EEG Nedir?
EEG, yani elektroensefalografi, beynin elektriksel aktivitesini ölçmek için kullanılan nörolojik bir tanı yöntemidir. Beyin hücreleri arasındaki elektriksel iletişim, saçlı deriye yerleştirilen küçük elektrotlar aracılığıyla kaydedilir ve bu kayıtlar beyin dalgaları olarak değerlendirilir. EEG çekimi ağrısızdır, radyasyon içermez ve genellikle kısa sürede tamamlanan güvenli bir işlemdir.
EEG; özellikle epilepsi, nöbet, bayılma, bilinç kaybı, uyku bozuklukları, kafa travması sonrası değerlendirme ve bazı beyin fonksiyon bozukluklarının araştırılmasında kullanılır.
Test sırasında kişi uyanık, uykulu veya uyku halinde değerlendirilebilir bazı durumlarda daha net sonuç elde etmek için ışık uyarısı, derin nefes alıp verme veya uyku EEG’si gibi özel uygulamalar yapılabilir.
EEG sonucunda elde edilen kayıtlar, nöroloji uzmanı tarafından incelenerek beynin elektriksel aktivitesinde olağan dışı bir durum olup olmadığı değerlendirilir.
EEG Çekilirken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Hastanın yaşı, cinsiyeti, ön tanısı, klinik bilgileri, kullandığı ilaçlar ve dozları, çekim süresi içerisinde hastanın durumu (anksiyete durumu, uykulu olması, komada olması, diazem vs yapılmış olup olmaması kooperasyon durumu, çevre ile ilişkisi) belirtilmiş olmalıdır.
Ayrıca Göz açma, kapama, fotik stimulasyon ve hiperventilasyon ile çekim esnasında hastada dikkat çekici durumlar (yutkunma, yalanma, nöbet vs) trase üzerinde eş zamanlı olarak belirtilmelidir ki değerlendirme en doğru bir şekilde yapılsın.
Bundan sonra değerlendirmeye geçilebilir ve sırası ile aşağıdaki değerlendirme yapılır.
Zemin aktivitesi hastanın yaşına, o anki durumuna, kullandığı ilaçlara, sahip olduğu hastalığına uygun mu? Daha önceki kayıtlar ile arasında belirgin fark var mı ? bunların belirtilmesi gereklidir. (ki belirli yaş gruplarında, ilaç kullanımlarında ve uykuda belirli özellikler göstermekte, bazı metabolik, enflamatuvar, degeneratif hastalıklarda zemin aktivitesi organizasyonu anormal olabilmektedir.)
Göz açma uygulamasının zemin aktivitesine etkisi, (çoğunlukla göz açma, zemin aktivitesinde voltaj supresyonuna neden olmaktadır.)
Her iki beyin yarıküresi arasında asimetrinin var olup olmaması ( subdural hematom, serebral enfarktüs, kitle, bazan voltaj supresyonu ve yavaşlamaya neden olabilir, tek taraflı ansefalitler yavaşlama şeklinde asimetriye neden olabilirler)
Fokal (noktasal) ve multifokal (çoklu) anomalinin var olup olmaması, (yapısal, degeneratif, metabolik, enflamatuvar, vasküler nedenler ile nörokutanöz hastalıklarda gelişebilir)
Paroksismal anomalinin var olup olmaması varsa yayılımı, başlangıcı, bitişi, tipi (epileptik süreçlerde ortaya çıkabilir ve elde edildiği takdirde epilepsinin kriterlendirilmesinde yararlı olmaktadır)
İntermittant fotik stimulasyonun (fotosensitif aktivitelerin varlığını araştırmada gereklidir) ve
Hiperventilasyon uygulamasının EEG trasesi üzerindeki etkisi değerlendirilecektir ve bazı epilepsi olgularının klinik ve elektrofizyolojik olarak ortaya çıkarılmasında yararlı olmaktadır.
Bebeklerde ve koopere olamayan çocuklarda uyku EEG si çekilmekte olup, bunun da değerlendirilmesinde hiperventilasyon ve göz açma hariç aynı değerlendirme kriterleri kullanılmakla beraber değerlendirilmenin doğru yapılabilmesi için bebek ve uyku EEG sinin kriterlerinin bilinmesi Yanlış patolojik, ya da yanlış normal sonuçlu raporların verilmesini en aza indirecektir.
EEG Çekimi Zararları Nelerdir?
EEG çekimi genel olarak zararsız, ağrısız ve güvenli bir işlemdir. EEG sırasında saçlı deriye yerleştirilen elektrotlar beyne elektrik vermez, yalnızca beynin doğal elektriksel aktivitesini kaydeder. Bu nedenle EEG çekimi radyasyon içermez, vücuda zarar vermez ve işlem sonrasında kişi genellikle günlük yaşamına devam edebilir.
EEG’nin ciddi bir yan etkisi beklenmez. İşlem sırasında kullanılan jel veya yapıştırıcı madde bazı kişilerde saçlı deride hafif tahriş ya da kızarıklık yapabilir bu durum çoğunlukla kısa sürede geçer.
Nadir durumlarda, özellikle epilepsi şüphesi olan kişilerde ışık uyarısı veya derin nefes alıp verme gibi uygulamalar nöbeti tetikleyebilir. Ancak EEG çekimi sağlık personeli gözetiminde yapıldığı için böyle bir durumda gerekli müdahale hızlı şekilde sağlanır.
Kısaca EEG çekimi, uygun koşullarda ve uzman ekip tarafından yapıldığında güvenli bir tanı yöntemidir. İşlem öncesinde epilepsi öyküsü, kullanılan ilaçlar, gebelik durumu veya özel sağlık sorunları varsa sağlık ekibine bilgi verilmesi önemlidir.
EEG Ne Kadar Sürer?
EEG çekimi genellikle 20-40 dakika içinde tamamlanan kısa süreli bir işlemdir. Ancak bu süre, çekimin türüne ve hastanın durumuna göre değişebilir. Standart EEG’de elektrotların saçlı deriye yerleştirilmesi, kayıt alınması ve işlem sonrası elektrotların çıkarılmasıyla birlikte toplam süre çoğu zaman yarım saat civarındadır.
Bazı durumlarda hekim daha ayrıntılı değerlendirme isteyebilir. Örneğin uyku EEG’si, uzun süreli EEG kaydı veya video EEG monitorizasyonu gibi özel çekimlerde işlem süresi birkaç saatten 24 saate ya da daha uzun süreye kadar uzayabilir. Çocuklarda, uykuya dalması gereken hastalarda veya çekim sırasında ek uyarı testleri yapılacaksa süre biraz daha uzun olabilir.
Kısaca EEG’nin süresi, yapılacak EEG türüne göre değişir. Standart EEG kısa sürede tamamlanırken, uyku veya uzun süreli EEG kayıtlarında hastanın daha uzun süre takip edilmesi gerekebilir.
Evde EEG Nedir?
EEG (Elektroensefalografi), beynin elektriksel aktivitesini ölçen bir testtir ve epilepsi tanısında sık kullanılan bir yöntemdir.
Bazı durumlarda hastaların hastaneye gelmesi zor olabilir. Bu gibi durumlarda evde EEG hizmeti uygulanabilir. Evde EEG uygulamasında uzman sağlık personeli hastanın bulunduğu ortamda gerekli cihazları kullanarak EEG kaydı alır.
Evde EEG hizmeti özellikle şu durumlarda tercih edilebilir:
- Küçük çocuklarda hastane ortamına uyum zorluğu
- Nöbetlerin ev ortamında gözlemlenmesinin istenmesi
- Hareket kısıtlılığı olan hastalar
Evde yapılan EEG kayıtları çocuk nörolojisi uzmanları tarafından değerlendirilerek tanı ve tedavi sürecine katkı sağlar.
