Klostrofobi Nedir? Klostrofobi Neden Olur?

Klostrofobi Nedir? Klostrofobi Belirtileri Nelerdir?

Klostrofobi, asansör, MR cihazı, uçak, tünel veya kalabalık ve kapalı ortamlar gibi alanlarda yoğun korku, sıkışmışlık hissi ve panik belirtileriyle ortaya çıkan bir fobi türüdür. Kişide çarpıntı, nefes darlığı, terleme, titreme, baş dönmesi ve ortamdan kaçma isteği gibi belirtilere yol açar. Klostrofobi günlük yaşamı etkiliyorsa psikolojik destek, bilişsel davranışçı terapi ve maruz bırakma teknikleriyle kontrol altına alınır.

Güncelleme :
Görüntüleme : 19.998
Medical Park’ı sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin
ai Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Halk arasında bu durum abartılıyormuş gibi düşünülse de aslında kapalı alan korkusu tıbbi bir gerçekliktir ve klostrofobi olarak tanımlanır. Fobi, mantık dayanağı olmadan bir şeye karşı korku hissetme halidir. Klostrofobi ise kişilerin dar bir alana karşı korku hissetmesidir. Bu durum ciddiye alınması gereken önemli bir kaygı problemidir.

Klostrofobi (Kapalı Alan Korkusu) Nedir?

Klostrofobi, kişinin kapalı, dar, kalabalık veya kaçmanın zor olduğunu düşündüğü ortamlarda yoğun korku ve kaygı yaşaması durumudur. Halk arasında kapalı alan korkusu olarak bilinir. Asansör, tünel, uçak, metro, MR cihazı, küçük odalar veya kalabalık kapalı alanlar klostrofobisi olan kişilerde panik benzeri belirtileri tetikleyebilir.

Klostrofobi yaşayan kişi bulunduğu ortamda sıkışıp kalacağını, nefes alamayacağını, kontrolünü kaybedeceğini veya ortamdan çıkamayacağını düşünebilir. Bu düşünceler çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı hissi, baş dönmesi, mide bulantısı, göğüste sıkışma ve yoğun kaçma isteği gibi fiziksel belirtilere yol açabilir.

Klostrofobi bazı kişilerde hafif düzeydeyken, bazı kişilerde günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyebilir. Örneğin kişi asansöre binmekten, uçak yolculuğundan, MR çektirmekten veya kalabalık kapalı ortamlara girmekten kaçınabilir.

Klostrofobi tedavi edilebilir bir durumdur; özellikle bilişsel davranışçı terapi, nefes ve gevşeme egzersizleri, kademeli maruz bırakma teknikleri ve gerekli durumlarda psikiyatri desteğiyle belirtiler kontrol altına alınabilir.

Klostrofobi Belirtileri Nelerdir?

Klostrofobi Belirtileri Nelerdir?

Bir kişi kapalı bir alana girdiğinde terleme veya titreme gibi belirtiler göstermeye başlaması halinde bu bir klostrofobi belirtisi olabilir. Klostrofobi bahsi geçen belirtiler haricinde aşağıda bulunan belirtilere de sebebiyet verebilmektedir.

  • Sıcak basması
  • Nefes darlığı veya nefes almada zorluk
  • Boğulma hissi
  • Taşikardi
  • Göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma hissi
  • Hasta hissetmek
  • Midede kelebek hissi
  • El ve ayaklarda uyuşma
  • Baş ağrısı ve baş dönmesi
  • Bayılma hissiyatı
  • Ağız kuruluğu
  • Kulak çınlaması
  • Tuvalete gitme isteği
  • Kafa karışıklığı
  • Ağlama veya öfke nöbetleri
  • Kişinin klostrofobi şiddetinin yüksek olması halinde ise bu durum beraberinde bazı psikolojik belirtiler de getirebilir. Psikolojik belirtileri ise şu şekildedir;
  • Kontrolünü kaybetme korkusu
  • Aşırı kaygı hissetme
  • Korkunun mantıklı olmadığının bilinmesine rağmen üstesinden gelememek
  • Bayılma korkusu
  • Ölüm korkusu

Klostrofobi Türleri Nelerdir?

Klostrofobi, tek bir şekilde ortaya çıkmak zorunda değildir. Kişinin korkuyu hangi ortamda, hangi düşünceyle ve ne kadar şiddetli yaşadığına göre farklı görünümler gösterebilir.

Bazı kişiler yalnızca çok dar alanlarda kaygı yaşarken, bazı kişiler kalabalık, kapalı veya çıkışın zor olduğunu düşündüğü her ortamda yoğun panik hissedebilir.

Klostrofobi türleri genel olarak şu şekilde değerlendirilebilir:

Dar alan korkusu: Asansör, küçük oda, kabin, tünel veya MR cihazı gibi fiziksel olarak dar alanlarda yoğun sıkışmışlık hissi yaşanmasıdır.

Kapalı alan korkusu: Penceresiz odalar, yer altı alanları, bodrumlar, kapalı otoparklar veya uzun süre çıkılamayacağı düşünülen kapalı ortamlarda kaygı oluşmasıdır.

Kalabalık kapalı alan korkusu: Metro, otobüs, uçak, konser alanı, alışveriş merkezi veya sinema salonu gibi kalabalık ve kapalı yerlerde kaçamama ya da nefes alamama korkusunun ortaya çıkmasıdır.

Tıbbi cihaz veya işlem korkusu: MR, tomografi, diş tedavisi koltuğu, oksijen maskesi veya bazı tıbbi işlemler sırasında hareket edememe ya da kapalı kalma hissine bağlı yoğun kaygı yaşanmasıdır.

Ulaşım araçlarına bağlı klostrofobi: Uçak, metro, otobüs, tren veya araç içinde kapalı kalma, inememe ya da kontrolü kaybetme düşüncesiyle gelişen korkudur.

Panikle ilişkili klostrofobi: Kişinin kapalı alandan çok, o ortamda panik atak geçirme ihtimalinden korkmasıdır. Bu durumda “buradan çıkamazsam”, “nefes alamazsam” veya “kontrolümü kaybedersem” gibi düşünceler kaygıyı artırabilir.

Klostrofobi türleri kişiden kişiye değişebilir ve bazen birden fazla durum birlikte görülebilir. Korku günlük yaşamı etkiliyor, kişinin ulaşım, sağlık kontrolleri veya sosyal alanlardan kaçınmasına neden oluyorsa psikolojik destek alınması faydalı olabilir.

Klostrofobi Tetikleyicileri Nelerdir?

Klostrofobi rahatsızlığına sahip kişiler özellikle belirli ortamlarda bu korku ve kaygı hissine kapılır. Bu tür yerler klostrofobi tetikleyicileri olarak isimlendirilebilir. Kişiler tetikleyici ortamlara girme düşüncesiyle bile klostrofobi belirtileri gösterebilir. Klostrofobinin yaygın tetikleyicileri aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

  • Asansörler
  • Tüneller
  • Metro veya trenler
  • Umimi tuvaletler
  • Soyunma kabinleri
  • Kapıların kitlenmesi gereken odalar
  • Arabalar
  • Kapalı pencereli otel odaları
  • MR tetkikleri

Klostrofobi Nasıl Oluşur?

Klostrofobi, kişinin kapalı, dar veya kaçmanın zor olduğunu düşündüğü ortamlarda yoğun korku ve kaygı geliştirmesiyle oluşur. Bu durum çoğu zaman tek bir nedene bağlı değildir; geçmiş deneyimler, öğrenilmiş korkular, genetik yatkınlık, stres düzeyi ve kişinin kaygıya yatkınlığı birlikte rol oynayabilir.

Klostrofobinin oluşumunda en sık etkili olan faktörlerden biri, kapalı alanda yaşanmış olumsuz bir deneyimdir. Örneğin asansörde kalmak, kalabalık bir ortamda sıkışmış hissetmek, MR cihazında yoğun panik yaşamak, tünelde veya kapalı bir yerde mahsur kalmak gibi olaylar daha sonra benzer ortamlara karşı korku gelişmesine neden olabilir. Kişi bu alanlara tekrar girdiğinde beyin geçmişteki tehlike algısını hatırlayarak alarm durumuna geçebilir.

Bazı kişilerde ise belirgin bir travmatik olay olmadan da klostrofobi gelişebilir. Panik atak, yaygın kaygı bozukluğu, yoğun stres, kontrolü kaybetme korkusu veya “buradan çıkamazsam ne olur?” düşüncesi kapalı alan korkusunu artırabilir.

Zamanla kişi asansör, uçak, metro, tünel veya kalabalık kapalı ortamlardan kaçınmaya başladığında korku daha da güçlenebilir. Bu nedenle klostrofobi günlük yaşamı etkiliyorsa psikolojik destek almak, korkunun kaynağını anlamaya ve başa çıkma yöntemleri geliştirmeye yardımcı olabilir.

Klostrofobi Kimlerde Görülür?

Klostrofobi her yaşta ve her kişide görülebilir ancak bazı kişilerde kapalı alan korkusu gelişme riski daha yüksek olabilir. Özellikle daha önce kapalı bir alanda sıkışma, mahsur kalma, nefes alamama hissi yaşama veya panik atak geçirme gibi olumsuz deneyimler klostrofobiyi tetikleyebilir.

Klostrofobi şu kişilerde daha sık görülebilir:

  • Kapalı veya dar alanlarda kötü bir deneyim yaşamış kişiler
  • Panik atak veya kaygı bozukluğu olan kişiler
  • Ailesinde fobi veya anksiyete öyküsü bulunan kişiler
  • Yoğun stres altında olan kişiler
  • Travmatik bir olay yaşamış kişiler
  • Kontrol kaybı ya da kaçamama düşüncesinden yoğun kaygı duyan kişiler
  • MR cihazı, asansör, uçak, tünel veya kalabalık kapalı alanlarda huzursuzluk yaşayan kişiler

Klostrofobi hafif düzeyde olabileceği gibi kişinin günlük yaşamını, seyahatlerini, sağlık kontrollerini veya iş yaşamını etkileyebilecek kadar şiddetli de olabilir. Kapalı alan korkusu nedeniyle asansöre binmekten, uçağa binmekten, MR çektirmekten veya kalabalık ortamlara girmekten kaçınılıyorsa psikolojik destek alınması faydalı olabilir.

Klostrofobi Nasıl Teşhis Edilir?

Klostrofobi teşhisinde genellikle kişilerin kendi gözlemleri ön plandadır. Kapalı bir alana girmeye yönelik endişe duyulması veya kapalı bir alanda kalındığında çeşitli belirtiler meydana gelmesi klostrofobi problemine sahip olunduğu anlamını taşıyabilir. Bu şikayetler ile beraber bir sağlık uzmanına danışılması halinde

Doktorunuz sizi bir psikoloji veya psikiyatri kliniklerine sevk edebilir. Doğrudan psikolog veya psikiyatri kliniklerine de başvuru yapılabilir. Buralarda yapılacak olan seanslarda psikiyatrist veya psikolog kişiye korkularına veya endişelerine yönelik çeşitli sorular yöneltebilir.

Tetikleyici bir alanda bulunduğunuzda neler hissettiğinizi sorarak klostrofobinin günlük yaşamınızı nasıl etkilediğini tespit edebilir. Benzer bir şekilde sorulan sorular ile korkunun yoğunluğu ve klostrofobinin ne sıklıkla tekrarlandığı da yine anlaşılabilir. Yapılacak olan terapinin ardından sağlık uzmanınız klostrofobi teşhisi koyabilir.

Klostrofobi şiddetine göre davranış terapisi veya çeşitli ilaçlara başvurulabilir. İlaç tedavisine ihtiyaç duyulması halinde psikoloğunuz sizi psikiyatri birimine sevk edecektir.

Klostrofobi Tedavisi Nasıldır?

Klostrofobiye sahip olan kişiler klostrofobi problemi ile karşı karşıya olduğunu bilmeden tetikleyici alanlara girmekten kaçınabilir. Ancak bu tarz bir alana girdiklerinde veya girmeyi düşündüklerinde gösterdikleri belirtileri gözlemleyerek klostrofobi ile karşı karşıya olduklarını anlayabilirler.

Bu tür bir durumda klostrofobi tedavisi görerek kaygılarını yenmeyi ve günlük yaşantılarını daha verimli bir hale getirmeyi başarabilirler. Klostrofobi tedavisi kapsamında psikoloji kliniklerinden destek alınarak psikologlardan davranış terapisi alınabilir.

Bazı durumlarda psikiyatri biriminde görev alan psikiyatristler ile de görüşmeler sağlanarak terapi yapılabilir. Bu terapiler kapsamında;

  • Bilişsel davranış terapisi ile konuşma tedavileri
  • Antidepresan veya sakinleştirici ilaçlar kullanılabilir.

Tedavinin ilerleyen aşamalarında kişinin durumuna göre maruz bırakma terapisine de başvurulabilir. Bu terapilerde hastanın korkusunun üstüne gitmesi sağlanır ve tedavi başarısı gözlemlenir. Düzenli terapiler ve doğru adımlar ile klostrofobiyi yenmek mümkündür.

Klostrofobi Psikolojik midir?

Klostrofobi psikolojik bir rahatsızlıktır. Fizyolojik belirtileri beraberinde getiren bu rahatsızlık kişilerin asansöre bindiğinde, tünellerden geçerken, metro trenlerinde veya umumi tuvaletlerde bulunurken rahatsızlık hissetmesine sebebiyet verebilir.

Kişiler, bu tür alanlarda bulunmaktan kaçınabilir veya bu tür alanlara girmeye karşı ciddi bir korkuya sahip olabilir. Klostrofobi bazı kişilerde hafif bir kaygıya sebebiyet verirken bazı kişilerde ise şiddetli kaygı oluşturarak panik atak geçirilmesine neden olabilir.

Klostrofobi Nedeniyle Kapalı Emar (MR) Korkusu Oluşur mu?

Kapalı alan korkusu olan kişiler için MR görüntüleme tetkiki yaptırmak zorlayıcı olabilir. Bu tür durumlarda MR tüneli içerisine sanal gerçeklik uygulamaları dahil edilir. Çekim sırasında müzik dinletilerek hastanın rahatlaması sağlanır. Ancak her iki durumunda yetersiz olması halinde hastaya hafif dozda anestezi uygulanarak hastanın MR çekimi içerisinde sakinliği sağlanabilir.

Klostrofobiye Bağlı Panik Atak Geçirilir mi?

Şiddetli klostrofobiye sahip olunması halinde kişiler panik atak geçirebilir. Panik atak halinde kişiler korkutucu hislere ve düşüncelere kapılır. Şiddetli bir atakta kişiler ölüm korkusu ile karşı karşıya olacağından bu durum psikolojik olarak sarsıcı bir durum haline dönüşebilir.

Klostrofobi nedeniyle panik atak geçirilmesi halinde öncelikle kişinin mümkün olması dahilinde olduğu yerde kalması önerilir.

Panik atak genellikle 10. dakikasında zirveye ulaşır ve 30 dakika kadar sürebilir. Bu noktada kişinin atak halinde araba kullanması durumunda mutlaka güvenli bir yere park etmesi gerekir.

Klostrofobiye Ne İyi Gelir? 

Panik atak sırasında kişi bu durumun geçici bir durum olduğunu kendine hatırlatmalıdır. Belirli bir süre ardından iyi hissedeceğini gerekirse dış ses ile söylemelidir. Atak sırasında rahatsız etmeyen belirli bir nesneye odaklanmak rahatlatıcı olabilmektedir.

Bu tür adımlar ile atak daha rahat bir şekilde atlatılabilir. Daha şiddetli bir atağı önlemek veya atak geçirmemek adına klostrofobi tedavisi görmek oldukça önemlidir.

Klostrofobi günlük hayatı olumsuz yönde etkileyen, tedavi edilmesi gereken psikolojik bir problemdir. Kapalı alan korkusu için gerekli psikolojik danışmanlık hizmetleri pek çok sağlık kuruluşunda verilmektedir. Klostrofobi problemine sahip kişiler alacakları destek ile yaşam standartlarını yükseltebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Klostrofobi anında öncelikle kişinin bulunduğu ortamda güvende olduğunu kendine hatırlatması ve nefesine odaklanması önemlidir. Yavaş ve derin nefes almak, nefesi kısa süre tutup kontrollü şekilde vermek panik hissini azaltmaya yardımcı olabilir. Kişi mümkünse oturmalı, gözlerini sabit bir noktaya odaklamalı ve “Bu his geçici, birkaç dakika içinde azalacak” gibi sakinleştirici cümlelerle kendini desteklemelidir. Ortamdan hemen kaçmak kısa süreli rahatlama sağlasa da korkuyu uzun vadede artırabileceği için, mümkünse güvenli şekilde sakinleşmeye çalışmak faydalıdır.

Klostrofobi tedavi edilmezse kişi kapalı veya dar alanlardan giderek daha fazla kaçınmaya başlayabilir. Asansör, uçak, metro, tünel, MR cihazı, kalabalık ortamlar veya küçük odalar günlük yaşamda zorlayıcı hale gelebilir. Bu durum iş, sosyal yaşam, seyahat ve sağlık kontrollerini olumsuz etkileyebilir. Zamanla panik atak, yoğun kaygı, kaçınma davranışı ve yaşam kalitesinde düşme görülebilir. Klostrofobi tedavi edilebilir bir durumdur; psikolojik destek, bilişsel davranışçı terapi ve kademeli maruz bırakma yöntemleri etkili olabilir.

Klostrofobi bazen kapalı alanda yaşanan olumsuz bir deneyimden sonra başlayabilir. Asansörde kalmak, kapalı bir yerde mahsur kalmak, MR sırasında panik yaşamak veya kalabalık bir ortamda sıkışmış hissetmek bu korkuyu tetikleyebilir. Bazı kişilerde ise belirgin bir olay olmadan, kaygıya yatkınlık, panik atak öyküsü, yoğun stres veya kontrolü kaybetme korkusuyla gelişebilir. Başlangıçta yalnızca belirli ortamlarda huzursuzluk olurken, zamanla kişi benzer ortamlardan kaçınmaya başlayabilir.

Klostrofobi tek başına fiziksel olarak tehlikeli bir hastalık değildir; ancak kişide yoğun korku, panik, çarpıntı, nefes darlığı hissi, terleme, titreme ve kaçma isteği yaratabilir. Bu belirtiler korkutucu olsa da genellikle kısa sürede azalır. Ancak klostrofobi kişinin günlük yaşamını, sağlık kontrollerini veya seyahatlerini engelliyorsa tedavi edilmesi önemlidir. Göğüs ağrısı, bayılma, ciddi nefes darlığı gibi belirtiler varsa tıbbi değerlendirme ihmal edilmemelidir.

Klostrofobik panik atak, kapalı, dar veya kaçmanın zor olduğu düşünülen bir ortamda panik atağa benzer yoğun kaygı belirtilerinin ortaya çıkmasıdır. Kişi asansör, uçak, metro, MR cihazı veya kalabalık kapalı bir yerde aniden çarpıntı, nefes alamama hissi, terleme, titreme, baş dönmesi, göğüste sıkışma ve kontrolü kaybetme korkusu yaşayabilir. Bu durum çoğu zaman ortamdan çıkma isteğiyle birlikte görülür. Sık tekrarlıyorsa psikiyatri veya psikolog desteği alınmalıdır.

Klostrofobi doğrudan tek bir genle aktarılan bir durum değildir; ancak kaygı bozukluklarına yatkınlık aile içinde görülebilir. Genetik yatkınlığın yanı sıra çocukluk deneyimleri, öğrenilmiş korkular, travmatik olaylar, stres düzeyi ve kişinin başa çıkma biçimi de klostrofobi gelişiminde etkili olabilir. Ailede panik atak, fobi veya kaygı bozukluğu öyküsü olan kişilerde kapalı alan korkusu gelişme riski daha yüksek olabilir.

Klostrofobi olan kişiler uçağa binebilir; ancak kapalı alan, kalabalık, hareket kısıtlılığı ve uçuştan inememe düşüncesi kaygıyı artırabilir. Uçuş öncesinde koltuk seçimini koridor tarafında yapmak, nefes egzersizleri öğrenmek, dikkat dağıtıcı aktiviteler planlamak ve gerekirse uzman desteği almak faydalı olabilir. Şiddetli klostrofobisi olan kişiler uçuş öncesinde psikiyatri uzmanı veya psikologla görüşerek kişiye uygun başa çıkma planı oluşturmalıdır. Tedavi ve hazırlıkla birçok kişi uçak yolculuğunu daha rahat yönetebilir.

Teşekkürler

En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!


Güncelleme
Güncel Versiyon
Yayınlanma Tarihi:
Klinik Psk. Berra Baş

Klinik Psk.

Berra Baş

Psikoloji

Bu içeriğin geliştirilmesinde  Medical Park Yayın Kurulu  katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Teşekkürler! En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!

Makaleye Dön

Sayfa bağlantısı panoya kopyalandı!

Tamam