Su çiçeği aşısı, Varicella-Zoster virüsüne karşı geliştirilmiş bir aşıdır. Bu virüs, su çiçeği ve zona adı verilen iki farklı hastalığa neden olur. Su çiçeği, çocukluk döneminde ortaya çıkan, bulaşıcı bir viral enfeksiyondur.
Ayrıca su çiçeği geçiren kişilerde virüs vücutta kalır ve ilerleyen yaşlarda zona olarak adlandırılan bir başka hastalığa sebep olabilir. Su çiçeği aşısı, bu virüsün neden olduğu iki hastalığa karşı etkili bir koruma sağlamak amacıyla uygulanır.
Sağlıklı bir toplum oluşturma hedefiyle uygulanan su çiçeği aşısı, çocukların hayatlarını tehdit eden su çiçeği hastalığına karşı etkili bir koruma sağlar. Peki, su çiçeği aşısı nedir ? Su çiçeği aşısı nasıl yapılır? Bu soruların yanıtlarını açıklamadan önce su çiçeği aşısı ne zaman yapılır sorusunun yanıtı ile başlayalım.
Su Çiçeği Aşısı Ne Zaman Yapılır?
Su çiçeği aşısı, genellikle çocukluk döneminde belirli yaş aralıklarında uygulanır. Ayrıca su cicegi asisi ve iki doz halinde uygulanır. Aşının uygulanma zamanı ve programı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Ancak su çiçeği aşısı ne zaman yapılır ve su çiçeği aşısı kaç doz sorularına genel bir yanıt olarak şunlar söylenebilir;
İlk Doz: Su çiçeği aşısının ilk dozu genellikle 1 yaşına gelmiş çocuklara uygulanır. Çocuk 1 yaşından önce aşılanmamalıdır. Çünkü çocuğun antikor yanıtı bu yaşa kadar yeterli düzeyde olmayabilir.
İkinci Doz: İlk dozdan sonra, çocuklar genellikle 4 ila 6 yaşları arasında ikinci bir doz su çiçeği aşısı alır. İkinci doz, antikor seviyelerini yükseltmek ve uzun vadeli koruma sağlamak için oldukça önemlidir.
Su Çiçeği Aşısı Hangi Durumlarda Yapılır?
Su çiçeği aşısı özellikle belirli durumlar ve risk grupları için önerilmektedir. Su çiçeği aşısı hangi durumlarda yapılır sorusuna yanıt olarak şunlar verilebilir;
- Çocuklar: Su çiçeği aşısı; çocukluk döneminde, çocuk 1 yaşına geldiğinde ve 4 ila 6 yaşları arasında iki doz olarak uygulanır. Su cicegi asisi, çocukları su çiçeği enfeksiyonundan korumak ve potansiyel komplikasyonları önlemek amacıyla yapılır.
- Su Çiçeği Geçirenler: Su çiçeği geçiren yetişkinler, özellikle bu hastalığı geçirmemiş ve aşı olmamışlarsa, su çiçeği aşısı yaptırmak mantıklı bir adım olabilir.
- Risk Altındaki Gruplar: Bazı sağlık durumları veya tedaviler nedeniyle bağışıklık sistemleri zayıflamış olan bireyler, zaman zaman su çiçeği aşısına ihtiyaç duyabilir Bu durumda olanlar içerisinde; organ nakli yapılanlar, kanser tedavisi görenler veya bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçlar kullananlar yer alır.
- Gebeler: Su çiçeği aşısı, gebelik öncesi veya doğum sonrası dönemde aşılanmamış kadınlara önerilir. Ancak, hamilelik sırasında aşılanma konusunda özel durumlar göz önünde bulundurulmalıdır. Tüm bunların yanı sıra doktorun önerilerine de uyulmalıdır.
Su Çiçeği Aşısının Faydaları Nelerdir?
Su çiçeği aşısının sağlık açısından birçok faydası vardır. Su çiçeği aşısının faydaları şunlardır;
Su Çiçeği Enfeksiyonunu Önleme
Su çiçeği aşısı, su çiçeği virüsüne karşı koruyucu bir bağışıklık sağlar. Bu, çocuklarda ve yetişkinlerde su çiçeği enfeksiyonunu önler. Bu nedenle yetişkinlerde su çiçeği aşısı önemlidir.
Su Çiçeği Komplikasyonlarını Azaltma
Su çiçeği enfeksiyonu genellikle hafif seyreder, ancak bazı durumlarda ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Su cicegi asisi, bu komplikasyon riskini önemli ölçüde azaltır.
Zona (Herpes Zoster) Riskini Azaltma
Su çiçeği aşısı, su çiçeği geçiren kişilerde ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilen zona riskini oldukça düşürür. Zona, su çiçeği virüsünün neden olduğu bir enfeksiyonun nüksüdür. Bu nedenle zona hastalığının riskini azaltmak için yetişkinlerde su çiçeği aşısı yapılmalıdır.
Toplum Bağışıklığı Oluşturma
Su çiçeği aşısının yaygın olarak uygulanması, toplumda bağışıklık düzeyini artırarak salgınları önlemeye yardımcı olur.
Su Çiçeği Aşısı Yasal Olarak Zorunlu mu?
Su çiçeği aşısı zorunluluğu, ülkeler ve bölgeler arasında değişiklik gösteren bir konudur. Bu nedenle, su çiçeği aşısının zorunlu olup olmadığını belirlemek için yaşadığınız ülkenin veya bölgenin sağlık otoritelerinin yönergelerini kontrol etmek önemlidir. Su çiçeği aşısı zorunluluğu ile ilgili daha detaylı bilgiye sağlık bakanlığı web sitesinden ulaşabilirsiniz.
Su Çiçeği Aşısının Koruması Kaç Yıl Sürer?
Su çiçeği aşısının sağladığı koruma süresi bireyler arasında farklılık gösterir. Ayrıca bu aşının koruma süresi zaman içinde azalabilir. Ancak genel olarak, su çiçeği aşısının çoğu kişide uzun vadeli koruma sağladığı bilinmektedir.
Aşının ilk dozu genellikle çocuklara 1 yaş civarında uygulanır. İkinci doz ise 4 ila 6 yaşları arasında verilir. Bu iki doz, kişilerde güçlü ve uzun süreli bir bağışıklık oluşturur.
Araştırmalar, su çiçeği aşısının aldığı kişilerde 10 yıla kadar uzun vadeli koruma sağladığını göstermektedir. Ancak bu süre kişisel faktörlere, bağışıklık sistemine, genetik özelliklere ve yaşa bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu nedenle, aşının koruma süresi konusu için kesin bir yanıt vermek mümkün değildir.
Su Çiçeği Aşısının Yan Etkileri Nelerdir?
Su çiçeği aşısı genellikle iyi tolere edilen bir aşıdır. Yaygın olarak bildirilen yan etkileri ise genellikle hafif ve geçicidir. Su çiçeği aşısının yan etkileri şunlardır;
- Enjeksiyon Bölgesinde Ağrı veya Kızarıklık: Aşı yapılan bölgede hafif ağrı veya kızarıklık olabilir.
- Ateş: Aşının ardından çocuklarda veya yetişkinlerde hafif ateş görülebilir.
- Halsizlik: Bazı kişilerde aşı sonrasında halsizlik, yorgunluk gibi hisler ortaya çıkabilir.
- Kaşıntı: Aşı yapılan bölgede hafif kaşıntı görülebilir.
Herhangi bir aşı sonrası ortaya çıkan yan etkiler genellikle geçicidir ve birkaç gün içinde düzelir. Eğer aşı sonrası ciddi bir reaksiyon veya süregelen bir sorun ortaya çıkarsa, uzman bir hekime başvurmak gerekir.
Gebelikte (Hamilelikte) Su Çiçeği Aşısı Uygulanabilir mi?
Gebelikte su çiçeği aşısının uygulanması konusunda genel bir öneri, gebelik planlaması yapılırken kadınların aşılanmasının tercih edilmesidir. Gebelik öncesinde aşılanmış olan bir kadın, hamilelik sırasında su çiçeği enfeksiyonu riski ile karşılaştığında daha iyi korunmuş olur.
Ancak, hamilelik sırasında aşıya karar verilirken dikkatli bir değerlendirme yapılmalı ve hem riskler hem de faydalar göz önünde bulundurulmalıdır.