Hipovolemi, vücutta dolaşan kan ya da sıvı hacminin azalması durumudur. Kan ve sıvı kaybının artması, dokulara ve organlara ulaşan kan miktarının azalmasına neden olur. Vücut bu kaybı dengelemek adına kalp hızını artırır ve kan damarlarını daraltır.
Kan ya da sıvı kaybı arttığında baş dönmesi, halsizlik, hızlı nabız ve tansiyon düşüklüğü gibi belirtiler ortaya çıkar. Sıvı kaybının ilerlemesi ise hipovolemik şok olarak adlandırılır ve oldukça ciddi bir tabloya yol açar. Hipovolemik şok acil tıbbi müdahale gerektirir.
Hipovolemi Nedir?
Hipovolemi, dolaşım sistemindeki kan hacminin normal düzeyin altına düşmesidir. Müdahale edilmediğinde hipovolemik şoka ve organ fonksiyonlarının bozulmasına yol açan tıbbi bir durumdur. Vücutta yeterli kan hacminin bulunması, kalp, beyin, böbrekler ve diğer organlara oksijen ve besin taşınması açısından önem taşır.
Dolaşımdaki hacim azaldığında kalbe giden kan miktarı azalır. Bunun sonucunda kalbin her atımda vücuda pompalayabildiği kan miktarı düşer. Vücut başlangıçta kalp hızını artırma ve damarları daraltma gibi mekanizmalarla bu tabloyu dengelemeye çalışır.
Hipovolemi sadece kanama sonucunda meydana gelmez. Şiddetli kusma, ishal, aşırı terleme, yanıklar ya da yetersiz sıvı alımı da dolaşımdaki sıvı hacmini azaltır.
Özellikle uzun süre devam eden sıvı kayıpları dehidrasyon ile birlikte değerlendirilebilir. Kan kaybı söz konusu olduğunda ise travma, cerrahi operasyonlar ya da iç kanama gibi farklı sebeplerin araştırılması gerekir. Hipovoleminin nedeninin belirlenmesi, kaybedilen sıvı veya kanın yerine konmasına yönelik tedavinin planlanmasında önem taşır.
Hipovoleminin şiddeti arttıkça, organların yeterli kan ve oksijene ulaşması zorlaşır. Devam eden sıvı kaybı, dolaşım sisteminin vücudun ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalmasına neden olur.
Bu durum zamanında kontrol altına alınmazsa hipovolemik şok gelişir. Hipovolemik şok, kan dolaşımının yaşamsal organların gereksinimini karşılayamadığı acil bir durumdur. Bu nedenle özellikle belirgin kanama ya da ciddi sıvı kaybının ardından ortaya çıkan belirtilerin gecikmeden değerlendirilmesi gerekir.
Hipovolemik Şok Belirtileri Nelerdir?
Hipovolemik şok belirtileri arasında hızlı nabız, hızlı solunum, tansiyon düşüklüğü, soğuk ve nemli cilt ile idrar miktarında azalma yer alır. Kan ya da sıvı kaybı çoğaldıkça bilinç bulanıklığı veya bayılma gibi daha ciddi belirtiler de gelişir.
Şok belirtilerinin şiddeti, kaybedilen sıvının miktarına ya da sıvı kaybının ne kadar hızlı gerçekleştiğine göre değişiklik gösterir. Belirtilerin ilerlemesi, dolaşımın yaşamsal organların ihtiyacını karşılamakta yetersiz kaldığını gösterir.
Hipovolemik şokun başlıca belirtileri şunlardır:
- Hızlı ve zayıf nabız
- Hızlı solunum
- Düşük tansiyon
- Baş dönmesi ya da halsizlik
- Soğuk, soluk ve nemli cilt
- Terlemede yüksek artış
- İdrar miktarında azalma
- Kaygı ya da huzursuzluk
- Bilinç bulanıklığı
- Bayılma ya da bilinç kaybı
Kan hacmi azaldığında vücut öncelikle beyin ve kalp gibi yaşamsal organların kanlanmasını korumaya çalışır. Bu sebeple el ya da ayaklarda soğukluk görülür. Düşük tansiyon ve hızlı nabız gibi bulgular dolaşım sisteminin kaybı telafi etmeye çalıştığını gösterir.
Bununla beraber hipovoleminin erken döneminde kan basıncı bir süre normal düzeyde kalır. Hipovolemik şok belirtileri bulunan kişinin acil servis tarafından değerlendirilmesi gerekir. Özellikle travma, ciddi kanama ya da yoğun sıvı kaybının ardından bilinç değişikliği ve tansiyon düşüklüğü görülürse, bu durum acil müdahale gerektirir.
Hipovolemi ve Hipovolemik Şok Neden Olur?
Hipovolemi nedenleri, temel olarak kan kaybı ya da kan dışındaki vücut sıvılarının aşırı kaybı olmak üzere iki grupta değerlendirilir. Travmaya bağlı dış kanamalar, ameliyat sırasında veya sonrasında gelişen kanamalar ve sindirim sistemi kanamaları dolaşımdaki kan miktarını azaltır.
Bazı durumlarda kanama vücudun içinde gerçekleştiği için doğrudan dışarıdan fark edilmez. Karın ya da göğüs boşluğunda oluşan kanamalar da yine dolaşımdaki kan miktarının azalmasına neden olur. Bu nedenle hipovoleminin nedeni değerlendirilirken hastanın daha önceki hastalık kayıtları ve eşlik eden belirtiler birlikte incelenir.
Kanama dışındaki önemli nedenlerden biri de aşırı sıvı kaybıdır. Uzun süren kusma, şiddetli ishal ya da yoğun terleme vücudun önemli miktarda sıvı kaybetmesine yol açar. Yeterli sıvı alınmaması bu kaybın etkisini artırır.
Devam eden sıvı kaybı dolaşım sistemindeki sıvı hacminin azalmasıyla sonuçlanır. Özellikle çocuklar, ileri yaştaki yetişkinler ve sıvı alımını yeterince gerçekleştiremeyen hastalarda sıvı kaybının yakından takip edilmesi önem taşır.
Vücutta geniş alanı etkileyen yanıklar da damar içindeki sıvıların azalmasına yol açar. Ayrıca bazı böbrek hastalıklarında idrar miktarının artması da sıvı kaybına neden olur.
İdrar söktürücü ilaçlar vücuttan atılan su ve tuz miktarını artırdığı için dolaşım hacmini de etkiler. Kimi hastalıklarda sıvının damar içinden çevre organlara geçmesi dolaşım sistemindeki kaybı artırır. Bu nedenle hipovoleminin değerlendirilmesinde sadece kanama değil, vücuttaki diğer sıvı kayıpları da dikkate alınmalıdır.
Hipovoleminin nedeni ne olursa olsun sıvı veya kan kaybı devam ettiğinde dolaşım sistemi organlara yeterli kanı ulaştıramaz. Dolaşım sistemindeki kaybın artması, kalbe geri dönen kan miktarını azaltır.
Vücut bunu dengelemek için bir süre kalp hızını artırır. Hacim kaybının ilerlemesiyle bu dengeleme işlemi yetersiz kalır. Bu aşamada hipovolemik şok gelişme riski artar ve altta yatan nedenin hızla belirlenmesi gerekir.
Çocuklarda ve Bebeklerde Hipovolemi Neden Olur?
Çocuklarda ve bebeklerde hipovoleminin önemli nedenlerinden biri vücutta oluşan aşırı sıvı kaybıdır. Özellikle kusma ve şiddetli ishal, çocukluk döneminde sıvı kaybına yol açan durumlardır. Ateş, aşırı terleme, yetersiz sıvı alımı ve ileri derece yanıklar da dolaşımdaki sıvı kaybını artırır.
Kanamaya neden olan travmalar veya bazı hastalıklar ise kan hacminin azalmasına bağlı hipovolemiye neden olur. Bebekler ve çocuklar yetişkinlere göre daha yüksek sıvı ihtiyacına sahip oldukları için sıvı kaybından daha hızlı etkilenir.
Çocuklarda hipovoleminin ilerlemesi idrar miktarında azalma, kalp hızında artış, cilt dolaşımında bozulma ve bilinç durumunda bulanıklıkla kendini gösterir. Tansiyon düşüklüğü ise çocuklarda hipovolemik şokun geç dönem belirtilerinden biridir.
Kan basıncının normal olması, sıvı kaybını tek başına gidermez. Sürekli kusma ya da ishal yaşayan, yeterli sıvı alamayan veya idrar miktarı belirgin şekilde azalan çocukların sağlık durumunun değerlendirilmesi gerekir. Şiddetli hipovolemi ve dolaşım bozukluğu bulunan çocuklarda acil tıbbi tedavi gerekir.
Hipovolemi Tanısı Nasıl Konulur?
Hipovolemi tanısı, hastanın belirtileri, daha önceki hastalıklarından ya da ameliyatlarından gelen tıbbi öyküsü ve fizik muayene bulgularının birlikte değerlendirilmesiyle konulur. Nabız, kan basıncı, solunum hızı, bilinç durumu, cilt bulguları ve idrar miktarı değerlendirmede önem taşır. Doktor aynı zamanda kan ya da sıvı kaybının kaynağını belirlemeye çalışır.
Kanama, uzun süreli kusma ya da ishal gibi yakın zamanda yaşanan rahatsızlıklar değerlendirmeye dâhil edilir. Şüpheli iç kanama veya başka bir hastalık söz konusu olduğunda ek tahlillerden yararlanılır.
Laboratuvar değerlendirmesinde hemogram, elektrolitler, böbrek fonksiyonları, pıhtılaşma testleri gibi çeşitli değerler incelenir. Ancak tek bir laboratuvar sonucu hipovoleminin derecesini her zaman tek başına göstermez.
Bu nedenle sonuçlar hastanın diğer klinik tahlilleriyle birlikte yorumlanır. Kanamanın kaynağını belirlemek için hastanın durumuna göre ultrason ya da bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Sindirim sistemi kanamalarında ise gerekli görüldüğünde endoskopik incelemeler yapılır. Tanı süreci devam ederken ciddi hipovolemi ya da şok bulguları bulunan hastalarda tedavinin geciktirilmemesi önem taşır.
Hipovolemik Şok Tedavisi Nasıl Yapılır?
Hipovolemik şok tedavisi, dolaşım sistemindeki hacmin yeniden sağlanması ve sıvı ya da kan kaybına neden olan durumun kontrol altına alınmasına dayanır. Hipovolemik şok acil tıbbi durumdur ve tedavi hastane ortamında gerçekleştirilir.
İlk değerlendirmede solunum, dolaşım ve yaşamsal bulgular kontrol edilir. Ardından damar yolu açılarak gerekli sıvı tedavisine başlanır. Uygulanacak tedavi sıvı kaybının nedenine ya da hastanın durumuna göre belirlenir.
Kan dışındaki sıvıların kaybedildiği vakalarda ise damar yoluyla kristaloid sıvılar uygulanır. Ciddi kan kaybının bulunduğu durumlarda farklı kan ürünlerinin verilmesi gerekir. Aktif kanama devam ediyorsa sadece kaybedilen hacmin yerine konması yeterli değildir. Kanamanın kaynağının da kontrol edilmesi gerekir. Travma ya da iç kanama gibi durumlarda cerrahi veya daha girişimsel tedavilere ihtiyaç duyulur.
Tedavi sırasında hastanın tansiyonu, nabzı, solunumu, bilinç durumu ve idrar çıkışı yakından izlenir. Gerekli durumlarda kan basıncını destekleyen ilaçlar kullanılır. Yine de temel yaklaşım kaybedilen dolaşım hacmini yerine koymak ve altta yatan nedeni tedavi etmektir. Şiddetli yanık, aşırı kusma, ishal ya da kanama yaşayan kişilerde hipovolemi belirtilerinin erken fark edilmesi önem taşır. Bilinç bulanıklığı, bayılma, ciddi tansiyon düşüklüğü veya şiddetli kanama varsa evde tedavi uygulanmaya çalışılmadan acil tıbbi yardım alınmalıdır.