Tüp Mide Ameliyatı

Tüp Mide Ameliyatı Nedir? Nasıl Yapılır?

Tüp mide ameliyatı, obezite tedavisinde uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Tıbbi adıyla sleeve gastrektomi olarak bilinen bu ameliyat, midenin yaklaşık %75-80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemidir.

Güncelleme :
Görüntüleme : 132.715
Medical Park’ı sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin
ai Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Obezite birçok açıdan kozmetik bir sorun olarak algılanıyor olsa da dünya genelinde ölüme yol açan önlenebilir hastalıklar arasında sigaraya bağlı akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alan son derece önemli bir sağlık sorunudur.

Başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere diyabetten depresyona kadar çok sayıda önemli hastalığa zemin oluşturan obezite, kişinin genel sağlık durumunu bütünüyle etkileyen kronik ve kompleks bir hastalık tablosudur.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından obezite, “vücuttaki yağ kütlesinin, kas ve kemik doku gibi yağsız kütleye oranla artması ve aşırı yağ depolanması ile karakterize olan, kişide fiziksel, ruhsal ve sosyal problemlere yol açabilen bir enerji metabolizması bozukluğu” olarak tanımlanır ve kanserden metabolik sendroma kadar çok sayıda hastalıkla ilişkili olduğu kabul edilir.

Sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı ile ortaya çıkan obezitenin davranış temelli geleneksel tedavisi, hasta açısından oldukça zorlayıcı olabilir.

Bu durum hastanın tedavi sürecine uyumunu zorlaştırdığı için tedavide aksaklıklar yaşanır ve kişinin genel sağlık durumu bu süreçte daha kötüye gidebilir.

Bu nedenle günümüzde obezite tedavisi için altın standart tüp mide ameliyatı gibi bariatrik cerrahi tedavi yöntemleridir.

Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi) Ameliyatı Nedir?

Tüp mide ameliyatı, obezite tedavisinde uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Tıbbi adıyla sleeve gastrektomi olarak bilinen bu ameliyat, midenin yaklaşık %75-80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemidir.

Geriye kalan mide, ince ve uzun bir tüp şeklinde olur; bu nedenle operasyona “tüp mide” adı verilmiştir.

Bu ameliyatın temel amacı, mide hacmini küçülterek kişinin daha az yemekle doymasını sağlamak ve böylece kilo kaybını teşvik etmektir.

Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi) Ameliyatı Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

Tüp mide ameliyatı, esas olarak ileri derecede obezite sorunu yaşayan bireylerde kilo kaybını sağlamak amacıyla uygulanır.

Ancak bu operasyon sadece estetik veya kilo kaybı hedefli değil, aynı zamanda obeziteye bağlı gelişen ciddi sağlık sorunlarının tedavisine yardımcı olmak için de tercih edilir.

Bu hastalıklar arasında tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, yağlı karaciğer hastalığı, polikistik over sendromu (PCOS), reflü ve eklem hastalıkları yer alır.

Op. Dr. Salih Can ÇELİK, tüp mide ameliyatının nasıl yapıldığı, ameliyat esnasında hangi yöntemlerin kullanıldığı, ameliyat sonrası sürecin nasıl ilerlediği ile ilgili detayları aşağıdaki videoda ele alıyor. 

Tüp Mide Ameliyatı Kimlere Uygulanır?


Tüp mide ameliyatı, vücut kitle indeksi 50 kg/m2’den yüksek olup süper obez olarak tanımlanan ileri evre obezite hastaları için en uygun tedavi yöntemlerinden biridir.

Bunun yanı sıra vücut kitle indeksi 50 kg/m2’den düşük olmasına rağmen bu yöntemi isteyen obez kişilerde de güvenli şekilde tercih edilir.

Tüp mide ameliyatı uygulanan hastaların neredeyse tamamı ilk 1 yıl içinde fazla kiloların yaklaşık %55’inden kurtulur.

Operasyona bağlı komplikasyon oranı yalnızca %8 olarak bildirilmiş ve bu nedenle tüp mide ameliyatı neredeyse tüm obezite hastaları için güvenli yöntemlerden biri olarak kabul edilmiştir.

Hastaların %66’sında diyabet hastalığı ile ilişkili bulguların tamamen ortadan kalktığı ve genel sağlık durumunun son derece hızlı bir şekilde iyileştiği görülmüştür.

Tüm bu bilgiler doğrultusunda laparoskopik tüp mide ameliyatının morbid obezite tanısı almış kişiler için tek başına veya diğer tedavi yöntemleri ile birlikte en sık tercih edilen uygulama olduğunu söylemek mümkündür.


Mide Küçültme Ameliyatı Süresi Nedir?

Bariatrik cerrahi, obezite tedavisi için uzun dönem boyunca sürdürülebilir kilo kaybı sağlayan en etkili tedavi seçeneği olarak kabul edilir.

Obezitenin cerrahi tedavisi ile ilgili ilk çalışma 2004 yılında İsveç Obez Çalışma Grubu (SOS) tarafından yapılmış ve cerrahi tedavi uygulanmış olan hastalar tedavi sonrasında 10 yıl boyunca yakın takip edilmiştir.

Bu çalışmadan elde edilen başarılı sonuçlar doğrultusunda tüp mide ameliyatı gibi bariatrik cerrahi yöntemleri tüm dünyada yaygın hale gelmiş; günümüzde çalışmanın 20. yıl sonuçlarının da yayınlanması ile birlikte cerrahi uygulamalar obezite tedavisinde en etkili yöntem olarak kabul edilmiştir.

Obezite hastalığı, kişinin sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzını benimsemesi ile ortaya çıkar ve hastalıkla birlikte efor gerektiren egzersizleri uygulamak çok daha zor hale gelir.

Bu nedenle hastaların cerrahi dışı tedaviye uyumu zorlaşır ve ek olarak ortaya çıkan psikolojik problemler, çeşitli yeme bozukluklarına yol açabilir.

Bu nedenle obezitenin kesin tedavisi için en etkili yöntemin tüp mide ve diğer bariatrik cerrahi tedavi yöntemleri olduğunu söylemek mümkündür.

Tüp Mide Ameliyatı Nasıl Uygulanır?

Mide hacmini küçülterek kişinin tek seferde tüketebileceği besin miktarını ve kalori alımını kısıtlayan tüp mide ameliyatı, obezitenin cerrahi tedavi uygulamaları arasında en sık tercih edilen yöntemlerden biridir.

Tıpta Sleeve Gastrektomi olarak adlandırılan bu yöntemde midenin antrum olarak adlandırılan alt kısmından başlanarak proksimal his açısında sonlanan stapler hattı boyunca, yaklaşık %85’i kesilerek çıkarılır ve mide kapasitesi en fazla 100 ml olacak şekilde azaltılır.

Midenin operasyon sonrasındaki yeni görünümü tüpe benzediği için bu işlem tüp mide ameliyatı olarak da adlandırılır.

Sleeve gastrektomi ameliyatı laparoskopik yöntemle, karın duvarından küçük bir kesi ile girilerek gerçekleştirilir. Açık cerrahi girişim gerektirmemesi hem iyileşme süresini kısalttığı hem de cerrahiye bağlı enfeksiyon riskini azalttığı için hasta açısından son derece avantajlıdır.

İleri obezite olgularında dahi ciddi kilo kaybı sağlayan bu uygulama, aynı zamanda mide kapağının etrafında yer alan sfinkter kasların bütünlüğünü korur.

Bu sayede mide ile yemek borusu arasındaki ayrımı korumayı başaran tüp mide ameliyatı, diğer bariatrik cerrahi yöntemlere göre daha çok daha avantajlı bir yöntem olarak kabul edilir.


Tüp Mide Ameliyatı Olanlar Ne Kadar Kilo Veriyor?

Yalnızca mide kapasitesini azaltarak besin ve kalori alımını kısıtlayan tüp mide ameliyatı, diğer bazı cerrahi yöntemlerde olduğu gibi bağırsaklarda gerçekleşen besin emilimini etkilemez.

Besin emilimin etkilendiği tedavi yöntemleri kişiyi başta demir eksikliği anemisi olmak üzere birçok hastalığa yatkın hale getirir.

Bu nedenle tüp mide ameliyatı, obeziteyi tedavi etmesinin yanı sıra kişinin genel sağlık bütünlüğünü koruması nedeniyle de diğer yöntemlere göre daha güvenilir bir seçenektir.

Bunun yanı sıra açlık hormonu olarak da bilinen ghrelin, midenin gastrik fundus olarak adlandırılan bir bölümünden salgılanır ve tüp mide ameliyatı ile gastrik fundusun büyük bir kısmı alınır.

Bunun sonucunda mideden salgılanan açlık hormonu miktarı düşer ve kişinin iştahı, operasyon sonrasında eskiye oranla oldukça azalır. Tüm bu etkiler sayesinde tüp mide ameliyatı ile son derece hızlı ve kalıcı kilo kaybı sağlanır.

Zayıflamanın getirdiği fiziksel ve ruhsal rahatlama günlük yaşam kalitesini hissedilir derecede artırır. Fazla kiloların çoğu 1 yıl içerisinde kaybedilebilir.

Bu da morbid obez bir hasta için neredeyse 40-50 kilo gibi bir ağırlığa tekabül edebilir. Ameliyattan sonra obeziteyle ilişkili hastalıklardan tip 2 şeker hastalığı ve uyku apnesi sorunlarının dörtte üçü, kan yağları yüksekliği ve yüksek tansiyon problemlerinin yarıdan çoğu, diz ağrılarının yarısı, bacak varislerinin çoğu düzelir.

Bu düzelmeler zayıflamanın başlamasıyla birlikte başka hiç bir tedaviye gerek kalmaksızın kendiliğinden gerçekleşir.

Kişinin genel sağlık düzeyinde hızlı bir iyileşme meydana gelir.


Tüp Mide Ameliyatı Riskli midir?

Tüp mide ameliyatı genel olarak tüm ameliyatlar içinde hafif-orta derecede riskli bir ameliyattır. Hastaların büyük bir çoğunluğu herhangi bir ek sorun yaşamaz.

Komplikasyon görülme oranı %2 civarındadır. Ameliyat kapalı teknikle yapıldığı için aynı gün ayağa kalkmak mümkündür. Hastanede 3-4 gün yatış yeterlidir.

Birkaç hafta içinde olağan gündelik hayata dönülebilir. Takip sonuçları mükemmele yakındır. Hastalar ameliyattan sonraki günler içinde kilo kaybetmeye başlar.

Birkaç ay içinde zayıflama belirgin hale gelir. Binlerce hastaya ait uzun dönem tıbbi takip sonuçları tüp mide ameliyatı olan hastaların fazla kilolarının %70-80'ini kaybettiğini göstermektedir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme

Tüp mide operasyonu sonrasında beslenme düzeni oldukça önemlidir. Operasyonun ilk haftalarında tamamen sıvı ile beslenme döneminden sırasıyla püre ve katı dönemine geçilir. Mide kendisini çabuk yenileyen bir organ olduğu için doktorunuzun size vereceği beslenme önerilerine uymak hem doğru kilo kaybını sağlayacak hem de kilonun geri alınmasını zorlaştıracaktır.

Çabuk doyma ve az yeme avantajınızı ömür boyunca koruyabilmeniz için katı ürünlerle sıvı ürünlerin tüketiminin arasına yarım saat koymak hem mide hacminizin genişlemesini önlemek açısından hem de eksik beslenmeyi engellemek için oldukça önemlidir.

Tüp mide operasyonundan sonraki ilk aylarda, protein, vitamin ve çeşitli gıda takviyeleri de doktorunuz tarafından önerilebilir.

Yine doktorunuzun vereceği basit egzersizleri kilo verme evresinde yapmak sarkma oluşmasını engelleyecek hem de bağırsak ve mide düzeninize katkı sağlayacaktır.

Tüp Mide Ameliyatı Fiyatları 2026

Obezite ve aşırı kilo çağımızın en önemli sağlık problemlerindendir. Tüp mide operasyonlarının 2025 fiyatları, hekimin ve cerrahi ekibin deneyimine, kullanılacak malzemelere bağlı değişebilir.

Tüp mide operasyonu hakkında fiyat verebilmek için doktor muayenesi ve bilgilendirmesi hastalar için daha iyi bir deneyim olacaktır.

Sizler de yepyeni bir hayata merhaba demek ve obezite tedavisinde bütüncül yaklaşım ile kilo vermek, kilodan kaynaklanan tüm diğer sağlık problemleri ve komplikasyonlardan kurtulmak istiyorsanız uzman hekimlere başvurarak süreçle ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz.

Obezite 2025 fiyatları hakkında da hastanelerden ve obezite cerrahlarının uzman ekiplerinden detaylı bilgi alınabilir. 2025 obezite fiyatları aralığı hakkında hastayı muayene edip cerrahi işleme karar verilmeden net bir bilgi verilmesi mümkün değildir. 

Çocuklarda Mide Küçültme Ameliyatı

Mide küçültme ameliyatı için ideal yaş başlangıcı 18 olsa da, çocuk ciddi obezite yaşıyor ve kilo vermekte büyük güçlük çekiyorsa doktor daha erken yaşta da ameliyatı uygun görebilir. Özellikle obeziteye bağlı hipertansiyon veya kolesterol yüksekliği gibi rahatsızlıkları bulunan ve bu nedenle risk altında olan çocuklarda, hekimler reşit olma şartını beklemeden ameliyatı gerekli görebilir. Bu konuda nihai kararı yalnızca çocuk cerrahları ve ilgili uzman ekip verebilir.

Yaşlılarda Mide Küçültme Ameliyatı

Yaşlılarda mide küçültme ameliyatı, uygulanan genel anestezinin kaldırılmasının daha zor olabilmesi nedeniyle biraz daha riskli kabul edilir. Ayrıca bazı kronik rahatsızlıklar da ameliyata engel oluşturabilir. Cerrahlar, hastanın ameliyata uygun olup olmadığını belirlemek için çeşitli testler uygular; bu değerlendirmede kalp ritmi, damar tıkanıklığı durumu, şeker hastalığı ve tansiyon gibi faktörler göz önünde bulundurulur. Yaş ve sağlık durumu uygunsa operasyon yaşlı bireylere de uygulanabilir.

Mide Küçültme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Her cerrahi operasyonda olduğu gibi mide küçültme ameliyatında da bazı riskler bulunur. Bu riskler kişiden kişiye farklılık gösterebilir; bazı hastalarda birden fazla risk görülebilirken bazılarında hiçbiri yaşanmayabilir. Genel olarak oluşma ihtimali bulunan riskler şunlardır:

  • Enfeksiyon kapma
  • Aşırı derecede kanama
  • Anesteziye hassasiyet gösterme
  • Solunum ya da akciğer problemleri
  • Kanın pıhtılaşması
  • Ameliyat sonrası olması gerekenden hızlı kilo vermek
  • Hızlı kilo vermeye bağlı olarak gelişen ishal durumu
  • Kaybedilen kilonun fazla olmasıyla ilişkili deri fazlalığı ve sarkması
  • Bağırsak sorunları

Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Tüp mide ameliyatı ile midenin %80-85’i alınır ve mide hacmi yaklaşık 100 ml olacak şekilde azaltılır. Ameliyattan sonra mide kapasitesi bir miktar artar ancak hekim önerileri doğrultusunda beslenilmediği takdirde mide tekrar büyüyebilir. Bunun sonucunda hasta, ameliyat sonrası hızlı şekilde kaybettiği kiloların bir bölümünü geri alabilir. Tüp mide ameliyatından en doğru faydayı görebilmek için ameliyat sonrasındaki süreçte hekim tarafından planlanan beslenme önerilerine harfiyen uymak son derece önemlidir.

Bariatrik cerrahi operasyonlarından biri olan tüp mide operasyonun ardından hızlı kilo vermeye bağlı olarak ciltte gevşeme, sarkma ve çatlak oluşumları yaşanabilir. Bu komplikasyonlar spor ve doğru egzersizlerde kısa sürede giderilebileceği gibi morbid obez hastalarda oluşabilecek daha yoğun sarkmalar için liposuction başta olmak üzere çok sayıda estetik seçenek ile de sıkılaşma mümkündür. Unutulmamalıdır ki doktorunuzun ve diyetisyeninizin önerdiği beslenme ve egzersiz düzenine uymak derinin daha sıkı toparlanmasını sağlayacak, sarkmaları önleyecek ve hızla sıkılaştırma sağlanacaktır.

Tüp mide ameliyatı neredeyse tüm obezite hastaları için güvenli yöntemlerden biri olarak kabul edilmiştir. Obezite karaciğer yağlanmasından, şeker hastalığına, kalp ve akciğer hastalıklarından, psikolojik rahatsızlıklara pek çok kronik soruna yol açan ciddi bir rahatsızlıktır. Tüp mide operasyonu geçiren hastaların %66’sında diyabet hastalığı ile ilişkili bulguların tamamen ortadan kalktığı ve genel sağlık durumunun son derece hızlı bir şekilde iyileştiği görülmüştür. Öte yandan pek çok obezite hastasında insülin direnci olduğu görülür. Prediyabet adı verilen henüz diyabet hastalığının tam olarak oluşmadığı ve yalnızca başlangıç düzeyinde insülin direncinin gözlendiği hastalarda, başta tüp mide olmak üzere obezite cerrahisi uygulamaları ile diyabet hastalığı oluşmadan insülin direncinin önüne geçmek mümkündür.

Tüp mide ameliyatı tüm bariatrik cerrahi yöntemleri arasında etkinliği en yüksek olan tedavi seçeneğidir. Yalnızca mide hacminin küçültülmesi ve besin emiliminin değil besin miktarının kısıtlanması ile kalori kaybı sağlanırken aynı zamanda hücrelerin yeterli düzeyde beslenmesi sürdürülür. Bu sayede kişinin vücut direnci zayıflamadan kilo kaybı gerçekleşir. Bununla birlikte tüp mide ameliyatının özellikle kelepçe gibi uygulamalara kıyasla hem daha az komplikasyon riskine sahip olması hem de çok daha uzun süre kalıcı kilo kaybı sağlaması nedeniyle son derece avantajlı bir yöntemdir. Öyle ki, tüp mide tedavisinin keşfiyle birlikte kelepçe ve benzer uygulamalar neredeyse tamamen ortadan kalkmış, tüp mide operasyonu tüm avantajları sayesinde en sık tercih edilen bariatrik cerrahi yöntem haline gelmiştir. Gastrik Bypass operasyonları ise tüp mideden sonra en yaygın yapılandır. Hastanın hangi operasyona uygun olduğuna alanında uzman hekim, hastanın yaşına, beslenme bozukluğunun türüne, vücut yapısına göre karar verir.

Kilo vermek isteyen hastaların en sık tercih ettiği operasyonlardan biri olan Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ameliyatını sağlık koşulları el veren 18-65 yaş aralığında bireyler sıklıkla tercih eder. Obezite pek çok kronik rahatsızlığa yol açan ciddi bir sağlık sorunu olduğu için çözümü ertelenememesi gereken rahatsızlıklardandır. Bu nedenle pek çok deneyimli hekim hastada ek komplikasyon ve kronik rahatsızlar oluşmadan önce tüp mide ya da diğer mide küçültme operasyonu ve obezite cerrahisi ameliyatlarını tavsiye etmektedir.

Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) operasyonları genellikle laparoskopik yani kapalı yöntemle uygulanır. Karın duvarından küçük bir kesi ile girilerek gerçekleştirilen operasyon için oluşan delikler estetik bir sorun yaratacak hacimde olmaz genellikle zaman içerisinde kendiliğinden kapanır.

Yalnızca mide kapasitesini azaltarak besin ve kalori alımını kısıtlayan tüp mide ameliyatı, diğer bazı cerrahi yöntemlerde olduğu gibi bağırsaklarda gerçekleşen besin emilimini etkilemez. Besin emilimin etkilendiği tedavi yöntemleri kişiyi başta demir eksikliği anemisi olmak üzere birçok hastalığa yatkın hale getirir. Bu nedenle tüp mide ameliyatı, obeziteyi tedavi etmesinin yanı sıra kişinin genel sağlık bütünlüğünü koruması nedeniyle de diğer yöntemlere göre daha güvenilir bir seçenektir. Hasta başlangıçta hızlı kilo vermeye bağlı olarak üşüme sorunu yaşayabilse de bu sorun yeni kiloya adapte olunca ortadan kalkmaktadır. Kişinin su alınıma ise etki eden bir durum bulunmamaktadır. Doktorun ve diyetisyenin verdiği katı-sıvı tüketimi kurallarına uyuldukça hastalar herhangi bir sağlıklı besin alımında kalıcı bir komplikasyon yaşamazlar.

Obezitenin cerrahi yöntemlerle tedavisi bariatrik cerrahi olarak adlandırılır ve bu yöntemler arasında tüp mide ameliyatı en sık uygulanan tedavi seçeneklerinden biridir. Genel anestezi altında ve laparoskopik (kapalı cerrahi girişim) olarak gerçekleştirilen bu operasyon, diğer pek çok cerrahi girişime oranla oldukça güvenilir yöntemlerden biridir. Verilecek kilo miktarı hastanın mevcut kilosuna bağlı değişiklik göstermektedir. Tüp mide ameliyatı uygulanan hastaların neredeyse tamamı ilk 1 yıl içinde fazla kiloların yaklaşık %55’inden kurtulur. Operasyonun ilk aylarında çok hızlı kilo verme gerçekleşirken zaman içerisinde kilo oranı azaldıkça bu aylık verilen kilo miktarı da azalacaktır.

Çağın en büyük sağlık problemlerinden biri olan obezite, pek çok kronik rahatsızlığa neden olduğu gibi üreme sistemine de etki eder. Fazla kiloların verilmesi ile beraber doğurganlık artmasının yanı sıra  sağlıklı bir hamilelik sürecinin yaşanmasına da neden olur. Tüp mide operasyonu obeziteye bağlı kısırlık riski yaşayan ya da şeker seviyesine bağlı doğurganlığında azalma meydana gelen bireylerin de sık tercih ettiği ameliyatlardan biridir. Ayrıca obezite hastalarında düşük yapma oranın da yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Açlık hormonu olarak da bilinen ghrelin, midenin gastrik fundus olarak adlandırılan bir bölümünden salgılanır ve tüp mide ameliyatı ile gastrik fundusun büyük bir kısmı alınır. Bunun sonucunda mideden salgılanan açlık hormonu miktarı düşer ve kişinin iştahı, operasyon sonrasında eskiye oranla oldukça azalır. Fakat operasyonun üzerinden 1,5-2 yıl geçtikten sonra hastanın mide kapasitesinde de, iştahında da artma oluşabilir bu nedenle, kalori oranı yüksek kızartılmış yiyecekler ve paketlenmiş hazır gıdalar tavsiye edilmez. Yine mide de deformasyon ve genişlemelere yol açan gazlı ve alkollü içecekler önerilmez. Hacmi küçük ama kalori oranı büyük soslar, yağlar, şekerli içecekler de tüp mide operasyonu sonraki beslenme düzeninde tavsiye edilmez. 

Tüp mide ameliyatından sonraki ilk bir ay çok önemlidir. Bu süreçte midenin sağlıklı bir şekilde iyileşmesi hedeflenmektedir. Ameliyatın ardından ilk hafta hasta sadece sıvı gıdalar ile beslenmelidir. Yeterli protein ve mineral alındığından emin olmak için kişilere özel diyet programı hazırlanmaktadır. Bu süreçte, protein ve vitamin takviyeleri önerilmektedir. Cilt sarkmaları içinde kolejen artırılması önerilebilir. Bunun yanı sıra katı döneme geçtikten sonra hastalara porsiyonlarını maximum vitamin ve protein alacak şekilde düzenledikleri beslenme programları tavsiye edilir.

Egzersiz, özellikle yüzme, kas egzersizleri gibi yöntemler hızlı kilo vermeye bağlı olarak deri sarkmasının iyileşmesinde etkili olacaktır. Bazı kremler ve masajların deri sıkılaştırmasına yardımcı olabileceği iddia edilmektedir. Operasyonun hemen ardından ağır spor yapılması hekimler tarafından tavsiye edilmemektedir. Onun yerine basit yürüyüşler tercih edilmedir. Fakat ilerleyen aylarda kişi istediği spor düzenine ve ritmine kısa sürede kavuşabilir.

Tüp mide operasyonu geçiren hastalar, güvenli ve sağlıklı bir hamilelik için öncelikle yeni vücuduna adaptasyonun ve kilonun dengelenmesi için en az 18 ay beklemeyi tercih eder ve doktorlar da sıklıkla operasyonun ardındaki ilk iki sene hamilelik önermez. Çoğu kadın tüp mide ameliyatından kısa bir süre sonra hamile kalabilir. Ancak ameliyattan sonra vücut birçok değişiklikten geçecektir ve buna hamilelikteki yeni değişiklerin de eklenmesini ve tekrar kilo alınımı düşünüldüğünde pek çok kadın tüp mide operasyonunun hemen ertesinde hamile kalmayı tercih etmez.

Tüp mide operasyonu öncesinde hastaya çok yönlü bir tarama ve bir dizi test yapılır. Endokrinoloji, psikiyatri, anestezi, göğüs hastalıkları, kardiyoloji ve daha pek çok branş tarafından gerçekleşecek muayeneler hem ameliyatın olası risklerinin bütününü azaltır hem de hastanın hangi operasyona uygun olduğunun belirlenmesinde yardımcı olur. Operasyona karar verildikten sonra hastalık kilo ve sağlık durumuna göre doktorun önerdiği bir diyet ya da beslenme düzeni yoksa herhangi bir değişiklik yapılmaz. Hastalar her zamanki beslenme düzenlerinde ve klasik ameliyat prosedürlerinin gerektirdiği şekilde davranır, bunun bilgilendirmesi ve takibi hekim ve ilgili obezite cerrahi ekibi tarafından sağlanır.

Tüp mide operasyonu sonrasında ideal ve sağlıklı kiloya ulaşmak 12-18 ayı bulabilir. Bu süre hastadan hastaya değişiklik göstermektedir. Kilo verme sürecindeki kişinin cinsiyeti, yaşı, kronik rahatsızlıklarının bulunup bulunmadığı, metabolizma hızı ve daha pek çok şey ideal kiloya ulaşma süresini etkiler. Revizyon tüp mide ameliyatı genellikle daha önce tüp mide ameliyatı olmuş ve bu sürenin sonunda gereken sonuçları alamamış tüm hastalara uygulanabilmektedir. Burada ilk operasyonun doğru uygulanamaması kadar hastanın sonraki beslenme düzenine hiç dikkat etmemesi de etkili olabilir. Bu tür hastalarda re-sleeve yani revizyon tüp mide operasyonları tercih edilebilir. Ayrıca obezite seviyesi iki cerrahi işlem gerektirecek kadar yoğun olan hastalarda da ikinci bir tüp mide operasyonu ya da farklı cerrahi işlemler uygulanabilir.

Genel anestezi altında ve laparoskopik (kapalı cerrahi girişim) olarak gerçekleştirilen tüp mide operasyonu, diğer pek çok cerrahi girişime oranla oldukça güvenilir yöntemlerden biridir. Bununla birlikte tüp mide ameliyatının özellikle kelepçe gibi uygulamalara kıyasla hem daha az komplikasyon riskine sahip olması hem de çok daha uzun süre kalıcı kilo kaybı sağlaması nedeniyle son derece avantajlı bir yöntemdir. Öyle ki, tüp mide tedavisinin keşfiyle birlikte kelepçe ve benzer uygulamalar neredeyse tamamen ortadan kalkmış, tüp mide operasyonu tüm avantajları sayesinde en sık tercih edilen bariatrik cerrahi yöntem haline gelmiştir. Hastalar birkaç günlük hastanede yatış sürecinin ardından normal hayatına yeni bir beslenme düzeni ile devam eder.

Tüp mide ameliyatı ile midenin %80-85’i alınır ve mide hacmi yaklaşık 100 ml olacak şekilde azaltılır. Ameliyattan sonra mide kapasitesi bir miktar artar ancak hekim önerileri doğrultusunda beslenilmediği takdirde mide gereğinden fazla büyüyebilir. Bunun sonucunda hasta, ameliyat sonrası hızlı şekilde kaybettiği kiloları geri alır. Tüp mide ameliyatından en doğru faydayı görebilmek için ameliyat sonrasındaki süreçte hekim tarafından planlanan beslenme önerilerine harfiyen uymak son derece önemlidir.

Tüp mide ameliyatı genellikle vücut kitle indeksi (VKİ) 40’ın üzerinde olan, yani morbid obez kategorisindeki kişilere uygulanır. Ayrıca VKİ’si 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi gibi obeziteye bağlı ek hastalıkları bulunan bireyler de bu ameliyat için aday olabilir. Diyet, egzersiz ve medikal tedavilere rağmen kalıcı kilo veremeyen kişilerde tercih edilen bir yöntemdir.

Tüp mide ameliyatı, uygun hasta seçimi ve uzman cerrahlar tarafından uygulandığında genellikle güvenli ve etkili bir işlemdir. Ameliyat sonrası kilo kaybı sayesinde diyabet, tansiyon, uyku apnesi gibi hastalıklarda iyileşme görülür. Ancak her cerrahi işlemde olduğu gibi tüp mide ameliyatının da riskleri vardır ve dikkatli takip gerektirir.

Ameliyat sonrası en büyük zorluklar arasında beslenme düzenine uyum sağlama, yeterli protein ve vitamin alımı, mide hacminin küçülmesi nedeniyle hızlı doygunluk ve bazı gıdaları tolere edememe yer alır. Psikolojik olarak da adaptasyon süreci dikkatle yönetilmelidir.

Tüp mide ameliyatı sonrası gazlı içecekler, şekerli yiyecekler, kızartmalar, alkol, yüksek yağlı besinler ve büyük porsiyonlu öğünler yasaktır. Ayrıca hızlı yemek yemek, yeterince çiğnememek ve sıvı-tokatlı gıda karışımlarına dikkat edilmemesi de sakıncalıdır. Bu kurallar hem mide sağlığını korumak hem de kilo kaybının sürdürülebilir olmasını sağlamak için önemlidir.

Tüp mide ameliyatında midenin yaklaşık %75-80’i alınır. Bu, kişinin çok daha az yemekle doymasına neden olur. Aynı zamanda açlık hormonu olan ghrelin salgısı azalır, bu da iştahı düşürür. Ancak bu durum bazı besin gruplarını sınırlı tüketmeye, vitamin-mineral eksikliklerine ve başlangıçta yeme alışkanlıklarını yeniden yapılandırmaya ihtiyaç doğurabilir.

Her ameliyat gibi tüp mide operasyonunda da bireysel farklılıkların yaşanma ihtimali vardır. Bazı kişiler, yeterli bilgilendirme ve hazırlık olmadan ameliyat olduklarında beslenme kısıtlamalarına uyum sağlamakta zorlanabilir. Bu gibi durumlar pişmanlık yaşanmasına neden olabilir. Ancak doğru bilgilendirme ve düzenli takip sonucunda çoğu hasta sonuçlardan memnundur.

Teşekkürler

En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!


Güncelleme
Güncel Versiyon
Yayınlanma Tarihi:
Op. Dr. Salih Can Çelik

Op. Dr.

Salih Can Çelik

Gastroenteroloji Cerrahisi

Bu içeriğin geliştirilmesinde  Medical Park Yayın Kurulu  katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Teşekkürler! En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!

Makaleye Dön

Sayfa bağlantısı panoya kopyalandı!

Tamam