Polikistik Over Sendromu (PCOS) Nedir?
Polikistik Over Sendromu, kısa adıyla PCOS, üreme çağındaki kadınlarda görülebilen hormonal ve metabolik bir durumdur. Hastalıkta yumurtlama düzeni bozulabilir, androjen adı verilen hormonların etkisi artabilir ve yumurtalıklarda çok sayıda küçük folikül görülebilir. Ancak isminde “polikistik” ifadesi bulunmasına rağmen PCOS, klasik anlamda yumurtalıkta büyük kistlerin bulunmasıyla aynı şey değildir.
PCOS yalnızca adet düzenini etkileyen bir sorun değildir. Metabolizma, insülin duyarlılığı, kilo kontrolü, cilt ve saç yapısı ile gebelik planlaması üzerinde de etkili olabilir. Bu nedenle tanı ve takip süreci yalnızca jinekolojik açıdan değil, genel sağlık açısından da değerlendirilmelidir.
PCOS’un belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bazı kişilerde adet düzensizliği ön plandayken, bazı kişilerde tüylenme artışı, akne veya kilo vermede zorlanma daha belirgin olabilir. Bazı kadınlar ise çocuk sahibi olmayı planlayana kadar PCOS belirtilerini fark etmeyebilir.
Hastalığın seyri yaşa, kilo durumuna, hormon seviyelerine ve yaşam tarzına göre değişebilir. Bu nedenle PCOS’un yönetimi de kişiye özel olarak planlanır.
Polikistik Over Sendromu (PCOS) Belirtileri Nelerdir?
Polikistik Over Sendromu (PCOS) belirtileri kişiden kişiye değişebilir ve her hastada aynı şiddette görülmeyebilir. Bazı kişilerde adet düzensizliği ön plandayken, bazı kişilerde tüylenme artışı, akne, kilo kontrolünde zorlanma veya gebelikte güçlük daha belirgin olabilir. Belirtiler yaşa, hormon düzeylerine, kilo durumuna, insülin direncine ve genetik özelliklere göre farklılık gösterebilir.
PCOS’ta görülebilecek başlıca belirtiler şunlardır:
- Adet düzensizliği
- Adetlerin seyrekleşmesi veya uzun süre kesilmesi
- Yumurtlama problemleri
- Yüz ve vücutta tüylenme artışı
- Akne
- Saçlarda incelme veya dökülme
- Kilo alma veya kilo vermede zorlanma
- Özellikle bel çevresinde yağlanma
- Gebe kalmada güçlük
- Ciltte koyulaşma
- Yağlı cilt yapısı
- Duygu durum değişiklikleri

Adet Düzensizliği
PCOS’un en sık görülen belirtilerinden biri adet düzensizliğidir. Yumurtlamanın düzenli gerçekleşmemesi nedeniyle adet döngüleri beklenenden daha uzun veya daha değişken hale gelebilir. Daha önce düzenli adet gören bir kişide döngülerin uzaması, aylar arasında belirgin farkların oluşması veya kanama düzeninin değişmesi dikkat çekebilir.
Adet düzensizliği yalnızca döngü aralarının değişmesi şeklinde görülmez. Bazı kişilerde kanama miktarı artabilir, bazı kişilerde ise adetler daha hafif seyredebilir. Uzun süre düzensiz adet görülmesi rahim iç tabakasının hormonların etkisine daha uzun süre maruz kalmasına neden olabileceği için takip önemlidir.
PCOS dışında tiroid hastalıkları, prolaktin yüksekliği, aşırı kilo kaybı, yoğun egzersiz ve farklı hormonal bozukluklar da adet düzensizliğine yol açabileceğinden yalnızca bu belirtiyle PCOS tanısı konmaz.
Adetlerin Seyrekleşmesi veya Uzun Süre Kesilmesi
PCOS’ta adetler yılda birkaç kez görülecek kadar seyrekleşebilir veya birkaç ay boyunca tamamen kesilebilir. Bu durum çoğunlukla yumurtlamanın düzenli gerçekleşmemesiyle ilişkilidir. Özellikle iki adet arasındaki sürenin sürekli uzaması PCOS açısından önemli bir bulgu olabilir.
Uzun süre adet görülmemesi yalnızca gebelik planı açısından değil, rahim sağlığı açısından da değerlendirilmelidir. Düzenli yumurtlama olmadığında progesteron üretimi azalabilir ve rahim iç tabakası uzun süre östrojen etkisinde kalabilir.
Bu nedenle aylar boyunca adet görmeyen kişilerin durumu normal kabul ederek uzun süre beklememesi ve altta yatan nedenin değerlendirilmesi önemlidir.
Yumurtlama Problemleri
PCOS, yumurtlama bozukluğunun sık görülen nedenlerinden biridir. Yumurtalık içerisinde foliküller gelişmeye başlayabilir ancak bazı döngülerde olgunlaşma tamamlanmayabilir ve yumurta salınımı gerçekleşmeyebilir.
Düzensiz yumurtlama, adetlerin seyrekleşmesine ve gebelik şansının azalmasına neden olabilir. Bazı kişiler her ay yumurtlamazken bazı kişilerde yumurtlama tamamen durmaz ancak düzensiz hale gelir.
Yumurtlama problemi bulunması PCOS olan kişinin hamile kalamayacağı anlamına gelmez. Yumurtlama zaman zaman kendiliğinden gerçekleşebilir ve gerekli durumlarda uygun tedavilerle yumurtlama desteklenebilir.
Yüz ve Vücutta Tüylenme Artışı
PCOS’ta androjen hormonlarının seviyesinin veya bu hormonların dokular üzerindeki etkisinin artması sonucunda tüylenme belirginleşebilir. Özellikle çene, üst dudak, göğüs çevresi, karın, sırt ve uyluk gibi bölgelerde daha koyu ve kalın kıllar ortaya çıkabilir.
Bu durum tıbbi olarak hirsutizm olarak adlandırılır. Tüylenmenin derecesi genetik özelliklere ve kişinin androjenlere duyarlılığına göre değişebilir. Bazı PCOS hastalarında hormon değerleri çok yüksek olmamasına rağmen belirgin tüylenme görülebilir.
Tüylenmenin kısa süre içerisinde hızla artması, ses kalınlaşması veya farklı androjen artışı belirtileriyle birlikte olması durumunda PCOS dışında başka hormonal nedenlerin de araştırılması gerekebilir.
Akne
PCOS’ta androjen hormonlarının yağ bezlerini uyarması sonucunda cilt daha fazla yağ üretebilir. Bu durum gözeneklerin tıkanmasına ve özellikle yüz, çene hattı, göğüs ve sırt bölgesinde akne oluşmasına katkıda bulunabilir.
PCOS ile ilişkili akne ergenlik döneminden sonra devam edebilir veya erişkinlik döneminde yeniden ortaya çıkabilir. Özellikle adet düzensizliği ve tüylenme artışıyla birlikte görülen dirençli akne hormonal değerlendirme gerektirebilir.
Aknenin tedavisinde yalnızca cilt bakım ürünleri yeterli olmayabilir. Hormonal durumun değerlendirilmesi ve gerektiğinde dermatolojik ve jinekolojik tedavilerin birlikte planlanması daha etkili olabilir.
Saçlarda İncelme veya Dökülme
PCOS bazı kişilerde saçların özellikle tepe ve ön bölgelerinde incelmesine neden olabilir. Bu durum androjen hormonlarının saç kökleri üzerindeki etkisiyle ilişkili olabilir ve kadın tipi saç dökülmesine benzer bir görünüm oluşturabilir.
Saç dökülmesi yavaş ilerleyebilir ve başlangıçta yalnızca saç yoğunluğunda azalma şeklinde fark edilebilir. Saç ayrımının genişlemesi veya tepe bölgesinin daha görünür hale gelmesi dikkat çekebilir.
Ancak saç dökülmesinin yalnızca PCOS’tan kaynaklandığı düşünülmemelidir. Demir eksikliği, tiroid hastalıkları, stres, hızlı kilo kaybı ve farklı beslenme sorunları da saç dökülmesine yol açabilir. Bu nedenle belirgin saç kaybında ek değerlendirme gerekebilir.
Kilo Alma veya Kilo Vermede Zorlanma
PCOS olan kişilerde kilo alma eğilimi veya kilo vermede zorlanma görülebilir. Bu durum özellikle insülin direnciyle ilişkili olabilir. İnsülin seviyelerinin yükselmesi yağ depolanmasını kolaylaştırabilir ve kişinin kalori kontrolü yapmasına rağmen kilo vermesini zorlaştırabilir.
Bununla birlikte PCOS yalnızca fazla kilolu kişilerde görülmez. Normal kilolu veya zayıf kadınlarda da sendrom gelişebilir. Bu nedenle kilo durumu PCOS tanısı için zorunlu bir kriter değildir.
Fazla kilo mevcutsa sınırlı miktarda kilo kaybı bile insülin duyarlılığının artmasına, adet düzeninin iyileşmesine ve yumurtlamanın daha düzenli hale gelmesine katkıda bulunabilir.
Özellikle Bel Çevresinde Yağlanma
PCOS ve insülin direnciyle ilişkili olarak bazı kişilerde yağlanma özellikle karın ve bel çevresinde belirgin olabilir. Bu yağ dağılımı metabolik riskler açısından önemlidir çünkü karın çevresindeki yağlanma insülin direnci, yüksek kan şekeri ve lipid bozukluklarıyla ilişkili olabilir.
Bel çevresindeki artış her zaman PCOS anlamına gelmez ancak adet düzensizliği, tüylenme veya akne gibi diğer belirtilerle birlikteyse metabolik değerlendirme yapılabilir.
Bu nedenle PCOS takibinde yalnızca vücut ağırlığı değil, bel çevresi ve metabolik parametreler de değerlendirilir.
Gebe Kalmada Güçlük
PCOS’ta yumurtlamanın seyrek veya düzensiz gerçekleşmesi gebelik şansını azaltabilir. Düzenli yumurtlama olmadığı için sperm ile yumurtanın doğru zamanda karşılaşması zorlaşabilir ve gebelik süreci uzayabilir.
Bununla birlikte PCOS infertilite ile eş anlamlı değildir. PCOS olan birçok kadın kendiliğinden hamile kalabilir. Gebelik oluşmadığında ise yumurtlamayı destekleyen ilaçlar ve gerekli durumlarda yardımcı üreme yöntemleri kullanılabilir.
Gebelik planlayan kişilerde yalnızca kadının yumurtlama durumu değil, sperm değerlendirmesi ve diğer infertilite nedenleri de birlikte ele alınmalıdır.
Ciltte Koyulaşma
PCOS ile ilişkili insülin direnci bazı kişilerde özellikle boyun, koltuk altı, kasık ve meme altı gibi kıvrım bölgelerinde cildin koyulaşmasına yol açabilir. Bu durum akantozis nigrikans olarak adlandırılır.
Cilt yalnızca koyulaşmakla kalmayıp daha kalın veya kadifemsi bir görünüm de kazanabilir. Bu bulgu yüksek insülin seviyeleriyle ilişkili olabileceği için metabolik değerlendirme açısından yol gösterici olabilir.
Akantozis nigrikans yalnızca PCOS’ta görülmez. İnsülin direnciyle ilişkili başka durumlarda da ortaya çıkabileceğinden altta yatan nedenin değerlendirilmesi önemlidir.
Yağlı Cilt Yapısı
Androjen hormonlarının etkisinin artması yağ bezlerini daha aktif hale getirebilir ve cildin normalden daha yağlı görünmesine neden olabilir. Özellikle yüzün alın, burun ve çene bölgesinde yağlanma belirginleşebilir.
Yağlı cilt gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırdığı için akne oluşumuyla birlikte görülebilir. Bazı kişilerde saç derisinin yağlanması da artabilir ve saçların daha kısa sürede yağlı görünmesine neden olabilir. Ciltteki yağlanmanın şiddeti hormonal durumun yanı sıra genetik yapı, kullanılan kozmetik ürünler ve çevresel koşullardan da etkilenebilir.
Duygu Durum Değişiklikleri
PCOS yalnızca fiziksel belirtilerle sınırlı kalmayabilir. Bazı kişilerde kaygı, stres, özgüven kaybı, duygu durum dalgalanmaları veya depresif belirtiler görülebilir. Özellikle tüylenme, akne, kilo kontrolü ve gebelikle ilgili kaygılar psikolojik yük oluşturabilir.
İnsülin direnci, uyku problemleri ve hormonal değişikliklerin de duygu durum üzerinde etkisi olabileceği düşünülmektedir. Ancak her PCOS hastasında psikolojik belirtiler görülmez.
Uzun süren kaygı, isteksizlik, çökkünlük veya günlük yaşamı etkileyen psikolojik yakınmalar varsa bu durum yalnızca hormonlara bağlanmamalı ve gerektiğinde profesyonel destek alınmalıdır.
Polikistik Over Sendromu (PCOS) Neden Olur?
PCOS’un tek bir nedeni bulunmamaktadır. Genetik yatkınlık, hormon dengesi ve metabolik faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Ailede PCOS öyküsünün bulunması riski artırabilir. Annede veya kız kardeşte PCOS varsa kişinin de bu sendroma sahip olma olasılığı artabilir. Bununla birlikte kalıtım tek başına belirleyici değildir.
İnsülin direnci PCOS ile sık ilişkilendirilen faktörlerden biridir. İnsülinin etkisinin azalması nedeniyle vücut daha fazla insülin üretebilir. Yüksek insülin seviyeleri yumurtalıklarda androjen üretimini artırabilir ve yumurtlamayı bozabilir.
Androjen seviyelerinin yüksek olması veya dokuların androjenlere daha duyarlı olması da tüylenme, akne ve yumurtlama sorunlarının ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Fazla kilo PCOS’un tek nedeni değildir ancak belirtileri ağırlaştırabilir. Özellikle insülin direnci ve hormonal dengesizlikler kilo artışıyla daha belirgin hale gelebilir.
Polikistik Over Sendromu (PCOS) Tanısı Nasıl Konur?
PCOS tanısı tek bir kan testi veya ultrason sonucuyla konmaz. Tanı kişinin adet düzeni, klinik belirtileri, hormon testleri ve gerektiğinde ultrason bulgularının birlikte değerlendirilmesiyle konur.
Tanı sürecinde öncelikle adetlerin sıklığı, tüylenme, akne, kilo değişiklikleri ve gebelik öyküsü sorgulanır. Fizik muayenede tüylenme dağılımı, akne ve vücut ağırlığı gibi özellikler değerlendirilebilir.
Kan testlerinde androjen hormonları, tiroid fonksiyonları, prolaktin ve gerekli görülen diğer hormonlar incelenebilir. Ayrıca kan şekeri, insülin ve lipid düzeylerinin değerlendirilmesi de metabolik risk açısından önemli olabilir.
Ultrasonografide yumurtalıkların görünümü incelenebilir. PCOS’ta yumurtalıkların çevresinde çok sayıda küçük folikül görülebilir ancak bu bulgunun tek başına bulunması PCOS tanısı koydurmaz. Tanı konurken benzer belirtilere yol açabilecek tiroid hastalıkları, prolaktin yüksekliği, bazı böbreküstü bezi hastalıkları ve farklı hormonal bozuklukların dışlanması gerekebilir.
Polikistik Over Sendromu (PCOS) Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Polikistik Over Sendromu (PCOS) tedavisi tek tip değildir. Tedavi planı kişinin yaşı, adet düzensizliğinin derecesi, tüylenme ve akne gibi androjen fazlalığı belirtileri, kilo durumu, insülin direnci, gebelik isteği ve eşlik eden metabolik sorunlara göre şekillendirilir.
Bu nedenle PCOS yönetiminde amaç yalnızca adetleri düzenlemek değil yumurtlama düzenini desteklemek, metabolik riskleri azaltmak, cilt ve saç belirtilerini kontrol etmek ve uzun vadeli sağlık sorunlarının önüne geçmeye çalışmaktır.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Yaşam tarzı düzenlemeleri, PCOS tedavisinin en temel basamaklarından biridir. Özellikle fazla kilo veya insülin direnci bulunan kişilerde dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite adet düzeni, yumurtlama ve metabolik sağlık üzerinde olumlu etkiler sağlayabilir.
Beslenme planında rafine şeker ve aşırı işlenmiş gıdaların azaltılması, sebze, meyve, tam tahıllar, kaliteli protein kaynakları ve sağlıklı yağlara daha fazla yer verilmesi önerilebilir. Amaç kısa süreli ve çok kısıtlayıcı diyetler uygulamak değil, sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturmaktır.
Düzenli egzersiz, özellikle yürüyüş, direnç egzersizleri ve aerobik aktiviteler, insülin duyarlılığının artırılmasına yardımcı olabilir. Fazla kilosu bulunan kişilerde vücut ağırlığının küçük bir bölümünün kaybedilmesi bile adet düzeninin iyileşmesine ve yumurtlamanın daha düzenli hale gelmesine katkıda bulunabilir.
Bununla birlikte PCOS yalnızca fazla kilolu kişilerde görülmediği için normal kilolu hastalarda da düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenme önem taşır.
Adet Düzenleyici Tedaviler
Gebelik planı olmayan ve adetleri düzensiz olan kişilerde hormonal tedaviler değerlendirilebilir. Bu tedavilerin amacı adet döngülerinin daha düzenli hale gelmesine yardımcı olmak ve uzun süre adet görülmemesine bağlı olarak rahim iç tabakasının aşırı kalınlaşma riskini azaltmaktır.
Bazı hastalarda kombine hormonal doğum kontrol yöntemleri tercih edilebilir. Bu tedaviler adet düzeninin yanı sıra akne ve tüylenme gibi androjen fazlalığı belirtilerinin azalmasına da katkıda bulunabilir.
Hormonal tedavi seçimi yapılırken kişinin yaşı, sigara kullanımı, pıhtılaşma riski, tansiyon durumu ve diğer sağlık sorunları değerlendirilmelidir. Her hastaya aynı ilaç uygun olmadığı için tedavi kişiye özel planlanmalıdır.
İnsülin Direncine Yönelik Tedaviler
PCOS olan kişilerde insülin direnci sık görülebilir. İnsülin direnci bulunduğunda vücut kan şekerini kontrol etmek için daha fazla insülin üretir. Yüksek insülin düzeyleri ise yumurtalıklarda androjen üretimini artırabilir ve yumurtlama düzenini bozabilir.
Bu nedenle bazı hastalarda insülin duyarlılığını artırmaya yönelik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler özellikle glukoz metabolizmasında bozulma, prediyabet veya belirgin insülin direnci bulunan kişilerde gündeme gelebilir.
İnsülin direncine yönelik ilaçlar bazı kişilerde adet döngülerinin düzenlenmesine ve yumurtlamanın desteklenmesine katkıda bulunabilir. Ancak ilaç tedavisi yaşam tarzı değişikliklerinin yerine geçmez. Beslenme, egzersiz ve kilo kontrolü tedavinin temel parçaları olmaya devam eder.
Tüylenme ve Akne Tedavisi
PCOS’ta artan androjen etkisi yüz ve vücutta tüylenme, akne ve yağlı cilt gibi belirtilere yol açabilir. Bu belirtilerin tedavisinde hormonal tedavilerin yanı sıra dermatolojik ve kozmetik yöntemlerden de yararlanılabilir.
Hormonal tedaviler androjenlerin etkisini azaltarak yeni tüy oluşumunu yavaşlatabilir ve akne şikâyetlerini azaltabilir. Ancak tüylenme tedavisinde sonuçların ortaya çıkması birkaç ay sürebilir. Bu nedenle kısa sürede belirgin değişiklik beklenmemelidir.
Lazer epilasyon, elektroliz ve uygun cilt bakım yöntemleri destekleyici seçenekler arasında yer alabilir. Akne için topikal veya sistemik dermatolojik tedaviler de uygulanabilir. Tüylenme veya aknenin aniden hızla artması durumunda yalnızca PCOS düşünülmemeli ve farklı hormonal nedenler de araştırılmalıdır.
Gebelik Planlayanlarda Yumurtlama Tedavileri
PCOS’ta gebelikte güçlük yaşanmasının en sık nedenlerinden biri düzenli yumurtlama olmamasıdır. Gebelik planlayan kişilerde tedavinin temel hedefi yumurtlamanın düzenli hale getirilmesidir.
İlk aşamada ağızdan kullanılan yumurtlama uyarıcı ilaçlar değerlendirilebilir. Bu ilaçların amacı yumurtalıklardaki foliküllerin gelişimini desteklemek ve yumurtlamayı sağlamaktır.
Tedavi sürecinde ultrason takipleriyle folikül gelişimi izlenebilir ve yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilebilir. Her hastada aynı doz ve aynı tedavi süresi uygun olmayabileceği için yakın takip önemlidir.
Ağızdan kullanılan tedavilerle sonuç alınamayan bazı durumlarda enjeksiyon tedavileri veya yardımcı üreme yöntemleri gündeme gelebilir. Ancak bu karar yalnızca PCOS varlığına göre değil, kadının yaşı, yumurtalık rezervi, tüplerin durumu ve sperm analizi gibi diğer faktörler dikkate alınarak verilir.
Kilo Kontrolüne Yönelik Yaklaşımlar
Fazla kilo PCOS belirtilerini artırabilir ve insülin direncini daha belirgin hale getirebilir. Bu nedenle kilo kontrolü tedavi planının önemli bir parçası olabilir.
Amaç hızlı ve aşırı kilo kaybı değil, sürdürülebilir bir şekilde sağlıklı kilo aralığına yaklaşmaktır. Küçük miktarda kilo kaybı bile bazı kişilerde adetlerin daha düzenli hale gelmesine, yumurtlamanın artmasına ve metabolik değerlerin iyileşmesine yardımcı olabilir.
Kilo vermenin zor olduğu durumlarda diyetisyen desteği, egzersiz programı ve gerektiğinde metabolik değerlendirme faydalı olabilir. Bazı hastalarda ek tedavi seçenekleri hekim tarafından değerlendirilebilir.
Uzun Dönem Metabolik Takip
PCOS yalnızca adet ve gebelikle ilgili bir durum değildir. İnsülin direnci, prediyabet, tip 2 diyabet, yüksek kolesterol ve metabolik sendrom gibi sorunlar PCOS olan kişilerde daha sık görülebilir.
Bu nedenle belirli aralıklarla kan şekeri, lipid profili, tansiyon ve kilo değerlendirmesi yapılabilir. Özellikle ailesinde diyabet öyküsü bulunan veya fazla kilosu olan kişilerde metabolik takip daha önemli hale gelir. Erken dönemde yaşam tarzı değişikliklerinin uygulanması, uzun vadeli sağlık risklerinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Rahim İç Tabakasının Korunmasına Yönelik Tedaviler
Uzun süre adet görmeyen PCOS hastalarında rahim iç tabakası uzun süre östrojen etkisinde kalabilir. Bu durum endometriumun kalınlaşmasına ve bazı kişilerde uzun vadede farklı rahim içi sorunların gelişmesine zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle uzun süre adet olmayan kişilerde adetlerin belirli aralıklarla oluşturulmasını sağlayan hormonal tedaviler planlanabilir. Amaç yalnızca düzenli kanama oluşturmak değil, rahim iç tabakasının uzun süre kontrolsüz hormon etkisine maruz kalmasını önlemektir. Tedavi süresi ve kullanılacak yöntem kişinin yaşına, gebelik planına ve diğer sağlık özelliklerine göre belirlenmelidir.
Psikolojik Destek ve Yaşam Kalitesinin Korunması
PCOS’un tüylenme, akne, kilo kontrolünde zorlanma veya gebelik sürecindeki belirsizlikler gibi etkileri bazı kişilerde özgüven kaybı, kaygı ve stres oluşturabilir. Bu nedenle tedavi yalnızca fiziksel belirtilere odaklanmamalıdır.
Duygu durum değişiklikleri, kaygı veya depresif belirtiler günlük yaşamı belirgin şekilde etkiliyorsa psikolojik destekten yararlanılabilir. Uyku düzeni, stres yönetimi ve sosyal destek de yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynar.
PCOS tedavisinde en etkili yaklaşım, belirtilerin şiddetine ve kişinin önceliklerine göre jinekolojik, metabolik, dermatolojik ve gerektiğinde psikolojik desteğin birlikte planlanmasıdır.