Hıçkırık tuttuğunda bu kas, tekrar eden döngüler şeklinde kasılır. Ses tellerinin bulunduğu gırtlak boşluğunun aniden kapanmasıyla ve bu esnada birden alınan nefesin oluşturduğu ses ile birlikte görülür.
Toplumda her yaştan ve cinsiyetten kişide yaygın olarak görülen ve çoğunlukla kısa süre içinde kendiliğinden geçen bir tür rahatsızlıktır. Hıçkırık oluşumuna çoğunlukla yemek yerken farkında olmadan yutulan hava neden olur. Bazen sinir sistemi rahatsızlıkları, zatürre, kalp büyümesi, kalp krizi, mide rahatsızlıkları ve yemek borusu tıkanıklığı gibi pek çok farklı hastalığın belirtisi olarak da görülebilir.
Hıçkırık Nedir?

Singultus, bir diğer deyişle hıçkırık, akciğerlerin alt kısmında bulunan ve kubbemsi bir yapıda olan diyaframın ani ve istemsiz olarak kasılması sonucu oluşur. Normalde kişi nefes alırken, diyafram kasılarak aşağı doğru hareket eder. Bunun sonucunda göğüs kafesi genişleyerek akciğer kapasitesinin artmasına olanak tanır. Aynı şekilde nefes verirken de diyafram gevşeyerek yukarı doğru hareket eder ve alınan havanın ağız ve burundan verilmesine yardımcı olur.
Ses tellerinin de bulunduğu gırtlağın üst bölgesinde yer alan epiglot olarak tanımlanan kapakçık ise yutkunma esnasında kasılarak nefes borusunu kapatır. Böylece ağızdaki besinlerin yutkunma sırasında nefes borusuna kaçmasını engeller. Hıçkırık ile birlikte duyulan ses ise diyaframın birden ve istemsiz olarak kasılması sonucunda akciğerlere hızla hava girmesi ve epiglotun hızla ses tellerinin olduğu bölgeyi kapatması ile oluşur.
Stres, kaygı ve diğer ani duygusal değişikliklerin diyaframı uyaran hormonların salınmasına ve diyaframdaki kasılmaların oluşmasına neden olur. Soluk alıp vermemizi kolaylaştıran diyafram ve interkostal kasların istemsiz, aniden kasılması ile oluşan hıçkırığın fonksiyonu ise tam olarak bilinmemektedir. Ortalama olarak dakikada 6 ile 12 kez oluşan hıçkırık, çoğunlukla müdahale edilmeksizin birkaç dakika içinde kendiliğinden geçer. Bazı durumlarda bir aydan uzun süren inatçı hıçkırık ise pek çok hastalığın habercisi olabilir. Bu yüzden iki saatten uzun süren hıçkırık varlığında, uzman hekime başvurmak gerekir.
Doğal Hıçkırık Tedavi Yöntemleri
Hıçkırık, diyafram kasının istemsiz kasılması sonucu ortaya çıkan geçici bir durumdur. Genellikle kısa sürede kendiliğinden geçer ancak aşağıdaki doğal yöntemler hıçkırığın daha hızlı sonlanmasına yardımcı olur. Derin nefes alıp tutma: Diyaframın ritmini düzenlemek için derin nefes alınır, 10–15 saniye tutulur ve yavaşça verilir. Nefesi kontrollü şekilde yavaş verme: Yavaş nefes vererek diyafram hareketi sakinleştirilir. Kağıt torbaya nefes verme: Karbondioksit miktarını artırarak diyaframı rahatlatabilir. Not: Astım, kalp hastalığı veya panik bozukluğu olan kişilere önerilmez. Bu yöntemler, yutma refleksini değiştirerek diyafram kasılmasını kesebilir. Keskin tat veya farklı doku, hıçkırık refleksinde rol oynayan sinir yollarını geçici olarak uyarabilir. Bu yöntemler vagus sinirini uyararak hıçkırığın durmasına yardımcı olabilir. Küçük bir buz parçasını kısa süre emmek, sinirleri uyararak hıçkırığı kesebilir. Papatya, nane veya zencefil çayları, hafif kas gevşetici etkileri nedeniyle diyaframın gevşemesine yardımcı olabilir.Nefes Egzersizleri
Su İçme Yöntemleri
Tat ve Doku Yoluyla Sinir Uyarımı
Basınç ve Refleks Manevraları
Soğuk Uyarı
Bitkisel Destekler
Hıçkırık Neden Olur?

Hıçkırık oluşumunun pek çok sebebi bulunmaktadır. Çoğunlukla istemsiz hava yutulmasından, aşırı yemekten, gazlı içeceklerden, aşırı alkol tüketiminden ve gastrointestinal, yani mide bağırsak sisteminde ani ısı değişiminden kaynaklanır. Hıçkırık nedenleri çoğunlukla psikolojik kaynaklıdır. Ani duygu değişimleri, heyecan, korku ve stres hıçkırığı tetikleyebilir. Bunun yanı sıra mide gazı, sıcak yiyecek ve içecekler, baharatlı besinler, alkol ve diyabet gibi toksik ve metabolik nedenler de hıçkırığa yol açabilir.
Tümör varlığı, travma, menenjit, kalp damar hastalıkları ve ameliyat sonrası genel anesteziye bağlı olarak görülebilir. Ayrıca kullanılan steroid, benzodiazepin türü ilaçlar, antidepresanlar, antibiyotikler dijital preparatlar, göz tansiyonu, guatr, zatürre, kalp zarı iltihabı, kalp krizi, karaciğer, bağırsak, pankreas hastalıkları, astım, farenjit ve kulakta yabancı cisim varlığı hıçkırık oluşumunu tetikleyebilir. Bazen tek başına hıçkırık, kalp krizinin tek belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Sıklıkla sorulan "Hıçkırık neden tutar?" sorusunun pek çok farklı yanıtı bulunduğundan, uzun süre geçmeyen hıçkırık varlığında uzman hekime görünülmelidir. Hıçkırık, şikayet süresine göre 3 gruba ayrılır:
- 48 saat süreyle geçmeyen hıçkırık.
- 48 saat ile 1 ay arasında süren persistan hıçkırık.
- 1 ay ve daha uzun süre ile var olan inatçı hıçkırık.
Hıçkırık Nasıl Geçer?
Hıçkırığı geçirmek için solunum manevraları uygulanabilir. Bunlar arasında valsalva manevrası yani, ağız yoluyla nefes alındıktan sonra burun kapatılarak, hava ile burunda küçük bir basınç oluşturulması ve böylece kulak zarlarının dışa doğru hareket ettirilmesi sıklıkla kullanılır. Aksırmak, nefes tutmak da hıçkırığın geçmesine yardımcı solunum manevraları arasında yer alır. Bir diğer yöntem olan, kateter yardımıyla üst yutak bölgesi olarak bilinen nazofarenksin uyarılması da hıçkırığın giderilmesine yardımcı olur. Bu yöntem ile nazofarenks, kateter ile doğrudan uyarılabilir, buzlu su ile gargara yapılabilir, toz şeker ya da sert bir ekmek parçası yutulabilir, dil dışarı doğru çekilebilir ya da limon ısırılarak da yapılabilir. Ayrıca solunan havada karbondioksit miktarını artırmak için kısa aralıklarla kese kağıdı ve benzeri bir nesnenin içinde solumak da hıçkırığı ortandan kaldırabilir. Bazı durumlarda ilaçlı veya cerrahi yöntemler ile de tedavi uygulanabilir.
Hıçkırık Hastalık Habercisi Olabilir
Çoğunlukla gülme, gıdıklanma, farkında olmadan hava yutulmasına, sigara ve alkol tüketimine bağlı olarak ortaya çıkan, kısa süre içinde kendiliğinden geçen hıçkırık, geçici bir rahatsızlık olabileceği gibi uzun süreli ve geçmeyen hıçkırık başta kalp ve diğer organlarda var olan bir hastalığın habercisi de olabilir. Merkezi sinir sistemine ve sindirim sistemine bağlı hastalıkların varlığında da hıçkırık bir belirti olarak görülebilir. Merkezi sinir sistemi hastalıkları arasında inme, ensefalit yani beyin iltihaplanması, menenjit ve kafa travmaları yer alır.
Yaygın olarak hıçkırığın eşlik ettiği sindirim sistemi hastalıkları ise, reflü, gastrit, peptik ülser, pankreatit, safra kesesi hastalıkları ve aerofaji yani hızla yeme, içme ve anksiyeteye bağlı olarak istemsiz ve aşırı derecede hava yutulması sayılabilir. Enfeksiyon hastalıkları ve oluşan yeni dokulara yani neoplazmalara bağlı olarak ortaya çıkan lenf nodu da dirençli hıçkırığın nedenleri arasında yer alabilir. Uzun süre geçmeyen inatçı hıçkırık kişinin yeme, içme, konuşma ve uyuma gibi günlük aktiviteleri yapmakta zorluk çekmesine neden olur. Bir süre sonra bitkinlik, yorgunluk, dehidrasyon diğer bir deyişle su kaybı ve kilo kaybı gibi problemler yaratabilir.
48 saatten uzun süren hıçkırık, klinik öneme sahip patolojik bir durumdur. Uzun süre geçmeyen hıçkırık varlığında mutlaka uzman hekime başvurarak altta yatan sebep araştırılmalı, önlem alınarak tedavi başlanmalıdır. Sizin de inatçı hıçkırık gibi uzun süredir devam eden hıçkırık şikayetiniz varsa sağlık kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyin.