satır arası

Safra kesesi taşı kadınlarda erkeklere oranla daha fazla sıklıkta görülen ve oldukça ağrılı seyredebilen bir hastalıktır. Karaciğerden günde yaklaşık olarak 1 litre kadar safra salgılanır ve bağırsaklardan yağların sindirimi ile bazı vitaminlerin emilimini sağlamak gibi çeşitli fonksiyonları yerine getirir.

Safra, karaciğerden midenin devamı olan oniki parmak bağırsağına doğru akarken, yolu üzerindeki safra kesesine uğrayarak burada birikir. Suyu emilerek yoğunluğu daha da artar. Özellikle yağlı yiyecekler başta olmak üzere bazı gıdaların tüketilmesinin ardından safra kesesi kasılarak içerisindeki yoğunlaşmış safrayı onikiparmak bağırsağına doğru sevk eder. Olağan koşullarda bileşiminde bulunan çeşitli maddelerin belirli miktarlardaki karışımı sayesinde safra akışkanlığını korur. Ancak safranın içinde yer alan bu bileşenlerdeki herhangi bir artış ya da azalma, safranın akışkanlığında bozulmaya ve "tortu bırakıcı" bir hal almasına yol açabilir.

Hem bu tortular hem de uzun süre sadece damar yoluyla beslenen ya da uzun süreli açlık hallerinde safra çamuru denen safra çökeltileri de safra taşı oluşumunda rol oynayabilir.

Safra kesesi nedir, safra kesesi nerede bulunur?

Safra kesesi, karnın sağ üst bölgesinde karaciğerin hemen altında bulunan armut şeklindeki bir organdır. Bağırsaklara salgıladığı sarı-yeşil renkteki safra ile vücudun sindirim işlevlerine önemli katkıda bulunur.

Safra kesesi taşı nedir?

Kolelitiazis olarak tanımlanan safra kesesinde taş oluşumu, genellikle gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan ancak dünyanın her kesiminde tespit edilebilen bir problemdir. Ortaya çıkma sıklığı yaş ile birlikte artış gösterir.

Safra kesesi taşları, bu sindirime yardımcı safranın içeriğinde çok yüksek düzeyde kolesterol bulunması sonucu katılaşarak çökelti oluşturması sonrası meydana gelir. Taşların boyutu ve sayısı kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.

Safra kesesi taşı nedenleri nelerdir?

Safra kesesi taşı nedenleri arasında 3 çeşit oluşum yolu ön plana çıkar:

Safrada Aşırı Kolesterol Varlığı

Normal şartlarda safra kesesinde bulunan safranın kimyasal içeriği karaciğerden buraya atılan kolesterolün çözünmesi için yeterlidir. Bazen karaciğerden safranın içinde çözünebilecek düzeyin üzerindeki miktarda kolesterol atılabilir ve bu aşırı kolesterol kristalleşerek zaman içerisinde taş oluşumuna neden olabilir.

Safrada Aşırı Bilirubin Varlığı

Solunum gazlarının taşınmasında görev alan kırmızı kan hücreleri bu görevlerini içerisinde yer alan hemoglobin molekülü ile gerçekleştirir. Ömrünü tamamlayan ve yeni hücrelerin üretilmesi amacıyla parçalanan hücrelerde hemoglobin çeşitli biyokimyasal süreçlerden geçer ve bilirubin maddesi oluşur.

Karaciğer sirozu, safra kanalı enfeksiyonları ve çeşitli kan hastalıkları varlığında vücutta aşırı miktarda bilirubin ortaya çıkar ve bu aşırı bilirubin safra kesesinde birikerek taş oluşumuna neden olabilir.

Safra Kesesinin Tam Olarak Boşalamaması

Safra kesesinin çalışmasını olumsuz yönde etkileyen çeşitli durumlarda kesenin içerisindeki sıvı oldukça yoğun bir hal alarak taş oluşumuna neden olabilir.

Safra kesesi taşı belirtileri nelerdir?

Safra taşı oluşumu başladıktan sonra taşların sayısı ve büyüklüğü artarken ilk başta genellikle herhangi safra kesesi belirtileri meydana getirmezler. Büyük çoğunluğu sessiz olarak seyreden safra kesesi taşları, acil haller dışında bazı tetkikler yapılırken ya da kimi ameliyatlarda tesadüfen fark edilirler.

Safra kesesi içinde bulunan ve yerçekiminin etkisiyle hareket eden taşlar, safra kesesinin çıkışını tıkayıp, olağan boşalmasını engellediği zaman çeşitli belirtileri oluşturmaya başlar. Safra taşı hastalığının seyri esnasında taşın ana safra kanalına düşmesi durumunda çok daha sorunlu bir sürece girilir. Tıkanma sarılığı olarak adlandırılan bu süreçte hastada karın ağrısı, sarılık, idrar renginin kırmızı veya kahverengi olması, bulantı, kusma ve bazen de ateş gibi belirtiler görülebilir.

Taşın safra kanalını birkaç saat süre ile tıkaması sonrasında bu bölgede enflamatuar (iltihabi) değişiklikler meydana gelir ve bu durum kolesistit olarak isimlendirilir. Eğer bu tabloya enfeksiyon da eklenirse hayatı tehdit edecek çok ciddi problemlere neden olabileceği için dikkatli olunmalıdır. Bu hastalığa ise kolanjit adı verilir. Kolanjit dışında ortak safra kanalına düşen bir safra taşı, pankreasın iltihabi hastalığı olan akut pankreatite de neden olabilir. Bu hastalık hayatı ciddi anlamda tehlikeye sokabilir.

Taşın safra kanalını tıkaması ile ortaya çıkan safra kesesi hastalığının belirtileri şu şekilde özetlenebilir:

  • Ani ve hızlı ağırlaşan karnın sağ üst bölgesinde ağrı hissi
  • Sırt ağrısı
  • Sağ omuzda ağrı
  • Bulantı, kusma
  • İdrar renginde koyulaşma
  • Açık renkli dışkı
  • Aşırı gaz ve diğer sindirim problemleri
  • İshal

Safra kesesi taşları başka hastalıklara neden olabilir mi?

Safra kesesi taşları; safra kesesinin iltihaplanması, safra kanalına taşın düşmesiyle gelişen tıkanma sarılığı, tüm safra kanallarının ve pankreasın iltihaplanması gibi çok ciddi birçok hastalığa neden olabilir.

Hastalarda oluşan yakınmalar genellikle karın sağ-üst kısmında ağrı, bu ağrının sağa doğru yayılması ve sırtta sağ tarafta da hissedilmesi, bulantı ve bazen kusma atakları şeklindedir.

İltihaplanma varsa tabloya ateş de eklenir. Bu ağrılı ataklar genellikle yağlı ağır bir yemeğin ardından başlar ve 1-5 saatlik bir süre boyunca devam edebilir.

Safra kesesi taşlarının diğer yol açtığı hastalık daha seyrek olarak da safra kesesinde bulunan büyük bir taşın kese duvarını uzun bir süre zarfında delerek, bağırsağa geçmesi ve ince bağırsağın dar bir yerinde mekanik tıkanmaya neden olabilmesidir. Doğal seyri esnasında giderek büyüyen ve sayıları artan safra taşları sürekli olarak safra kesesinin iç cidarını tahriş eder ve kronik bir iltihap şeklindeki tablonun ilerleyerek kansere dönüşme riskini de arttırabilir. Özellikle 2–3 cm'lik boyutları aşan taş olgularında bu risk yüksek olarak kabul edilir.

Safra kesesi taşlarına bağlı oluşan bu durumlar komplikasyon olarak tanımlanır. En sık ortaya çıkan komplikasyonlar 4 adettir:

Safra Kesesi İltihabı (Kolesistit)

Kese içerisinde oluşan taşlar kanalın boyun bölgesine oturması ile birlikte burada enflamasyon (iltihaplanma) meydana getirmesi durumudur. Kolesistit gelişimi ile birlikte kişide şiddetli ağrı ve ateş şikayeti meydana gelir.

Semptomatik seyreden safra kesesi taşlarında akut (ani başlangıçlı) kolesistit gelişme riski %1-3 arasında değişkenlik gösterir. Ağrı ve ateş şikayetine ek olarak üşüme-titreme, iştah kaybı ve bulantı-kusma gibi belirtiler de ortaya çıkabilir. Kolesistit acil olarak müdahale edilmesi gereken bir durumdur.

Ortak Safra Kanalının Tıkanması

Safra kesesi taşları karaciğerde üretilen ve safra kesesi vasıtası ile ince bağırsaklara aktarılan safra yollarında tıkanıklığa neden olabilir. Ortak kanalın tıkanması sonrası kişide yoğun ağrı, sarılık ve kanal iltihaplanması gibi durumlar oluşabilir.

Pankreatik Kanalın Tıkanması

Pankreatik kanal, bu organdan başlayarak ortak kanal ile birleşir ve ince bağırsağa açılır. Kanalın görevi pankreasta üretilen sindirim enzimlerinin oniki parmak bağırsağına ulaştırılmasını sağlamaktır. Safra kesesi taşları pankreatik kanala geçerek burada tıkanıklık oluşturabilir. Bu durum pankreatit olarak ifade edilen pankreasın iltihaplanması ile sonuçlanabilir.

Pankreatit gelişimi sonrasında kişide ani ve yoğun bir karın ağrısı meydana gelir. Pankreatit gelişen kişiler genellikle hastanede yatırılarak tedavi edilirler.

Safra Kesesi Kanseri

Uzun süreli tahriş nedeniyle safra kesesi taşı öyküsü olan kişilerde safra kesesi kanseri görülme riskinde bir artış söz konusudur. Her ne kadar risk yükselse de safra kesesi kanseri nadir bir kanser türü olduğu için oldukça az rastlanılan bir komplikasyondur.

Safra kesesi taşı risk faktörleri nelerdir?

Safra kesesi taşlarına kadınlarda erkeklere göre daha sık rastlanılır. Taşların oluşumunda risk faktörü olarak kabul edilen birçok farklı durum mevcuttur:

  • Cinsiyet
  • 40 yaş ve üzerinde olmak
  • Aşırı kiloluluk ya da obezite
  • Sedanter (hareketsiz) yaşam
  • Gebelik
  • Yağ içeriği zengin ürünler ile beslenme
  • Yüksek kolesterollü gıdaları tüketme
  • Liften fakir diyet
  • Safra kesesi taşına dair aile öyküsünün bulunması
  • Şeker hastalığı
  • Orak hücreli anemi ve lösemi gibi kan hastalıkları
  • Hızlı kilo verme
  • Östrojen içeren oral kontraseptif (doğum kontrol ilaçları) kullanmak ya da hormon tedavisi görüyor olmak
  • Karaciğer hastalıkları

Hamilelikte safra kesesi taşı oluşumuna yatkınlığın artmasının sebebi gebelik süreci içerisinde yüksek düzeyde salgılanan progesteron hormonundan kaynaklanır. Progesteron hormonu safra kesesinin kasılmalarını yavaşlatır ve akış hızının kesilmesine sebep olur.

Bu faktörler dışında uzamış açlıklar, bariatrik cerrahi operasyonlar ve crohn hastalığı gibi durumlarda da safra taşı oluşma riskinde artış meydana gelebilir.

Safra kesesi taşları genellikle safra akışının ve kesenin boşalmasının yavaşladığı durumlarda oluşma eğilimindedir. Taş oluşumdaki en sık neden ise kolesterol içeriği yüksek safrada kolesterolün yoğunlaşmasıdır. İkinci en sık tespit edilen taş formu ise pigmente taşlardır.

Kolesterol taşları genellikle sarı renkli olup çözünmemiş kolesterolden meydana gelir. Pigment taşları ise koyu kahverengi ya da siyah renkte olup safra içeriğindeki aşırı bilirubinden kaynaklanır.

Bazen çeşitli maddelerin bir araya gelmesi sonucu oluşan mix tipte taşlar tespit edilebilir. Mix tipteki taşlar tespit edilme sıklığında 3. sıradadır. Bu taşların yapısında kalsiyum karbonat, kalsiyum fosfat, kolesterol ve safra bulunabilir.

Safra kesesi taşlarının 4. tipi kalsiyum taşlarıdır. Kan dolaşımında yüksek düzeyde kalsiyum bulunan kişilerde meydana gelir ve bu kişilerde genellikle safra kesesi taşlarına ek olarak böbrek taşlarının varlığı da tespit edilebilir.

Safra kesesi taşı tanısı nasıl konulur?

Hastalığın tanısı; tipik muayene bulguları ile beraber kan, idrar, gaita tetkikleri ve ultrasonografi (USG) ile konulur. Bu tetkiklerle %100'e yakın kesin teşhise ulaşılabilir. Seyrek olarak bilgisayarlı tomografi, MRI gibi diğer görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Ayrıca safra kanalında bulunan taşlar için ultrason dışında ERCP dediğimiz endoskopik girişimlerden hem tanı hem de tedavide yararlanılabilir.

Safra kesesi taşı hastaları sağlık kuruluşlarına tipik olarak yağlı ve baharatlı bir öğünü takiben ortaya çıkan sağ üst bölgedeki karın ağrısı ile başvururlar. Bu şikayetlerine bulantı ve kusma eşlik edebilir.

Hekimler tarafından gerçekleştirilen fizik muayenede hastanın nefes alması esnasında sağ üst karın bölgesine derin palpasyon (parmakların o bölgeye bastırılması) yapılması ile kişide tipik safra kesesi ağrısı oluşması tanısal öneme sahiptir. Kişide sarılık bulgularının mevcut olması ortak safra kanalının taşa bağlı olarak tıkanmasına işaret ediyor olabilir.

Safra kesesi taşlarına tanısal yaklaşımda ilk olarak başvurulan tetkik ultrasonografidir. Bu radyolojik tanı yöntemi ile 2 mm küçüklükteki taşların bile tespiti sağlanabilir. Safra kesesinin duvarında kalınlaşma tespit edilmesi ve çevresinde sıvı varlığının görülmesi gibi bulgular kişide safra kesesi iltihabı olduğunu gösteren belirtilerdir.

Çok küçük olup ultrasonografi ile tespit edilemeyen taşlar için endoskopik ultrasonografi işlemi ile tanı konulabilir. Bu işlemde ince ve esnek endoskop ağızdan girilerek sindirim sistemi içerisinde ilerletilir ve ses dalgaları vasıtası ile küçük taşların görüntülenmesi sağlanır.

Ortak safra kanalındaki bir taştan şüphelenilmesi halinde manyetik rezonans kolanjiopankreatografi (MRCP) adı verilen görüntüleme yönteminden faydalanılabilir. Bu işlem ile ortak kanaldaki taşın tespit edilmesi halinde endoskopik retrograd kolanjiopankreatografi  (ERCP) adı verilen işleme geçilir. ERCP işlemi sırasında taşların çıkarılması da gerçekleştirilebilir.

Safra kesesi ameliyatı ve taş tedavisi nasıldır?

Hastalığın ve komplikasyonlarının tedavilerinde çeşitli yöntemler kullanılır. En sık kullanılan yöntem laparoskopik ameliyatlardır. Safra kesesi ameliyatlarının %5'ten daha azı açık ameliyat ile gerçekleşir. Açık ameliyat yapılmasının en önemli sebebi karın içerisinde önceden geçirilmiş ataklar ya da ameliyatlara bağlı oluşmuş yapışıklıklardır. ERCP ve PTK gerekli olan durumlarda kullanılan diğer tedavi yöntemleridir.

Safra kesesi taşı tedavisi için safra kesesinin alınması işlemi kolesistektomi olarak isimlendirilir. Altın standart kolesistektomi yaklaşımı ise laparoskopik ameliyatlardır. Çeşitli nedenlerle ameliyatın laparoskopik olarak gerçekleştirilmemesi halinde açık ameliyat yöntemi tercih edilebilir. Cerrahi işlem sırasında kesenin bırakılarak sadece taşların alınması günümüzde akılcı bir yaklaşım olarak kabul görür. Bunun sebebi hastalarda yaklaşık 1 yıl içerisinde tekrar taşların meydana gelmesi ve komplikasyon oluşma riskidir.

Genel anestezi altında gerçekleştirilen laparoskopik kolesistektomi ameliyatında operatör hekim hastanın karın bölgesinde 3-4 adet insizyon (kesi) gerçekleştirir. Bu insizyon bölgelerinden küçük ve ışıklı ameliyat aletleri hastanın karın boşluğunun içerisine sokulur ve safra kesesinin çıkarılması sağlanır. Hastalar ameliyat sonrasında bir süre gözlenir ve istenmeyen bir durumla karşılaşılmaması halinde genellikle aynı gün veya operasyon sonrası günde taburcu edebilirler.

Laparoskopik kolesistektomi ameliyatı olan kişilerde ishal gelişmesi normal kabul edilir. Bu durum ameliyat sonrasında, kişilerde safranın direkt olarak karaciğerden ince bağırsağa geçişinden kaynaklanır. Konsantre forma geçemeyen safra bağırsaklarda laksatif etki gösterir ve dışkının sulu hale gelmesine neden olur. Bu durumun üstesinden gelmede atılacak en önemli adımlardan biri öğünler ile birlikte yağ içeriği yüksek gıdaların tüketiminden kaçınmaktır.

Cerrahi dışında medikal tedavi ve litotripsi adı verilen yöntem ile de safra kesesi taşlarına müdahale edilebilir. Medikal tedavi günümüz şartlarında gelişen ameliyathane ve prosedür şartları nedeniyle tercih edilir. Opere olması olanaksız olan kişilerde özellikle kolesterol kaynaklı oluşan taşlarda ursodiol etken maddeli ilaçlara başvurulabilir. Bu ilaçların kullanımında günde 2 ile 4 kez değişen dozlarda alınması, safra kesesi taşlarını geçirmelelerinin yılları bulabilmesi ve tedavinin sonlandırılmasını takiben hastalarda tekrar taş oluşumunun gözlenmesi gibi problemlerle karşılaşılabilir.

Litotripsi ameliyat dışı safra kesesi taşı tedavisinde başvurulabilen bir diğer yöntemdir. Bu uygulamada kişiye şok dalgaları verilerek taşlarının daha küçük parçalara ayrılması sağlanır.

Safra kesesi taşı gelişiminden ve taşa bağlı olumsuz etkilerden korunmak adına hekimlerin bilgisi ve önerisi dahilinde yapılabilecek bir takım beslenme değişiklikleri mevcuttur:

  • Kızartmalar gibi yağ içeriği yüksek gıdalardan kaçınmak ve düşük yağlı besinlerle beslenmek
  • Beslenme programına bağırsak hareketlerini kolaylaştırıcı etki gösteren lif içeriği yüksek gıdalar eklemek

Kahve safra kesesi taşı ve diğer hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterebilir ancak yüksek düzeyde kafein içeren içeceklerden, yüksek yağlı süt ürünlerinden ve şeker içeriği yüksek tatlı gıdalardan diyare (ishal) yapıcı etkileri nedeniyle uzak durulması önerilir.

Sindirimi kolaylaştırmak adına öğünleri küçülterek beslenmek ve günlük en az 6-8 bardak su tüketmek yapılabilecek diğer beslenme uygulamaları arasında yer alır.

Safra kesesi taşı veya gelişme riski bulunan kişiler kilo verirken yavaş kilo verme yöntemlerini seçmesi önerilir. Hızlı şekilde kilo vermek hem safra kesesi taşı gelişimine hem de diğer sağlık problemlerine neden olabileceği için dikkatli olunmalıdır.

Safra kesesi taşı belirtileri ve diğer şikayetler zaman içerisinde ortaya çıkıp sonrasında kaybolabilir. Özellikle 5 saati geçen karın ağrısı şikayetinde, sarılık belirtilerinin eşlik etmesi halinde, dışkının beyaz renkte olması halinde ve bu belirtilere terleme, üşüme, titreme ve ateş gibi diğer şikayetlerin eşlik etmesi durumunda sağlık kuruluşlarına başvurmanız önerilir.

satır arası

Prof. Dr.
Münip Ali Tolga Müftüoğlu
Genel Cerrahi
Medical Park Göztepe
1067019

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.