ASD (Atrial Septal Defekt) Nedir? Nedenleri ve Tedavisi

ASD (Atrial Septal Defekt) Nedir? Nedenleri ve Tedavisi

ASD, yani atrial septal defekt, kalbin üst odacıkları olan kulakçıklar arasındaki duvarda doğuştan açıklık bulunması durumudur. Halk arasında “kalpte delik” olarak da bilinen bu durum, küçükse uzun süre belirti vermeyebilir ancak büyük açıklıklarda nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı, sık solunum yolu enfeksiyonu ve gelişme geriliği gibi şikâyetlere yol açar. ASD tanısı genellikle ekokardiyografi ile konur. Tedavi, açıklığın büyüklüğüne, kalp üzerindeki etkisine ve hastanın yaşına göre çocuk kardiyolojisi veya kardiyoloji uzmanı tarafından planlanır.

Güncelleme :
Görüntüleme : 25.823
Medical Park’ı sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin
ai Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

ASD (Atriyal Septal Defekt) Nedir?

ASD, yani atriyal septal defekt, kalbin üst odacıkları olan sağ ve sol kulakçıklar arasındaki duvarda doğuştan açıklık bulunmasıdır. Halk arasında “kalpte delik” olarak da bilinen bu durum, anne karnındaki kalp gelişimi sırasında kulakçıkları ayıran duvarın tam kapanmaması sonucu ortaya çıkar.

ASD’de kalbin sol kulakçığındaki temiz kanın bir kısmı bu açıklıktan sağ kulakçığa geçebilir. Bu durum sağ kalbe ve akciğerlere giden kan miktarını artırabilir.

Küçük ASD’ler uzun süre belirti vermeden takip edilebilirken, daha büyük açıklıklar zamanla kalpte büyüme, akciğer damarlarında basınç artışı, ritim bozukluğu, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi sorunlara yol açabilir.

ASD tanısı genellikle çocukluk döneminde konulsa da bazı kişilerde erişkin yaşa kadar fark edilmeyebilir. Tanıda ekokardiyografi başta olmak üzere çeşitli kardiyolojik değerlendirmeler kullanılır. Tedavi ise açıklığın büyüklüğüne, kalp üzerindeki etkisine, hastanın yaşına ve eşlik eden bulgulara göre çocuk kardiyolojisi veya kardiyoloji uzmanı tarafından planlanır.

ASD (Atriyal Septal Defekt) Belirtileri Nelerdir?

ASD, yani atriyal septal defekt, küçük olduğunda uzun süre belirti vermeyebilir ve rutin muayene sırasında kalpte üfürüm duyulmasıyla fark edilebilir. Ancak açıklık büyükse veya kalbin sağ tarafına ve akciğer damarlarına giden kan miktarı artmışsa bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Belirtiler hastanın yaşına, açıklığın büyüklüğüne ve kalp üzerindeki etkisine göre değişir.

ASD belirtileri arasında şunlar yer alabilir:

  • Çabuk yorulma
  • Eforla nefes darlığı
  • Kalp çarpıntısı
  • Sık solunum yolu enfeksiyonu
  • Bebeklerde beslenme sırasında çabuk yorulma
  • Bebeklerde kilo alamama veya gelişme geriliği
  • Egzersiz kapasitesinde azalma
  • Göğüste rahatsızlık hissi
  • Kalpte üfürüm duyulması
  • İleri yaşlarda ritim bozukluğu
  • Bacaklarda şişlik veya kalp yetmezliği bulguları

Küçük ASD’ler çocukluk döneminde belirti vermeden izlenebilirken, daha büyük açıklıklar zamanla sağ kalp boşluklarında genişlemeye, akciğer basıncında artışa ve ritim problemlerine yol açabilir.

Bu nedenle ASD şüphesi olan çocuk veya yetişkinlerin çocuk kardiyolojisi ya da kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

ASD (Atriyal Septal Defekt) Tipleri Nelerdir?

ASD, kalbin kulakçıkları arasındaki duvarda açıklığın bulunduğu yere göre farklı tiplere ayrılır. Bu sınıflandırma, tedavi planının belirlenmesi açısından önemlidir. Çünkü bazı ASD tipleri kateter yöntemiyle kapatılabilirken, bazı tiplerde cerrahi tedavi gerekebilir.

ASD tipleri genel olarak şunlardır:

Sekundum ASD

Sekundum ASD, en sık görülen atriyal septal defekt tipidir. Açıklık, kulakçıklar arasındaki duvarın orta kısmında yer alır. Küçük sekundum ASD’ler belirti vermeden takip edilebilirken, büyük olanlar sağ kalp boşluklarında genişlemeye ve akciğerlere fazla kan gitmesine neden olabilir. Uygun anatomik yapıya sahip bazı sekundum ASD’ler kasıktan girilerek yapılan kateter yöntemiyle kapatılabilir.

Primum ASD

Primum ASD, kulakçıklar arasındaki duvarın alt kısmında yer alan açıklıktır. Genellikle kalp kapakçıklarıyla ilgili ek sorunlarla birlikte görülebilir. Bu tip ASD’de mitral veya triküspit kapak etkilenebilir. Primum ASD çoğu zaman kateter yöntemiyle değil, cerrahi olarak tedavi edilir. Tedavi kararı kalp kapaklarının durumu ve açıklığın büyüklüğüne göre verilir.

Sinüs Venozus ASD

Sinüs venozus ASD, kulakçıklar arasındaki duvarın üst veya alt kısmına yakın bölgede görülen daha nadir bir ASD tipidir. Sıklıkla akciğer toplardamarlarının kalbe normalden farklı bağlanması gibi ek damar anomalileriyle birlikte olabilir. Bu nedenle tanıda ekokardiyografi dışında ileri görüntüleme yöntemleri de gerekebilir. Sinüs venozus ASD genellikle cerrahi tedaviyle düzeltilir.

Koroner Sinüs ASD

Koroner sinüs ASD, daha nadir görülen bir atriyal septal defekt tipidir. Kalbin toplardamar sistemlerinden biri olan koroner sinüs bölgesindeki yapısal açıklıkla ilişkilidir. Tanısı diğer ASD tiplerine göre daha zor olabilir ve detaylı kardiyolojik inceleme gerektirebilir. Tedavi yöntemi açıklığın yapısına, eşlik eden anomalilere ve hastanın klinik durumuna göre planlanır.

ASD tipinin belirlenmesi için ekokardiyografi temel tanı yöntemidir. Gerekli durumlarda transözofageal ekokardiyografi, kalp MR’ı, bilgisayarlı tomografi veya kalp kateterizasyonu gibi ileri tetkikler kullanılabilir. En uygun tedavi yaklaşımı çocuk kardiyolojisi, kardiyoloji veya kalp-damar cerrahisi uzmanları tarafından belirlenmelidir.

ASD (Atriyal Septal Defekt) Neden Olur?

ASD (Atriyal Septal Defekt) Neden Olur?

ASD, yani atriyal septal defekt, kalbin anne karnındaki gelişimi sırasında kulakçıklar arasındaki duvarın tam olarak kapanmaması sonucu oluşur. Bu nedenle çoğu ASD doğuştan gelen bir kalp hastalığıdır.

Bebek anne karnındayken kalpte bazı geçici açıklıklar bulunur; doğumdan sonra bu açıklıkların kapanması beklenir. Ancak bu kapanma tam gerçekleşmezse kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında açıklık kalabilir.

ASD’nin kesin nedeni her zaman belirlenemeyebilir. Genetik yatkınlık, ailede doğumsal kalp hastalığı öyküsü, bazı kromozomal hastalıklar ve gebelik döneminde etkili olabilecek çevresel faktörler risk üzerinde rol oynayabilir. Annenin gebelik sırasında bazı enfeksiyonlar geçirmesi, kontrolsüz diyabet, bazı ilaçlara maruz kalma, alkol veya sigara kullanımı gibi faktörler de doğumsal kalp hastalıkları açısından risk oluşturabilir.

Bununla birlikte ASD çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak açıklanamaz. Bu nedenle tanı konulan bebek, çocuk veya yetişkinlerde açıklığın büyüklüğü, tipi ve kalp üzerindeki etkisi kardiyoloji ya da çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

ASD (Atriyal Septal Defekt) Nasıl Teşhis Edilir?

ASD teşhisi, fizik muayene ve kardiyolojik tetkiklerle konur. Küçük ASD’ler uzun süre belirti vermeyebilir ve rutin muayene sırasında kalpte üfürüm duyulmasıyla fark edilebilir. Daha büyük açıklıklarda ise nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı, sık solunum yolu enfeksiyonu veya gelişme geriliği gibi belirtiler tanı sürecini başlatabilir.

ASD tanısında en sık kullanılan yöntem ekokardiyografidir. Ekokardiyografi, kalbin ultrasonla incelenmesini sağlar ve kulakçıklar arasındaki açıklığın yeri, büyüklüğü, kalbe etkisi ve kan akım yönü hakkında bilgi verir.

Bazı hastalarda daha detaylı değerlendirme için transözofageal ekokardiyografi, kalp MR’ı, bilgisayarlı tomografi veya kalp kateterizasyonu gibi ileri tetkikler gerekebilir.

Tanı sürecinde elektrokardiyografi ve akciğer grafisi de kullanılabilir. Bu testler kalp ritmi, kalp boşluklarında büyüme veya akciğer dolaşımı hakkında ek bilgi sağlayabilir. ASD’nin tipi ve büyüklüğü belirlendikten sonra tedaviye gerek olup olmadığı, takip aralıkları ve kapatma yöntemi uzman hekim tarafından planlanır.

ASD (Atriyal Septal Defekt) Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

ASD tedavisi, açıklığın büyüklüğüne, ASD tipine, kalbin sağ tarafında genişleme olup olmamasına, akciğer damar basıncına, hastanın yaşına ve belirtilerin şiddetine göre belirlenir.

Küçük ve kalp üzerinde belirgin yük oluşturmayan ASD’ler düzenli takip edilebilir. Bazı küçük açıklıklar çocukluk döneminde kendiliğinden kapanabilir veya herhangi bir müdahale gerektirmeden izlenebilir.

Daha büyük ASD’lerde, sağ kalp boşluklarında genişleme varsa, akciğerlere fazla kan gidiyorsa, nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı veya ritim bozukluğu gibi şikâyetler gelişiyorsa açıklığın kapatılması gerekebilir.

Uygun yapıdaki bazı sekundum ASD’ler ameliyatsız, kateter yöntemiyle kapatılabilir. Bu yöntemde kasık damarından girilerek kalbe ulaşılır ve açıklık özel bir kapatma cihazı ile kapatılır.

Kateterle kapatmaya uygun olmayan ASD tiplerinde veya açıklığın yapısı cihazla kapatma için elverişli değilse cerrahi tedavi tercih edilebilir. Primum ASD, sinüs venozus ASD veya ek kapak/damar anomalileri bulunan hastalarda ameliyat daha sık gündeme gelir. Tedavi kararı çocuk kardiyolojisi, kardiyoloji ve kalp-damar cerrahisi uzmanlarının değerlendirmesiyle kişiye özel verilmelidir.

ASD (Atriyal Septal Defekt) Ameliyatı Nasıl Yapılır?

ASD ameliyatı, kalbin kulakçıkları arasındaki açıklığın cerrahi olarak kapatılması işlemidir. Genellikle kateter yöntemiyle kapatmaya uygun olmayan büyük açıklıklarda, bazı ASD tiplerinde veya ek kalp yapısal sorunları bulunan hastalarda uygulanır. Ameliyatın amacı, sol kulakçıktan sağ kulakçığa geçen fazla kan akımını durdurmak ve sağ kalp ile akciğer dolaşımı üzerindeki yükü azaltmaktır.

Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Cerrah, hastanın durumuna ve merkezin yaklaşımına göre göğüs kemiği üzerinden veya uygun hastalarda daha küçük kesilerle kalbe ulaşabilir.

İşlem sırasında kalpteki açıklık doğrudan dikişle kapatılabilir veya daha büyük açıklıklarda yama kullanılabilir. Bu yama hastanın kendi dokusundan ya da özel tıbbi materyallerden hazırlanabilir.

ASD ameliyatı sırasında eşlik eden kapak sorunları veya damar anomalileri varsa aynı seansta bunlara yönelik düzeltme de yapılabilir. Ameliyat sonrası hasta bir süre yoğun bakımda izlenir, ardından servis takibiyle iyileşme süreci devam eder.

Hastanede kalış süresi ve günlük yaşama dönüş zamanı hastanın yaşı, genel sağlık durumu, ameliyatın kapsamı ve iyileşme sürecine göre değişir.

Ameliyat sonrası dönemde düzenli kardiyoloji kontrolleri önemlidir. Doktorun önerdiği ilaçlar kullanılmalı, enfeksiyonlardan korunmaya dikkat edilmeli ve fiziksel aktiviteye dönüş hekim önerisine göre planlanmalıdır.

Ateş, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, yara yerinde kızarıklık veya akıntı gibi belirtiler gelişirse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

ASD, yani atriyal septal defekt kapanmazsa açıklığın büyüklüğüne ve kalbe olan etkisine göre farklı sonuçlar ortaya çıkabilir. Küçük ASD’ler bazı kişilerde belirgin sorun oluşturmadan takip edilebilir. Ancak orta ve büyük açıklıklarda sol kulakçıktan sağ kulakçığa fazla kan geçişi devam eder ve bu durum zamanla sağ kalp boşluklarında genişlemeye neden olabilir.
Tedavi edilmeyen büyük ASD’lerde ilerleyen yıllarda nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı, ritim bozuklukları, akciğer damar basıncında artış ve kalp yetmezliği gelişebilir. Bu nedenle ASD’nin kapanıp kapanmadığı, büyüklüğü ve kalp üzerindeki etkisi düzenli kardiyoloji kontrolleriyle izlenmelidir.

ASD küçükse genellikle kalp yetmezliğine neden olmaz. Ancak büyük ASD’lerde kalbin sağ tarafına ve akciğerlere giden kan miktarı artar. Bu durum uzun süre devam ederse sağ kalp boşluklarında genişleme, akciğer basıncında yükselme ve kalbin pompalama yükünde artış gelişebilir.
İleri dönemde tedavi edilmeyen büyük ASD’ler kalp yetmezliği bulgularına yol açabilir. Nefes darlığı, bacaklarda şişlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve egzersiz kapasitesinde azalma gibi belirtiler varsa kardiyoloji uzmanına başvurulmalıdır.

ASD çoğu zaman doğrudan göğüs ağrısı yapan bir hastalık değildir. Küçük ASD’ler genellikle belirti vermez. Daha büyük açıklıklarda ise nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı ve egzersiz sırasında zorlanma gibi şikâyetler daha sık görülür.
Göğüs ağrısı varsa bunun ASD dışında kalp ritim bozukluğu, akciğer sorunları, kas-iskelet sistemi problemleri veya farklı kalp hastalıklarıyla ilişkili olabileceği unutulmamalıdır. Ani, şiddetli, baskı tarzında göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma veya soğuk terleme gibi belirtiler varsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.

Uygun yapıdaki bazı ASD’ler ameliyatsız olarak kateter yöntemiyle kapatılabilir. Bu işlemde genellikle kasık damarından ince bir kateterle girilir ve kalbe ulaşılır. Ardından açıklığın iki tarafını kapatacak özel bir kapatma cihazı ASD bölgesine yerleştirilir. Cihaz zamanla kalp dokusuyla bütünleşerek açıklığın kapanmasını sağlar.
Kateterle kapatma yöntemi her ASD tipi için uygun değildir. En sık sekundum ASD tipinde ve açıklığın kenar yapısı cihaz yerleşimine uygunsa tercih edilir. Primum ASD, sinüs venozus ASD veya ek kapak ve damar anomalileri olan hastalarda cerrahi tedavi gerekebilir. Uygun yöntem ekokardiyografi ve kardiyoloji değerlendirmesiyle belirlenir.

ASD, kalbin üst odacıkları olan sağ ve sol kulakçıklar arasındaki duvarda oluşur. Bu duvara atriyal septum adı verilir. Atriyal septal defekt, bu duvarda doğuştan açıklık bulunması anlamına gelir. Halk arasında “kalpte delik” olarak da ifade edilebilir.
Açıklığın bulunduğu yere göre ASD farklı tiplere ayrılır. En sık görülen tip sekundum ASD’dir ve atriyal septumun orta kısmında yer alır. Primum ASD daha alt bölgede, sinüs venozus ASD ise daha üst veya alt toplardamar girişlerine yakın bölgede bulunabilir.

ASD’nin spor yapmaya engel olup olmadığı açıklığın büyüklüğüne, kalp üzerindeki etkisine, akciğer basıncına, ritim bozukluğu olup olmamasına ve hastanın şikâyetlerine göre değişir. Küçük ve belirgin sorun oluşturmayan ASD’lerde kişi doktor kontrolüyle çoğu zaman günlük fiziksel aktivitelerine devam edebilir.
Büyük ASD, akciğer basıncında artış, ritim bozukluğu, nefes darlığı, bayılma veya kalp yetmezliği bulguları varsa ağır egzersizler sakıncalı olabilir. ASD tanısı olan çocuk veya yetişkinlerin spor düzeyi mutlaka çocuk kardiyolojisi ya da kardiyoloji uzmanı tarafından belirlenmelidir.

ASD ameliyatı kalp cerrahisi kapsamında yapılan bir işlemdir ve her ameliyat gibi bazı riskler taşır. Ancak uygun hastalarda, deneyimli merkezlerde ve doğru hazırlıkla başarı oranı yüksek olan tedavilerden biridir. Risk düzeyi hastanın yaşına, genel sağlık durumuna, ASD’nin tipine, açıklığın büyüklüğüne, akciğer basıncına ve eşlik eden kalp sorunlarına göre değişir.
Ameliyatla ilişkili olası riskler arasında kanama, enfeksiyon, ritim bozukluğu, anesteziye bağlı sorunlar ve nadiren ek girişim ihtiyacı yer alabilir. Bu riskler ameliyat öncesi yapılan ayrıntılı değerlendirme ile azaltılmaya çalışılır. Ameliyat kararı, beklenen fayda ve olası riskler birlikte değerlendirilerek kalp-damar cerrahisi ve kardiyoloji uzmanları tarafından verilir.

ASD tedavisinde takip, kateterle kapatma ve cerrahi kapatma olmak üzere farklı yöntemler kullanılabilir. Küçük, belirti vermeyen ve kalp üzerinde yük oluşturmayan ASD’ler düzenli kardiyoloji takibiyle izlenebilir. Bazı küçük açıklıklar çocukluk döneminde kendiliğinden kapanabilir.
Orta veya büyük ASD’lerde, sağ kalp boşluklarında genişleme varsa ya da kişide nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı gibi şikâyetler gelişmişse kapatma tedavisi gerekebilir. Uygun sekundum ASD’ler kateter yöntemiyle ameliyatsız kapatılabilir. Kateterle kapatmaya uygun olmayan ASD tiplerinde veya ek yapısal sorunlar bulunduğunda cerrahi kapatma tercih edilir. Tedavi yöntemi hastaya özel olarak kardiyoloji, çocuk kardiyolojisi ve kalp-damar cerrahisi uzmanları tarafından planlanmalıdır.

Teşekkürler

En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!


Güncelleme
Güncel Versiyon
Yayınlanma Tarihi:
Uzm. Dr. Bekir Akkaya

Uzm. Dr.

Bekir Akkaya

Kardiyoloji

Bu içeriğin geliştirilmesinde  Medical Park Yayın Kurulu  katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Teşekkürler! En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!

Makaleye Dön

Sayfa bağlantısı panoya kopyalandı!

Tamam