Kuru Fasulye Nedir?
Kuru fasulyenin faydaları ve besin değeri, kuru baklagiller arasında yer alan bir tür olgunlaşmış tohum olması sayesinde oldukça fazladır. Tohumun iç kısmında nişasta, proteinler ve vitaminler yer alırken, dış kısmında tohumu sert koşullara karşı koruyan lif (posa) tabakası bulunur. Yüzyıllar boyunca sofralarda tek başına, çeşitli et ve sebzelerle haşlanarak tüketilen kuru fasulye, nem oranı düşük ortamlarda uzun süre bozulmadan saklanabilir.
Kuru Fasulyenin Besin Değeri

Kuru fasulyenin makro besin içeriği büyük oranda karbonhidratlardan ve proteinlerden oluşur. Yağ oranı oldukça düşüktür. Kuru fasulye, diğer kuru baklagillerde olduğu gibi çözünür ve çözünmez diyet posası içerir, gluten ve kolesterol içermez. Yüksek besin değerine sahip olan kuru fasulye tüm dünyada sağlık otoritelerince önerilen besinler arasındadır.
Kuru fasulyenin içeriğindeki bitkisel protein miktarı fazla olsa da emilim oranı düşüktür. Bunun sebebi, lif içeriğinin sindirim ve emilim hızını azaltması ve içerdiği proteinlerin genellikle elzem olmayan proteinlerden oluşmasıdır. Kuru baklagillerin biyoyararlılığını arttırmak için yemekler iyi pişirilebilir ve C vitamini kaynakları ile birlikte tüketilebilir.
Kuru fasulyenin besin değerini zenginleştiren yalnızca proteinler ve karbonhidratlar değildir. İçeriğinde insan sağlığına faydalı birçok biyoaktif bileşen yer alır. Bunlar arasında B12 vitamini dışında B grubu vitaminler, magnezyum, kalsiyum, potasyum, demir ve çinko vardır.
Kuru Fasulyenin Faydaları Nelerdir?
Kuru fasulye, doğru pişirme koşullarında, doğru porsiyonlarda ve düzenli olarak tüketildiğinde diğer kuru baklagillerde olduğu gibi insan sağlığına çeşitli faydalar sağlar.
Bu faydalardan bazıları aşağıdaki gibidir:
- Kuru fasulyenin kabuk kısmında yer alan çözünür ve çözünmez posa türleri bireylerin daha dengeli kan şekeri seviyelerine sahip olmasını ve sindirim sistemlerinin daha sağlıklı bir şekilde işlevini yerine getirmesini sağlar.
- Birçok hayvansal protein kaynağı kolesterol içerir. Hiç kolesterol içermeyen protein kaynakları olarak bilinen kuru baklagilleri düzenli olarak diyete eklemek ise, günlük protein ihtiyacını karşılarken kan lipid düzeylerinin sağlıklı aralıkta kalmasına yardımcı olur.
- İçerdiği B grubu vitaminler, mineraller ve birçok fitokimyasal sayesinde kuru fasulye vücudun günlük ihtiyacı olan birçok bileşeni tek başına karşılayabilir.
- Kuru baklagiller, besin değeri en yüksek bitkisel kaynaklar arasında yer alır. Bununla birlikte diğer protein kaynaklarına kıyasla daha ekonomiktir.
Gebelikte Kuru Fasulyenin Faydaları Nelerdir?
Gebelikte, sağlıklı ve kontrollü bir şekilde kilo almak hem annenin hem de bebeğin sağlığı için önemlidir. Yağ oranı oldukça az olan kuru fasulyeyi dengeli bir şekilde diyete eklemek, gebelik sürecinin daha sağlıklı geçmesine yardımcı olabilir.
Gebelik süresince annenin sindirim güçlüğü ve kabızlık yaşamaması için yeterli diyet posası tüketmesi önerilir. İyi pişmiş kuru baklagillerin düzenli olarak annenin diyetine eklenmesi, annenin yeterli ve sağlıklı diyet posası almasına yardımcı olur.
Gebelikte kuru fasulyenin faydaları arasında, süreç boyunca annenin artan vitamin ve mineral ihtiyaçlarının bir miktarını karşılayabilmesi gelir. Annenin B grubu vitaminlerden zengin beslenmesi, bebeğin beyin gelişimi için gebelik öncesinden doğuma kadar oldukça önemlidir.
Çocukluk Çağında Kuru Fasulyenin Faydaları Nelerdir?
Çocukluk çağı, hem fiziksel gelişimin hem de beyin gelişiminin sağlıklı bir şekilde ilerlemesinin elzem olduğu bir süreçtir. Bu süreçte yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni benimsemek, yetişkinlik çağına sağlıklı bireyler olarak ulaşmanın anahtarıdır. Ayrıca, yeterli ve dengeli beslenen çocukların hayat ve okul başarılarının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Çocukların ihtiyaçları olan enerji, karbonhidrat ve proteinin bir kısmı, zengin besin değerine sahip kuru baklagiller tarafından karşılanmalıdır.
Yaşlılıkta Kuru Fasulyenin Faydaları Nelerdir?
İnsanlar yaşlandıkça, daha yavaş bir sindirim sistemine sahip olurlar. Yavaşlayan sindirim sistemi, gün içinde yeterli egzersiz, düzenli su tüketimi ve diyet posası tüketimi ile optimum düzeyde tutulabilir. Diyet posası en yüksek besin grupları arasında kuru fasulyenin de içinde yer aldığı kuru baklagiller grubu gelir. Sağlıklı bir yaşlılık süreci için haftanın belirli günlerinde kuru baklagil tüketilebilir.
Yaşlıların sindirim sistemleri ile beraber vücutlarındaki diğer metabolik faaliyetler de daha hassas hale gelir. Bu süreçte kan şekerini dengede tutmak için basit karbonhidrat kaynaklarını, kan yağ asitleri seviyelerini dengede tutmak için ise hayvansal protein kaynaklarını daha az tüketmeleri önerilir. Kompleks karbonhidrat kaynağı olan ve neredeyse hiç yağ içermeyen kuru fasulye, yaşlılar için en uygun bitkisel protein kaynakları arasındadır.
Kuru Fasulye Tüketiminin Hastalıklarla İlişkisi

Kuru fasulye ve diğer kuru baklagiller, metabolik ve otoimmün birçok hastalığın beslenme tedavisinde tercih edilen bir besin grubudur. Düzenli ve yeterli tüketildiği sürece kalp ve damar hastalıkları, diabetes mellitus (diyabet), kanser ve hipertansiyon gibi hastalıklardan korunmak ve bu hastalıklarla mücadelede yardımcı olmak için diyet listelerinde sıklıkla tercih edilir.
Kuru Baklagiller-Kalp ve Damar Hastalıkları
Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde en sık ölüme neden olan hastalıklar olarak bilinmektedir. Kalp ve damar hastalıklarından korunmak için en iyi beslenme türü düşük total yağ ve kolesterol içeriğine sahip bir diyettir. Yapılan araştırmalara göre, günde 150 gram pişmiş kuru baklagil içeren bir diyetle beslenmenin popülasyonda daha düşük bir ölüm oranı sağladığı bilinmektedir.
Kuru Baklagiller-Diyabet
Bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite ve buna bağlı oluşan tip 2 diyabet, günümüzde değişen beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı ile doğrudan ilişkilidir. Kuru baklagiller, tip 2 diyabetin oluşma riskini azaltabilir. Bunun sebebi, kuru baklagillerin içeriğindeki biyoaktif bileşenlerin sağlığı geliştirmeye yardımcı olmasıdır.
Kuru Baklagiller-Kanser
Yüksek çözünür ve çözünmez posa içeriğine sahip kuru baklagillerin düzenli olarak tüketilmesi, sindirim sistemi sağlığını (özellikle bağırsak sağlığını) destekler. Yayınlanan birçok bilimsel araştırma, yüksek diyet lifi ve folik asit (B vitamini türü) tüketiminin kolon kanseri riskini azalttığını göstermektedir. Bu tarz çalışmalar beslenme düzeninin ve içeriğinin ölüm oranı yüksek birçok hastalığın önlenmesinde önemli olduğunu gösterir.