Hasar gören dokular ise kitleler oluşturarak lezyon haline gelir. Bu lezyonlar çoğu zaman insan vücudunda yer edinen ve elle fark edilebilen kitleler oluşturur. Oluşan kitleler görüntüleme yöntemleri ile kolay bir şekilde gözlemlenebilir. Gözlemleme şekilleri arasında ultrason, MR, bilgisayarlı tomografi gibi yöntemleri saymak mümkündür. Bu süreç ile lezyonların boyutu ve yapısı incelenerek, tedavi süreci başlatılır.
Kitlesel Lezyon Çeşitleri Nelerdir?
Her hastalık süreçlerinin birden fazla çeşidi bulunduğu gibi kitlesel lezyonunda birden fazla çeşidi bulunur. Bu lezyonlar vücutta çeşitli hastalıklara sebep vermekle beraber bazı doku değişimlerine de neden oluyor. Değişime neden olan bu lezyonlar iki farklı çeşit ile gruplandırılır.
Bunlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
- İyi Huylu Kitlesel Lezyonlar: Bu tür kitlesel lezyonlara, kişide büyük sorunlara neden olmadan kolayca müdahale edilebilir. Genellikle vücutta yavaş bir şekilde büyürler. Büyüyen kitleler çevresindeki dokulara zarar vermeden yayılırlar. Bu nedenden dolayı kitlelerin tedavi edilmesi çok daha kolaydır.
- Kötü Huylu Kitlesel Lezyonlar: Bu kitle boyutu, iyi huylu olan çeşide göre daha tehlikelidir. Kötü huylu lezyonlar vücutta çok daha hızlı büyüme gösterir. Daha hızlı büyüyen kitlesel lezyon insan vücudunu çevreleyen diğer dokulara çok daha kolay yayılır. Yayılan lezyonlar tedavi sürecini de etkilemektedir. Bu nedenden dolayı tedavi süreci daha zorlayıcı ve donanım gerektirir.
İyi Huylu Kitlesel Lezyonun Belirtileri
Muayene sırasında tehlike arz etmeyen kitlesel lezyon çeşitlerindendir. Bu lezyon çeşidi kişide kolayca fark edilebilir. Aynı zamanda ele gelen ağrısız, yuvarlak ve sert bir yapıda bir özellik gösterir. Kişinin kendisinin de eline kolayca gelerek, hissedilir boyuttadır. Bazı hastalarda çok sıklıkla karşılaşılan belirti olarak morartılar gözükür.
Diğer görülen belirtiler ise şu şekilde sıralanır:
- Rahimde iyi huylu kitlelere bağlı kanamaları artar.
- Ciltte kahverengi, mor veya farklı renkte oluşumlar meydana gelir.
- Beyinde yer alan kitle varlığına bağlı yoğun olarak hissedilen baş ağrısıve odak güçlüğü görülür.
- Hormonal düzensizlikler görülür.
- Belli alanlarda sinir uçlarına baskılama ve ağrılar oluşur.
- Cildin alt kısmında elle dokunulduğunda hissedilir şişlikler meydana gelir.
- İyi huylu kitlesel lezyona bağlı eklem kısıtlılığı ve şişlikler görülür.
- İştahsızlık, kusma belirtileri de söz konusudur.
Kötü Huylu Kitlesel Lezyonun Belirtileri
Özellikle kötü huylu kitlesel lezyonlar, iyi huylu olan lezyonlara bakarak bulundukları organ ve dokulara büyük hasarlar verir. Hasar alan dokuların tedavisi ise yoğun ve karmaşık bir süreç taşır. Bu karmaşık süreç içerisinde kişide büyük belirtiler de oluşur.
Bunlar arasında sıklıkla yer alanlar şu şekilde sıralanabilir:
Beyinde yer alan kötü huylu kitleler büyük çapta baş ağrısı, nöbetler ve görme problemlerine neden olur.
Omurilikte yer alan kötü huylu kitleler ise kişinin yaşam koşullarını etkiler. Bu etkiler içerisinde; uyuşukluk, vücutta kas ağrısı ve zayıflığı, idrar ve bağırsak kontrolünde güçlüğü saymak mümkün.
Göz sağlığında ise görme bulanıklığı ve körlüğe kadar birçok tehlikeler bulunur.
Karaciğer faktöründe gündelik yaşamı etkileyen karın şişkinliği ve sarılık hastalıkları yer alır.
En önemli belirti ise, böbrek fonksiyonunun etkilenmesidir. Etkilenen böbrekler iflas edecek duruma gelebilir.
Kitlesel Lezyonun Tanısı Nasıl Konur?
Kitlesel lezyon birçok tanılama süreci ile kolay bir şekilde bulunan hastalık çeşitlerindendir. Bu süreçlerin içerisinde kitlenin içerik yapısı, şekli, kenarları ve çevresindeki dokuları göz önüne alınarak bir tanı konulur.
Çoğunlukla da bireylerin daha önce vücudunda meydana gelmiş bir hastalık sonucunda oluştuğu görülür. Oluşan bu anormal yapı, normal dokularda meydana gelen değişimler ile kötü huylu kitlelere zemin hazırlar.Doktor muayenesi sırasında teşhis edilebilecek lezyonlara, tanı konulması çok kolaydır.
Bu tanılama tekniklerinden bazıları şu şekildedir:
Bu tanılama yöntemleri, uzmanların kitlesel lezyon tanısını belirlemesine yardımcı olur.
Kitlesel Lezyon Nasıl Tedavi Edilir?
Kitlesel lezyonun tedavi sürecinde iyi huylu lezyonlar bazen herhangi bir tedavi yöntemi gerektirmeden kendiliğinden kayboluyorken, bu durum kötü huylu lezyon için aynı değildir. Çünkü bu kitleler kimi zaman kansere yol açacak nitelikte olabilir.
Bu hastalıkla ilgili hemen kötü düşünüp, karalar bağlamadan önce mutlaka uzman bir doktora başvurulmalı ve tavsiyelerine uyulmalıdır. Tedavi yöntemi olarak öncelikle tıbbi uygulamalar yapılır. Daha sonra, gerek duyulursa cerrahi müdahalelerde süreç hızlandırılabilir.
Kitlesel Lezyon Ameliyatı
Bu hastalık sürecinin en iyi tedavisi cerrahi yapılandırma olacaktır. Burada cerrahi operasyonlarla birlikte, bir miktar sağlam olan doku alınır ve hastalığın tedavi süreci ayrıntılarla incelenir. İncelenen süreç ile kitlelerin ilerlemesinin nüksetmesi azaltılır. Uygun hastalar ise lokal anestezi ile kolayca operasyona alınabilmektedir.
Operasyon öncesi uygulamaya başlamadan önce bölge ve çevresi mutlaka temizlenir ve uyuşturucu ilaçlar sürülür. Bölge uyuştuktan hemen sonra kitleler çıkarılır. Ardından açılan yara dikilir ve pansuman yapılır. Dikişler ise ortalama 7-10 gün sonra alınabilir.
Kitlesel Lezyonun Tedavi Sonrası İyileşme Süreci
Kitlesel lezyonun tedavi süreci kişiden kişiye değişiklik gösteren bir niteliktedir. Bu değişiklik bireyde yer alan lezyonların büyüklüğü ve riski ile doğru orantılıdır. Çoğu zaman iyi huylu olanlar herhangi bir tedavi gerektirmeksizin kaybolur. Ya da kısa bir tıbbi tedavi ile kolayca iyileşebilir. Fakat ameliyat sürecinden geçen kişi için bunların tam aksi bir süreçtedir.
Hastaların ameliyat sürecinden sonra mutlaka gözetim altında tutulması gerekir. Daha sonra 24-48 saat içerisinde evlerine gönderilebilirler. Bazı ameliyatlarda ise hastanın birkaç gün hareketleri kısıtlanabilir. Çoğu hastalarda yaklaşık olarak 2-3 hafta sonra kişi normal yaşantısına geri dönüyor. Fakat uzun ve yorucu bir cerrahi tedavi durumu söz konusu ise bu durum gözetim altına alınarak daha uzun bir zamana yayılır. Bu sebepten ötürü hastalığın tedavi süreci, kişinin bağışıklık yapısına göre farklılık oluşturur.