alyuvar nedir

Alyuvar Nedir? Alyuvarın Görevleri ve Özellikleri

Alyuvar, kemik iliğinde üretilen, içerdiği hemoglobin sayesinde akciğerlerden aldığı oksijeni tüm dokulara taşıyan ve kana kırmızı rengini veren kan hücresidir. Tıp dilinde eritrosit, halk arasında kırmızı kan hücresi olarak bilinir ve kanda en bol bulunan hücredir.

Güncelleme :
Görüntüleme : 692
Medical Park’ı sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin
ai Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Alyuvar (Eritrosit) Nedir?

Eritrosit sözcüğü, kırmızıyı karşılayan Yunanca “erythros” köküne dayanır. Sağlıklı bir yetişkinde vücutta yaklaşık 20-30 trilyon alyuvar bulunur; bu sayı vücuttaki tüm hücrelerin dörtte birinden fazlasına karşılık gelir. Kanın hacimce yaklaşık yüzde 40-45'ini oluştururlar ve bu oran tahlillerde hematokrit (Hct) olarak gösterilir. Alyuvar üretimine eritropoez adı verilir ve bu süreç her saniye yaklaşık 2 milyon yeni hücre üretecek hızda işler.

Üretimi yöneten temel sinyal, böbreklerin salgıladığı eritropoietin (EPO) hormonudur. Böbrekler dokuya ulaşan oksijenin azaldığını algıladığında bu hormonun salgısını artırır ve kemik iliği daha fazla alyuvar üretir. Kemik iliğinden kana yeni çıkan genç alyuvarlara retikülosit denir ve bunların sayısı, kemik iliğinin ne kadar çalıştığını gösteren önemli bir ölçüdür. Kronik böbrek hastalığında bu hormon yeterince salgılanamadığı için kansızlık sık görülür.

Alyuvarın Görevleri Nelerdir?

Alyuvarların işi büyük ölçüde gaz taşımaktır, ancak bu görev kanın kimyasal dengesini ve dolaşımın düzenini de etkiler. Her alyuvarın içinde yaklaşık 270 milyon hemoglobin molekülü bulunur. Her hemoglobin molekülü ise dört oksijen molekülü bağlayabilir. Alyuvarın başlıca görevleri şunlardır:

  • Oksijen taşıma: Akciğerlerde oksijenle yüklenen hemoglobin, oksijenin az olduğu dokulara geldiğinde yükünü bırakır; çalışan kas gibi daha fazla oksijene ihtiyaç duyan dokularda bu bırakma işlemi kolaylaşır.
  • Karbondioksit taşıma: Hücrelerde enerji üretimi sırasında oluşan karbondioksitin bir bölümü doğrudan hemoglobine bağlanır, büyük kısmı ise alyuvar içindeki bir enzim yardımıyla bikarbonata dönüştürülerek plazmada akciğerlere taşınır.
  • Asit-baz dengesine katkı: Bikarbonat dönüşümü ve hemoglobinin tampon özelliği, kanın asitliğinin ani değişimlerini yumuşatır; böylece kan pH'ı 7,35-7,45 gibi dar bir aralıkta tutulur.
  • Damar tonusunun düzenlenmesi: Alyuvarlar oksijen azaldığında damar genişletici küçük moleküller salarak ihtiyacı olan dokuya giden kan akışını artırabilir.

Alyuvarların Özellikleri ve Yapısı

Olgun alyuvar, iki yüzü ortadan içe çökük bir disk biçimindedir; buna bikonkav şekil denir. Çapı yaklaşık 7-8 mikrometredir, yani milimetrenin binde birinden biraz fazladır. Bu şekil, aynı hacimdeki bir küreye göre çok daha geniş bir yüzey sağlayarak gaz alışverişini hızlandırır. Hücre zarı son derece esnektir ve alyuvar kendi çapından daha dar kılcal damarlardan katlanarak geçebilir. Olgunlaşma sırasında çekirdeğini ve mitokondrilerini kaybeder; bu nedenle taşıdığı oksijeni kendisi tüketmez ve iç hacminin neredeyse tamamını hemoglobine ayırır.

Alyuvarın ömrü yaklaşık 120 gündür. Çekirdeği olmadığından kendini onaramaz; yaşlandıkça zarı sertleşir ve esnekliğini kaybeder. Bu yıpranmış hücreler başta dalak olmak üzere karaciğer ve kemik iliğindeki temizleyici hücreler tarafından dolaşımdan ayıklanır. Hemoglobindeki demir geri kazanılarak yeni alyuvar yapımında yeniden kullanılır. Hemoglobinin geri kalan kısmı ise bilirubine dönüşerek safra yoluyla atılır.

Alyuvar Sayısı Kaç Olmalı? (Normal Değerler)

Alyuvar sayısı, hemogram sonucunda RBC kısaltmasıyla gösterilir ve bir mikrolitre kandaki hücre sayısı olarak milyon cinsinden verilir. Yetişkin erkeklerde normal aralık yaklaşık 4,7-6,1 milyon/µL, yetişkin kadınlarda ise 4,2-5,4 milyon/µL'dir. Erkeklerdeki yüksek değer, testosteronun alyuvar üretimini uyarmasıyla ilişkilidir. Yenidoğanlarda sayı yetişkinlerden yüksektir, ilk aylarda düşer ve çocukluk boyunca kademeli olarak yetişkin düzeyine ulaşır. Sınırlar laboratuvara göre küçük farklılıklar gösterebileceği için sonuç, raporda yazan referans aralığıyla karşılaştırılmalıdır.

Hekim alyuvar sayısını tek başına yorumlamaz; aynı tahlildeki diğer alyuvar ölçümleriyle birlikte değerlendirir:

  • Hemoglobin (Hb): Kandaki oksijen taşıyıcı protein miktarıdır; kansızlık tanısı esas olarak bu değere göre konur.
  • Hematokrit (Hct): Alyuvarların kan hacmi içindeki yüzdesidir.
  • MCV: Alyuvarın ortalama büyüklüğüdür; küçük hücreler demir eksikliğini, iri hücreler vitamin eksikliğini düşündürür ve ayrıntıları MCV nedir yazısında yer alır.
  • MCH ve MCHC: Bir alyuvardaki hemoglobin miktarını ve yoğunluğunu gösterir.
  • RDW: Alyuvarlar arasındaki büyüklük farkını ölçer; erken dönem demir eksikliğinde ilk yükselen değerlerden biridir.

kırmızı kan hücresi alyuvar

Alyuvar Düşüklüğü ve Yüksekliği Neden Olur?

Alyuvar sayısının ya da hemoglobinin normalin altına inmesine anemi, yani kansızlık denir. Dünya Sağlık Örgütü ölçütlerine göre hemoglobinin erkeklerde 13 g/dL'nin, gebe olmayan kadınlarda 12 g/dL'nin altında olması anemi kabul edilir. Sayının normalin üstüne çıkmasına ise eritrositoz denir. Kemik iliğinden kaynaklanan özel bir türü için polisitemi terimi kullanılır. Her iki durum da tek başına bir tanı değildir ve nedeni araştırılmalıdır.

Alyuvar Düşüklüğü Nedenleri

  • Kansızlık (anemi) üç temel mekanizmayla gelişir: yetersiz üretim, kan kaybı ve alyuvarların erken yıkımı. En sık nedenler şunlardır:
  • Demir eksikliği: Dünyada en yaygın anemi nedenidir; yetersiz beslenme, yoğun adet kanaması, gebelik ve sindirim kanalından gizli kanama başlıca sebeplerdir.
  • B12 vitamini ve folik asit eksikliği: Alyuvarların olgunlaşmasını bozar ve iri, işlevsiz hücrelerin oluşmasına yol açar; B12 vitamini eksikliği ayrıca sinir sistemini etkileyerek uyuşma ve unutkanlık yapabilir.
  • Kronik hastalıklar: Böbrek yetmezliği, uzun süren iltihabi hastalıklar ve kanser, demirin kullanımını ve alyuvar üretimini baskılar.
  • Kan kaybı: Kaza ve ameliyat gibi ani kayıpların yanı sıra mide ülseri, hemoroit ya da bağırsak polipleri gibi yavaş kanamalar.
  • Erken yıkım: Hemolitik anemi olarak adlandırılan bu durum otoimmün hastalıklar, enfeksiyonlar ya da kalıtsal hastalıklardan kaynaklanabilir.
  • Kalıtsal hemoglobin hastalıkları: Akdeniz anemisi ve orak hücre anemisi Türkiye'de özellikle önem taşır.
  • Üretim yetmezliği: İliğin boşaldığı aplastik anemi, kan kanserleri ve miyelodisplastik sendrom, yani iliğin bozuk hücre ürettiği hastalık grubu alyuvar yapımını azaltır.

Alyuvar Düşüklüğü Belirtileri

Hafif anemi uzun süre belirti vermeyebilir ve rastlantısal bir tahlilde fark edilebilir. Hemoglobin düştükçe dokulara daha az oksijen ulaşır ve vücut bunu kalbi hızlandırarak telafi etmeye çalışır. Sık görülen belirtiler halsizlik, çabuk yorulma, ciltte ve göz kapağı içinde solukluk, merdiven çıkarken nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ve el ayaklarda üşümedir. Demir eksikliği belirtileri arasında ayrıca saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma ve kaşık şekli, buz ya da toprak yeme isteği ve huzursuz bacaklar yer alabilir.

Alyuvar Yüksekliği Nedenleri

Alyuvar yüksekliği kanı koyulaştırır, dolaşımı yavaşlatır ve damar içinde pıhtı oluşma riskini artırır. Baş ağrısı, baş dönmesi, yüzde kızarıklık, görme bulanıklığı ve sıcak duş sonrası kaşıntı bu durumda görülebilecek belirtilerdir. Başlıca nedenler şunlardır:

  1. Sıvı kaybı: Kusma, ishal ya da yetersiz su tüketimi plazmayı azaltır; alyuvar sayısı gerçekte artmadığı halde yüksek ölçülür ve sıvı alındığında düzelir.
  2. Sigara: Dumandaki karbonmonoksit hemoglobine oksijenden çok daha sıkı bağlanır; dokular oksijensiz kaldığından vücut üretimi artırır.
  3. Akciğer hastalıkları ve uyku apnesi: KOAH ve akciğer fibrozu gibi hastalıklarla gece solunumun tekrar tekrar durması kandaki oksijeni düşürür.
  4. Kalp hastalıkları: Kanın akciğere uğramadan vücuda pompalandığı bazı doğuştan kalp hastalıkları.
  5. Yüksek rakım: Deniz seviyesinden çok yüksekte yaşayanlarda vücut, havadaki düşük oksijene uyum sağlamak için daha fazla alyuvar üretir.
  6. Böbrek kaynaklı nedenler: Bazı böbrek kistleri ve tümörleri eritropoietini gereğinden fazla salgılayabilir.
  7. Hormon kullanımı: Erkeklik hormonu içeren tedaviler ve sporcuların kullandığı performans artırıcı maddeler.
  8. Polisitemi vera: Kemik iliğinin kontrolsüz biçimde fazla kan hücresi ürettiği, kronik ve yavaş seyirli bir kan hastalığıdır; ayrıntılar polisitemi yazısında yer alır.

Alyuvar Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Alyuvarlar, kemik iliğinde böbrek kaynaklı eritropoietin hormonunun uyarısıyla üretilen, çekirdeksiz ve iki yüzü çukur disk biçimindeki kan hücreleridir. İçlerindeki hemoglobin sayesinde oksijeni dokulara, karbondioksiti akciğerlere taşır ve kanın asit-baz dengesine katkıda bulunurlar. Yaklaşık 120 gün yaşar, ardından dalakta ayıklanırlar ve demirleri yeniden kullanılır. Hemogramda RBC, hemoglobin, hematokrit ve MCV gibi ölçümler birlikte değerlendirilerek düşüklük ya da yükseklik saptanır.

Düşüklük en sık demir, B12 ya da folik asit eksikliği, kan kaybı ve kronik hastalıklardan kaynaklanırken yükseklik çoğunlukla sigara, sıvı kaybı ve oksijen eksikliğine yol açan hastalıklarla ilişkilidir. Dengeli beslenme ve sigaradan uzak durmak alyuvar sağlığının temelini oluşturur, ancak takviyeye karar vermeden önce nedenin belirlenmesi gerekir.

Halsizlik, solukluk, nefes darlığı ya da anormal hemogram sonucu olan kişilerin önce bir iç hastalıkları uzmanına, açıklanamayan ya da kalıcı değişikliklerde ise hematoloji birimine başvurması önerilir.


Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Alyuvar bir hücredir, hemoglobin ise bu hücrenin içinde bulunan ve oksijeni bağlayan demirli proteindir. Bu nedenle tahlilde alyuvar sayısı normal olduğu halde hemoglobin düşük çıkabilir; bu durum çoğu zaman alyuvarların küçük ve soluk olduğunu gösterir.

Oksijenle yüklü hemoglobin parlak kırmızı, oksijenini bırakmış hemoglobin ise koyu kırmızı renktedir. Toplardamar kanının koyu görünmesi bundan kaynaklanır; damarların deriden mavi görünmesi ise ışığın deride kırılmasıyla ilgilidir.

Bağışlanan bir ünite kandaki plazma birkaç gün içinde, alyuvarlar ise yaklaşık 4-8 haftada yerine konur. Bu nedenle Türkiye'de tam kan bağışı için erkeklerde en az 90, kadınlarda en az 120 gün ara verilmesi istenir.

Gebelikte kan plazması alyuvarlardan daha hızlı arttığı için kan bir miktar sulanır ve hemoglobin düşük ölçülür. Buna fizyolojik anemi denir. Ancak bebeğin demir ihtiyacı nedeniyle gerçek demir eksikliği de sık görüldüğünden gebelikte hemogram düzenli olarak izlenir.

Taşıyıcılarda alyuvar sayısı normal ya da yüksek olabilir, ancak hücreler belirgin biçimde küçüktür. Bu tablo demir eksikliğiyle karışabildiği için gereksiz demir kullanımından önce hemoglobin elektroforezi adı verilen test ile ayrım yapılır.

Düzenli dayanıklılık sporları kan hacmini ve zamanla alyuvar kütlesini artırır. Ancak plazma da arttığı için sporcularda hemoglobin bazen hafif düşük ölçülebilir. Bu durum "sporcu anemisi" olarak bilinir ve hastalık değildir.

Hemogram için açlık gerekmez. Yine de tahlilden önce aşırı sıvı kaybından ve çok yoğun egzersizden kaçınmak, sonucun gerçek durumu daha iyi yansıtmasını sağlar.

Ferritin vücuttaki demir depolarını gösterir. Hemoglobin düşmeden önce ferritin azalır; bu nedenle demir eksikliğini erken dönemde yakalamak ve aneminin nedenini ayırt etmek için birlikte değerlendirilir.

Evet. Yenidoğanlarda doğum sonrası fazla olan alyuvarlar hızla yıkılır ve açığa çıkan bilirubini karaciğer henüz yeterince atamaz. Bu fizyolojik sarılık genellikle ilk haftada ortaya çıkıp kendiliğinden geçer, ancak düzeyi yüksekse tedavi gerekir.

Nedene bağlıdır. Demir ya da vitamin eksikliğine bağlı aneminin büyük kısmı eksiklik giderildiğinde düzelir; hemoglobin genellikle birkaç hafta içinde yükselmeye başlar, depoların dolması ise aylar sürer. Kalıtsal ve kemik iliği kaynaklı anemiler ise uzun süreli takip gerektirir.


Teşekkürler

En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!


Güncelleme
Güncel Versiyon
Yayınlanma Tarihi:
Doç. Dr. Hakan Düğer

Doç. Dr.

Hakan Düğer

İç Hastalıkları (Dahiliye)

Bu içeriğin geliştirilmesinde  Medical Park Yayın Kurulu  katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Teşekkürler! En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!

Makaleye Dön

Sayfa bağlantısı panoya kopyalandı!

Tamam