Sinüzit Nedir? Sinüzite Ne İyi Gelir ve Belirtileri Nelerdir?

Sinüzit Belirtileri Nelerdir? Sinüzit Nasıl Geçer?

Sinüzit, burun çevresindeki sinüs boşluklarının iltihaplanması sonucu gelişen ve her yaştan bireyi etkileyebilen yaygın bir sağlık problemidir. Burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yüz ağrısı ve baş ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkan sinüzit, uygun tedavi edilmediğinde kronikleşebilir ve bazı durumlarda cerrahi müdahale gerektirebilir.

Güncelleme :
Görüntüleme : 129.936
Medical Park’ı sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin
ai Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

 

Sinüzit Nedir?

 

Sinüzit, burun çevresinde yer alan sinüs boşluklarının iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Sinüsler; alın, yanak, burun çevresi ve gözlerin arkasında bulunan hava dolu boşluklardır.

Bu boşluklar normalde burun içiyle bağlantılıdır ve mukus üretimiyle solunum yollarının nemli kalmasına yardımcı olur. Ancak sinüslerin iç yüzeyinde iltihaplanma geliştiğinde mukus akışı bozulabilir ve burun tıkanıklığı, yüz ağrısı, baş ağrısı gibi şikâyetler ortaya çıkabilir.

Sinüzit genellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında gelişir. Soğuk algınlığı veya grip sonrası burun içindeki dokular şişebilir, sinüslerin boşalmasını sağlayan kanallar daralabilir ve salgılar sinüslerde birikebilir. Bu durum bakteri, virüs veya alerjiye bağlı iltihaplanmanın oluşmasına zemin hazırlayabilir.

Sinüzit akut veya kronik şekilde görülebilir. Akut sinüzit genellikle kısa süreli gelişir ve çoğu zaman üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası ortaya çıkar. Kronik sinüzit ise belirtilerin uzun sürmesi veya sık tekrarlamasıyla karakterizedir. Kronik sinüzitte alerji, burun eti büyümesi, burun eğriliği, polipler veya tekrarlayan enfeksiyonlar etkili olabilir.

Her burun tıkanıklığı veya baş ağrısı sinüzit anlamına gelmez. Alerjik rinit, migren, burun eğriliği, diş problemleri veya farklı üst solunum yolu hastalıkları da benzer şikâyetlere neden olabilir. Bu nedenle belirtiler uzun sürüyorsa, sık tekrarlıyorsa veya şiddetli ağrı ve ateş eşlik ediyorsa kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.

Sinüzit Belirtileri Nelerdir?

Sinüzit belirtileri, sinüs boşluklarında iltihaplanma ve mukus birikimi oluşmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Şikâyetler kişiden kişiye değişebilir bazı kişilerde burun tıkanıklığı ön plandayken, bazı kişilerde yüz ağrısı, baş ağrısı veya geniz akıntısı daha belirgin olabilir. Genel olarak karşılaşılan sinüzit belirtileri şunlardır:

Burun Tıkanıklığı

Burun tıkanıklığı, sinüzitin en sık görülen belirtilerinden biridir. Sinüslerin burun içine açılan kanallarında şişlik ve iltihap geliştiğinde hava geçişi zorlaşır. Bu durum kişinin burundan rahat nefes alamamasına, uyku sırasında ağızdan nefes almaya ve sabahları ağız kuruluğuyla uyanmaya neden olabilir. Burun tıkanıklığı tek taraflı ya da çift taraflı görülebilir. Uzun süre devam eden tıkanıklık, koku alma duyusunu da olumsuz etkileyebilir.

Geniz Akıntısı

Geniz akıntısı, sinüslerde biriken salgıların boğaza doğru akmasıyla oluşur. Kişi boğazında sürekli akıntı, gıcık, temizleme ihtiyacı veya takılma hissi yaşayabilir. Geniz akıntısı özellikle gece yatınca artabilir ve sabahları boğazda kuruluk, ağız kokusu ya da öksürükle kendini gösterebilir. Uzun süren geniz akıntısı boğaz dokusunu tahriş ederek ses kısıklığına ve yutkunma sırasında rahatsızlık hissine yol açabilir.

Koyu Kıvamlı Burun Akıntısı

Sinüzitte burun akıntısı genellikle yoğun, yapışkan ve koyu kıvamlı olabilir. Akıntının rengi sarı, yeşil veya beyazımsı olabilir; ancak akıntı rengi tek başına hastalığın bakteriyel ya da viral olduğunu kesin olarak göstermez. Burun akıntısı, sinüslerdeki salgının dışarı atılmaya çalışılmasıyla oluşur. Akıntının uzun sürmesi, kötü kokuya eşlik etmesi veya yüz ağrısıyla birlikte görülmesi durumunda uzman değerlendirmesi önemlidir.

Yüzde Basınç ve Dolgunluk Hissi

Sinüzitte alın, yanak, burun kökü ve göz çevresinde basınç ya da dolgunluk hissi oluşabilir. Bu his, sinüs boşluklarında salgı birikmesi ve sinüs içi basıncın artmasıyla ilişkilidir. Kişi özellikle öne eğildiğinde, başını hareket ettirdiğinde veya sabah uyandığında bu basıncı daha yoğun hissedebilir. Yanak bölgesinde dolgunluk üst çene ve dişlere de yansıyabilir.

Baş Ağrısı

Baş ağrısı, sinüzit belirtileri arasında sık görülebilir. Ağrı genellikle alın, şakak, burun kökü, göz çevresi veya yanaklarda hissedilir. Sinüs kaynaklı baş ağrısı çoğu zaman yüz bölgesindeki basınç hissiyle birlikte ortaya çıkar ve öne eğilince artabilir. Ancak her baş ağrısı sinüzit kaynaklı değildir. Migren, gerilim tipi baş ağrısı, göz hastalıkları veya diş problemleri de benzer ağrılara neden olabilir.

Koku Almada Azalma

Sinüzitte burun tıkanıklığı ve mukus birikimi nedeniyle koku alma duyusu azalabilir. Kişi kokuları eskisi kadar net alamayabilir veya tat alma duyusunda da azalma hissedebilir. Bu durum genellikle burun içindeki şişlik ve hava geçişinin bozulmasıyla ilişkilidir. Koku kaybı kısa süreli enfeksiyonlarda geçici olabilir ancak uzun sürüyorsa kronik sinüzit, alerji, polip veya farklı burun hastalıkları açısından değerlendirilmelidir.

Öksürük

Sinüzite bağlı öksürük çoğu zaman geniz akıntısından kaynaklanır. Boğaza doğru akan salgı, özellikle gece yatarken veya sabah saatlerinde öksürüğü artırabilir. Bu öksürük kuru olabileceği gibi balgamlı da hissedilebilir. Uzun süren öksürük, boğaz tahrişi ve ses kısıklığıyla birlikte görülebilir. Öksürük haftalarca devam ediyorsa yalnızca sinüzit değil, alerji, reflü veya alt solunum yolu hastalıkları da değerlendirilmelidir.

Boğaz Ağrısı ve Tahriş

Geniz akıntısı boğazın sürekli tahriş olmasına neden olabilir. Bu durum boğazda yanma, kuruluk, gıcık hissi, yutkunurken rahatsızlık veya hafif ağrı şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle gece boyunca devam eden akıntı sabahları boğaz ağrısını daha belirgin hale getirebilir. Sinüzite bağlı boğaz şikâyetleri genellikle burun tıkanıklığı ve geniz akıntısıyla birlikte görülür.

Diş Ağrısı

Sinüzit bazı kişilerde üst çene ve üst azı dişlerinde ağrıya neden olabilir. Bunun nedeni yanak bölgesindeki sinüslerin üst diş köklerine yakın konumda olmasıdır. Sinüslerde basınç arttığında dişlerde hassasiyet, dolgunluk veya ağrı hissedilebilir. Ancak diş ağrısının nedeni her zaman sinüzit değildir. Çürük, diş eti hastalığı veya çene problemleri de benzer şikâyetlere yol açabileceği için uzun süren ağrılarda diş hekimi ve kulak burun boğaz değerlendirmesi gerekebilir.

Kulakta Basınç Hissi

Sinüzit sırasında burun, sinüs ve kulak arasındaki basınç dengesi etkilenebilir. Bu nedenle kulakta dolgunluk, basınç, tıkanıklık hissi veya hafif işitme azalması görülebilir. Özellikle burun tıkanıklığının belirgin olduğu dönemlerde kulak şikâyetleri daha fazla hissedilebilir. Kulak ağrısı, akıntı veya belirgin işitme kaybı varsa farklı kulak hastalıkları açısından değerlendirme yapılmalıdır.

Ağız Kokusu

Sinüzitte koyu geniz akıntısı, burun tıkanıklığı ve ağızdan nefes alma ağız kokusuna yol açabilir. Sinüslerde biriken salgı boğaza aktıkça ağızda kötü tat ve koku hissi oluşabilir. Ağız kokusu yalnızca sinüzite bağlı olmayabilir; diş çürükleri, diş eti hastalıkları, reflü ve ağız hijyeni sorunları da bu duruma neden olabilir. Bu nedenle ağız kokusu uzun sürüyorsa altta yatan neden araştırılmalıdır.

Ateş ve Halsizlik

Akut sinüzitte bazı kişilerde ateş, kırgınlık, halsizlik ve genel yorgunluk görülebilir. Özellikle enfeksiyonun daha belirgin olduğu dönemlerde vücut direnci düşebilir ve kişi günlük aktivitelerini yapmakta zorlanabilir. Yüksek ateş, şiddetli yüz ağrısı, göz çevresinde şişlik, bilinç bulanıklığı veya ense sertliği gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

ve mukus birikimi oluşmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Belirtiler akut sinüzitte daha ani başlayabilirken, kronik sinüzitte daha uzun süreli ve tekrarlayıcı olabilir. Sinüzit çoğu zaman burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yüz bölgesinde basınç hissi ve baş ağrısı ile kendini gösterir.

Sinüzitte en sık görülen belirtiler şunlardır:

 

Sinüzit belirtileri soğuk algınlığı, alerjik rinit, migren, diş problemleri veya burun yapısal sorunlarıyla karışabilir. Burun tıkanıklığı ve akıntı 10 günden uzun sürüyorsa, belirtiler düzelirken tekrar kötüleşiyorsa, şiddetli yüz ağrısı, yüksek ateş veya göz çevresinde şişlik gelişiyorsa kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.

Sinüzit Neden Olur?

Sinüzitin oluşmasının birçok sebebi olabilir. Genel olarak sinüzit nedenleri kişiye ait faktörler ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesi ile oluşur. Akut sinüzitin en sık karşılaşılan sebebi virüslerdir ve bu durum genellikle kendini sınırlama eğilimindedir. Soğuk algınlığı olan bireylerin yaklaşık olarak %90’ında sinüzite dair belirti ve bulgulara rastlanılır.

Alerjik bünyeye sahip insanlar atopik olarak sınıflandırılır. Atopik kişilerde sık sık sinüzit atakları meydana gelebilir. Bu kişilerde sinüzit gelişmesinde hava kirliliği, hayvan tüyleri, sigara dumanı ve toz gibi çevresel faktörler ön plandadır. Alerjiler aynı zamanda kronik sinüzit gelişimine de neden olur.

Geniz eti, burun eğriliği, kistik fibrozis, bağışıklık sistem yetersizliği, kuvvetli sümkürme bir diğer kronik sinüzitin nedenlerindendir. Bunun yanı sıra sürekli su altında kalan yüzücülerde de sinüzit gelişebilir. Burunda bulunan polip ve tümörler, yabancı cisim, burunda anatomik anormallikler ve diş enfeksiyonları da sinüzite neden olan diğer faktörler arasında yer alır.

Sinüs iltihaplanması anlamına gelen sinüzit herkeste karşılaşılabilen bir durumdur. Bazı rahatsızlıklar ve çeşitli durumlar halinde sinüzit gelişimine karşı bir yatkınlık söz konusu olabilir.

Burnun ortasında yer alan duvar yapısı septum olarak isimlendirilir. Septumun sağa ya da sola doğru yatık olması ise septum deviasyonu olarak adlandırılır. Septum deviasyonu olan bireylerde burnun bir tarafından hava geçişinin engellenmesine bağlı olarak kapalı bir ortam oluşur ve burada mikroorganizmaların üremesi kolaylaşabilir.

Septum deviasyonu dışında diğer bazı durumlarda da kişilerde sinüs enfeksiyonu gelişebilir. Sinüzit oluşturabilecek nedenler şunlardır:

  • Nazal polipler
  • Alerji öyküsü
  • Küf maruziyeti
  • Zayıflamış bağışıklık sistemi
  • Tütün kullanımı
  • Yakın zamanda geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu
  • Kistik fibrozis
  • Uçakla sık seyahat etmek

Sinüzit İçin Risk Faktörleri Nelerdir?

Bazı kişilerde sinüzit gelişme riski daha yüksektir. Özellikle alerjik rinit, astım, KOAH, burun polipleri, geniz eti problemleri ve burun eğriliği (septum deviasyonu) gibi durumlar sinüslerin havalanmasını bozarak enfeksiyon gelişimini kolaylaştırabilir. Bunun yanı sıra sigara kullanımı, hava kirliliğine maruz kalmak, bağışıklık sisteminin zayıflaması, sık geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları ve bazı kronik hastalıklar da sinüzit riskini artırabilir.

Akut Sinüzit Nedir?

Akut sinüzit, burun tıkanıklığı, elmacık kemiği, göz çevresi ve alında doluluk hissi ile seyreden kısa süreli sinüs inflamasyonunu ifade eder. Akut sinüzit genel olarak viral solunum yolu enfeksiyonları sonrasında meydana gelir. Virüsler dışında bakteriler ve mantarlarda akut sinüzite yola açabilen mikroorganizmalardır.

Viral akut sinüzit etkenlerinden en sık olarak karşılaşılanları arasında rhinovirüs, adenovirüs, influenza virüsü ve parainfluenza virüsü bulunur. Akut bakteriyel sinüzite neden olan mikroorganizmalara ise streptococcus pneumoniae, haemophilus influenzae ve moraxella catarrhalis gibi bakteriler örnek olarak sayılabilir. Mantarların akut sinüzite neden olması nadir olarak karşılaşılan bir durumdur ve özellikle bağışıklık sistemi ile ilgili problemleri olan kişilerde akut sinüzit etkeni olarak mantarlar tespit edilebilir.

Enfeksiyon etkenleri dışında alerjik durumlar; nazal polipler, geniz eti enfeksiyonları ve vücut içi salgıların oldukça koyu kıvamda olduğu kistik fibrozis gibi genetik hastalıklar nedeniyle de kişilerde akut sinüzit gelişebilir.

Akut sinüzit meydana gelmesi sonrasında kişilerde çeşitli belirti ve bulgular ortaya çıkar:

Bu belirtiler arasından 3 tanesi akut sinüzit için tanısal öneme sahiptir. Koyu kıvamlı burun akıntısına eşlik eden burun tıkanıklığı ve yüz bölgesinde ağrı, dolgunluk ya da basınç hissi bu 3 belirtiyi oluşturur.

Tek başına baş ağrısı akut sinüzit için tanısal öneme sahip değilken, yüzde dolgunluk hissi bazen akut sinüzit tanısı için tek başına yeterli olabilir. Virüslere bağlı olarak ortaya çıkan akut sinüzit olguları genellikle 3-5 gün içerisinde gerileme eğilimindedir.

Belirtilerin 10 gün ve daha uzun süre boyunca devam etmesi ya da bir süreliğine hafifleme eğiliminde olup sonra kötüleşmesi, bu kişilerde sinüzitin altında yatan nedenin bakteriyel bir enfeksiyon olduğuna işaret edebilir.

Çocuklarda ise akut bakteriyel sinüzitte yetişkinlere göre farklı olarak ateş, diğer belirtilere eşlik edebilir. Başlangıçta çocuğun burun akıntısı su kıvamındayken zamanla koyulaşır. Akut bakteriyel sinüzit gelişen kişilerin yaklaşık olarak %80’inde geçirilmiş bir üst solunum yolu enfeksiyonu öyküsü mevcuttur.

Kronik Sinüzit Nedir?

Sinüzit olgusunun 12 haftadan daha uzun sürmesi halinde kronik hale geldiği kabul edilir. Kronik sinüzit, enfeksiyon hastalıkları, yapısal faktörler ve iltihabi durumların bir araya gelmesi ile oluşur.

Çevresel faktörlerden toz ve küf gibi alerjenler, sigara dumanı ve solunum yollarında mukusun temizlenmesinden sorumlu silya yapılarındaki fonksiyon kaybı sonrasında kişide kronik sinüzit meydana gelebilir. Bu nedenler dışında orta kulak enfeksiyonlarının seyri sırasında veya astım hastalarında da kronik sinüzit ile karşılaşılabilir.

Saman nezlesi, kronik sinüzite neden olabilen alerjik nedenlerin başında gelir. Polen ve çeşitli kimyasallar da çevresel alerjen faktörler arasında yer alır ve burun içi mukozada iltihaplanmaya sebep olarak kronik sinüzit gelişimine neden olabilir.

Astım hastalığı, solunum yollarında kronik bir iltihabi yanıt meydana getirmesi nedeniyle bir diğer kronik sinüzit nedenidir. Bu durumlar dışında mide asidinin çeşitli nedenlerle yemek borusuna geri dönmesi olan reflü hastalığı olan kişilerde de kronik sinüzit meydana gelebilir.

Kronik sinüzit gelişen kişilerde birçok belirti ve bulgu ortaya çıkabilir:

  • Tat ve koku almada sorun
  • Sarı-yeşil renkli burun ve geniz akıntısı
  • Koyu kıvamlı mukusun burun tıkanıklığına neden olması
  • Postnazal damlama olarak tanımlanan burundan mukusun genize doğru sızması
  • Göz, alın ve yanak bölgesinde hissedilen gerginlik ve rahatsızlık hissi
  • Çene ve diş ağrıları
  • Aşırı derecede yorgunluk
  • Bulantı hissi
  • Kulak ağrısı
  • Baş ağrısı

Sinüzit belirtileri ortaya çıkan kişilerde bu durumun uzun süreli bir hal alması ve müdahale edilmemesi halinde bu hastalık ilerleyerek önemli sağlık sorunlarının gelişmesine neden olabilir.

Uzun süreli sinüzite bağlı olarak sürekli nefes alıp vermede zorlanma vücudun yeterince oksijen alamamasına neden olarak kişinin sürekli kendisini yorgun hissetmesine neden olabilir. Bu durum dışında müdahale edilmeyen sinüzit olgularında oldukça önemli çeşitli sağlık sorunları kendisini gösterebilir:

  • Kokunun beyinde algılanmasından sorumlu olan olfaktör sinirin etkilenmesine bağlı olarak kalıcı şekilde meydana gelen koku hissi kaybı,
  • Sinüslerdeki enfeksiyonun göz bölgesine sıçraması ile meydana gelebilecek deri enfeksiyonları ya da apselere bağlı olarak ortaya çıkan görme problemleri,
  • Sinüslerin beyin zarlarına yakınlığı dolayısıyla beyin zarlarının iltihaplanması anlamına gelen menenjit gelişmesi,
  • Kafatası kemiklerinin enfeksiyonu.

Sinüzit Tanısı Nasıl Konur?

Sinüzit Tanısı Nasıldır?

Akut sinüzit temel olarak klinik belirtiler üzerinden tanı konulabilen bir hastalıktır. Akut sinüzit belirti ve bulgularına sahip kişilerin sağlık kuruluşlarına başvuruları sonrasında hekim tarafından gerçekleştirilen fizik muayenede kişinin belirtilerinin viral mi yoksa bakteriyel bir etken nedeniyle meydana geldiğinin ayırt edilmesi, tedavi planlamasında antibiyotik ilaçların yer alıp almayacağını belirleyen en önemli faktördür.

Akut sinüzit ile ortaya çıkan belirtiler majör ve minör olmak üzere 2 kategoriye ayrılarak incelenir. Klinik tanının konması için kişide en az 2 majör ya da 1 majör kritere eşlik eden 2 minör kriterin varlığı gereklidir.

Koyu burun akıntısı, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk hissi, tat-koku kaybı ve ateş akut sinüzitin klinik tanısında yer alan majör kriterleri oluşturur. Minör kriterler arasında ise baş ağrısı, kulak ağrısı, ağız kokusu, diş ağrısı ve halsizlik yer alır.

Her ne kadar akut sinüzite tanısal yaklaşımda çok fazla laboratuvar tetkiklerine başvurulmasa da bazen hekim altta yatan sinüzit nedeninin bakteriyel bir enfeksiyon olduğunu düşündüğünde hastanın kan dolaşımındaki iltihaplanmayı gösteren belirteçlerin düzeyini görmek isteyebilir. Bu belirteçlerden CRP ve ESR’nin yüksek olarak tespit edilmesi bakteriyel bir enfeksiyona işaret edebilir.

Bakteriyel akut sinüzitlerde altın standart tanı yöntemi ise hastanın solunum yollarından endoskopik olarak aspirat yardımıyla alınan örneklerin kültürde ekilmesidir. Nazal endoskop aynı zamanda burun içi ve sinüslerin yapısal anormallikleri ve iltihaplanmalarının da tespit edilmesine olanak sağlar.

Akut sinüzit olgularında genel olarak radyolojik görüntüleme tetkiklerine gerek duyulmaz. Bazen hastalığın seyrinin farklı olduğu kişilerde hekim tarafından sinüs grafisi adı verilen radyolojik tetkik istenebilir. Bu grafide sinüslerde hava-sıvı seviyesinin görülmesi sinüzite işaret eder ancak sorunun kaynağının bakteriyel mi yoksa viral mi olduğu konusunda ayrım yapmayı sağlayacak herhangi bir bilgi vermez.

Tekrarlayan ve ağır seyreden akut sinüzit olgularında bir diğer radyolojik tetkik olan sinüs CT’den  (bilgisayarlı tomografi) yararlanılabilir. Bu tetkik ile hava sıvı seviyesi ve tıkanıklıklar tespit edilebilir. Bilgisayarlı tomografi görüntülerinde sinüs içi mukozal dokunun 5 mm'den fazla kalınlaşmış olarak tespit edilmesi bu bölgede iltihabi değişiklikler olduğunu gösterir. Bu tetkik ile aynı zamanda kemik yapıları ile ilgili problemler de rahatça tespit edilebilir.

Kronik sinüzit akut sinüzite göre daha nadir olarak karşılaşılan bir durumdur. Kronik sinüzit tanısı için kullanılan kriterler ise akut sinüzit için olan kriterler ile benzerlik gösterir.

Genel olarak kronik sinüzit tanısı için 12 haftadan daha uzun bir süre zarfı boyunca koyu kıvamlı akıntı, yüz ve diş bölgesinde ağrı, burun tıkanıklığı ve koku almada azalma belirtilerinden en az 2 sinin mevcut olması gerekir.

Bu belirtilere ek olarak kronik sinüzit tanısının kesinleştirilmesi için bilgisayarlı tomografi ya da nazal endoskopi vasıtasıyla sinüsler içerisinde iltihaplanmanın belgelenmesi zorunludur. Alerjik zeminde gelişen kronik sinüzit olgularında ise genel alerji testleri hekimler tarafından istenilen tetkikler arasında yer alabilir.

Sinüzite Ne İyi Gelir?

Sinüzit, yüz kemiklerinin içindeki sinüslerin iltihaplanmasıdır. Sinüsler, burun boşluklarının yanında bulunan içi hava dolu boşluklardır. Sinüzite iyi gelen bazı şeyler şunlardır:

  • Bol sıvı tüketin. Bol sıvı tüketimi, mukusun incelmesine ve daha kolay atılmasına yardımcı olur.
  • Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar alın. Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar, baş ağrısı ve ateşi azaltmaya yardımcı olabilir.
  • Sinüsleri boşaltmaya yardımcı olan burun spreyleri veya damlaları kullanın.

Sinüzit çoğu zaman uygun tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olsa da bazı durumlarda enfeksiyon çevre dokulara yayılabilir. Özellikle göz çevresinde şişlik, görme problemleri, şiddetli baş ağrısı, yüksek ateş, bilinç değişiklikleri veya nörolojik belirtiler gelişmesi ciddi komplikasyonların habercisi olabilir.

Bu tür belirtilerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır.

    Sinüzit Tedavisi Nasıldır?

    Akut sinüzit hastalarına genel olarak destek tedavisi uygulanır. Destek tedavisinin amacı bu duruma bağlı olarak ortaya çıkan belirtilerin kontrol altına alınmasıdır. Ortam havasını nemlendiriciler, burun spreyleri ve sıvı alımının arttırılması destek tedavisi içerisinde yer alan uygulamalar arasındadır.

    Günlük tüketilen su miktarının arttırılması sinüzit doğal tedavisi için yapılabilecek temel uygulamaların başında gelir. Tüketilen sıvılar, koyu kıvamdaki mukusun yumuşamasına ve drenajının kolaylaşmasını sağlar.

    Burun içi mukozal dokuda ödem tespit edilen kişilerde burun içi steroid uygulamaları ödemi azaltarak burun tıkanıklığı sorunun giderilmesini sağlayabilir. Alerjik nedenler oluşan akut sinüzit olgularında ise antihistaminik olarak sınıflandırılan ilaçlara başvurulabilir.

    Akut sinüzit nedeninin bir bakteriyel enfeksiyon olduğunun tespit edilmesi halinde antibiyotik ilaçlar tedavi planına eklenebilir.

    Kronik sinüzit tedavisi için genel olarak üzerinde fikir birliğine varılmış tek bir tedavi planı mevcut değildir. Bu rahatsızlığın tedavisinde tetikleyici faktörlerden sakınılması, inflamasyonun azaltılması ve altta yatan bir enfeksiyon hastalığı varsa onun tedavisinin yapılması gerekli olabilir. Genel olarak kronik sinüzit tedavisi altta yatan nedene bağlı olarak değişkenlik gösterir.

    Kronik sinüzitin altta yatan nedenin alerjik durumlar olduğunun anlaşılması halinde tedavinin temelini alerjik cevabı tetikleyen faktörlerin tespit edilmesi ve bu faktörlerden hastanın kendisini nasıl sakınabileceğinin saptanması oluşturur. Bu hastalara aynı zamanda antihistaminik ilaçlar da reçetelendirilebilir.

    Medikal tedavi yöntemlerinde ise 8-12 haftalık bir süre zarfı boyunca burun içi steroid uygulamaları ve 3 hafta gibi uzun süre boyunca kullanılan antibiyotik ilaçlar yer alır.

    Burun açıcı dekonjestan spreyler kısa süreli kullanımlarda burun tıkanıklığının giderilmesini sağlarken, uzun süreli kullanımlarda mevcut tabloyu kötüleştirebileceği için dikkatli olunmalıdır.

    Nazal polipler kronik sinüzite neden olabilen burun içindeki iyi huylu oluşumlardır. Topikal burun içi steroid uygulamaları ile 12 hafta sonunda bu sorunda herhangi bir gelişme elde edilemezse kısa süreli olarak ağız yoluyla alınan steroid ilaçlara başvurulabilir. Bu ilaçların kısa süreli olarak kullanılmasının nedeni meydana getirebileceği yan etkilerden kaynaklanır.

    Medikal tedavi ile yanıt alınamayan kronik sinüzit olgularında cerrahi girişimler bir diğer tedavi seçeneği olarak değerlendirilebilir. Çeşitli cerrahi uygulamalar ile sinüs boşluklarının genişletilmesi ve drenajlarının arttırılması sağlanabilir. Endoskopik olarak gerçekleştirilen bu ameliyatlar tıkanıklıkların giderilmesini ve sinüslerin tekrar doğru şekilde havalanmasına yardımcı olur. Kronik sinüzit sorunu yaşayan ve medikal tedavi ile yanıt alınamayan hastaların yaklaşık olarak %75’i cerrahi tedaviden fayda görür.

    Cerrahi girişimler ile tedavi sonrasında kronik sinüzit hastaları bu sorunlarının tekrar ortaya çıkmasını engellemek adına medikal tedavilerine devam etmelerinin gerekliliği dikkat edilmesi gereken bir konudur.

    Sinüzit Ameliyatı Ne Zaman Gereklidir?

    Sinüzit vakalarının büyük bölümü ilaç tedavileri, burun spreyleri ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilir. Ancak bazı hastalarda ilaç tedavisine rağmen şikayetler devam edebilir veya hastalık sık sık tekrarlayabilir. Özellikle kronik sinüzit tanısı alan, burun polipleri bulunan veya sinüslerde kalıcı tıkanıklık gelişen kişilerde cerrahi tedavi değerlendirilebilir.

    Uzun süre devam eden geniz akıntısı, yüz ağrısı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve yaşam kalitesini etkileyen diğer belirtiler sinüzit ameliyatı için değerlendirme yapılmasını gerektirebilir.

    Sinüzit Ameliyatı Nasıl Yapılır?

    Günümüzde sinüzit ameliyatları çoğunlukla endoskopik yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Endoskop adı verilen ince ve kameralı cihazlar yardımıyla burun içerisinden girilerek sinüs kanalları görüntülenir ve tıkanıklığa neden olan dokular temizlenir. Bu yöntem sayesinde dışarıdan kesi yapılmasına gerek kalmaz.

    Bazı hastalarda balon sinoplasti gibi daha az invaziv yöntemler de uygulanabilir. Kullanılacak teknik hastanın anatomik yapısına, sinüzitin nedenine ve hastalığın yaygınlığına göre belirlenir.

    Sinüzit Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci

    Sinüzit ameliyatı sonrasında iyileşme süreci uygulanan yönteme ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişebilir. Hastaların büyük bölümü birkaç gün içinde günlük yaşamlarına dönebilirken tam iyileşme süreci daha uzun sürebilir.

    İyileşme döneminde:

    • Doktor tarafından verilen ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.
    • Burun bölgesi darbelerden korunmalıdır.
    • Sigara dumanı ve diğer tahriş edici maddelerden uzak durulmalıdır.
    • Kontrol muayeneleri aksatılmamalıdır.
    • Üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmaya özen gösterilmelidir.

    Sinüzit Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

    Her cerrahi işlemde olduğu gibi sinüzit ameliyatlarında da bazı riskler bulunabilir. Ancak modern teknolojiler ve deneyimli cerrahlar tarafından gerçekleştirilen işlemlerde komplikasyon riski oldukça düşüktür.

    Nadir durumlarda kanama, enfeksiyon, koku alma duyusunda değişiklikler veya burun içi dokularla ilgili problemler görülebilir. Bu nedenle ameliyat kararı alınırken hastanın durumu ayrıntılı şekilde değerlendirilir.

    FESS Ameliyatı Nedir? Nasıl Yapılır?

    FESS ameliyatı, açılımı Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi olan ve sinüslerin doğal havalanma ile boşalma kanallarını yeniden açmayı amaçlayan cerrahi bir yöntemdir.

    Genellikle ilaç tedavisine rağmen devam eden kronik sinüzit, tekrarlayan sinüs enfeksiyonları, burun polipleri ve sinüs kanallarındaki yapısal tıkanıklıkların tedavisinde uygulanabilir. Ameliyat kararı; hastanın şikâyetleri, burun içi endoskopik muayene ve görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilerek verilir.

    FESS ameliyatı çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirilir. Burun deliklerinden ince bir kamera sistemiyle girildiği için genellikle yüz bölgesinde dışarıdan görülen bir kesi yapılmaz.

    Cerrah, endoskopik görüntü eşliğinde sinüslerin girişlerini kapatan polipleri, hastalıklı dokuları veya kemik yapılarını özel aletlerle temizler. Böylece sinüslerin havalanması, salgıların boşalması ve burun yoluyla uygulanan tedavilerin sinüslere daha iyi ulaşması hedeflenir.

    Ameliyatın kapsamı her hastada aynı değildir ve yalnızca sorun bulunan sinüs bölgelerine müdahale edilebilir. İşlem sonrasında geçici burun tıkanıklığı, kanlı akıntı, basınç hissi ve hafif ağrı görülebilir. İyileşme döneminde burun yıkamalarının yapılması, reçete edilen tedavilerin düzenli kullanılması ve kontrollerin aksatılmaması önemlidir.

    Sinüzit Gelişmesini Önlemek Adına Neler Yapılabilir?

    Çeşitli uygulamalar ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde sinüzit rahatsızlığından korunmak mümkün olabilir:

    • Sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı ile bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi,
    • Hava kirliliği ve sigara dumanı gibi tetikleyicilerden uzak durmak,
    • Solunum yolu enfeksiyonu belirtileri gösteren kişiler ile temastan kaçınmak,
    • Elleri düzenli yıkamak ve el hijyenine önem vermek,
    • Yaşanılan ortam havasının kuru olmasını engellemek adına çeşitli nemlendiriciler kullanmak,
    • Yıllık olarak grip aşısı olmak,
    • Alerjik rahatsızlıklara sahip olunması durumunda bu rahatsızlıklar için tedavi olmak,
    • Kronik sinüs enfeksiyonu gelişmesine yatkınlık bulunması halinde düzenli olarak burun açıcı uygulamalara başvurmak.

    Sinüs İltihabı Nedir?

    Sinüs iltihabı, burun çevresinde yer alan sinüs boşluklarının iltihaplanması ve bu bölgelerde mukus birikmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Tıbbi olarak çoğu zaman sinüzit olarak adlandırılır. Sinüsler; alın, yanak, burun kökü ve göz çevresinde bulunan hava dolu boşluklardır. Bu boşluklar normalde burun içine açılır ve üretilen salgılar burun yoluyla dışarı atılır.

    Sinüslerin iç yüzeyinde şişlik ve iltihap geliştiğinde bu kanallar daralabilir veya tıkanabilir. Bu durumda mukus sinüslerin içinde birikerek burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yüz bölgesinde basınç hissi ve baş ağrısı gibi şikâyetlere yol açabilir. Sinüs iltihabı genellikle soğuk algınlığı, grip veya üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra gelişebilir.

    Sinüs iltihabı kısa süreli olabileceği gibi uzun süre devam eden veya sık tekrarlayan bir sorun haline de gelebilir. Kısa süreli sinüs iltihabı genellikle akut sinüzit olarak değerlendirilir.

    Belirtilerin uzun sürmesi veya tekrarlaması durumunda kronik sinüzit gündeme gelebilir. Kronik sinüs iltihabında alerji, burun eğriliği, burun polipleri, bağışıklık sistemi sorunları veya tekrarlayan enfeksiyonlar etkili olabilir.

    Sinüs iltihabında burun tıkanıklığı, koyu kıvamlı burun akıntısı, geniz akıntısı, yüzde dolgunluk, alın ve yanak bölgesinde ağrı, koku almada azalma, öksürük, boğaz tahrişi ve halsizlik görülebilir. Bazı kişilerde üst dişlerde ağrı, kulakta basınç hissi veya ateş de eşlik edebilir.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Sıkça Sorulan Sorular

    Sinüslerin boşalma süresi sinüzitin nedenine, şiddetine ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişir. Üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası gelişen hafif sinüs tıkanıklığı birkaç gün içinde rahatlayabilir. Akut sinüzitte belirtiler çoğu zaman 7-10 gün içinde azalabilir; ancak bazı kişilerde burun tıkanıklığı, geniz akıntısı ve yüz basıncı daha uzun sürebilir. Şikâyetler 10 günden uzun sürüyorsa, düzelirken yeniden kötüleşiyorsa veya şiddetli ağrı ve ateş eşlik ediyorsa kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.

    Islak saç tek başına sinüzit nedeni değildir. Sinüzit genellikle virüsler, bakteriler, alerji, burun tıkanıklığı, sinüs kanallarının daralması veya yapısal sorunlar nedeniyle gelişir. Ancak soğuk hava, ıslak saçla uzun süre kalmak veya vücut direncinin düşmesi bazı kişilerde üst solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlığı artırabilir. Bu enfeksiyonlar da sinüzit gelişimine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle ıslak saç doğrudan sinüzit yapmaz; fakat hassas kişilerde tetikleyici koşullardan biri olabilir.

    Sinüzit çoğu zaman tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır ancak bazı belirtiler ciddi durumlara işaret edebilir. Yüksek ateş, şiddetli ve tek taraflı yüz ağrısı, göz çevresinde şişlik veya kızarıklık, görme bulanıklığı, çift görme, bilinç bulanıklığı, ense sertliği, şiddetli baş ağrısı veya belirtilerin hızla kötüleşmesi durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ayrıca sık tekrarlayan veya 12 haftadan uzun süren sinüzit belirtileri kronik sinüzit açısından değerlendirilmelidir.

    Sinüzit varken başı hafif yüksekte tutarak yatmak geniz akıntısını ve burun tıkanıklığını azaltmaya yardımcı olabilir. Sırt üstü yatarken baş ve üst gövdeyi desteklemek, sinüslerdeki basınç hissini hafifletebilir. Odanın havasının çok kuru olmamasına dikkat etmek, yatmadan önce burun temizliğini yapmak ve yeterli sıvı almak da gece rahatlamaya destek olabilir. Ancak nefes darlığı, şiddetli yüz ağrısı, yüksek ateş veya uyku kalitesini ciddi etkileyen tıkanıklık varsa uzman değerlendirmesi gerekir.

    Sinüziti tetikleyen faktörler arasında üst solunum yolu enfeksiyonları, alerjik rinit, burun eğriliği, burun polipleri, sigara dumanı, hava kirliliği, kuru hava, ani ısı değişimleri ve bağışıklık sisteminin zayıflaması yer alabilir. Toz, küf, polen ve evcil hayvan tüyü gibi alerjenler de burun içi dokularda şişmeye neden olarak sinüslerin boşalmasını zorlaştırabilir. Sık tekrarlayan sinüzit ataklarında altta yatan nedenin belirlenmesi için kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.

    Sinüzit baş ağrısını hafifletmek için bu yöntemleri deneyebilirsiniz: Dinlenmek, Sıcak veya soğuk kompres uygulamak, Ağrı kesici ilaçlar kullanmak (doktor tavsiyesi ile), Bol sıvı tüketmek ve Sinüzit tedavisini sürdürmek.

    Alerjik sinüzit, alerjilere bağlı olarak ortaya çıkan sinüzit türüdür. Alerjik sinüzit belirtileri, tipik sinüzit belirtilerine benzer, ancak alerji semptomları da görülebilir. Bunlar; Burun tıkanıklığı, baş ağrısı, ateş, öksürük, yüzün bir tarafında veya her iki tarafında ağrı ve alerji belirtileri olan hapşırma, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı.

    Eğer ağrı şiddetli ise, doktor tavsiyesi ile ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir. Sinüzit baş ağrısını hafifletmek için yukarıda belirtilen yöntemleri de uygulayabilirsiniz. 

    Soğan, sarımsak, zencefil, kekik yağı ve okaliptüs yağı sinüzite iyi gelen şeyler arasındadır. Kekik yağını sıcak suyun içine damlatıp koklamak, hem burun tıkanıklığını hem de sinüsleri açmaya yarar. Okaliptüs yağını ise kulak çubuğu yardımı ile kulağa ve buruna sürülmesi de burun tıkanıklığı için oldukça faydalıdır.

     
    Evet, sinüzit ateş yapabilir. Sinüslerin iltihaplanması sonucu sinüzit gelişebilir. Bu enfeksiyon, vücudun bağışıklık tepkisi olarak ateşin yükselmesine yol açabilir.

     
    Evet, sinüzit baş ağrısı yapabilir. Sinüslerin iltihaplanmasına, burun tıkanıklığı, baş ağrısı, yüzün bir tarafında veya her iki tarafında ağrı yapabilir. Sinüzit baş ağrısı, genellikle gözlerin etrafında, alın bölgesinde veya yanaklarda hissedilen bir basınç veya dolgunluk hissi şeklinde olabilir.

    Teşekkürler

    En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!


    Güncelleme
    Güncel Versiyon
    Yayınlanma Tarihi:
    Prof. Dr. Lokman Uzun

    Prof. Dr.

    Lokman Uzun

    Kulak Burun Boğaz

    Bu içeriğin geliştirilmesinde  Medical Park Yayın Kurulu  katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Teşekkürler! En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!

    Makaleye Dön

    Sayfa bağlantısı panoya kopyalandı!

    Tamam