PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı) Nedir? Nasıl Yapılır?

PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı) Nedir? Nasıl Yapılır?

PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı), tüp bebek tedavisi kapsamında geliştirilen embriyoların rahme transfer edilmeden önce belirli genetik veya kromozomal özellikler açısından değerlendirilmesini sağlayan bir yöntemdir. Özellikle genetik hastalık riski bulunan çiftlerde veya uygun görülen bazı tüp bebek vakalarında, transfer edilecek embriyonun seçim sürecine yardımcı olmak amacıyla uygulanabilir.

Güncelleme :
Görüntüleme : 1.015
Medical Park’ı sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin
ai Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı), tüp bebek tedavisi sırasında elde edilen embriyoların değerlendirilmesi için uygulanır. Bu test sayesinde embriyoların sağlıklı olup olmadığı belirlenebilir.

Aynı zamanda embriyolardaki kromozomal anormallikler de PGT ile teşhis edilir. Genetik hastalık taşıma riski olan çiftlerin bu testleri yaptırması önerilir. Testin PGT-A, PGT-M ve PGT-SR gibi farklı türleri vardır.

Genellikle blastokist (5. gün) evresindeki embriyodan biyopsi alınarak işlem gerçekleştirilir. Biyopsi sonrası embriyo çoğunlukla dondurulur ve genetik değerlendirmeler sonrasında transfer planlaması yapılır.

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) Nedir?

Tüp bebek tedavisinde elde edilen embriyolar, rahme transfer edilmeden önce genetik açıdan incelenebilir. Bu işleme preimplantasyon genetik test (PGT) adı verilir. PGT, embriyolarda belirli genetik hastalıkların veya kromozomal düzensizliklerin araştırılmasına yardımcı olan bir yöntemdir.

PGT sayesinde bazı kalıtsal hastalıkların embriyoya aktarılıp aktarılmadığı, embriyonun kromozom sayısının normal olup olmadığı veya ebeveynlerde bulunan yapısal kromozom farklılıklarının embriyoya yansıyıp yansımadığı değerlendirilebilir.

Ancak PGT'nin her tüp bebek hastası için gerekli olmadığı ve tüm genetik hastalıkları dışlamadığı unutulmamalıdır. Hangi PGT yönteminin uygun olduğu; çiftin yaşı, aile öyküsü, genetik hastalık taşıyıcılığı, daha önce yaşanan gebelik kayıpları ve diğer tıbbi özellikler dikkate alınarak belirlenir.

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) Nasıl Yapılır?

Embriyolar laboratuvar ortamında genellikle beşinci veya altıncı güne, yani blastokist aşamasına kadar geliştirilir. Bu aşamada embriyonun ileride bebeği oluşturacak iç hücre grubuna dokunulmadan, gelecekte plasentayı oluşturacak dış hücre tabakasından birkaç hücre alınır. Bu işleme embriyo biyopsisi adı verilir.

Embriyo biyopsisi, deneyimli embriyologlar tarafından laboratuvar ortamında gerçekleştirilir. Amaç, embriyonun genetik yapısı hakkında bilgi edinirken embriyonun gelişimini mümkün olduğunca korumaktır. Biyopsi işlemi sonrasında alınan hücreler genetik analiz için laboratuvara gönderilir.

Biyopsi sonrasında embriyolar genellikle dondurularak saklanır. Alınan hücrelerde planlanan genetik inceleme gerçekleştirilir ve sonuçlar elde edildikten sonra transfer için uygun olduğu değerlendirilen embriyo seçilir.

Genetik açıdan uygun bulunan embriyo daha sonraki uygun bir döngüde çözdürülerek rahme transfer edilir. Bu nedenle PGT uygulanan tüp bebek tedavilerinde embriyo transferi çoğunlukla yumurta toplama işlemiyle aynı döngüde yapılmaz.

PGT Çeşitleri Nelerdir?

PGT Türleri Nelerdir?

PGT tek bir test değildir. İncelenmek istenen genetik probleme göre farklı PGT yöntemleri kullanılabilir. Günümüzde en sık kullanılan yöntemler PGT-M, PGT-SR ve PGT-A olarak sınıflandırılır.

PGT-M: Tek Gen Hastalıkları İçin Test

PGT-M, ailede bilinen belirli bir tek gen hastalığının embriyoya aktarılıp aktarılmadığını değerlendirmek amacıyla kullanılır. Anne veya babanın belirli bir genetik hastalığın taşıyıcısı olduğu biliniyorsa, tüp bebek tedavisi sırasında elde edilen embriyolar bu hastalık açısından incelenebilir.

Talasemi, spinal müsküler atrofi (SMA) ve kistik fibrozis gibi bazı kalıtsal hastalıklar PGT-M kapsamında değerlendirilebilen hastalıklar arasında yer alabilir. Ancak hangi hastalıkların test edilebileceği ailedeki genetik değişikliğin belirlenmiş olmasına bağlıdır.

Kimlere önerilir? Ailesinde tanısı konmuş kalıtsal hastalık bulunan, daha önce bu hastalıkla doğmuş çocuğu olan veya genetik testler sonucunda belirli bir hastalık açısından taşıyıcı olduğu belirlenen çiftlerde PGT-M değerlendirilebilir.

Nasıl hazırlanılır? PGT-M uygulanmadan önce genellikle genetik danışmanlık alınır. Ailede bilinen genetik değişikliğe yönelik özel bir test sistemi hazırlanması gerekebilir. Bu süreçte anne, baba ve bazı durumlarda diğer aile bireylerinden kan örneği istenebilir.

Aileye özel test hazırlık süreci birkaç hafta sürebilir. Bu nedenle tüp bebek tedavisinden önce gerekli genetik değerlendirmelerin tamamlanması tedavi planlaması açısından önemlidir.

HLA uyumu: Kök hücre nakline ihtiyaç duyan hasta bir kardeşin bulunduğu bazı özel durumlarda, PGT-M ile birlikte kardeşle doku uyumu gösteren embriyoların belirlenmesi de değerlendirilebilir. PGT-M'nin temel amacı, ailede bilinen ciddi bir kalıtsal hastalığın bir sonraki kuşağa aktarılma riskini azaltmaya yardımcı olmaktır.

PGT-SR: Kromozomların Yapısal Düzensizlikleri İçin Test

PGT-SR, anne veya babada kromozomların yapısında bulunan belirli düzensizliklerin embriyoya aktarılıp aktarılmadığını değerlendirmek amacıyla uygulanır.

Kromozomlarda yer değiştirme olarak bilinen translokasyon veya kromozomun bir bölümünün ters dönmesi şeklinde görülen inversiyon gibi yapısal değişiklikler, kişide herhangi bir sağlık sorununa yol açmadan bulunabilir. Ancak bu kişilerde oluşan embriyolarda dengesiz kromozom yapısı gelişme ihtimali bulunabilir.

Dengesiz kromozom yapısına sahip embriyolar rahme tutunamayabilir, gebelik kaybına neden olabilir veya bazı durumlarda bebeğin gelişimini etkileyen kromozomal sorunlara yol açabilir.

PGT-SR, embriyoların kromozomal yapısını değerlendirerek dengeli veya uygun kromozom yapısına sahip embriyoların belirlenmesine yardımcı olur.

Kimlere önerilir? Kromozom analizinde yani karyotip incelemesinde anne veya babada yapısal kromozom düzensizliği tespit edilen çiftlerde PGT-SR değerlendirilebilir.

Özellikle tekrarlayan gebelik kaybı, embriyonun rahme tutunamaması veya ailede kromozomal sorun öyküsü bulunan kişilerde genetik değerlendirme sonrasında bu yöntem gündeme gelebilir.

PGT-A: Kromozom Sayısının İncelenmesi

PGT-A, embriyodaki kromozom sayısının normal olup olmadığını değerlendirmek amacıyla uygulanan bir preimplantasyon genetik test yöntemidir.

İnsan hücrelerinde normalde 46 kromozom bulunur. Embriyoda kromozomlardan birinin eksik veya fazla olması anöploidi olarak adlandırılır. Kromozom sayısı normal olan embriyolar ise öploid embriyo olarak tanımlanır.

Kromozom sayısında düzensizlik bulunan embriyoların bir bölümü rahme tutunamayabilir, gebelik düşükle sonuçlanabilir veya daha nadir olarak kromozomal hastalığı bulunan bir bebeğin doğumuna yol açabilir.

Embriyolarda kromozom sayısı düzensizliği görülme olasılığı özellikle kadın yaşı ilerledikçe artabilir. Bu nedenle PGT-A bazı hasta gruplarında tedavi planlamasında değerlendirilebilir.

PGT-A Neler Kazandırabilir?

Kromozom sayısı normal bulunan bir embriyonun transfer edilmesi, bazı hasta gruplarında transfer başına gebelik olasılığının artmasına katkı sağlayabilir.

Kromozomal açıdan uygun olmayan embriyoların transferinden kaçınılması, sonuç vermeyecek bazı embriyo transferlerinin önüne geçebilir. Bazı çalışmalarda PGT-A uygulanan gruplarda gebelik kaybının daha düşük olabileceği bildirilmiştir.

Özellikle birden fazla embriyosu bulunan bazı çiftlerde embriyo seçiminin daha bilinçli yapılmasına yardımcı olabilir. Ancak PGT-A'nın her hastaya rutin olarak uygulanması önerilmez. Testten kimlerin daha fazla fayda görebileceği; yaş, embriyo sayısı, önceki tüp bebek denemeleri ve gebelik öyküsü gibi faktörlere göre değerlendirilmelidir.

Bazı embriyolarda sonuç mozaik olarak raporlanabilir. Mozaik embriyo, biyopsi ile incelenen hücrelerin bir bölümünde normal, bir bölümünde ise normal olmayan kromozom sayısı bulunması anlamına gelir.

Mozaik embriyolardan sağlıklı doğumların gerçekleşebildiği bilinmektedir. Bu nedenle bu embriyoların transfer edilip edilmeyeceği, sonuçların ayrıntılı değerlendirilmesi ve genetik danışmanlık sonrasında kararlaştırılır.

PGT-A sonrasında transfer için uygun embriyo bulunamayabileceği de tedavi öncesinde bilinmelidir. Bu durum testin embriyolara zarar verdiği anlamına gelmez; mevcut embriyoların kromozomal durumunun değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkabilir.

Poligenik Test (PGT-P): Önerilmeyen Bir Uygulama

Bazı merkezlerde embriyonun ilerleyen yaşamında diyabet, kalp hastalıkları veya benzeri yaygın hastalıklara yakalanma ihtimalini tahmin etmeye yönelik poligenik embriyo testleri sunulabilmektedir.

Bu testlerde birçok farklı genetik varyant birlikte değerlendirilerek gelecekteki bazı hastalıklar veya özelliklerle ilgili risk tahmini yapılmaya çalışılır. Ancak yaygın hastalıkların gelişiminde yalnızca genetik yapı değil; çevresel faktörler, yaşam tarzı, beslenme ve çok sayıda farklı biyolojik mekanizma birlikte rol oynar.

Bu nedenle poligenik embriyo testlerinin klinik kullanım açısından yeterli kanıt düzeyine sahip olmadığı kabul edilmektedir. Günümüzde PGT-P'nin rutin tüp bebek uygulamalarında standart bir yöntem olarak kullanılması önerilmemektedir.

PGT'nin Sınırları Nelerdir?

PGT önemli bilgiler sağlayabilen bir yöntem olmakla birlikte yüzde yüz kesinlik sağlayan bir test değildir. Embriyonun yalnızca biyopsi sırasında alınan birkaç hücresi incelendiği için sonuçların belirli sınırlılıkları bulunmaktadır.

Özellikle PGT-M ve PGT-SR sonrasında oluşan gebeliklerde, genetik sonucun doğrulanması amacıyla gebelik sırasında doğum öncesi tanı yöntemleri değerlendirilebilir. Bu kapsamda koryon villus örneklemesi veya amniyosentez gibi yöntemler gündeme gelebilir.

PGT yalnızca test kapsamında araştırılan genetik veya kromozomal durumu değerlendirir. Embriyonun bütün genetik özelliklerini, tüm doğumsal anomalileri veya ilerleyen yaşamda ortaya çıkabilecek bütün hastalıkları dışlamaz.

Embriyo biyopsisi deneyimli embriyologlar tarafından uygulandığında embriyoya zarar verme riski düşüktür. Bununla birlikte hiçbir laboratuvar işleminin riskinin tamamen sıfır olmadığı unutulmamalıdır.

PGT sonucunun beklenmesi nedeniyle embriyolar genellikle dondurulur ve transfer sonraki uygun döngülerden birinde gerçekleştirilir. Bu durum tedavi süresinin uzamasına neden olabilir.

PGT sonrasında transfer için genetik açıdan uygun embriyo bulunamayabilir. Özellikle embriyo sayısının sınırlı olduğu veya ileri kadın yaşı bulunan bazı durumlarda bu ihtimal daha yüksek olabilir.

Türkiye'deki yasal düzenlemeler doğrultusunda, tıbbi bir gereklilik bulunmadığı durumlarda yalnızca cinsiyet tercihi amacıyla embriyo seçimi yapılamaz.

PGT Karar Süreci Nasıl Olmalıdır?

Hangi PGT türünün uygulanacağına karar verilirken kişinin ve ailenin tıbbi öyküsü ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir. Ailede bilinen genetik hastalık bulunması, ebeveynlerden birinde kromozomal yapısal değişiklik saptanması veya embriyolarda kromozom sayısının değerlendirilmesinin gündeme gelmesi farklı PGT yöntemlerini gerektirebilir.

Özellikle PGT-M ve PGT-SR uygulamalarından önce genetik danışmanlık alınması önemlidir. Genetik danışmanlık sırasında ailedeki hastalığın kalıtım şekli, embriyolarda görülme ihtimali, testin sağlayabileceği bilgiler ve olası sonuçlar ayrıntılı şekilde ele alınabilir.

PGT-A konusunda ise testin herkes için aynı düzeyde fayda sağlamadığı bilinmelidir. Bu nedenle yaş, yumurtalık rezervi, embriyo sayısı, önceki tüp bebek denemeleri ve gebelik öyküsü gibi faktörler değerlendirilerek kişiye özel karar verilmelidir.

Karar vermeden önce testin sağlayabileceği faydalar kadar sınırlılıkları da göz önünde bulundurulmalıdır. Uygun embriyo bulunamaması, mozaik embriyo sonucu alınması veya test sonrasında ek prenatal tanı gerekebilmesi gibi olasılıklar tedavi öncesinde konuşulmalıdır.

PGT'nin amacı her durumda gebelik garantisi sağlamak değildir. Test, belirli genetik özellikler hakkında bilgi sağlayarak embriyo seçimine yardımcı olur. Embriyonun rahme tutunması, gebeliğin devam etmesi ve sağlıklı doğum gerçekleşmesi ise genetik özelliklerin yanı sıra çok sayıda farklı faktörden etkilenebilir.

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) Kimlere Uygulanır?

Preimplantasyon genetik tanı; daha önce düşük yapmış olan, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı bulunan veya ailesinde kalıtsal hastalık öyküsü olan kişilere uygulanabilir. Yumurta ve sperm hücrelerindeki kromozomal bozukluklar veya ebeveynlerin genetik taşıyıcılıkları, embriyonun tutunmasını engeller.

PGT sayesinde hücresel düzeyde kromozomal açıdan hatasız embriyolar belirlenebildiği için hastaların gebelik şansı artış gösterir. Klinik değerlendirmeler neticesinde genetik risk taşıdığı saptanan bireylere bu taramaların yapılması oldukça önemlidir. İşlemin uygulanabileceği kişiler şu şekildedir:

  • Tekrarlayan düşük öyküsü olanlar
  • Tüp bebek tedavisinden sonuç alamayanlar
  • İleri yaştaki ebeveynler
  • Genetik hastalık taşıyıcılığı olan çiftler
  • Kromozomal yapısal bozukluğu olanlar
  • Erkeklerde şiddetli infertilite problemi olanlar

PGT'nin Önerilmediği Durumlar Nelerdir?

PGT, yanlış hasta seçiminde tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir. İşlemin herhangi bir ek klinik fayda sağlamayacağı veya biyopsi riskinin göze alınmadığı kısıtlı durumlar olabilir.

Aynı zamanda herhangi bir genetik riski olmayan ve genç yaştaki çiftlere de PGT önerilmez. Çok düşük yumurtalık rezervine sahip ya da embriyo sayısı az olan çiftlerde bu tanı uygulaması tercih edilmez. 

Bunların yanı sıra PGT'nin önerilmediği durumlar aşağıdaki gibi listelenebilir:

  • Tıbbi olarak tanımlanamayan veya nadir tek gen hastalıkları
  • Çok faktörlü ve çevresel hastalıklar
  • Gelişimi yetersiz kalmış düşük kaliteli embriyolar

PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı) Faydaları ve Avantajları Nelerdir?

Preimplantasyon Genetik Tanı metodu, tüp bebek tedavilerinde gebelik oranlarını artırır ve sağlıklı bir gebelik sürecini destekler. Hücresel ve genetik kodlarına göre embriyoların değerlendirilmesi mümkün hale gelir. Kişilerde düşük yapma riskinin azalmasına da yardımcı olduğu bilinir. Uygulanan genetik tanı ile kalıtsal hastalıkların aktarımının önüne geçilmesi de sağlanabilir.

PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı) Riskleri Nelerdir?

Preimplantasyon genetik tanı, alanında uzman embriyologlar tarafından gerçekleştirilen ve güvenli kabul edilen bir işlemdir. Embriyo biyopsisi, gebeliğin kendisini oluşturacak olan iç hücre kitlesine dokunulmadan, yalnızca plasentayı oluşturacak olan dış hücre tabakasından yapılır.

Böylelikle de embriyo gelişimine zarar verilmez. Embriyo biyopsisi ve dondurma-çözme süreçleri nadiren de olsa klinik riskler barındırabilir. Biyopsi uygulanan embriyoların dondurulup çözülmesi esnasında hücresel canlılık kaybı veya nadiren analizde teknik aksaklıklar yaşanabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Embriyolardan alınan biyopsi örneklerinin analiz edilmesi işlemi genellikle 2 ila 3 hafta arasında gerçekleşir. Bu süreçte biyopsisi alınan tüm embriyolar vitrifikasyon yöntemiyle dondurulur ve dondurulmuş embriyo transfer protokolü uygulanır. Genetik rapor tamamlanıp sağlıklı embriyolar belirlendikten sonra transfer günü planlanır.

PGT-A testi, embriyolardaki genel kromozom sayısını ve sayısal düzensizlikleri tarayan bir genel kontrol testidir. PGT-M ise belirli bir tek gen hastalığı bulunan çiftlerde, söz konusu spesifik gen mutasyonunun embriyoda bulunup bulunmadığını analiz etmeye yardımcıdır. PGT-M tek bir genetik koddaki hatayı tespit etmeyi sağlarken PGT-A ise daha geniş bir değerlendirme yapılmasını sağlar.

Preimplantasyon genetik tanı yöntemi, doğum oranlarını önemli ölçüde artırır. Ancak tüp bebek başarısı sadece genetik yapıya değil, rahim zarı uygunluğuna, immünolojik faktörlere ve rahim içi anatomik yapıya da bağlıdır. Bu nedenle %100 gebelik garantisi verilmesi mümkün değildir. Fakat başarı şansının oldukça yüksek olduğu bilinir.

Uygulanan 5. gün (blastokist) biyopsilerinde, bebeği oluşturacak olan kök hücrelere dokunulmadan işlem yapılır. Bu süreçte sadece plasentayı oluşturacak olan dış hücre tabakasından biyopsi örneği alınır. Aynı zamanda işlem lazer desteğiyle gerçekleştirildiği için embriyoya zarar vermez.

PGT, embriyodaki kromozomal hastalıkların teşhis edilmesini sağlar. Bu hastalıklar arasında; Down sendromu, Edwards sendromu, Turner sendromu, Patau sendromu ve Klinefelter sendromu yer alır. Aynı zamanda SMA, talasemi, orak hücreli anemi, kistik fibrozis, hemofili, huntington hastalığı ve musküler distrofiler gibi kalıtsal tek gen hastalıkları da teşhis edilebilir. 

Evet, genetik aktarım ile ortaya çıkabilecek olan ve belirli gen mutasyonları ile ilişkilendirilen kanser türlerinin risk genleri PGT ile teşhis edilebilir. Özellikle BRCA1 ve BRCA2 gibi gen mutasyonları ile ilişkili meme ve yumurtalık kanseri riskleri tespit edilebilir. Kolon kanserine yol açan genler de bu şekilde tespit edilebilir.

Mozaik embriyo, alınan biyopsi örneğinde kromozomal açıdan hem normal hem de anormal hücrelerin bir arada bulunması durumudur. Bu durum, embriyonun döllenme sonrası bölünme süreci tamamlandığında ortaya çıkar. Mozaik embriyolar genellikle PGT-A testi ile belirlenir. Bu embriyolar, uzman hekim değerlendirmesiyle uygun görüldüğünde transfer edilebilir.

Teşekkürler

En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!


Güncelleme
Güncel Versiyon
Yayınlanma Tarihi:
Prof. Dr. Meryem Eken

Prof. Dr.

Meryem Eken

Tüp Bebek

Bu içeriğin geliştirilmesinde  Medical Park Yayın Kurulu  katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Teşekkürler! En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!

Makaleye Dön

Sayfa bağlantısı panoya kopyalandı!

Tamam