rektum-kanseri

Rektum Kanseri Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Rektum kanseri, kalın bağırsağın son bölümünde bulunan rektum dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkılama sonrası tam boşalamama hissi, karın veya makat bölgesinde ağrı ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtilere yol açar. Erken dönemde belirti vermeyebileceği için tarama ve düzenli kontroller önemlidir. Tanı ve tedavi süreci, hastalığın evresi ve kişinin genel sağlık durumuna göre planlanır.

Güncelleme :
Görüntüleme : 20.377
Medical Park’ı sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin
ai Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Rektum Nedir?

Rektum, kalın bağırsağın son bölümüdür ve sigmoid kolon ile makat kanalı arasında yer alır. Sindirim sürecinde oluşan dışkı, vücuttan atılmadan önce geçici olarak rektumda birikir. Rektumun dolması, sinirler aracılığıyla beyne iletilir ve kişide dışkılama ihtiyacı oluşur.

Rektum kas tabakaları, damarlar, sinirler ve mukoza adı verilen iç yüzeyden oluşur. Bu yapıların birlikte çalışması dışkının tutulmasına, uygun zamanda makat kanalına yönlendirilmesine ve kontrollü biçimde atılmasına yardımcı olur. Rektumun normal işleyişi, bağırsak hareketleri ve dışkılama kontrolü açısından önemlidir.

Rektum bölgesinde hemoroid, iltihap, polip, çatlak, apse ve tümör gibi farklı sağlık sorunları gelişebilir. Makattan kanama, dışkılama alışkanlığında değişiklik, dışkılama sonrası tam boşalamama hissi, uzun süren kabızlık veya ishal ve makat çevresinde ağrı gibi belirtiler rektumla ilişkili olabilir. Bu şikâyetler her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmez ancak devam etmesi durumunda değerlendirme yapılması gerekir.

Rektum Kanseri Nedir?

Rektum kanseri, kalın bağırsağın makata en yakın son bölümünü oluşturan rektum dokusundaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla gelişen bir kanser türüdür. Kolon kanseriyle birlikte kolorektal kanserler içinde değerlendirilir. Rektum kanseri çoğunlukla bağırsak iç yüzeyindeki salgı üreten hücrelerden gelişir ve zaman içinde çevredeki dokulara, lenf bezlerine veya uzak organlara yayılabilir.

Bazı rektum kanserleri, başlangıçta iyi huylu olan poliplerin yıllar içinde hücresel değişikliğe uğraması sonucunda ortaya çıkabilir. Ancak her polip kansere dönüşmez. Poliplerin tarama sırasında belirlenmesi ve uygun olanların çıkarılması, kanser gelişme riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir.

Rektum kanseri erken dönemde herhangi bir belirti vermeyebilir. Hastalık ilerledikçe dışkıda parlak veya koyu renkli kan, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, uzun süren kabızlık ya da ishal, dışkının incelmesi ve dışkılama sonrasında bağırsakların tam boşalmadığı hissi görülebilir.

Karın veya makat bölgesinde ağrı, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik ve kansızlık da ortaya çıkabilir. Bu belirtiler hemoroid ve farklı bağırsak hastalıklarında da görülebileceği için kesin tanı yalnızca şikâyetlere bakılarak konulamaz.

Tanı sürecinde rektal muayene, kolonoskopi ve şüpheli bölgeden alınan biyopsi kullanılabilir. Kanser tanısı kesinleştikten sonra tümörün rektum duvarındaki derinliği, lenf bezlerine yayılımı ve uzak organlarda tutulum bulunup bulunmadığı görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilir. Bu incelemeler hastalığın evresinin ve uygun tedavi planının belirlenmesine yardımcı olur.

Rektum kanserinin tedavisi tümörün yerleşimine, evresine, genetik ve biyolojik özelliklerine ve kişinin genel sağlık durumuna göre planlanır. Cerrahi, ışın tedavisi, ilaç tedavileri veya bunların farklı sıralamalarla birlikte uygulanması gerekebilir. Erken evrede tanı konulması, tedavi seçeneklerinin ve hastalığın kontrol altına alınma olasılığının artmasına katkı sağlayabilir.

Rektum Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Rektum Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Rektum kanseri, erken evrelerde belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerleyebilir. Belirtiler ortaya çıktığında ise çoğunlukla dışkılama düzeni, dışkının görünümü ve makat bölgesiyle ilişkili değişiklikler ön plana çıkar.

Tümörün rektumdaki konumu ve büyüklüğü kanama, dışkının incelmesi, sık tuvalete çıkma veya dışkılama sonrasında bağırsakların tam boşalmadığı hissi gibi farklı yakınmalara neden olabilir.

Hastalık ilerledikçe kansızlık, halsizlik, iştahsızlık ve açıklanamayan kilo kaybı gibi genel belirtiler de tabloya eklenebilir. Bununla birlikte bu şikâyetler yalnızca rektum kanserine özgü değildir.

Hemoroid, anal fissür, bağırsak enfeksiyonları ve farklı sindirim sistemi hastalıklarında da görülebilir. Bu nedenle özellikle tekrarlayan makattan kanama ve uzun süren bağırsak alışkanlığı değişiklikleri göz ardı edilmemelidir.

Rektum kanserinde görülebilecek belirtiler şunlardır:

  • Dışkıda parlak kırmızı veya koyu renkli kan görülmesi
  • Makattan tekrarlayan kanama
  • Kabızlık veya ishal gibi bağırsak alışkanlıklarında değişiklik
  • Dışkının normalden daha ince veya şerit şeklinde çıkması
  • Dışkılama sonrasında bağırsakların tam boşalmadığı hissi
  • Sık veya ani dışkılama ihtiyacı
  • Dışkıda mukus görülmesi
  • Karın, kasık veya makat bölgesinde ağrı
  • Karında şişkinlik, kramp veya dolgunluk hissi
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • İştahsızlık
  • Sürekli halsizlik ve yorgunluk
  • Kansızlığa bağlı solukluk, baş dönmesi, çarpıntı veya nefes darlığı
  • İleri dönemlerde makat çevresinde baskı ve dolgunluk hissi

Makattan gelen kanamanın hemoroide bağlı olduğu düşünülerek uzun süre ihmal edilmemesi önemlidir. Kanama tekrarlıyorsa, dışkılama düzeni birkaç haftadan uzun süredir değişmişse, dışkıda belirgin incelme varsa veya kilo kaybı ve kansızlık belirtileri eşlik ediyorsa uzman değerlendirmesi yapılmalıdır.

    Rektum Kanseri Neden Olur?

    Rektum kanseri, rektumun iç yüzeyini oluşturan hücrelerde meydana gelen genetik değişiklikler sonucunda gelişir. Bu değişiklikler hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasına, normal yaşam döngülerini kaybetmesine ve zamanla tümör oluşmasına yol açabilir.

    Hastalığın kesin nedeni her zaman belirlenemese de yaş, genetik yatkınlık, bağırsak polipleri, yaşam tarzı ve bazı kronik bağırsak hastalıkları riski artırabilir.

    Rektum kanserine yol açabilecek veya gelişme olasılığını artırabilecek başlıca etkenler şunlardır:

    İleri yaş: Rektum kanseri her yaşta görülebilse de yaş ilerledikçe risk artabilir.

    Bağırsak polipleri: Bazı polip türleri yıllar içinde hücresel değişime uğrayarak kansere dönüşebilir.

    Aile öyküsü: Birinci derece yakınlarında kolorektal kanser veya ileri özellikli polip bulunan kişilerde risk daha yüksek olabilir.

    Kalıtsal genetik sendromlar: Ailesel geçiş gösteren bazı gen değişiklikleri rektum kanserine yatkınlık oluşturabilir.

    Kronik bağırsak iltihabı: Uzun süredir devam eden ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi iltihabi bağırsak hastalıkları riski artırabilir.

    İşlenmiş ve kırmızı et ağırlıklı beslenme: Liften fakir, işlenmiş et ve kırmızı et bakımından yoğun beslenme düzeni risk artışıyla ilişkili olabilir.

    Hareketsiz yaşam: Düzenli fiziksel aktivite yapmamak bağırsak sağlığını ve vücut ağırlığını olumsuz etkileyebilir.

    Fazla kilo ve obezite: Özellikle karın bölgesindeki yağlanma, rektum kanseri riskini artıran etkenlerden biri olabilir.

    Sigara kullanımı: Tütün ürünleri, bağırsak hücrelerinde hasara yol açarak kanser gelişme riskini yükseltebilir.

    Yoğun alkol tüketimi: Düzenli ve yüksek miktarda alkol tüketimi kolorektal kanser riskini artırabilir.

    Tip 2 diyabet ve insülin direnci: Bu durumlar rektum kanseri gelişme olasılığıyla ilişkili olabilir.

    Daha önce kolorektal kanser veya polip öyküsü: Önceden bağırsak polipi ya da kanseri geçiren kişilerde yeni oluşum riski artabilir.

    Bu risk faktörlerinden bir veya birkaçına sahip olmak, kişinin mutlaka rektum kanseri olacağı anlamına gelmez. Benzer şekilde hiçbir belirgin risk faktörü bulunmayan kişilerde de hastalık gelişebilir.

    Düzenli tarama programları, bağırsak poliplerinin erken dönemde saptanmasına ve gerekli durumlarda çıkarılmasına yardımcı olabilir. Özellikle aile öyküsü bulunan veya uzun süredir bağırsak hastalığı olan kişilerin tarama zamanlaması bireysel risk durumuna göre belirlenmelidir.

    Rektum Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?

    Rektum kanserinin teşhisinde kişinin şikâyetleri, aile öyküsü, fizik muayene bulguları ve bağırsak incelemeleri birlikte değerlendirilir. Makattan kanama, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkının incelmesi, tam boşalamama hissi, açıklanamayan kilo kaybı veya kansızlık gibi belirtiler varsa ayrıntılı inceleme gerekebilir. Ancak bu belirtiler hemoroid, anal fissür ve farklı bağırsak hastalıklarında da görülebildiği için kesin tanı yalnızca şikâyetlere dayanılarak konulamaz.

    Teşhis sürecinde uygulanabilecek yöntemler şunlardır:

    Fizik muayene: Karın ve makat çevresi değerlendirilir. Hekim, parmakla rektal muayene yaparak rektumun alt bölümünde kitle veya düzensizlik olup olmadığını kontrol edebilir.

    Kolonoskopi: Kalın bağırsağın ve rektumun kamera yardımıyla incelenmesini sağlar. Şüpheli doku, polip veya kitle görülürse aynı işlem sırasında örnek alınabilir.

    Rektosigmoidoskopi: Rektum ve kalın bağırsağın son bölümü özel bir cihazla incelenir. Tümörün konumu ve görünümü değerlendirilebilir.

    Biyopsi: Şüpheli bölgeden alınan doku örneği laboratuvarda incelenir. Rektum kanseri tanısı biyopsi sonucuyla kesinleştirilir.

    Kan testleri: Kansızlık, karaciğer fonksiyonları ve genel sağlık durumu değerlendirilebilir. Bazı tümör belirteçleri tanı koymak için tek başına yeterli değildir ancak tedavi takibinde kullanılabilir.

    Manyetik rezonans görüntüleme: Tümörün rektum duvarındaki derinliğini, çevre dokularla ilişkisini ve lenf bezlerine yayılımını değerlendirmeye yardımcı olur.

    Bilgisayarlı tomografi: Hastalığın karaciğer, akciğer ve diğer organlara yayılıp yayılmadığını araştırmak amacıyla kullanılabilir.

    Endorektal ultrasonografi: Bazı hastalarda tümörün rektum duvarına ne kadar ilerlediğini değerlendirmek için uygulanabilir.

    Moleküler ve genetik incelemeler: Tümör dokusunda yapılan bazı testler, tedavi seçeneklerinin belirlenmesine ve kalıtsal risklerin araştırılmasına yardımcı olabilir.

    Tanı kesinleştikten sonra kanserin rektum duvarındaki yayılımı, lenf bezlerinin durumu ve uzak organ tutulumu değerlendirilerek hastalığın evresi belirlenir. Evreleme, uygulanacak tedavi yönteminin ve tedavilerin sıralamasının planlanmasında önemlidir.

    Rektum Kanseri Tedavisi Nedir?

    Rektum kanseri tedavisi hastalığın evresine, tümörün makata olan uzaklığına, büyüklüğüne, lenf bezlerine veya uzak organlara yayılımına, tümörün biyolojik özelliklerine ve kişinin genel sağlık durumuna göre planlanır. Tedavide cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve bağışıklık sistemini etkileyen ilaçlar tek başına ya da birlikte uygulanabilir.

    Erken evrede ve küçük tümörlerde, uygun hastalarda tümörün makat yoluyla çıkarılması mümkün olabilir. Daha ileri yerel hastalıkta ise tümörün bulunduğu rektum bölümünün ve çevresindeki lenf bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir.

    Cerrahi sırasında bağırsak uçları yeniden birleştirilebilir. Bazı hastalarda dışkının karın duvarındaki bir açıklıktan torbaya yönlendirilmesini sağlayan geçici veya kalıcı stoma oluşturulması gerekebilir.

    Rektum kanserinde radyoterapi ve kemoterapi, tümörü küçültmek ve cerrahi başarısını artırmak amacıyla ameliyattan önce uygulanabilir. Bazı tedavi planlarında kemoterapi ve radyoterapi cerrahiden önce tamamlanır. Ameliyat sonrasında ise hastalığın tekrarlama riskine göre ek ilaç tedavileri planlanabilir.

    Uzak organlara yayılmış hastalıkta tedavinin amacı tümörün büyümesini kontrol altına almak, belirtileri azaltmak ve yaşam süresini uzatmaktır. Uygun hastalarda karaciğer veya akciğer gibi organlardaki sınırlı metastazlara cerrahi ya da bölgesel tedaviler uygulanabilir. Tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre hedefe yönelik ilaçlar veya immünoterapi seçenekleri de değerlendirilebilir.

    Tedavi sürecinde beslenme desteği, ağrı kontrolü, bağırsak düzeninin sağlanması, psikolojik destek ve stoma bakımı da önem taşır. Tedavi sonrasında düzenli kontroller, kan testleri, kolonoskopi ve görüntüleme yöntemleriyle hastalığın tekrarlama ihtimali takip edilir.

    Rektum Kanseri Ameliyatı Nasıl Yapılır?

    Rektum kanseri ameliyatı, tümörün bulunduğu rektum bölümünün ve gerekli durumlarda çevresindeki lenf bezlerinin çıkarılması amacıyla uygulanır. Ameliyatın yöntemi tümörün makata olan uzaklığına, büyüklüğüne, çevre dokulara yayılımına, hastalığın evresine ve kişinin genel sağlık durumuna göre belirlenir. Bazı hastalarda ameliyattan önce tümörü küçültmek ve cerrahiyi kolaylaştırmak amacıyla kemoterapi ve radyoterapi uygulanabilir.

    Ameliyat açık cerrahiyle, laparoskopik yöntemle veya robotik cerrahi kullanılarak gerçekleştirilebilir. Açık cerrahide karın bölgesinde daha geniş bir kesi yapılırken kapalı yöntemlerde küçük kesilerden kamera ve cerrahi aletler ilerletilir. Kullanılacak yöntem, tümörün özelliklerine ve cerrahi ekibin değerlendirmesine göre seçilir.

    Rektum kanseri ameliyatında uygulanabilecek başlıca yöntemler şunlardır:

    Lokal çıkarma: Erken evrede, küçük ve rektum duvarının yüzeysel bölümünde bulunan uygun tümörler makat yoluyla çıkarılabilir. Bu işlemde karından kesi yapılması gerekmeyebilir.

    Ön rezeksiyon: Rektumun üst veya orta bölümündeki tümörlerde kanserli bağırsak bölümü çıkarılır. Sağlıklı bağırsak uçları yeniden birleştirilerek dışkının doğal yoldan yapılması amaçlanır.

    Aşağı anterior rezeksiyon: Makata yakın ancak makat kaslarının korunabildiği tümörlerde rektumun bir bölümü çıkarılır ve kolon kalan rektum veya makat kanalına bağlanır.

    Abdominoperineal rezeksiyon: Tümör makat kaslarına çok yakınsa veya bu kasları tutmuşsa rektum, makat kanalı ve makat çevresindeki bazı dokular çıkarılabilir. Bu durumda dışkının vücuttan atılması için kalıcı kolostomi oluşturulur.

    Pelvik ekzenterasyon: Çevredeki mesane, prostat, rahim veya vajina gibi organlara yayılmış ileri tümörlerde daha geniş kapsamlı cerrahi gerekebilir.

    Cerrahi sırasında yalnızca tümörlü bölüm değil, rektumu çevreleyen yağ dokusu ve lenf bezleri de çıkarılabilir. Bu işlem, kanser hücrelerinin çevredeki lenf bezlerine yayılıp yayılmadığının belirlenmesine ve hastalığın tekrarlama riskinin azaltılmasına yardımcı olur. Çıkarılan dokular patolojik incelemeye gönderilir.

    Bağırsak uçları birleştirildikten sonra iyileşmenin güvenli şekilde gerçekleşmesi için bazı hastalarda geçici ileostomi veya kolostomi açılabilir. Bu uygulamada dışkı, karın duvarında oluşturulan açıklıktan özel bir torbaya yönlendirilir.

    Bağırsak bağlantısı iyileştikten sonra geçici stoma ikinci bir ameliyatla kapatılabilir. Tümörün yerleşimine ve ameliyatın kapsamına bağlı olarak bazı hastalarda stoma kalıcı olabilir.

    Rektum Kanserine İyi Gelen Besinler Nelerdir?

    Rektum kanserini tek başına tedavi eden veya tümörü ortadan kaldıran belirli bir besin bulunmamaktadır. Beslenme, tıbbi tedavinin yerine geçmez ancak tedavi sırasında vücut ağırlığının korunmasına, yeterli enerji ve protein alınmasına, bağırsak düzeninin desteklenmesine ve iyileşme sürecine katkı sağlayabilir. Beslenme planı uygulanan tedaviye, ameliyat durumuna, bağırsak şikâyetlerine ve kişinin toleransına göre düzenlenmelidir.

    Beslenme programında yer verilebilecek başlıca besinler şunlardır:

    Protein kaynakları: Yumurta, balık, tavuk, hindi, yoğurt, peynir ve kuru baklagiller doku onarımını ve kas kütlesinin korunmasını destekleyebilir.

    Sebze ve meyveler: Vitamin, mineral ve antioksidan içerikleriyle dengeli beslenmenin parçasıdır. Ancak ishal, gaz veya bağırsak daralması varsa çiğ ve yüksek lifli seçenekler sınırlanabilir.

    Tam tahıllar: Yulaf, bulgur ve tam tahıllı ekmek gibi besinler bağırsak hareketlerini destekleyebilir. Ameliyat sonrası dönemde veya bağırsak hassasiyetinde tüketim miktarı hekim önerisine göre ayarlanmalıdır.

    Kuru baklagiller: Mercimek, nohut ve kuru fasulye protein ve lif içerir. Gaz ve şişkinlik yapıyorsa küçük porsiyonlarla denenebilir.

    Sağlıklı yağlar: Zeytinyağı, avokado ve tuzsuz kuruyemişler enerji alımını destekleyebilir.

    Fermente süt ürünleri: Yoğurt ve kefir, tolere edilebildiğinde beslenmeye eklenebilir. İshal veya laktoz hassasiyeti varsa tüketim sınırlandırılabilir.

    Yeterli sıvı: Su, çorba ve uygun sıvılar kabızlığın önlenmesine ve sıvı kaybının yerine konmasına yardımcı olabilir.

    Kemoterapi veya radyoterapi döneminde bulantı, iştahsızlık, ağız yaraları, tat değişikliği, ishal veya kabızlık görülebilir. Bu durumlarda büyük öğünler yerine küçük ve sık öğünler tercih edilebilir. İshal sırasında yağlı, baharatlı ve çok lifli yiyecekler azaltılabilir kabızlıkta ise yeterli sıvı ve kişinin tolere edebildiği lif kaynakları artırılabilir.

    İşlenmiş etler, aşırı yağlı yiyecekler, yüksek miktarda şeker içeren ürünler ve alkollü içecekler sınırlandırılmalıdır. Bitkisel ürünler, yüksek doz vitaminler ve besin takviyeleri kullanılan tedavilerle etkileşebileceği için hekime danışılmadan tüketilmemelidir. Özellikle ameliyat sonrası dönemde veya bağırsakta daralma riski varsa beslenme programı kişiye özel hazırlanmalıdır.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Sıkça Sorulan Sorular

    Rektumda iyi huylu tümörlerin tedavisi sonrası iyileşme sürecinde farklı kriterler etkili olur. Kitle endoskopik yöntemle çıkarılmışsa hasta genellikle aynı gün evine dönebilir ve kısa sürede normal hayatına devam eder. Cerrahi operasyonlar daha geniş bir müdahale gerektirdiğinden taburculuk işlemleri için birkaç gün beklenir. Hasta, hastane ortamında gözetim altında tutulur. 
    Ameliyat sonrası iyileşme sürecinde ağır fiziksel aktivitelere katılmamak gerekir. Düzenli beslenme ve mümkün olduğunca çok dinlenme ile iyileşme süreci kısaltılabilir. Bazı hastalarda birkaç hafta hafif ağrı veya rahatsızlık hissedilebilir ancak genellikle bu belirtiler geçicidir. Doktorunuzun verdiği tavsiyelere uyulması ve düzenli kontrollere gidilmesi, iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır.

    Rektumda iyi huylu tümör şüphesi olan hastaların, genel cerrahi veya gastroenteroloji bölümlerine başvurması gerekir. Gastroenterologlar sindirim sistemi rahatsızlıklarını değerlendirir ve kolonoskopi gibi tetkikleri yaparak tümörün varlığını ve niteliğini belirler. Eğer kitle cerrahi müdahale gerektiriyorsa, hasta genel cerrahi uzmanına yönlendirilir. Ayrıca hem teşhis hem de tedavi sürecinin etkin şekilde ilerlemesi için bazen her iki branştan uzmanların birlikte çalışması gerekebilir.

    Rektumda iyi huylu tümörler genellikle kansere dönüşme riski taşımadıkları için düşük riskli olarak kabul edilir. Ancak özellikle adenomatöz polipler gibi bazı iyi huylu kitlelerin uzun vadede malignite riski taşıyabileceğinin göz önünde bulundurulması gerekir. Bu nedenle kitlelerin büyüklüğü, şekli ve yapısına bağlı olarak doktorunuz, düzenli takip ve kontrol önerebilir. Zamanında teşhis edilmeyen bazı kitleler, bağırsak tıkanıklığına veya kronik kanamaya neden olarak hastanın yaşam kalitesini düşürebilir. Düzenli kontrol ve gerekirse müdahale, olası riskleri en aza indirir.

    Bazı küçük ve zararsız rektum kitleleri, doğrudan müdahale gerektirmeyebilir ve sadece düzenli takip altında tutulabilir. Özellikle semptom yaratmayan ya da büyüme göstermeyen kitlelerde, ameliyat gereksiz olabilir. Ancak risk taşıyan veya büyüyen tümörler için cerrahi müdahale önerilebilir.
    Ameliyatsız tedavi yöntemleri arasında endoskopik polipektomi öne çıkar. Bu yöntemde tümör, kolonoskopi sırasında cerrahi kesiye ihtiyaç duyulmadan çıkarılır. Bu sayede hasta, ameliyatın olası komplikasyonlarıyla karşılaşmadan tedavi olabilir.
     
     
     
     

    Rektum duvarı kalınlaşması, görüntüleme incelemelerinde rektum duvarının normalden daha kalın görülmesidir. Bu bulgu tek başına kanser tanısı anlamına gelmez. Enfeksiyon, iltihabi bağırsak hastalıkları, rektumun yeterince genişlememesi, iyi huylu oluşumlar veya tümörler duvar kalınlaşmasına neden olabilir.
    Kalınlaşmanın bölgesel ya da yaygın olması, çevre dokuların durumu ve eşlik eden belirtiler değerlendirmede önem taşır. Makattan kanama, dışkılama düzeninde değişiklik veya kilo kaybı varsa kolonoskopi, biyopsi ve ek görüntüleme yöntemleri gerekebilir. Kesin neden yalnızca görüntüleme sonucuyla değil, klinik değerlendirme ve gerekli incelemelerle belirlenir.

    “CA”, tıbbi kullanımlarda kanser anlamına gelen “karsinom” ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle “rektum kanserinde CA radyoterapisi” ayrı bir radyoterapi yöntemi değil, rektum kanseri için yapılan radyoterapi planlamasını ifade eder.

    Evet, uygun hastalarda rektum kanseri ameliyatı kalıcı torba açılmadan yapılabilir. Tümör makat kaslarından yeterince uzaktaysa, bu kaslar korunabiliyorsa ve sağlıklı bağırsak uçları güvenli biçimde birleştirilebiliyorsa dışkılamanın doğal yoldan devam etmesi sağlanabilir.
    Bazı hastalarda bağırsak bağlantısını korumak için geçici torba açılması gerekebilir. Bağlantı iyileştikten sonra bu torba ikinci bir ameliyatla kapatılabilir. Tümörün makat kaslarını tutması, makata çok yakın yerleşmesi veya güvenli bağırsak bağlantısının mümkün olmaması durumunda kalıcı torba gerekebilir. Bu karar tümörün konumu, evresi, ameliyat öncesi tedaviye yanıtı ve kişinin genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek verilir. Radyoterapi bazı hastalarda tümörü küçülterek makat koruyucu cerrahi olasılığına katkıda bulunabilir ancak torbasız ameliyatı garanti etmez.

    Rektum kanseri tanı ve tedavisi için genel cerrahi veya gastroenteroloji bölümüne başvurulması gerekir. Kanser tanısı konduktan sonra onkoloji uzmanları tedavi sürecini yürütür. Tedavi cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi gerektirdiğinde multidisipliner bir ekip devreye girer.

    Rektum, kalın bağırsağın son kısmıdır ve anüsle bağırsağın diğer bölümleri arasında yer alır. Yaklaşık 12-15 cm uzunluğunda olan rektum, dışkının depolandığı ve anüs yoluyla dışarı atıldığı bölgedir. Pelvik bölgede bulunur ve sindirim sisteminin son aşamasını oluşturur.

    Rektum kanseri ağrısı genellikle alt karın bölgesinde veya pelvik bölgede hissedilir. İleri evrelerde bağırsak hareketleri sırasında ağrı veya dışkılama sonrası rahatsızlık hissi yaygın belirtilerdir. Ayrıca, anüs çevresinde ağrı veya basınç hissi de olabilir.

    Rektumda polip, rektumun iç yüzeyinde gelişen küçük, genellikle iyi huylu dokular veya çıkıntılardır. Bazı polipler zararsızdır, ancak bazıları zamanla kansere dönüşebilir. Kolonoskopi sırasında tespit edilen polipler genellikle alınır ve patolojik incelemeye gönderilir.

    Rektum, kalın bağırsağın son kısmıdır ve pelvik boşlukta bulunur. Rektumun ana işlevi dışkıyı geçici olarak depolamaktır. İç ve dış sfinkter kasları, dışkılama sırasında kontrolü sağlar. Rektum, lenf düğümleri ve damarlar açısından zengin bir yapıya sahiptir, bu nedenle kanserin bu bölgeden diğer alanlara yayılma riski vardır.

    Rektum kanseri tanısında ultrason tek başına yeterli değildir. Endorektal ultrason (rektum içine yerleştirilen bir probla yapılan ultrason) kanserin lokal yayılımını değerlendirmek için kullanılır. Ancak kesin teşhis için kolonoskopi, biyopsi ve MR gibi yöntemler gereklidir.

    Rektum kanseri ameliyatı bazı riskler taşır. Bunlar arasında enfeksiyon, kanama, bağırsak hareketlerinin geçici bozulması ve anastomoz kaçağı gibi komplikasyonlar bulunur. Ameliyatın riskleri, cerrahın deneyimi ve hastanın genel sağlık durumu ile yakından ilişkilidir. Ancak uygun bir tedavi planı ile bu riskler minimize edilebilir.

    Rektum kanseri ameliyatının süresi, kanserin evresine ve yayılımına bağlı olarak değişir. Laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemler daha uzun sürebilir, ancak iyileşme sürecini hızlandırır.

    Rektum kanserinin ilaçla tedavisi, özellikle kemoterapi veya hedefe yönelik ilaçlarla mümkündür. Ancak erken evrelerde cerrahi genellikle birinci tedavi seçeneğidir. İleri evrelerde kemoterapi ve immünoterapi gibi ilaç tedavileri kullanılabilir.

    Rektum kanseri veya ülseri, genellikle ilk olarak lenf düğümlerine, ardından karaciğer ve akciğerlere metastaz yapar. İleri evrelerde kanser, kemiklere ve nadiren beyine yayılabilir.

    Rektum kanserinin yayılma hızı, kanser hücrelerinin agresifliğine ve hastalığın evresine bağlıdır. Düşük dereceli tümörler genellikle yavaş ilerlerken, yüksek dereceli ve agresif tümörler daha hızlı yayılabilir. Erken teşhis, yayılmayı kontrol altına almak için önemlidir.

    Evet, radyoterapi (ışın tedavisi) rektum kanseri tedavisinde sıkça kullanılır. Cerrahi öncesinde tümörü küçültmek veya cerrahi sonrası kalan kanser hücrelerini yok etmek amacıyla uygulanır. İleri evrelerde ise semptomları hafifletmek için de kullanılabilir.

    Tedavi edilmediğinde rektum kanseri hızla ilerleyebilir ve çevre dokulara, lenf düğümlerine ve uzak organlara metastaz yapabilir. İlerleyen kanser, bağırsak tıkanıklığı, kanama, şiddetli ağrı ve ölümcül komplikasyonlara neden olabilir.

    Hayır, rektum kanseri bulaşıcı bir hastalık değildir. Kanser, genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Kişiden kişiye geçmez.

    Rektum kanseri farkındalık ayı, Mart ayıdır. Bu ay boyunca rektum ve kolon kanserlerine dikkat çekmek, erken teşhis ve tedavi yöntemlerini vurgulamak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenir.

    Teşekkürler

    En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!


    Güncelleme
    Güncel Versiyon
    Yayınlanma Tarihi:
    Prof. Dr. Kürşat Karadayı

    Prof. Dr.

    Kürşat Karadayı

    Genel Cerrahi

    Bu içeriğin geliştirilmesinde  Medical Park Yayın Kurulu  katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Teşekkürler! En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!

    Makaleye Dön

    Sayfa bağlantısı panoya kopyalandı!

    Tamam