Spirulina Nedir?
Bilimsel adı Arthrospira olan spirulina, mikroskop altında sarmal ipliklere benzeyen ve fotosentezle kendi besinini üreten tek hücreli canlılardan oluşur. Bitki ya da deniz yosunu değil, bakteriler âleminde yer alan bir siyanobakteridir; mavi-yeşil rengini klorofil ile fikosiyanin adlı mavi pigmentin birlikte bulunmasına borçludur.
Doğada tuzluluğu ve pH değeri yüksek göllerde kendiliğinden çoğalır, ticari üretim ise bu koşulların taklit edildiği açık havuzlarda ya da kapalı sistemlerde yapılır. Meksika'da Aztekler bu canlıyı göl yüzeyinden toplayıp kurutarak yemiş, Çad Gölü çevresinde yaşayan topluluklar ise "dihé" adını verdikleri kurutulmuş keklerle bu geleneği günümüze kadar sürdürmüştür.
Spirulinanın ilgi görmesinin başlıca nedeni küçük bir miktarda yoğun besin öğesi barındırmasıdır. Bir yemek kaşığı, yani yaklaşık 7 gram kuru toz şunları sağlar:
- Enerji ve protein: Yaklaşık 20 kalori ve 4 gram protein; kuru ağırlığın yüzde 55-70'i proteindir.
- Amino asit dengesi: Vücudun üretemediği temel amino asitlerin hepsini içerir, ancak metiyonin, sistin ve lizin oranları et, yumurta ve sütten düşüktür.
Demir: Yaklaşık 2 miligram demir bulunur; bu miktar yetişkin bir erkeğin günlük ihtiyacının dörtte birine yakındır.
- Pigmentler: Vücutta A vitaminine dönüşebilen beta karoten ile hücreleri oksidatif strese, yani serbest radikallerin yol açtığı hasara karşı korumaya yardımcı olabilen fikosiyanin içerir.
- Diğer öğeler: B1, B2 ve B3 vitaminleri, bakır, magnezyum ve az miktarda gama-linolenik asit adlı bir yağ asidi de bulunur.
- Sodyum: Bir kaşıkta yaklaşık 73 miligram sodyum vardır; tuz kısıtlaması olan kişiler bunu hesaba katmalıdır.
Spirulina Faydaları Nelerdir?
Spirulinaya atfedilen faydaların bir kısmı küçük ve kısa süreli klinik çalışmalara, bir kısmı ise yalnızca laboratuvar ve hayvan deneylerine dayanır. Bu nedenle spirulina herhangi bir hastalığın tedavisi olarak değil, dengeli beslenmeye eklenebilecek bir destek olarak değerlendirilmelidir. İnsan çalışmalarında öne çıkan bulgular şunlardır:
- Kan yağları: Randomize kontrollü çalışmaları bir araya getiren analizlerde spirulina kullanımı toplam kolesterol, LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinde düşüş, HDL kolesterolde ise hafif bir artışla ilişkilendirilmiştir.
- Kan şekeri: Tip 2 diyabetli kişilerde yapılan çalışmalarda açlık kan şekerinde ortalama 18 mg/dL civarında düşüş görülmüş, ancak uzun dönem şeker göstergesi olan HbA1c'de anlamlı bir değişiklik saptanmamıştır.
- Kan basıncı: Güncel bir analizde büyük tansiyonda ortalama 4, küçük tansiyonda yaklaşık 3 mmHg'lik düşüş bildirilmiştir; bu etki, tansiyon ilacının yerini tutacak büyüklükte değildir.
- Alerjik nezle: Küçük bir çift kör çalışmada burun akıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığı yakınmalarında plaseboya göre belirgin iyileşme görülmüştür.
- Kansızlık: Yaşlı kişilerde yapılan kontrol grubu olmayan küçük bir çalışmada 12 haftalık kullanım sonrası kan değerlerinde iyileşme gözlenmiş, ancak bu bulgu henüz güçlü kanıt sayılmaz..
- Bitkisel protein desteği: Hayvansal ürün tüketmeyen vegan bireyler için öğünlere protein ve demir eklemenin pratik yollarından biri olabilir
Spirulinanın sık dile getirilen bazı etkileri ise bilimsel olarak doğrulanmamıştır. "Vücudu toksinlerden arındırdığı" iddiası için güçlü bir kanıt yoktur; arsenikli içme suyuna maruz kalan kişilerde yapılan tek bir küçük çalışma, spirulina özütünü çinkoyla birlikte kullanmıştır. Spirulina B12 vitamini kaynağı olarak da gösterilir, ancak içerdiği B12 benzeri maddenin büyük bölümü insan vücudunda işlev görmeyen bir türdür. Bu nedenle vegan ve vejetaryenlerin B12 ihtiyacını spirulinayla karşılamaya çalışması yanıltıcı olur, uygun bir B12 takviyesi gerekir. Kanser, dikkat eksikliği ya da kronik yorgunluk gibi durumların tedavisinde etkili olduğuna dair insan çalışması da bulunmamaktadır.
Spirulina'nın Bağışıklık Sistemi Üzerindeki Etkileri
Laboratuvar ve hayvan çalışmalarında spirulinanın, özellikle de fikosiyanin pigmentinin, bazı bağışıklık hücrelerinin etkinliğini artırabildiği ve iltihap yanıtını düzenleyebildiği gösterilmiştir. Bu bulgular, spirulinanın bağışıklığı desteklediği yönündeki yaygın kanının çıkış noktasıdır. Ancak insanlarda soğuk algınlığı, grip ya da diğer enfeksiyonları önlediğini veya süresini kısalttığını kanıtlayan güçlü bir çalışma yoktur. Alerjik nezle üzerindeki olumlu sonuç da tek ve küçük bir araştırmaya dayanır.
Bağışıklığı uyarma potansiyeli bazı kişiler için avantaj değil risk anlamına gelebilir. Bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırdığı otoimmün hastalıklarda, örneğin lupus, romatoid artrit ve multipl sklerozda, bu tür takviyelerin hastalığı alevlendirebileceği endişesi vardır; spirulina kullanımı sonrasında kas ve deri tutulumu olan otoimmün bir tablo gelişen hasta da bildirilmiştir. Organ nakli sonrası ya da otoimmün hastalık nedeniyle bağışıklığı baskılayan ilaç kullanan kişilerde spirulina, ilacın amaçladığı etkiyle çelişebilir. Bu gruplardaki kişiler spirulinaya başlamadan önce mutlaka takip eden hekimle görüşmelidir.

Spirulina’nın Yan Etkileri ve Riskleri Nelerdir?
Kirlenmemiş ve kaliteli ürünler, önerilen miktarlarda kullanıldığında çoğu sağlıklı yetişkin için güvenli kabul edilir. Yakınmaların çoğu hafif ve geçicidir: şişkinlik, gaz, ishal, bulantı ve baş ağrısı bunların başında gelir. Asıl ciddi risk, ürünün mikrosistin gibi toksinlerle kirlenmiş olmasıdır; bu toksinler karaciğer hasarı, böbrek yetmezliği ve nöbetlere yol açabilir. Nadir olarak ciddi alerjik reaksiyon (anafilaksi), kas yıkımı ve karaciğer hasarı olguları da bildirilmiştir. Spirulina kullanırken ciltte döküntü, nefes darlığı, koyu renkli idrar, gözlerde sararma ya da açıklanamayan kas ağrısı gelişirse kullanım bırakılmalı ve hekime başvurulmalıdır.
Bazı kişilerin spirulinadan uzak durması ya da yalnızca hekim onayıyla kullanması gerekir:
- Fenilketonüri hastaları: Fenilketonüri, fenilalanin adlı amino asidin vücutta yıkılamadığı kalıtsal bir hastalıktır; bir kaşık spirulinada yaklaşık 0,2 gram fenilalanin bulunduğu için bu kişiler spirulina kullanmamalıdır.
- Gebeler, emziren anneler ve çocuklar: Bu gruplarda güvenliği gösteren yeterli çalışma yoktur; uzun süre spirulina kullanan bir annenin yenidoğan bebeğinde kan kalsiyumunun yükseldiği bir olgu da bildirilmiştir.
- Otoimmün hastalığı olanlar ve bağışıklığı baskılanmış kişiler: Bağışıklık üzerindeki olası uyarıcı etki nedeniyle hekim onayı gerekir.
- Diyabet hastaları: Kan şekerini düşürebildiği için şeker ilacı ya da insülin kullananlarda düşük kan şekeri riski göz önünde tutulmalı, ölçümler daha sık yapılmalıdır.
- Kan hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar: Spirulina karaciğerde ilaçları işleyen bazı enzimlerin çalışmasını etkileyebilir; bu etkinin önemi tam bilinmediğinden ilaç kullanan kişiler hekimine ya da eczacısına danışmalıdır.
- Deniz ürünü veya alg alerjisi olanlar: Benzer proteinlere karşı tepki gelişebileceğinden ilk kullanım dikkatli yapılmalıdır.
Artılarıyla ve Eksileriyle Spirulina Kullanımı
Spirulina, alkali göllerde yetişen ve kurutulduğunda yarısından fazlası proteinden oluşan mavi-yeşil bir siyanobakteridir; demirin yanı sıra A vitamini öncüsü pigmentler ve mavi renkli fikosiyanin açısından zengindir, fakat güvenilir bir B12 kaynağı sayılmaz. İnsan çalışmaları kan yağlarında, açlık kan şekerinde ve tansiyonda ılımlı düşüşler ile alerjik nezlede yakınmalarda azalma gösterse de bu çalışmaların çoğu küçük ve kısa sürelidir; detoks ve bağışıklık güçlendirme iddiaları ise kanıtlanmamıştır.
Saflığı test edilmiş bir ürün, çalışmalarda kullanılan 1-8 gramlık aralıkta tüketildiğinde çoğu sağlıklı yetişkin için güvenlidir; fenilketonüri hastaları, gebeler, bağışıklık sistemi kendi dokusuna saldıran kişiler ve sürekli ilaç alanlar ise hekime danışmadan başlamamalıdır.