Men Sendromları Nelerdir?
MEN Sendromları, vücutta birden fazla hormon salgılayan bezde aynı anda veya farklı zamanlarda iyi ya da kötü huylu tümör oluşumu ile karakterize olan nadir bir genetik hastalıktır.
Bu sendromlar otozomal dominant yolla aktarılır; yani anne veya babadan sadece birinde bu hatalı genin bulunması, hastalığın çocuklara geçme riskinin oluşmasına neden olur. MEN sendromları, etkilenen endokrin bezlerine ve genetik mutasyona göre 3 ana tipe ayrılır:
MEN 1 Sendromu
MEN 1 sendromu, Wermer sendromu olarak da bilinir. Boyundaki paratiroid bezlerinin aşırı büyümesi (hiperplazi) veya tümörleşmesi sonucu kana çok fazla paratiroid hormonu salgılanır. Bu da kalsiyum yüksekliğine ve buna bağlı olarak böbrek taşlarına ya da kemik erimelerine yol açar.
Sendromda, pankreastaki hormon salgılayan hücrelerde tümörler gelişir. Bu durumda ise Zollinger-Ellison sendromu ve kan şekerini insülinoma görülebilir. Piter bezi tümörleri de bu sendromda sık görülür. Beynin tabanındaki hipofiz bezinde gelişen tümörler olarak da bilinir. Kadınlarda adet düzensizliği ve memeden süt gelmesine, erkeklerde ise cinsel isteksizliğe neden olabilir.
MEN 2A Sendromu
MEN 2 grubu sendromlar, RET adı verilen proto-onkogen bir genin mutasyonu sonucu gelişir. Bu sendroma sahip hastaların büyük bir kısmında tiroid bezinde kalsitonin hormonu salgılayan kanser türü gelişir. Tiroid kanseri oluşumu başlamadan, tiroid bezinin alınması gerekli olabilir.
Feokromositoma ise böbrek üstü bezlerinin iç kısmından kaynaklanan ve kana aşırı miktarda adrenalin ile noradrenalin hormonu salgılayan tümörlerdir. Hastalarda aniden tansiyonun yükselmesine, çarpıntıya, terlemeye ve baş ağrısına yol açar. Aynı zamanda MEN 2A hastalarının bazılarında paratiroid bezlerinde büyüme ve buna bağlı kalsiyum yüksekliği görülür.
MEN 2B Sendromu
Men 2B sendromu, MEN 3 sendromu olarak da adlandırılırken günümüzde MEN 2 sendromunun alt türü olarak kabul edilir. MEN 2B, MEN sendromları arasındaki en nadir türdür ve klinik bulguları en şiddetli olanıdır. Özellikle bebeklik ve çocukluk döneminde bu sendromun görülme riski yüksektir.
MEN 2A gibi bu sendromda RET mutasyonu nedeniyle ortaya çıkıyor olsa da paratiroid bezlerini etkilemez. Hastalarda erken yaşlarda medüller tiroid kanseri riski yüksektir ve kanser metastaz yapabilir. Feokromositoma ise MEN 2A'da olduğu gibi böbrek üstü bezinde gelişen ve tansiyon krizlerine neden olan tümörlerdir ve bu türde de ortaya çıkar.
Hastaların dillerinde, dudaklarında, göz kapaklarında ve sindirim sisteminde nöroma adı verilen tümörler oluşur. Bu durum dudakların normalden daha kalın ve pütürlü görünmesine neden olabilir. MEN 2B hastalarında kişiler genellikle; uzun boylu, uzun parmaklı, gevşek eklemli ve zayıf bir kas yapısına sahiptirler.
MEN Sendromlarının Belirtileri Nelerdir?

Hastalık genellikle belirti göstermeden ortaya çıkar ve ilk semptom genellikle kanda kalsiyum seviyesinin yüksek olmasıdır. Sendromlar hormonal dengesizlikler yaratabilir ve çevre dokulara baskı uygulayarak, farklı bölgelerde sorunlara neden olabilir. Belirtiler sendromunun türüne göre değişkenlik gösterir. MEN sendromu belirtileri arasında şu maddelere yer verilebilir:
- Böbrek taşı oluşumu
- Mide ülseri
- Titreme ve bayılma
- Düşük kan şekeri
- Yorgunluk ve halsizlik
- İshal
- Mide bulantısı ve kusma
- Karın ağrısı
- Kemiklerde ağrı
- Baş ağrısı
- Görme alanında daralma
- Adet düzensizliği
- Memeden süt gelmesi
- Cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık
- Boyunda şişlik
- Yutma ve yutkunma problemleri
- Çarpıntı
- Terleme
- Tansiyon yükselmesi
- Ani kilo kaybı
- Sinir ucu tümörleri
MEN Sendromları Nasıl Teşhis Edilir?
MEN sendromlarının teşhisi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Öncelikle laboratuvar testleri yapılır. Tümörlerin salgıladığı hormonlar vücutta yükseldiği için hastalardan idrar ve kan tahlili talep edilir. MEN 1 ve MEN 2A'da en sık görülen belirtilerden biri paratiroid bezinin büyümesidir. Bu nedenle de kanda kalsiyum ve PTH yüksekliği incelenir.
MEN 2 sendromlarında medüller tiroid kanserinin erken teşhis edilebilmesi için kalsitonin hormonu seviyesi ölçülür. Hipofiz adenomlarını tespit etmek amacıyla kanda prolaktin, büyüme hormonu ve ACTH seviyelerine bakılır. Zollinger-Ellison sendromu şüphesi söz konusu ise insülin, C-peptit veya vazoaktif intestinal peptid düzeyleri ölçülerek pankreasta tümör riski olup olmadığı değerlendirilir.
Feokromasitomanın teşhisi için kan veya 24 saatlik idrarda metanefrin seviyeleri incelenir. Tümör şüphesi varsa tümörlerin yerini, boyutunu ve metastaz yapıp yapmadığını değerlendirmek için ise bilgisayarlı görüntüleme yöntemlerine başvurulur.
Özellikle hipofiz bezindeki tümörlerin yerini ve boyutunu belirlemek için MR çekimi talep edilebilir. Bu süreçte; bilgisayarlı tomografi (BT), ultrasonografi, endoskopik ultrason (EUS), sintigrafi ve PET çekimleri de gerekli olabilir. MEN sendromları genetik hastalık türleri arasında yer aldığı için kesin tanı konulabilmesi adına genetik tanı testleri uygulanır.
MEN Sendromları Nasıl Tedavi Edilir?
MEN sendromlarının tedavisi, kişide hangi sendrom türünün ortaya çıktığına bağlı olarak multidisipliner yaklaşım ile planlanır. Hastalığın temel tedavisi ameliyattır. Genellikle boyundaki 4 paratiroid bezlerinin bir kısmının veya tamamının alınması ile süreç gerçekleştirilir. Ameliyat olamayan veya cerrahi sonrası kalsiyumu yüksek seyretmeye devam eden hastalarda kalsiyum seviyesini düşürmek için ise ilaç tedavisine başlanabilir.
Mide asidininin artmasına neden olan gastrinoma tümörlerinde, midenin delinmesini ve ülser riskini önlemek için mide koruyucular kullanılır. Kan şekerini düşüren insülinomalarda ise ilaç tedavisi ve diyet önerilir.
Prolaktin salgılayan tümörlerde ise öncelikli olarak ilaç tedavisinde başlanır. Böylelikle hem hormon seviyesini normale düşürür hem de tümör kontrol altına alınır. İlaç tedavisine yanıt vermeyen tümörler ise kapalı ameliyat yöntemi ile çıkarılır. Gerekli durumlarda ise radyoterapiye başvurulur.