Perioral Dermatit Nedir? Perioral Dermatit Belirtileri ve Tedavisi
Perioral dermatit, ağız çevresinde, bazen de burun kenarlarında ve göz çevresinde kümelenen küçük kırmızı kabarcıklar, pullanma ve yanma hissiyle seyreden, bulaşıcı olmayan iltihabi bir cilt hastalığıdır. Çoğunlukla genç yetişkin kadınlarda görülür ve uygun tedaviyle çoğu zaman tamamen kontrol altına alınabilir.
Perioral Dermatit Nedir?
Perioral dermatit, adını "ağız çevresi" anlamına gelen perioral kelimesinden alır. Döküntü yalnızca ağız etrafıyla sınırlı kalmayıp burun kanatlarının yanına ve göz kapaklarının çevresine de yayılabildiği için hekimler bu tabloya periorifisyal dermatit, yani yüzdeki açıklıkların çevresinde görülen dermatit adını da verir. Hastalık en sık 20-45 yaş arasındaki kadınlarda ortaya çıkar; erkeklerde daha seyrek görülür, çocuklarda ise son yıllarda giderek daha fazla tanınmaktadır. Döküntü sivilceye çok benzediği için kişiler çoğu zaman akne ürünleriyle kendi kendini tedavi etmeye çalışır ve bu durum tabloyu ağırlaştırabilir. Tedavi edilmediğinde aylar, hatta yıllar boyunca iyileşip yeniden alevlenen bir seyir izleyebilir.
Hastalığın birkaç farklı görünümü tanımlanmıştır:
- Perioral tip: En sık görülen şekildir; döküntü dudak çevresi, çene ve burun ile dudak arasındaki çizgide yer alır.
- Perinazal tip: Kabarcıklar ağırlıklı olarak burun kanatlarının iki yanında toplanır.
- Periorbital (periokuler) tip: Alt ve üst göz kapaklarının çevresi etkilenir; ağız çevresi temiz kalabilir.
- Granülomatöz tip: Daha çok çocuklarda görülen, ten renginde ya da sarımsı, kubbe biçimli ve iltihaplı sivri uç oluşturmayan kabarcıklarla seyreden bir türdür.
Perioral Dermatit Belirtileri Nelerdir?
Belirtiler genellikle sinsi başlar ve birkaç hafta içinde belirgin hale gelir. Döküntü çoğunlukla yüzün iki yanında simetrik dağılır, ancak tek taraflı da olabilir. Yanak ve alın bölgesi genellikle etkilenmez. Sık görülen bulgular şunlardır:
- Papüller: Çoğu 1-2 milimetreyi geçmeyen, kümeler halinde dizilmiş kırmızı ya da pembe kabarcıklar; koyu tenli kişilerde ten renginde veya kahverengimsi görünebilir.
- Püstül ve vezikül: Papüllerin bir kısmının ucunda irin dolu küçük noktalar (püstül) ya da şeffaf sıvı içeren minik kabarcıklar (vezikül) oluşabilir.
- Kuruluk ve pullanma: Döküntülü alanın çevresindeki deri gergin, kuru ve kepeklenmiş bir görünüm alır.
- Yanma ve batma: Pek çok kişi kaşıntıdan çok yanma, batma ya da gerginlik hisseder; yüze krem veya su değdiğinde bu his artabilir.
- Kaşıntı: Hafif ya da orta düzeyde olabilir, bazı kişilerde hiç görülmez.
- Dudak kenarının korunması: Dudağın kırmızı kısmı ile hemen dış sınırındaki ince deri şeridi genellikle temiz kalır; bu görünüm tanı açısından önemli bir ipucudur.
Perioral dermatitte, akneden farklı olarak siyah ya da beyaz nokta olarak bilinen komedonlar bulunmaz. Kabarcıklar genellikle derin ve ağrılı kistlere dönüşmez, iyileştiklerinde de çoğunlukla iz bırakmaz. Kortizonlu krem kullanan kişilerde döküntü, krem sürüldüğü sürece geçici olarak hafifleyip bırakıldığında daha şiddetli dönebilir. Belirtiler sıcak, rüzgâr, güneş ve yeni denenen kozmetik ürünlerle de alevlenebilir.
Perioral Dermatit Neden Olur?
Hastalığın tek bir nedeni belirlenmemiştir; cildin koruyucu dış tabakasının, yani deri bariyerinin zayıflaması ve bu zayıf deride çeşitli tetikleyicilerin iltihap başlatması en kabul gören açıklamadır. Bilinen tetikleyiciler şunlardır:
- Kortizonlu ürünler: En güçlü ilişki, yüze uzun süre sürülen kortizon içerikli kremlerle gösterilmiştir; burun spreyi ve inhaler (solunum yoluyla alınan ilaç) şeklindeki kortizonlar da tabloyu başlatabilir.
- Ağır cilt bakım ürünleri: Kalın, yağlı nemlendiriciler, fondöten ve kapatıcılar deriyi örterek nemi ve ısıyı hapseder; bu kapalı ortam iltihabı kolaylaştırır.
- Diş macunu ve ağız içi etkenler: Florür içeren diş macunları, sakız çiğneme ve bazı dolgu malzemeleri bazı kişilerde ağız çevresini tahriş edebilir.
- Hormonal etkenler: Adet döngüsü, gebelik ve doğum kontrol hapı kullanımı döneminde alevlenmeler bildirilmiştir.
- Deri florasındaki değişiklikler: Kıl köklerinde yaşayan demodeks akarları, maya mantarları ve bazı bakterilerin sayısındaki artışın tabloya katkı yapabileceği düşünülmektedir.
- Dış ortam koşulları: Güneş ışığı, ısı, rüzgâr, uzun süre maske takma ve yüze tam oturmayan uyku apnesi maskeleri de tetikleyiciler arasında sayılır.
Bu etkenler herkeste aynı tepkiyi yaratmaz; aynı kremi ya da diş macununu kullanan pek çok kişide hiçbir sorun görülmez. Kişinin cilt yapısı, alerjik yatkınlığı ve bariyer dayanıklılığı, hangi tetikleyicinin hastalığı başlatacağını belirler. Stresin tek başına neden olduğu gösterilmemiş olsa da alevlenmeleri artırabildiği bilinmektedir.

Perioral Dermatit Tedavi Yöntemleri
Tedavinin amacı iltihabı yatıştırmak, deri bariyerinin kendini onarmasına fırsat tanımak ve hastalığı tetikleyen etkenleri hayattan çıkarmaktır. Hafif olgularda yalnızca tetikleyicilerin bırakılması bile döküntünün birkaç hafta içinde gerilemesine yetebilir. Orta ve ağır olgularda ise dermatoloji uzmanı cilde sürülen ilaçları, gerekirse ağızdan alınan tedaviyle birlikte planlar. İyileşme yavaş ilerler ve tablonun tamamen düzelmesi kimi zaman aylar alabilir.
Tetikleyicilerin Bırakılması ve Sıfır Terapi
Tedavinin ilk adımı, yüze sürülen kortizonlu ürünlerin kesilmesidir. Ancak kremin aniden bırakılması, rebound adı verilen ve döküntünün ilk haftalarda belirgin biçimde kötüleştiği bir geri tepmeye yol açabilir. Bu nedenle uzun süre güçlü kortizon kullanmış kişilerde hekim, ürünü daha hafif bir kremle değiştirerek aşamalı biçimde azaltmayı önerebilir. Uzman hekim çoğu zaman sıfır terapi adı verilen yaklaşımı da önerir: Döküntü geçene kadar yüze makyaj malzemesi, nemlendirici, güneş kremi ve sabun dahil hiçbir ürün sürülmez, yüz yalnızca ılık suyla yıkanır. Bu dönemde florürsüz diş macununa geçilmesi ve sakız çiğnemeye ara verilmesi de tetikleyici yükünü azaltır.
Hekim tarafından reçete edilen bir kortizonlu krem, burun spreyi ya da inhaler kişinin kendi kararıyla bırakılmamalıdır. Özellikle astım veya alerjik nezle tedavisinde kullanılan ürünler için doktorla görüşülerek uygun bir alternatif aranmalı ya da kullanım tekniği düzeltilmelidir. İnhaler sonrasında ağzın çalkalanması ve yüzün yıkanması, ilacın ağız çevresinde kalmasını önlemeye yardımcı olur.
Cilde Uygulanan Tedaviler
Hafif ve orta şiddetteki perioral dermatitte ilk tercih, cilde sürülen ve kortizon içermeyen ilaçlardır. Dermatoloji uzmanı bu amaçla deri florasını dengeleyen antibiyotik ya da antiseptik içerikli jel ve kremler, iltihabı baskılayan bağışıklık düzenleyici kremler veya hem sivilceye hem iltihaba etkili asit içerikli ürünler reçete edebilir. Bu ürünler temiz ve kuru deriye, genellikle günde bir ya da iki kez ince bir tabaka halinde sürülür. Cilde uygulanan tedavilerin tam etkisini göstermesi üç aya kadar sürebileceği için ilk haftalarda belirgin değişiklik görülmemesi tedavinin işe yaramadığı anlamına gelmez.
Ağızdan Alınan Tedaviler
Yaygın, inatçı ya da kremlere yanıt vermeyen olgularda ağızdan alınan antibiyotik tedavisi planlanır. Bu ilaçlar burada mikrop öldürücü etkilerinden çok iltihap giderici özellikleri için kullanılır ve genellikle 6-12 hafta, yani yaklaşık 2-3 ay boyunca sürdürülür. Sekiz yaşından küçük çocuklarda ve gebelerde, diş ve kemik gelişimini etkileyebilecek antibiyotik grupları yerine bu dönemlerde güvenle kullanılabilen farklı bir grup tercih edilir. Ağızdan alınan tedavi süresince cilde sürülen ilaçlara da devam edilir; böylece hap kesildikten sonra hastalığın geri dönme riski azalır. Çok inatçı olgularda dermatoloji uzmanı düşük doz A vitamini türevleri veya ışık tedavisi gibi seçenekleri de değerlendirebilir.
Perioral Dermatit Tanı ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Ağız, burun ve göz kenarlarını tutan bu döküntü, deri bariyerinin zayıfladığı kişilerde çeşitli dış etkenlere karşı gelişen ve kişiden kişiye geçmeyen bir tepkidir. Hastalık çoğunlukla genç ve orta yaşlı kadınlarda karşımıza çıkar; en güçlü tetikleyicisi yüze uzun süre sürülen kortizonlu kremlerdir; ağır kozmetikler, florürlü diş macunu ve hormonal değişiklikler de alevlenmelere katkıda bulunur. Tanı çoğu zaman muayeneyle konur, yalnızca görünüm alışılmışın dışındaysa ya da tedaviye yanıt alınamıyorsa biyopsi gerekebilir.
Tedavi, tetikleyicilerin bırakılması ve cildin dinlenmeye alınmasıyla başlar; kortizon içermeyen kremler ve gerektiğinde birkaç ay süren ağızdan antibiyotik tedavisiyle hastalık büyük ölçüde kontrol altına alınır. İyileşme sabır gerektirir, kortizon bırakıldıktan sonraki geçici kötüleşme de sürecin beklenen bir parçasıdır. Ağız çevresinde inatçı bir döküntüsü olan ya da kortizonlu kremi bırakmakta zorlanan kişiler dermatoloji uzmanlarına başvurabilir.