Plasenta akreata, gebelik sırasında plasentanın rahim duvarına anormal derecede derin ve sıkı bir şekilde yapışmasıdır. Bu durum, plasentanın doğum sonrası doğal yollarla ayrılmasını engelleyerek anne hayatını tehdit eden ciddi kanamalara yol açabilen, yüksek riskli bir gebelik komplikasyonudur.
Normal bir gebelikte plasenta, bebek doğduktan sonra rahim duvarından kolayca ayrılırken, plasenta akreatada bu doğal süreç gerçekleşmez. Plasentanın rahim kas tabakasına (miyometriyum) anormal şekilde nüfuz etmesi, doğum sonrası ayrılmasını imkansız hale getirerek anne sağlığı için ciddi riskler oluşturur.
Oldukça nadir görülen ancak potansiyel olarak hayatı tehdit eden bu riskli gebelik komplikasyonunun erken teşhisi ve uygun yönetimi, anne ve bebek sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte alanında uzman kadromuz ve tam donanımlı hastanelerimiz ile anne adaylarının yanındayız.
Plasenta Akreata Nedir?
Plasenta akreata, plasentanın rahmin iç yüzeyine, yani endometriyuma, normalden daha derin ve anormal bir şekilde yapışması durumudur. Normal bir gebelikte, plasentayı rahim kasından ayıran ve invazyonu sınırlayan 'Nitabuch tabakası' adı verilen bir fibrinoid katman bulunur.
Bu koruyucu tabakanın hasar görmesi veya yokluğu, plasental villusların (koryon villusları) kontrolsüz bir şekilde rahim kas tabakası olan miyometriyuma doğru ilerlemesine neden olur. Bu anormal invazyon sonucunda plasenta, doğum sonrası doğal ayrılma mekanizmasını kaybeder. Bu durum, doğum sonrası plasentanın rahimde kalmasına, ayrılma girişimlerinde ise masif kanamalara ve anne hayatını tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle daha önceki rahim ameliyatlarına bağlı skar dokusu varlığı, bu koruyucu tabakanın bütünlüğünü bozarak anomalinin temelini oluşturur.
Plasentanın rahim duvarına nüfuz etme derecesine göre üç farklı türü bulunur. En yaygın görülen formu olan plasenta akreata'da, plasenta doğrudan rahim kasına yapışıktır. Daha ileri durumlarda ise plasenta inkreata mevcuttur bu durumda plasenta kas tabakası içine doğru büyür.
En şiddetli form olan plasenta perkreata ise plasentanın tüm rahim duvarını geçerek rahim dışındaki organlara, sıklıkla mesaneye veya bağırsaklara kadar uzandığı durumdur. Rahim duvarı üzerindeki bu anormal yapışıklık, doğum sırasında plasentanın ayrılmasını imkansız hale getirir ve ciddi cerrahi müdahale gerektirebilir.
Plasenta Akreata Belirtileri Nelerdir?

Plasenta akreata belirtileri, çoğu zaman gebelik süresince belirgin bir sinyal vermez ve genellikle rutin kontroller sırasında veya doğum anında fark edilir. Bu durumun sessiz ilerlemesi, düzenli doktor ziyaretlerinin ve detaylı taramaların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Erken teşhis, anne ve bebek sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğu için risk grubundaki hastaların takibi daha sıkı yapılmalıdır.
Plasenta akreata belirtileri arasında en dikkat çekici olanı, gebeliğin ikinci veya üçüncü trimesterinde görülen vajinal kanamalardır. Ancak bu kanamalar, plasenta previa gibi diğer durumlarla karıştırılabileceğinden, altta yatan nedenin doğru teşhisi için ileri tetkikler zorunludur.
Plasenta akreata genellikle gebeliğin ilerleyen dönemlerinde veya doğum sırasında ortaya çıkan sorunlarla kendini gösterir. Anormal yapışma durumu, gebelik ilerledikçe rahim büyürken genellikle ağrıya veya belirgin bir rahatsızlığa neden olmaz, bu da durumun neden bu kadar sinsi ilerlediğini açıklar.
Komplikasyonlar, doğum eylemi başladığında veya plasentanın ayrılması beklendiğinde ortaya çıkar. Bu nedenle, belirti vermeyen vakalarda bile risk faktörlerine sahip gebelerin ultrason taramaları hayati önem taşır. Nadiren de olsa bazı kadınlar gebelik sırasında aşağıdaki gibi hafif belirtiler yaşayabilir:
Vajinal kanama: Gebeliğin ikinci veya üçüncü trimesterinde beklenmedik, ağrısız vajinal kanama meydana gelebilir.
Erken doğum eylemi: Bazı durumlarda, plasentanın rahim duvarına anormal yapışıklığı erken doğum kasılmalarına neden olabilir.
Karın ağrısı: Nadiren de olsa, plasenta akreata ile ilişkili hafif karın ağrıları görülebilir.
Yukarıda belirtilen plasenta akreata belirtileri nadir görülür ve her zaman bu duruma özgü değildir. Herhangi bir olağan dışı durumda mutlaka bir sağlık uzmanına danışmak hayati önem taşır.
Plasenta Akreata Neden Olur?
Plasenta akreatanın kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, rahim iç duvarının yapısını etkileyen bazı durumların plasentanın rahim duvarına normalden daha derin yerleşmesine zemin hazırlayabileceği düşünülür. Özellikle daha önce geçirilmiş sezaryen veya rahim ameliyatları sonucunda oluşan skar dokusu önemli risk faktörleri arasında yer alır.
Sezaryen sayısı arttıkça plasenta akreata görülme olasılığı da artabilir. Bununla birlikte plasenta previa varlığı, ileri anne yaşı ve rahim iç tabakasını etkileyen önceki cerrahi işlemler de riskin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Bu nedenle risk faktörlerinden bir veya birkaçına sahip anne adaylarının gebelik sürecinde uzman hekim tarafından yakından takip edilmesi önemlidir.
Plasenta akreata açısından risk oluşturabilecek başlıca durumlar şunlardır:
Daha önce sezaryen doğum yapılmış olması: Sezaryen sonrasında rahimde oluşan skar dokusu, plasentanın normal yerleşimini etkileyebilir. Birden fazla sezaryen öyküsünde risk daha da artabilir.
Plasenta previa: Plasentanın rahim ağzını kısmen veya tamamen kapatması, plasenta akreata açısından en önemli risk faktörlerinden biridir. Özellikle daha önce sezaryen geçirmiş kişilerde plasenta previa ile birlikte risk daha yüksek olabilir.
Geçirilmiş rahim ameliyatları: Miyomektomi gibi rahim duvarına müdahale edilen cerrahi işlemler, rahimde yara dokusu oluşturarak sonraki gebeliklerde plasentanın yerleşimini etkileyebilir.
Kürtaj veya rahim içi girişim öyküsü: Rahim iç tabakasına yapılan tekrarlayan müdahaleler, endometriyumun yapısında değişikliklere neden olabilir ve plasentanın anormal tutunma riskini artırabilir.
Rahim içi yapışıklıklar: Asherman sendromu gibi rahim içi yapışıklıkların bulunduğu durumlarda plasentanın yerleştiği bölgenin yapısı değişebilir.
İleri anne yaşı: Özellikle 35 yaş ve üzerindeki gebeliklerde plasenta akreata görülme riskinin daha yüksek olduğu kabul edilir.
Rahim iç tabakasını etkileyen geçirilmiş hastalık veya enfeksiyonlar: Endometriyumun yapısını etkileyen bazı durumlar plasentanın normal yerleşimini bozabilecek faktörler arasında değerlendirilebilir.
Bu risk faktörlerinin bulunması plasenta akreatanın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmez. Ancak riskli gebeliklerin erken dönemde belirlenmesi, gerekli görüntüleme ve takiplerin planlanması açısından önem taşır.
Bu süreçte deneyimli uzman hekimler tarafından yapılacak değerlendirmeler hayati önem taşır.
Plasenta Akreata Tanı Yöntemleri Nelerdir?
Plasenta akreata tanısında gebelik süresince yapılan görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Erken dönemde şüphe oluşması, doğumun uygun koşullarda planlanabilmesi ve olası kanama gibi komplikasyonlara karşı gerekli hazırlıkların yapılabilmesi açısından önemlidir. Özellikle daha önce sezaryen veya rahim ameliyatı geçirmiş ve plasenta previa saptanmış anne adaylarında plasentanın yerleşimi ayrıntılı olarak değerlendirilir.
Tanıda kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:
Ultrasonografi: Plasenta akreata şüphesinde temel görüntüleme yöntemidir. Özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterinde yapılan ultrason incelemelerinde plasentanın rahim duvarıyla ilişkisi ve anormal yerleşim bulguları değerlendirilebilir.
Doppler ultrasonografi: Plasenta ile rahim arasındaki damar yapısının ve kan akımının incelenmesini sağlar. Plasental lakünler ve anormal damarlanma gibi bulgular, plasenta akreata şüphesini destekleyebilir.
Manyetik Rezonans (MR) görüntüleme: Ultrason bulgularının yeterince açık olmadığı veya plasentanın çevre dokularla ilişkisinin daha ayrıntılı değerlendirilmesi gereken durumlarda kullanılabilir. Özellikle ileri derecede plasenta invazyonundan şüphelenildiğinde plasentanın rahim duvarı ve komşu organlarla ilişkisi hakkında ek bilgi sağlayabilir. MR görüntüleme yöntemleri doğum ve cerrahi planlamanın yapılmasına yardımcı olabilir.
Görüntüleme sonuçları, anne adayının gebelik öyküsü ve mevcut risk faktörleriyle birlikte değerlendirilir. Plasenta akreatadan şüphelenilmesi durumunda doğumun deneyimli bir sağlık ekibi ve gerekli tıbbi olanakların bulunduğu bir merkezde planlanması önem taşır.
Plasenta Akreata Tedavi Süreci ve Ameliyatı
Plasenta akreata tedavisi, plasentanın rahim duvarına tutunma derecesine, gebelik haftasına, annenin genel sağlık durumuna ve eşlik eden risklere göre planlanır. Bu durum özellikle doğum sırasında ciddi kanama riski taşıyabildiğinden tedavi sürecinde multidisipliner bir yaklaşım gerekebilir. Kadın hastalıkları ve doğum, anesteziyoloji, yoğun bakım, üroloji, girişimsel radyoloji ve gerekli durumlarda diğer cerrahi branşların birlikte çalışması tedavinin güvenli şekilde yürütülmesine yardımcı olur.
Tedavi ve doğum sürecinde uygulanabilecek başlıca yaklaşımlar şunlardır:
Planlı sezaryen doğum: Plasenta akreata tanısı veya güçlü şüphesi bulunan gebeliklerde doğum genellikle önceden planlanır. Doğum zamanı; anne ve bebeğin durumu, kanama riski ve gebelik haftası dikkate alınarak uzman hekimler tarafından belirlenir.
Doğum öncesi hazırlık: Olası erken doğum durumunda bebeğin akciğer gelişimini desteklemek amacıyla uygun hastalarda kortikosteroid tedavisi uygulanabilir. Ayrıca kanama riskine karşı kan ve kan ürünlerinin hazır bulundurulması gerekebilir.
Sezaryen histerektomi: Plasentanın rahim duvarından güvenli şekilde ayrılamadığı ve ciddi kanama riskinin yüksek olduğu bazı vakalarda, bebek doğurtulduktan sonra rahmin cerrahi olarak alınması gerekebilir. Özellikle plasenta increta veya perkreata gibi daha ileri invazyon durumlarında bu yaklaşım gündeme gelebilir.
Kanama yönetimi: Ameliyat sırasında veya sonrasında gelişebilecek yoğun kanama nedeniyle kan ve kan ürünleri transfüzyonu ile çeşitli cerrahi veya girişimsel yöntemlere ihtiyaç duyulabilir.
Ameliyat sonrası takip: Hastanın kan değerleri, pıhtılaşma durumu, vital bulguları ve olası enfeksiyon belirtileri yakından izlenir. Gerektiğinde yoğun bakım desteği sağlanabilir.
Tedavi sırasında karşılaşılabilecek komplikasyonlar arasında ciddi kan kaybı, enfeksiyon, pıhtılaşma sorunları ve mesane ya da üreter gibi komşu organların yaralanması yer alabilir. Histerektomi uygulanması durumunda gelecekte gebelik mümkün olmayacağından, operasyon öncesinde uygun koşullarda hasta bilgilendirmesi ve süreç sonrasında psikolojik destek de bakımın önemli bir parçası olabilir.
Plasenta akreata tedavisinde temel amaç, anne ve bebeğin güvenliğini sağlayarak ciddi komplikasyon riskini mümkün olduğunca azaltmaktır. Bu nedenle tanı konulan veya plasenta akreatadan şüphelenilen gebeliklerin deneyimli Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanları tarafından yakından takip edilmesi önemlidir.