Obezite birçok açıdan kozmetik bir sorun olarak algılanıyor olsa da dünya genelinde ölüme yol açan önlenebilir hastalıklar arasında sigaraya bağlı akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alan son derece önemli bir sağlık sorunudur.
Başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere diyabetten depresyona kadar çok sayıda önemli hastalığa zemin oluşturan obezite, kişinin genel sağlık durumunu bütünüyle etkileyen kronik ve kompleks bir hastalık tablosudur.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından obezite, “vücuttaki yağ kütlesinin, kas ve kemik doku gibi yağsız kütleye oranla artması ve aşırı yağ depolanması ile karakterize olan, kişide fiziksel, ruhsal ve sosyal problemlere yol açabilen bir enerji metabolizması bozukluğu” olarak tanımlanır ve kanserden metabolik sendroma kadar çok sayıda hastalıkla ilişkili olduğu kabul edilir.
Sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı ile ortaya çıkan obezitenin davranış temelli geleneksel tedavisi, hasta açısından oldukça zorlayıcı olabilir.
Bu durum hastanın tedavi sürecine uyumunu zorlaştırdığı için tedavide aksaklıklar yaşanır ve kişinin genel sağlık durumu bu süreçte daha kötüye gidebilir.
Bu nedenle günümüzde obezite tedavisi için altın standart tüp mide ameliyatı gibi bariatrik cerrahi tedavi yöntemleridir.
Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi) Ameliyatı Nedir?

Tüp mide ameliyatı, obezite tedavisinde uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Tıbbi adıyla sleeve gastrektomi olarak bilinen bu ameliyat, midenin yaklaşık %75-80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemidir.
Geriye kalan mide, ince ve uzun bir tüp şeklinde olur; bu nedenle operasyona “tüp mide” adı verilmiştir.
Bu ameliyatın temel amacı, mide hacmini küçülterek kişinin daha az yemekle doymasını sağlamak ve böylece kilo kaybını teşvik etmektir.
Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi) Ameliyatı Hangi Hastalıklarda Kullanılır?
Tüp mide ameliyatı, esas olarak ileri derecede obezite sorunu yaşayan bireylerde kilo kaybını sağlamak amacıyla uygulanır.
Ancak bu operasyon sadece estetik veya kilo kaybı hedefli değil, aynı zamanda obeziteye bağlı gelişen ciddi sağlık sorunlarının tedavisine yardımcı olmak için de tercih edilir.
Bu hastalıklar arasında tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, yağlı karaciğer hastalığı, polikistik over sendromu (PCOS), reflü ve eklem hastalıkları yer alır.
Op. Dr. Salih Can ÇELİK, tüp mide ameliyatının nasıl yapıldığı, ameliyat esnasında hangi yöntemlerin kullanıldığı, ameliyat sonrası sürecin nasıl ilerlediği ile ilgili detayları aşağıdaki videoda ele alıyor.
Tüp Mide Ameliyatı Kimlere Uygulanır?
Tüp mide ameliyatı, vücut kitle indeksi 50 kg/m2’den yüksek olup süper obez olarak tanımlanan ileri evre obezite hastaları için en uygun tedavi yöntemlerinden biridir.
Bunun yanı sıra vücut kitle indeksi 50 kg/m2’den düşük olmasına rağmen bu yöntemi isteyen obez kişilerde de güvenli şekilde tercih edilir.
Tüp mide ameliyatı uygulanan hastaların neredeyse tamamı ilk 1 yıl içinde fazla kiloların yaklaşık %55’inden kurtulur.
Operasyona bağlı komplikasyon oranı yalnızca %8 olarak bildirilmiş ve bu nedenle tüp mide ameliyatı neredeyse tüm obezite hastaları için güvenli yöntemlerden biri olarak kabul edilmiştir.
Hastaların %66’sında diyabet hastalığı ile ilişkili bulguların tamamen ortadan kalktığı ve genel sağlık durumunun son derece hızlı bir şekilde iyileştiği görülmüştür.
Tüm bu bilgiler doğrultusunda laparoskopik tüp mide ameliyatının morbid obezite tanısı almış kişiler için tek başına veya diğer tedavi yöntemleri ile birlikte en sık tercih edilen uygulama olduğunu söylemek mümkündür.
Mide Küçültme Ameliyatı Süresi Nedir?
.jpg)
Bariatrik cerrahi, obezite tedavisi için uzun dönem boyunca sürdürülebilir kilo kaybı sağlayan en etkili tedavi seçeneği olarak kabul edilir.
Obezitenin cerrahi tedavisi ile ilgili ilk çalışma 2004 yılında İsveç Obez Çalışma Grubu (SOS) tarafından yapılmış ve cerrahi tedavi uygulanmış olan hastalar tedavi sonrasında 10 yıl boyunca yakın takip edilmiştir.
Bu çalışmadan elde edilen başarılı sonuçlar doğrultusunda tüp mide ameliyatı gibi bariatrik cerrahi yöntemleri tüm dünyada yaygın hale gelmiş; günümüzde çalışmanın 20. yıl sonuçlarının da yayınlanması ile birlikte cerrahi uygulamalar obezite tedavisinde en etkili yöntem olarak kabul edilmiştir.
Obezite hastalığı, kişinin sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzını benimsemesi ile ortaya çıkar ve hastalıkla birlikte efor gerektiren egzersizleri uygulamak çok daha zor hale gelir.
Bu nedenle hastaların cerrahi dışı tedaviye uyumu zorlaşır ve ek olarak ortaya çıkan psikolojik problemler, çeşitli yeme bozukluklarına yol açabilir.
Bu nedenle obezitenin kesin tedavisi için en etkili yöntemin tüp mide ve diğer bariatrik cerrahi tedavi yöntemleri olduğunu söylemek mümkündür.
Tüp Mide Ameliyatı Nasıl Uygulanır?
Mide hacmini küçülterek kişinin tek seferde tüketebileceği besin miktarını ve kalori alımını kısıtlayan tüp mide ameliyatı, obezitenin cerrahi tedavi uygulamaları arasında en sık tercih edilen yöntemlerden biridir.
Tıpta Sleeve Gastrektomi olarak adlandırılan bu yöntemde midenin antrum olarak adlandırılan alt kısmından başlanarak proksimal his açısında sonlanan stapler hattı boyunca, yaklaşık %85’i kesilerek çıkarılır ve mide kapasitesi en fazla 100 ml olacak şekilde azaltılır.
Midenin operasyon sonrasındaki yeni görünümü tüpe benzediği için bu işlem tüp mide ameliyatı olarak da adlandırılır.
Sleeve gastrektomi ameliyatı laparoskopik yöntemle, karın duvarından küçük bir kesi ile girilerek gerçekleştirilir. Açık cerrahi girişim gerektirmemesi hem iyileşme süresini kısalttığı hem de cerrahiye bağlı enfeksiyon riskini azalttığı için hasta açısından son derece avantajlıdır.
İleri obezite olgularında dahi ciddi kilo kaybı sağlayan bu uygulama, aynı zamanda mide kapağının etrafında yer alan sfinkter kasların bütünlüğünü korur.
Bu sayede mide ile yemek borusu arasındaki ayrımı korumayı başaran tüp mide ameliyatı, diğer bariatrik cerrahi yöntemlere göre daha çok daha avantajlı bir yöntem olarak kabul edilir.
Tüp Mide Ameliyatı Olanlar Ne Kadar Kilo Veriyor?
.jpg)
Yalnızca mide kapasitesini azaltarak besin ve kalori alımını kısıtlayan tüp mide ameliyatı, diğer bazı cerrahi yöntemlerde olduğu gibi bağırsaklarda gerçekleşen besin emilimini etkilemez.
Besin emilimin etkilendiği tedavi yöntemleri kişiyi başta demir eksikliği anemisi olmak üzere birçok hastalığa yatkın hale getirir.
Bu nedenle tüp mide ameliyatı, obeziteyi tedavi etmesinin yanı sıra kişinin genel sağlık bütünlüğünü koruması nedeniyle de diğer yöntemlere göre daha güvenilir bir seçenektir.
Bunun yanı sıra açlık hormonu olarak da bilinen ghrelin, midenin gastrik fundus olarak adlandırılan bir bölümünden salgılanır ve tüp mide ameliyatı ile gastrik fundusun büyük bir kısmı alınır.
Bunun sonucunda mideden salgılanan açlık hormonu miktarı düşer ve kişinin iştahı, operasyon sonrasında eskiye oranla oldukça azalır. Tüm bu etkiler sayesinde tüp mide ameliyatı ile son derece hızlı ve kalıcı kilo kaybı sağlanır.
Zayıflamanın getirdiği fiziksel ve ruhsal rahatlama günlük yaşam kalitesini hissedilir derecede artırır. Fazla kiloların çoğu 1 yıl içerisinde kaybedilebilir.
Bu da morbid obez bir hasta için neredeyse 40-50 kilo gibi bir ağırlığa tekabül edebilir. Ameliyattan sonra obeziteyle ilişkili hastalıklardan tip 2 şeker hastalığı ve uyku apnesi sorunlarının dörtte üçü, kan yağları yüksekliği ve yüksek tansiyon problemlerinin yarıdan çoğu, diz ağrılarının yarısı, bacak varislerinin çoğu düzelir.
Bu düzelmeler zayıflamanın başlamasıyla birlikte başka hiç bir tedaviye gerek kalmaksızın kendiliğinden gerçekleşir.
Kişinin genel sağlık düzeyinde hızlı bir iyileşme meydana gelir.
Tüp Mide Ameliyatı Riskli midir?
Tüp mide ameliyatı genel olarak tüm ameliyatlar içinde hafif-orta derecede riskli bir ameliyattır. Hastaların büyük bir çoğunluğu herhangi bir ek sorun yaşamaz.
Komplikasyon görülme oranı %2 civarındadır. Ameliyat kapalı teknikle yapıldığı için aynı gün ayağa kalkmak mümkündür. Hastanede 3-4 gün yatış yeterlidir.
Birkaç hafta içinde olağan gündelik hayata dönülebilir. Takip sonuçları mükemmele yakındır. Hastalar ameliyattan sonraki günler içinde kilo kaybetmeye başlar.
Birkaç ay içinde zayıflama belirgin hale gelir. Binlerce hastaya ait uzun dönem tıbbi takip sonuçları tüp mide ameliyatı olan hastaların fazla kilolarının %70-80'ini kaybettiğini göstermektedir.
Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme
Tüp mide operasyonu sonrasında beslenme düzeni oldukça önemlidir. Operasyonun ilk haftalarında tamamen sıvı ile beslenme döneminden sırasıyla püre ve katı dönemine geçilir. Mide kendisini çabuk yenileyen bir organ olduğu için doktorunuzun size vereceği beslenme önerilerine uymak hem doğru kilo kaybını sağlayacak hem de kilonun geri alınmasını zorlaştıracaktır.
Çabuk doyma ve az yeme avantajınızı ömür boyunca koruyabilmeniz için katı ürünlerle sıvı ürünlerin tüketiminin arasına yarım saat koymak hem mide hacminizin genişlemesini önlemek açısından hem de eksik beslenmeyi engellemek için oldukça önemlidir.
Tüp mide operasyonundan sonraki ilk aylarda, protein, vitamin ve çeşitli gıda takviyeleri de doktorunuz tarafından önerilebilir.
Yine doktorunuzun vereceği basit egzersizleri kilo verme evresinde yapmak sarkma oluşmasını engelleyecek hem de bağırsak ve mide düzeninize katkı sağlayacaktır.
Tüp Mide Ameliyatı Fiyatları 2026
Obezite ve aşırı kilo çağımızın en önemli sağlık problemlerindendir. Tüp mide operasyonlarının 2025 fiyatları, hekimin ve cerrahi ekibin deneyimine, kullanılacak malzemelere bağlı değişebilir.
Tüp mide operasyonu hakkında fiyat verebilmek için doktor muayenesi ve bilgilendirmesi hastalar için daha iyi bir deneyim olacaktır.
Sizler de yepyeni bir hayata merhaba demek ve obezite tedavisinde bütüncül yaklaşım ile kilo vermek, kilodan kaynaklanan tüm diğer sağlık problemleri ve komplikasyonlardan kurtulmak istiyorsanız uzman hekimlere başvurarak süreçle ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz.
Obezite 2025 fiyatları hakkında da hastanelerden ve obezite cerrahlarının uzman ekiplerinden detaylı bilgi alınabilir. 2025 obezite fiyatları aralığı hakkında hastayı muayene edip cerrahi işleme karar verilmeden net bir bilgi verilmesi mümkün değildir.
Çocuklarda Mide Küçültme Ameliyatı
Mide küçültme ameliyatı için ideal yaş başlangıcı 18 olsa da, çocuk ciddi obezite yaşıyor ve kilo vermekte büyük güçlük çekiyorsa doktor daha erken yaşta da ameliyatı uygun görebilir. Özellikle obeziteye bağlı hipertansiyon veya kolesterol yüksekliği gibi rahatsızlıkları bulunan ve bu nedenle risk altında olan çocuklarda, hekimler reşit olma şartını beklemeden ameliyatı gerekli görebilir. Bu konuda nihai kararı yalnızca çocuk cerrahları ve ilgili uzman ekip verebilir.
Yaşlılarda Mide Küçültme Ameliyatı
Yaşlılarda mide küçültme ameliyatı, uygulanan genel anestezinin kaldırılmasının daha zor olabilmesi nedeniyle biraz daha riskli kabul edilir. Ayrıca bazı kronik rahatsızlıklar da ameliyata engel oluşturabilir. Cerrahlar, hastanın ameliyata uygun olup olmadığını belirlemek için çeşitli testler uygular; bu değerlendirmede kalp ritmi, damar tıkanıklığı durumu, şeker hastalığı ve tansiyon gibi faktörler göz önünde bulundurulur. Yaş ve sağlık durumu uygunsa operasyon yaşlı bireylere de uygulanabilir.
Mide Küçültme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?
Her cerrahi operasyonda olduğu gibi mide küçültme ameliyatında da bazı riskler bulunur. Bu riskler kişiden kişiye farklılık gösterebilir; bazı hastalarda birden fazla risk görülebilirken bazılarında hiçbiri yaşanmayabilir. Genel olarak oluşma ihtimali bulunan riskler şunlardır:
- Enfeksiyon kapma
- Aşırı derecede kanama
- Anesteziye hassasiyet gösterme
- Solunum ya da akciğer problemleri
- Kanın pıhtılaşması
- Ameliyat sonrası olması gerekenden hızlı kilo vermek
- Hızlı kilo vermeye bağlı olarak gelişen ishal durumu
- Kaybedilen kilonun fazla olmasıyla ilişkili deri fazlalığı ve sarkması
- Bağırsak sorunları