Oksiput posterior (OP), bebeğin başının arkasının annenin omurgasına dönük ilerlediği bir doğum kanalı duruş pozisyonudur. İdeal kabul edilen oksiput anterior pozisyonunun aksine, bu tabloda bebeğin yüzü annenin karnına doğru bakar.
Halk arasında ‘yüzü yukarı bakan bebek’ olarak da bilinen bu durum, doğum eylemini uzatabilir. Ayrıca doğum sürecinde annenin bel bölgesinde hissedilen baskı ve ağrının belirgin şekilde artmasına yol açabilir.
Doğumun birinci evresinde vakaların yaklaşık yüzde 30'unda bebeğin bu pozisyonda kaldığı görülür. Ancak bu bebeklerin sadece yüzde 5 ila 7'si doğum anında bu duruşta kalmaya devam eder.
Bebeğin baş aşağı dururken yüzünün öne dönük olması durumunda doğum süreci genellikle farklılık gösterir. Önceden belirlenmiş doğum ilerleme modellerine her zaman bire bir uyulamayabilir çünkü bebeğin hareketleri önceden belirlenemez. Bazı arka pozisyondaki doğumlar anne adayları hareket ettiğinde ve desteklendiğinde yönetilebilir. Gereken durumlarda ise bu süreç tıbbi müdahale ile tamamlanabilir.
Bazı arka pozisyondaki doğumlarda epidural anestezi uygulanır; bu da pelvik tabanın bebeğin dönmesi ve çıkması için yeterince gevşemesini sağlar. Öte yandan, ıkınma hissini azaltarak vajinal doğum sürecini bazı durumlarda daha zorlu hâle getirebilir.
Bazı bebekler dönemez ve vajinal yolla doğamaz, sezaryen ile doğmak zorunda kalır. Doğum süreci kişiden kişiye değişen pek çok farklı olasılık barındırır. Bu olasılıklara bağlı olarak da doğum süresi değişkenlik gösterir.
Oksiput Posterior Nedir?
Oksiput posterior, bebeğin baş aşağı inmesine rağmen yüzünün öne bakmasıyla doğumu zorlaştıran bir pozisyondur. Bu yerleşimde bebeğin omurgası ile annenin omurgası sırt sırta hizalanır.
Doğum kanalına bu açıyla girildiğinde bebeğin yüzü annenin leğen kemiğinin ön tarafına denk gelir. Başın kanala daha geniş bir çapla temas etmesi, doğum eylemini ve ıkınma sürecini uzatabilir. Doğum anında uygulanacak uygun hareketler ve tıbbi destekle bu süreç güvenli bir şekilde yönetilebilir.
Bebeğin sırtı genellikle annenin omurgası boyunca düz ya da kavisli bir şekilde uzanır. Bebeğin sırtının bu şekilde uzanması da çoğunlukla bebeğin çenesini yukarıya doğru iter. Çenenin yukarıda olması, arka pozisyondaki bebeğin başının, ön pozisyondaki hâline göre daha büyük görünmesine neden olur. Bebeğin başının üst kısmı pelvise önce girer ya da yerleşmeye çalışır.
Bu anatomik yerleşim nedeniyle yapılan muayene ölçümlerinde bebek olduğundan çok daha büyük görünür. Doğum kanalına ilk temas eden baş çapı, ön pozisyondaki baş çapından belirgin şekilde daha geniştir.
Bebeğin bu pozisyonda doğması güvenlidir ancak pelvisten geçmesi daha zordur. Bebek bu pozisyondaysa, bazen doğum sırasında kendiliğinden dönerek başı aşağıda kalır ve vücudu annenin sırtına dönük hâle gelir.
Oksiput Posterior Neden Olur?

Oksiput posterior fizyolojik bir varyasyondur ve tamamen normaldir. Bebeğin hareketleriyle alakalıdır. Aynı zamanda bazı klinik uygulamalara bağlı olarak bebeğin arka pozisyonda kalma sıklığı artış gösterebilir.
Epidural anestezi uygulamasının, doğumda arka pozisyon oranını yüzde 4 seviyesinden yaklaşık yüzde 13 düzeyine kadar artırdığı görülür. Düşük tiroit fonksiyonu da oksiput posterior ya da makat pozisyonu gibi pozisyonlarla ilişkili olabilir.
İdeal doğum pozisyonunda fetüs baş aşağı ve annenin sırtına dönüktür. Bu duruşta bebeğin çenesi kendi göğsüne yaslanır ve başı pelvise girmeye hazır hâle gelir. Buna oksiput anterior prezentasyon denir. Fetüslerin çoğu gebeliğin 36. haftasına kadar bu pozisyona yerleşir.
Bebek o zamana kadar oksiput posterior pozisyonunu koruyabilir. Doğumun başlangıcında bebeğin bu pozisyonda olması çok yaygındır. Yapılan bir çalışmada ilk bebeğini doğuran kadınların yüzde 52'sinin doğuma bu duruşla başladığı saptanmıştır. Bebeklerin çoğu doğum anına kadar ön pozisyona döner ve doğumda yüzde 5'ten azı arka pozisyonda kalır.
Oksiput Posterior Belirtileri ve Riskleri Nelerdir?
Oksiput posterior pozisyonu, doğum eylemi sırasında hem anne hem de bebek açısından bazı klinik zorluklar doğurabilir. Bu durum her gebelikte aynı seyretmez; kimi anne adaylarında hiçbir ek sorun yaşanmaz. Sürecin takibinde öne çıkan temel belirtiler ve karşılaşılabilecek riskler şu şekildedir:
- Daha uzun süren doğum süreci
- Doğumdan önce amniyotik kesenin yırtılması (suyun erken gelmesi ve zarların açılması)
- Doğum sancılarının beklenenden daha uzun, daha şiddetli ve daha düzensiz geçmesi
- Bebeğin itme aşamasında bile uygun pozisyon alamaması
- Daha uzun süren itme (ıkınma) aşaması
- Doğum süresince şiddetli bel ve sırt ağrısı
- Vakum ya da forseps kullanılma olasılığının daha yüksek olması
- Sezaryen doğuma ihtiyaç duyulma olasılığının daha yüksek olması
Oksiput Posterior Nasıl Düzeltilir?
Sağlık uzmanınızın doğumdan önce fetüsü döndürmek için deneyebileceği birkaç yöntem vardır. Bu yöntemler her zaman işe yaramaz, ancak güvenli bir şekilde yapılabiliyorsa, sağlık uzmanınız denemenizi önerebilir. Doğum sırasında hekimin bebeğin başını öne döndürmek için en sık başvurduğu yöntem elle döndürme işlemidir.
Elle Döndürme Yöntemi: Elle döndürme yöntemi, fetüsü döndürmenin ve vajinal doğum şansınızı artırmanın invaziv olmayan bir yoludur. Kadın doğum uzmanınız, gerekli görülen durumlarda doğum ünitesinde bu yöntemi uygular. Bu işlem, sağlık uzmanının fetüsün kalçalarını yukarı doğru kaldırmasını ve karın duvarından rahme baskıyla başını aşağıya döndürmesini içerir. Bu işlemi gerçekleştirmek için en uygun zaman gebeliğin 36. ile 38. haftaları arasındadır.
Pozisyon Değiştirme: Bazen, pozisyonunuzu değiştirerek fetüsün hareket etmesini sağlayabilirsiniz. Bu egzersizlerin acı vermeyeceğini, ancak işe yaramayabileceğini unutmayın. Bununla birlikte, uzmanlar genellikle egzersizlerin fetüsün dönmesini teşvik etme olasılığı varsa, denemeye değer olduğunu düşünürler. Bu pozisyonlar genellikle yoga benzeri pozlar yapmayı içerir.
Hareketi Teşvik Etmek İçin Uyarıcı Sesler Kullanmak: Fetüsün pozisyon değiştirmesini sağlamak için deneyebileceğiniz bir diğer şey de uyarıdır. Müzik, konuşma, sıcaklık değişiklikleri ve ışık fetüsün ilgisini çekebilir.
Rahimdeyken fetüs müzik duyabilir, cildinizden ışık değişikliklerini görebilir ve hatta konuşurken sesinizi duyabilir.Bu ses ve ışık uyarıları bebeğin anne karnında yön değiştirme hareketlerini destekleyebilir. Uyarıcı uygulamaların fetüsün hareket etmesine neden olacağının garantisi yoktur, ancak denenebilir.