzerindeki kişilerin kolorektal kanser için gerekli olan tarama testlerini düzenli olarak yaptırması gerekir. Test sonucu şüpheli bir durumla karşılaşan kişilerin vakit kaybetmeden donanımlı sağlık merkezine başvurması faydalı olacaktır. Sağlıklı günler dileriz.

1835

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.