Bu kişilik bozukluğu çoğunlukla daha az bilinen bir psikiyatrik durumdur. Kişinin yakın çevresi bu hastalık semptomlarını 'garip' olarak nitelendirerek derin anlam veya hastalık aramazlar.
Oysa bu rahatsızlık kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilmektedir.
Bu kişiler yalnızlık hissiyle mücadele ederken dış dünyayla olan ilişkilerinde oldukça zorlanabilirler.
Şizotipal kişilik bozukluğu yaşayan bireyler çoğunlukla yaşadıkları çevreden izole olmayı tercih ederek duygusal soğukluk ve duyarsızlık gösterebilmektedir.
Aynı zamanda garip inançlara ve düşüncelere sahip olabilmektedirler. Çoğu zaman gerçeklikten kopuk bir hayal gücüne sahip olabilirler.
Şizotipal kişilik bozukluğu yaşayan kişilerde iş ve sosyal hayatlarını devam ettirebildiklerini görebilirsiniz.
Ancak bazen kendilerinde görülen tuhaf davranışlar sebebiyle sıkıntı yaşayabilirler.
Bu kişilikler çoğunlukla kendi iç dünyalarında yoğun bir şekilde yaşarlar ve gerçek dünyayla bağlantılarını kaybedebilirler.
Şizotipal kişilik bozukluğu tedavisi mümkün olan bir hastalık olup fiziksel herhangi bir etkisi görülmeyen tamamen psikolojik bir hastalıktır.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu Nedir?

Şizotipal kişilik bozukluğu DSM-5 (bilim insanları ve psikoloji uzmanları tarafından yazılmış) kitabına göre çoğu zaman erken yetişkinlik döneminde başlayan, şiddetli sosyal anksiyete, düşünce bozukluğu, paranoid düşünceler ve sıra dışı inançlar görülen psikolojik bir kişilik bozukluğu türüdür.
Bu bozukluğu yaşayan kişiler yakın ilişkiler kurmaktan büyük rahatsızlık duyabilir.
Çünkü çevresindeki kişilerin kendisiyle ilgili olumsuz düşünceler taşıdıklarını düşünürler. Bu rahatsızlığa sahip kişilerin normalin dışında uğraşları olabilir.
Örneğin büyü yaptığını veya sihir yaptığını sanmak, düşünce gücüyle eşyaları hareket ettirdiğini sanmak veya insanları tedavi ettiğini düşünmek gibi gerçek dışı davranışları ve inanışları olabilir.
Tedavi edilmediğinde farklı psikolojik rahatsızlıklara yol açabilmektedir. Bu nedenle belirtiler görülmeye başladığında bir uzmana danışılması oldukça önemlidir.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?
Şizotipal kişilik bozukluğu belirtileri hastalığın boyutu ve kişisel olarak farklılık gösterebilse de genel olarak belirtileri şu şekildedir;
- Uç duyguların anlık olarak değişmesi
- Toplum içerisinde tuhaf karşılanacak garip konuşmalar, enteresan kıyafetler ve aksesuarlar
- Paranoid düşünceler. Örneğin çevresindeki kişilerin kendisine zarar vereceğini düşünme.
- Alışılmadık inançlar ve düşünceler. Örneğin batıl inançlara sahip olma, doğa üstü güçlere sahip olduğunu düşünebilir.
- Sosyal etkileşimden kaçınma eğilimleri yani sosyal anksiyete
- Fısıltı şeklinde sesler duymak gibi garip ve algısal deneyimler.
- Kısa halüsinasyon ve sanrı atakları.
olarak sıralanabilmektedir. Bu rahatsızlık için DSM-5 kriterleri oldukça önemli olsa da gerçek sendromu yansıtmayabilir.
Asıl tanının konulması için bir uzmana danışılması ve şizotipal kişilik bozukluğu testi yapılması önemlidir.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu Tanısı Nasıl Konulur?
Şizotipal kişilik bozukluğu tanısı psikiyatristler veya klinik psikologlar tarafından kapsamlı bir değerlendirme süreci sonunda konulur.
Öncelikle bir psikiyatrist veya klinik psikologla görüşerek değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu değerlendirme süreci için birden fazla seans görüşmesi yapılabilir. Elde edilen değerlendirme sonuçları DSM-5 kriterleriyle karşılaştırılır ve uygunluğu değerlendirilir.
Bu kriterler tanıyı desteklemek için kullanılır. Daha sonra objektif testler ve değerlendirmeler yapılır. Örneğin şizotipal kişilik bozukluğu testi yapılır.
Bazı durumlarda beyin yapısındaki veya işlevindeki değişikliklerin incelenebilmesi için beyin görüntülemesi de yapılabilmektedir. Son olarak elde edilen tüm veriler değerlendirilir ve tanı konulur.
Tanı konulduktan sonra uygulanacak uygun tedavi veya tedaviler belirlenmektedir. Tüm süreçler başvurduğunuz uzman veya gösterilen belirtilere göre değişiklik gösterebilmektedir.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?
.jpg)
Şizotipal kişilik bozukluğunun hastalığının neden olduğuyla ilgili kesin bir çalışma yer almamaktadır.
Ancak bu bozukluğun nedenlerini anlamak için genetik, çevresel ve psikososyal faktörler ele alınmaktadır. Genetik faktörler bu rahatsızlığın gelişiminde önemli rol oynayan etkenlerdendir.
Yapılan araştırmalar birinci dereceden yakın akrabalarda bu rahatsızlığın veya türevlerinin görüldüğü kişilerde daha yaygın rastlandığını göstermektedir.
Çevresel faktör olarak ise bu erken çocuklukta travmatik veya stresli olayların bu rahatsızlıkla ilgili riski arttırdığı düşünülmektedir.
Psikososyal faktörler de şizotipal kişilik bozukluğunun oluşumunda etkilidir. Özellikle kişinin yaşam boyu süren zorlukları ve sosyal izolasyonu içeren çeşitli deneyimleri etkili olabilir.
Bununla birlikte şizotipal kişilik bozukluğu nedenleri hakkında net bir neden göstermek çok zordur.
Bir kişinin şizotipal kişilik bozukluğu yaşamasında birden çok etkenin rol oynadığı kabul edilir ve bu etkenlerin birleşimiyle ortaya çıktığı düşünülür.
Ancak bu faktörlerin kesin rolü ve etkileşimi hakkında daha çok araştırma yapılması gerekmektedir.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu Tedavisi
Şizotipal kişilik bozukluğu tedavisinde en temel yöntem psikoterapi yani konuşma terapisidir.
Psikoterapi kişinin duygu, düşünce ve anlamasına yardımcı olabilir. Yani kişiye bu rahatsızlık hakkında farkındalık katmada önemli rol oynar.
Bilişsel davranışçı terapi ise diğer bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi yöntemi psikoterapi ile karıştırılsa da temel olarak çok daha farklı bir terapi yöntemidir.
Düşünce ve davranışların birbiriyle etkileşimini anlamak ve negatif düşünce kalıplarını değiştirmek için uygulanır.
Kişinin düşüncelerini ve inançlarını sorgulaması, gerçekçi bakış açıları ve sosyal becerileri geliştirmesini hedefler.
Bu rahatsızlıkla ilgili en çok beklenen yöntemlerden biri de ilaç tedavisidir. Ancak direkt olarak bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır.
Bu rahatsızlık belirtileri arasında bulunan depresyon ve anksiyete gibi etkileri azaltmak ve tedavi etmek için ilaç reçete edilebilir.
Fakat bu ilaçlar doğrudan şizotipal kişilik bozukluğunu tedavi etmez. Tedavi süreci tamamen kişiseldir ve bireyin ihtiyaçlarına ve semptomların şiddetine göre değişir.
Tedavi süreci uzun vadeli ve sabırlı bir süreç gerektirmektedir. Bireyin motivasyonu ve başvurduğu uzmanla olan iş birliğinde oldukça önemli bir rol oynamaktadır.
Hastalığın yönetimi ve semptomların azalması için düzenli takip ve destek sağlanması önemlidir. Bu kişilerin sosyal hayata kazandırılması, günlük işlere ve ilişkilerine dahil olması hayati önem taşımaktadır.