uyku-apnesi

Uyku Apnesi Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun tekrarlayan şekilde durması veya belirgin olarak azalmasıyla ortaya çıkan bir uyku bozukluğudur. Horlama, gece boyunca sık uyanma, sabah baş ağrısı ve gün içinde aşırı uyku hali gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Tedavi edilmediğinde uyku kalitesini ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebileceği için belirtilerin değerlendirilmesi önemlidir.

Güncelleme :
Görüntüleme : 81.296
Medical Park’ı sağlıkta güvenilir kaynağınız olarak seçin
ai Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

 

Uyku Apnesi Nedir?

Uyku apnesi, sık görülen ve uyku sırasında tekrarlayan ataklarla, soluk alıp vermenin kesintiye uğradığı ve zaman zaman tehlikeli boyutlara varabilen bir uyku bozukluğudur. Uyku sırasında soluk alıp vermenin kesilmesi, üst yolunum yolundaki hava yollarının tıkanmasıdır.

Tedavi edilmediği takdirde uyku apnesi, tip 2 şeker hastalığı ve inme veya kalp krizi gibi bazı önemli kardiyak hastalıkların ortaya çıkmasında rol oynayabileceği için bu konuda bilinçli ve dikkatli olunmalıdır. 

Uyku apnesi, solunumun uyku esnasında ani ve tekrarlayıcı bir şekilde durduğu için ciddi bir uyku bozukluğu olarak değerlendirilir. Günümüzde yaygın olarak görülen uyku apnesi rahatsızlığının ülkemizdeki sıklığı %5 ila 10 arasında değişkenlik gösterir. Kadınlara göre erkeklerde daha yaygın bir şekilde ortaya çıkar. 

Ancak bilinmelidir ki, solunum bozukluğuna uyku apnesi diyebilmek için solunum durmasının en az 10 saniye olması gerekir. Çünkü rahatsızlığın farklı alt tipleri bulunur. Hastalığın belirtileri ise apnenin bu alt tiplerine göre farklılık gösterebilir.

En bilinen uyku apnesi belirtileri ise yüksek sesle horlama, soluğun kesilmesiyle gece uykudan ani bir şekilde uyanış, ağız kuruluğu ve uyku alınsa bile sabah kalkıldığında yaşanan yorgunluk olarak öneç çıkar. 

Tedavi edilmediği takdirde zamanla ciddi komplikasyonlara yol açabilecek bir sağlık sorunu olan uyku apnesi, özellikle trafik kazaları için önemli bir risk unsurudur. Ancak fark edildikten sonra kontrol altına alınması daha kolay olabilir. 

Uyku Apnesi Tipleri Nelerdir?

Uyku apnesi, solunum durmalarının ortaya çıkış nedenine göre temel olarak üç gruba ayrılır. Uyku apnesi tipleri şunlardır:

Obstrüktif (Tıkayıcı) Uyku Apnesi

Obstrüktif uyku apnesi tamamen ya da kısmen hava yollarındaki fonksiyon kaybı nedeniyle meydana gelen oksijen düzeyi düşüklüğü ve uykunun kesilmesi atakları ile karakterizedir. Bu bozukluk nedeniyle kişinin uyku kalitesinde belirgin bir azalma söz konusudur. Bu temel belirtilere genellikle yüksek sesli horlama ve gündüz vakti uykululuğu gibi diğer şikayetler de eşlik edebilir.

Bu apne formu, üst solunum yollarında tıkanıklığa yol açan faktörler nedeniyle ortaya çıkan tiptir. Aynı zamanda genel popülasyonda en sık tespit edilen apne formu da obstrüktif uyku apnesidir. Üst solunum yollarındaki tıkanma veya daralmalar normal hava akımının kesilmesine neden olur ve bu durum apne şikayetlerinin oluşması ile sonuçlanır.

Obstrüktif uyku apnesine uygun müdahale edilmediği takdirde bir takım önemli rahatsızlıkların oluşmasına neden olabilir bu nedenle obstrüktif apnenin uygun tanı ve tedavi alması önem arz eder.

Santral Uyku Apnesi

Santral uyku apnesi, beyindeki merkezlerin, solunumu kontrol eden kaslara uygun sinyaller gönderemediğinde ortaya çıkan apne formudur. Uyku sırasında tekrarlayan solunum durması nedeniyle kişinin oksijen karbondioksit dengesi olumsuz yönde etkilenir. Obstrüktif apneden farklı olarak santral uyku apnesinde solunumsal işlevler sürdürülemez ve bu nedenle hava akımı kesilir.

Birbirine benzer şekilde sonuçlanan bu iki apne türünde aynı zamanda benzer şikayetler de söz konusudur. Gün içerisinde aşırı uykulu hissetme, konsantrasyon eksikliği ve baş ağrısı oluşabilecek şikayetler arasındadır.

Bu şikayetlerden farklı olarak santral uyku apnesinin altında yatan neden Parkinson hastalığı veya benzeri bir nörolojik rahatsızlık olması halinde yutkunma zorluğu, konuşma kalıpları ile ilgili farklılıklar, ses tonu değişiklikleri ve genel halsizlik gibi belirtiler de hastalık tablosuna dahil olabileceği için dikkatli olunmalıdır.

Mikst Uyku Apnesi (Kompleks Uyku Apnesi Sendromu)

Mikst uyku apnesi, obstrüktif ve santral uyku apnesi özelliklerinin birlikte görüldüğü bir uyku bozukluğudur. Kişide uyku sırasında hem üst solunum yolunun tıkanmasına bağlı solunum durmaları hem de beynin solunumu yöneten merkezlerinden kaynaklanan solunum kesintileri ortaya çıkar.

Uyku Apnesi Belirtileri Nelerdir?

Uyku Apnesi Tipleri Nelerdir?

Uyku apnesi vakalarında ortaya çıkan yaygın belirtilerin başında yüksek sesle horlama gelir. Bunun yanında uykuda solunum kesilmesiyle ani bir uyanış, sabahları yorgun uyanma, ağız kuruluğu, boğaz ağrısı, baş ağrısı ve depresif ruh hali de uyku apnesi belirtileri arasında yer alır.

Uyku apnesinin belirtilerinde bazı farklılıklara rağmen genellikle santral ve obstrüktif tipteki apneler için ortak şikayetler söz konusudur ve bu nedenle bu iki durumun ayrımında zorluk yaşanması normaldir. Yetişkinler dışında çocuklar gibi küçük yaş gruplarını da etkileyebilen uyku apnesi ile ilgili belirtiler kişinin yaşına göre de değişkenlik gösterebilir.

Uyku apnesinde görülen yaygın belirtiler şu şekilde özetlenebilir:

  • Yüksek sesle horlama (genellikle obstrüktif uyku apnesinde daha belirgindir)
  • Başkasının şahit olduğu uykuda solunum durması atakları
  • Uykudan ani uyanmalar (daha çok merkezi uyku apnesinde olur)
  • Sabahları uyandığında ağız kuruluğu ya da boğaz ağrısının bulunması
  • Uykusuzluk çekme
  • Sabahları olan ağız kuruluğu ve boğaz ağrısı
  • Sabah baş ağrıları
  • Depresif ruh hali
  • Sinirli ve agresif olma 
  • Dikkat sorunları

Yüksek sesle horlama

Yüksek sesle horlama durumu, uyku apnesinin en belirgin semptomu olarak kabul edilir. Bu durum, daralmış hava yolundan geçen havanın hızlanması ve yumuşak dokuları titreştirmesinden kaynaklanır. Horlama şikayeti bulunan özellikle çocukların yaklaşık olarak beşte birinde altta yatan neden uyku apnesi olabileceği için dikkatli olunmalıdır. Ortalama olarak ise çocukların yaklaşık olarak %3’ünde uyku apnesi tespit edilir. Bu problemden muzdarip ve uygun tedavi almayan çocuklarda uyum sağlama, davranış ve öğrenme ile ilgili çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir. Çabuk dağılan dikkat, okul performansının düşmesi ve anlama güçlüğü oluşabilecek bu şikayetler arasında yer alır.

Küçük çocuklarda uyku apnesi gibi bir bozukluktan şüphelenilen durumlarda çocuk uyurken bazı uyarıcı belirtilere dikkat edilmelidir:

  • Horlama ve soluk alıp verme güçlüğü
  • Huzursuzluk
  • Boğulur tarzda öksürük
  • Aşırı terleme

Bu çocuklarda aynı zamanda uyanık oldukları dönemde de çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir. Normal olmayan zamanlarda uykuya dalma, asabilik, bademcik veya geniz eti kökenlik sağlık problemleri ya da yaşıtlarına göre büyüme ve gelişmesinde gerilik olması, uyku apnesi olan çocuklarda eşlik edebilecek diğer belirtilere örnek olarak sayılabilir.

Uykuda solunum durması atakları

Uyku apnesinde üst solunum yolundaki hava yollarının tıkanmasına bağlı olarak solunum kesilmeleri yaşanabilir. Bu kesilmeler, kişiyi uykusundan uyandıracak seviyede olabilir.

Ağız kuruluğu ya da boğaz ağrısı 

Ağız kuruluğu ya da boğaz ağrısı da uyku apnesi belirtileri arasındadır.  

Uykusuzluk çekme

Gece uykuda solunum kesilmesi ile birlikte kişi sık sık uyanabilir. Bu da uykunun tam alınamamasına yol açabilir ve kişi gün içinde uykusuzluk çekebilir. Ayrıca uyku tam olarak alınsa bile sabah kalkıldığında uykusuzluk hali yaşanabilir. 

Uyku Apnesi Neden Olur?

Uyku apnesi, uyku sırasında üst hava yolundaki hava akışını engelleyen durumlar sonucunda meydana gelir. Bu sırada, boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesi söz konusudur. Bu da uyku apnesine yol açar. 

Uyku apnesinin nedenleri ve risk faktörleri şöyle sıralanabilir:

  • Aşırı kilo (obezite)
  • Boyun çevresinin kalın olması
  • Genetik olarak hava yollarının dar olması
  • Burun tıkanıklığı
  • Yaşlılık
  • Erkek olmak
  • Sigara, alkol, sakinleştirici veya yasaklı madde kullanımı

Uyku apnesinin nedenleri obstrüktif ve santral formda farklılık gösterir. Obstrüktif uyku apnesi boğaz arka kısmında yer alan kasların gevşemesi sonucu meydana gelir. Bu kasların temel fonksiyonu yumuşak damağın desteklenmesini sağlayarak küçük dil ve bademcik gibi yapıların yan taraflarda tutulmasını gerçekleştirir.

Bu kasların gevşemesi sonrasında hava yolları kişi nefes alıp verirken giderek daralır ve hava yolu tamamen kapanabilir. Yeterince hava alamayan kişi aynı zamanda oksijen açlığı da yaşamaya başlar.

Oksijen düzeyinin düşmesi ile beyinden kişiyi uyandırıcı sinyaller gider ve böylelikle kişinin uyanıp hava yollarını tekrar açması hedeflenir. Uyanıklık hali genellikle çok kısa sürelidir ve kişiler bu süre zarfını hatırlamakta güçlük yaşarlar. Bu durum gece boyu yaklaşık olarak 5-30 kez tekrarlanır. Bu durumdan muzdarip hastalar derin ve dinlendirici bir uyku hissinden mahrum kalırlar.

Daha nadir görülen santral uyku apnesi beyinden solunum ile ilgili kaslara gönderilen sinyallerin doğru şekilde iletilememesi sonucu meydana gelir. Kısa bir süreliğine kişinin solunum fonksiyonlarının çalışmadığı bu apne formunda kişiler nefes darlığı ile uykularından uyanırlar.

Uyku Apnesi Tanısı Nasıl Konur?

Uyku apnesinin teşhisi için genellikle polisomnografi yapılır. Polisomnografi, uyku apnesi testidir. Bu test sayesinde kişinin gece boyunca beyin aktivitesi ve solunumsal olayları kaydedilir. Yapılan uyku testi sonucunda gece uykudaki solunum bozukluk skorları patolojik düzeyde olursa hastalığın tanısı konulur.

Bu süreçten önce ise hastalığa tanı koymak için doktorunuz öncelikle ayrıntılı olarak şikayetlerinizi sorgular. Sonrasında genel bir muayene ve kulak burun boğaz değerlendirmesi yapar. Üst hava yolları fleksibl bronkoskopi adı verilen ucunda kamera bulunan bükülebilir bir kanül vasıtasıyla incelenir. MR ve BT gibi radyolojik tetkiklerle hava yolları görüntülenir ve darlıkların incelenmesi sağlanabilir.

Hasta gerekli görülürse uyku merkezine yatırılarak daha ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutulur. Hastalığa kesin tanı koyabilmek için polisomnografi adı verilen uyku analizi testi yapılması şarttır.

Bu test solunum durma süresi ve sayısını ölçer. Ek olarak kalp ritmi, kan oksijen yüzdesi, horlama sesinin şiddeti gibi bilgiler de verebilir.

Polisomnografi yöntemi ile birçok organ sisteminin akvitesi değerlendirilir:

  • Elektroensefalografi (EEG) ile beyin dalgaları
  • Elektrookülografi (EOM) ile göz hareketleri
  • Elektromiyografi (EMG) ile kas aktivitesi
  • Elektrokardiyografi (EKG) ile kalp hızı ve ritmi
  • Pulse oksimetre ile kan dolaşımındaki oksijen seviyesi
  • Arteriyel kan gazı analizleri

EEG işlemi sırasında kafatasına yerleştirilen çeşitli elektrolatlar kişinin uyku öncesi, uyku ve sonrası dönemde beyin dalgalarının görüntülenmesini sağlar. Göz hareketlerini kaydeden EOM işleminde ise sağ gözün 1 santimetre üst ve sol gözün 1 santimetre alt köşesine elektrotlar yerleştirilir. Elektrotlar vasıtası ile gözün merkezden uzaklaştığı her hareket kayıt altına alınır.

Beyin dalgaları ve göz hareketleri değerlendirilmesi hekimlerin hastanın hangi uyku evresinde olduğuna dair bilgi verir. REM ve non-REM olarak tanımlanan uyku evrelerinden REM döneminde rüya görme, kas tonusunun azalması ve hareketsizlik gibi durumlar ortaya çıkar.

Obstrüktif uyku apnesi tanısı amacıyla çekilen EMG sırasında çene üzerine 2 adet elektrot yerleştirilir. Bu elektrotlardan biri çene hattının üzerindeki iken diğeri bu hattın aşağısında yer alır.

EMG elektrotları kas hareketleri sırasında ortaya çıkan elektriksel aktivitenin kayıt edilmesini sağlar. Uyku sırasında kaslarda bir miktar rahatlama oluşması normal kabul edilir. Normalin dışındaki aktiviteler ise EMG ile tespit edilebilir.

12 elektrot ile çekilen EKG tetkiki hekimlerin hastanın çeşitli kalp rahatsızlığına sahip olup olmadığını değerlendirmesine yardımcı olur.

Bu tetkikler dışında hastanın pulse oksimetre ve arteriyel kan gazı incelemeleri gibi çeşitli yöntemlerle oksijen düzeyinin de incelenmesi sağlanır. Normal oksijen satürasyonu %95 ile %100 arasında değişkenlik gösterir.

Küçük bir cihaz olan pulse oksimetre hastanın kan akımı iyi olan kulak memesi ya da parmak ucu gibi bölgelerine yerleştirilir. İçindeki kızılötesi ledler sayesinde kanda ne kadar oksijen bulunduğunu değerlendiren bu cihazlar ile apne atağı sırasında meydana gelen oksijen satürasyon düşüklüğünün tespit edilmesi sağlanır.

Kan oksijen düzeyinin tespiti için arteriyel kan gazı incelemesi de yapılabilir. Bu tetkikte kişinin arterinden (atar damarından) bir miktar kan örneği alınır ve içerisindeki oksijen miktarı, oksijen satürasyonu, oksijen basıncı, karbondioksit basıncı ve bikarbonat seviyeleri incelenir. Kan gazları hakkında ayrıntılı bilgi sağlayan bu tetkik ile hekimler hastalarının oksijen ihtiyacına dair fikir edinmiş olur.

Obstrüktif uyku apnesi tanısında olduğu gibi santral uyku apnesine tanısal yaklaşımda da polisomnografi önemli bir rol üstlenir. Bu tetkike ek olarak manyetik rezonans görüntüleme (MRI) yöntemi ile kişide santral apne çıkmasına neden olabilecek yapısal anormallikler de ortaya çıkarılabilir.

Uyku Apnesi Tedavisi Nedir?

Uyku apnesi olan kişinin solunum yollarının iyileştirilmesi ve uykularının normale dönmesi için, geceleri hava yollarını sürekli açık tutmaya yarayan sürekli pozitif hava yolu basıncı (CPAP) makinesi kullanılır. Bu cihaz, çoğu uyku apnesi vakasında kullanılabilir. Bunun yanında kişinin yaşam tarzı değişimiyle birlikte kilo vermesi de üst solunum yolundaki hava yollarını rahatlatır.

Uyku apnesi tedavileri hastalığın seviyesine göre yaşam tarzı değişiklikleri, cerrahi tedaviler ve pozitif hava basıncı şeklinde sıralanabilir. Tedavi planlamasında öncelikle varsa fazla kilolardan kurtulmak esastır. Aynı zamanda sigara ve alkol kullanımından kaçınılmalıdır.

Uyku apnesinde uygulanabilen tedavi yöntemleri aşağıdaki maddeleri içerebilir:

  • CPAP uyku apnesi cihazı
  • Yaşam tarzı değişimiyle birlikte kilo verilmesi
  • Sigara ve alkol tüketiminden kaçınmak

Uyku Apnesi için CPAP Uyku Apnesi Cihazı

Üst solunum yollarındaki ileri derecedeki darlıklarda cerrahi tedavi gerekli olabilir ancak uyku apnesi tedavisi için başvurulan temel yöntem pozitif hava basıncı veren CPAP isimli uyku apnesi cihazı kullanımıdır.

Bu cihazlar uyku esnasında üst hava yollarını devamlı açık tutarak apneyi engeller. Cihaz, silikon bir hava maskesi vasıtasıyla kullanılır. Böylece horlama şikayetinin tedavisi de sağlanmış olur. CPAP, yetişkin uyku apnesinde belirtilerin tama yakın düzelmesini sağlayabilir. Devamlı olarak ortamdaki havanın basıncına göre daha yüksek basınçta hava veren bu cihazlar hava yollarının sürekli olarak açık kalmasını destekler.

Bu üstünlüklerine rağmen bazı hastalar bu cihazın kullanımında duydukları çeşitli rahatsızlıklara bağlı olarak tedaviye uyum sağlamakta zorluk yaşayabilir. Ancak çoğu hasta zaman içerisinde maskenin boyutunu ve lastiklerini kişisel tecrübelerine göre düzenleyerek cihaza kolayca adapte olur.

CPAP dışında BPAP adı verilen iki seviyeli pozitif basınçlı hava veren cihazlara da obstrüktif apne tedavisi amacıyla başvurulabilir. BPAP cihazlarında yüksek ve düşük olarak bulunan hava basıncı ayarı kişinin soluk alıp vermesine göre ayarlanır.

Obstrüktif uyku apnesi tedavisinde bazı hastalarda tedavi amacıyla çeşitli cerrahi girişimlere de başvurabilir:

Doku Eksizyonu (Çıkarılması)

Uvulopalatofaringoplasti (UPPP) adı verilen operasyonda hekimler kişinin küçük dilini ve yumuşak damağından bir miktar dokuyu çıkararak boğaz bölgesinde hava yolları için daha geniş bir açıklık yaratmayı hedefler. Bu cerrahi girişim kişinin boğaz yapılarının titreşerek oluşturduğu horlama şikayeti için de kalıcı bir çözüm sağlayabilir.

UPPP ameliyatı sırasında aynı zamanda kişinin bademcik ve geniz eti gibi dokularının da çıkarılması gerçekleştirilir. Doku çıkarılması genel olarak CPAP tedavisine göre daha etkisiz kabul edilir ve obstrüktif uyku apnesi olan herkes için önerilen bir tedavi şekli değildir.

Doku Küçültme

Radyofrekans ablasyon adı verilen teknikle uygun hasta grubunda boğaz bölgesindeki dokuların küçültülmesi sağlanabilir.

Çene Düzeltme Operasyonu

Çene düzeltme ameliyatlarında alt çene kemiğinin pozisyonu yüzün diğer kemiklerinin önünde olacak şekilde değiştirilir. Çenenin önde olması ile birlikte dilin arka kısmında daha geniş bir alan oluşturulur.

Sinir Stimülasyonu

Sinir stimülasyonu yönteminde cerrahi olarak dil hareketlerini kontrol eden hipoglossal sinirin üzerine bir uyarıcı yerleştirilir. Artan uyarı dilin hava yolunu kapatmayacak şekilde pozisyon almasını destekleyebilir.

Trakeostomi

Bazı uç vakalarda obstrüktif apne tedavisine yönelik olarak hastalara trakeostomi açılır ve böylelikle boğaz bölgesindeki tıkanıklığın devre dışı bırakılması sağlanabilir. Diğer tedavi yöntemlerine yanıtsız ve ağır seyirli vakalarda tercih edilen bu yöntemde cerrahlar hastaların boyun bölgesinde bir delik oluşturarak bu delikten hava değişimini sağlayacak metal ya da plastik bir tüpün yerleştirilmesini gerçekleştirilirler.

Uyku apnesi tedavi yöntemlerine ek olarak hekimlerin bilgisi ve önerisi dahilinde gerçekleştirebileceğiniz çeşitli yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde şikayetlerinizin kontrol altına alınması kolaylaşabilir.

Sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olmak önerilen yaşam tarzı değişikliklerinin başında gelir. Obezite kaynaklı oluşan özellikle vücudun üst kısımlarında meydana gelen doku büyümeleri hava yolu tıkanıklığı gelişiminde kolaylaştırıcı rol oynayabilir. Sağlıklı düzeyde kilosu olan kişilerde hava yolu genişliği daha fazla olabilir ve böylelikle şikayetlerde bir gerileme meydana gelebilir.

Uyku apnesi bulunan bazı obez hastalar sadece kilo vererek ameliyat ya da CPAP maskesi gibi uzun süreli tedavi yöntemlerine ihtiyaç duymadan iyileşme gösterebilmesi önemli bir konudur.

Kilo verme dışında enerji seviyesi ve kalp gücünü destekleyen düzenli egzersizler sayesinde uyku apnesi belirtilerinde bir miktar iyileşme sağlanabilir. Yoga, vücudun solunumsal kapasitesini arttırarak oksijen akışının desteklenmesini sağlayabilen önemli bir egzersiz formudur ve uyku apnesi olan kişilerde fayda sağlayabilir.

Uyku pozisyonunun değiştirilmesi uyku apnesi olan kişilerin yapabileceği bir diğer uygulamadır. Özellikle sırt üstü yatış sırasında bu hastaların belirtilerinde kötüleşme meydana gelebilir.

Bazı çalışmalar vücudunun bir tarafına dönerek uyuyan kişilerde soluk alıp vermenin normal fonksiyonlarını desteklediğini göstermiştir. Ancak çocuklarda bu durumun tam tersi de geçerli olabilir. Size en uygun olan uyku pozisyonunun belirlenmesi için bu konudaki davranışlarınızı ve tecrübelerinizi hekimleriniz ile paylaşarak tespit edebilirsiniz.

Eğer gece yarısı nefes nefese uyanarak havasız kalmış gibi hissediyorsanız, kendinizi uzun zamandır hep yorgun hissediyorsanız ya da eşiniz her gece yüksek sesle horladığınızı ve sık sık uykunuzda nefesinizin durduğunu söylüyorsa; bir sağlık kuruluşuna başvurarak uyku apnesi açısından değerlendirilmeyi talep edebilirsiniz.

Uyku Apnesi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Uyku apnesi vakalarında eğer gerekli görülürse uyku apnesi ameliyatına başvurulabilir. Bu ameliyat türü, solunum yollarındaki tıkanıklığı ortadan kaldırır.

Bu tip tıkanıkların temel nedeni gırtlak yapısındaki yumuşak dokuların gevşek olması, geniz eti büyüklüğü, bademciklerin büyük olması, çene yapısındaki anormallikler veya dil kökündeki problemler olabilir. 

Kişide uyku apnesi varsa uykudayken sık sık nefes almada zorlanarak kısa süreli uyanır ve uyku bölünmeleri yaşar. Çoğu zaman kişi bu kısa süreli uyku bölünmelerinin farkına varmaz, hatta gece boyu uyuduğunu varsayar. Bu ameliyat ile bu sorunlara çözüm bulunur. 

Uyku apnesi ameliyatı iki ana gruba ayrılır:

Üst solunum ameliyatlarında; hastanın geniz eti ve dil kökündeki tıkanıklık problemleri düzeltilir. Alt solunum yolu ameliyatlarıyla ise çene ve yüz kemiklerindeki normal olmayan durumları düzeltmek için yapılır.

Çocuklarda Uyku Apnesi Nedir?

Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun tekrarlayan şekilde durması veya azalması durumudur. Bu kesintiler genellikle birkaç saniye sürer, ancak gece boyunca yüzlerce kez tekrarlanabilir.

Çocuklarda en sık görülen tipi obstrüktif (tıkayıcı) uyku apnesidir. Bu durumda çocuğun üst solunum yolları (boğaz, geniz, bademcik bölgesi) uyku sırasında kısmen veya tamamen tıkanır. Sonuç olarak çocuk, yeterince nefes alamaz ve sık sık uyanmak zorunda kalır.

Çocuklarda Uyku Apnesi Nasıl Gelişir?

Uyku sırasında kaslar gevşer. Eğer boğaz çevresindeki kaslar veya dokular fazla gevşerse, hava geçişi daralır. Bu da nefes almayı zorlaştırır ve kısa süreli nefes durmalarına yol açar.

Beyin, oksijen seviyesinin düştüğünü fark edince çocuğu kısa süreli uyandırır. Bu, çocuğun uykusunun sık sık bölünmesine ve dinlenememesine neden olur.

Çocuklarda Uyku Apnesi Ameliyatı Nasıl Olur?

Çocuklarda yaşanan uyku düzeninin bozulması ve horlama gibi sorunlar genellikle geniz eti büyüklüğü veya bademcik gibi solunum yolları problemlerinden kaynaklı yaşanabilir. Bu durum çocuğun sağlığını ve gelişimini olumsuz etkiler.

Uyku apnesi ameliyatı ile bu sorunlara çözüm bulunur. Çocuk detaylı test ve tetkiklere sokularak problemin kaynağı tespit edilir. Daha sonra ameliyat süreci başlar. Ameliyatı genellikle kulak burun boğaz uzmanı yapar ve ameliyat genel anestezi altında gerçekleşir.

Kadınlarda Uyku Apnesi Ameliyatı Nasıl Olur?

Kadınlarda uyku apnesi obezite, hormonal değişiklikler, yaşın ilerlemesi, mental sağlık sorunları, tiroit problemleri veya genetik faktörler gibi sebeplerle ortaya çıkabilir. Yapılan detaylı tetkikler sonucunda uzman kulak burun boğaz doktorunun gerekli görmesi halinde ameliyat süreci başlar. Uyku apnesi ameliyatı süreci ile solunum yollarındaki problemler giderilir ve hasta iyileşme sürecine geçer.

Erkeklerde Uyku Apnesi Ameliyatı Nasıl Olur?

Erkeklerde uyku apnesi sorunu kadınlara oranlara daha sık rastlanan bir problemdir. Erkeklerde uyku apnesi ameliyatı süreci genel ameliyat süreçlerinden farklı değildir. Uzman doktor çeşitli tetkiklerin ardından hastayı ameliyata alır ve süreç genel anestezi altında gerçekleşir.

Uyku apnesi ameliyatı uygun adaylar için etkili bir tedavi seçeneğidir. Kadınlarda da erkeklerde de benzer ameliyat sürecinden geçen bu ameliyat yöntemi kişinin uyku kalitesini artırarak gün içersindeki performansına olumlu anlamda etki eder.

Yaşlılarda Uyku Apnesi Ameliyatı Nasıl Olur?

Yaşlılarda uyku apnesi ameliyatı solunum yollarındaki tıkanıklıkların açılarak hastanın uyku ve horlama gibi problemlerine çözüm bulmak için yapılır. Yaş alma süreci bireylerin boğaz yapısında gevşemelere sebep olur ve kişi uyku apnesi yaşamaya başlar. Bu ameliyat ile bu tür sorunlar ortadan kaldırılarak kişinin sağlık problemine çözüm bulunur ve kişinin uyku kalitesi artırılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Uyku apnesi, nedenine ve şiddetine bağlı olarak kontrol altına alınabilir ve bazı kişilerde belirgin ölçüde düzelebilir. Kilo kaybı, yaşam tarzı değişiklikleri, uygun cihaz tedavileri veya gerekli durumlarda cerrahi yöntemler belirtilerin azalmasına yardımcı olabilir.

Uyku apnesi her yaşta görülebilir ancak özellikle orta ve ileri yaşlarda daha sık ortaya çıkar. Çocuklarda da geniz eti veya bademcik büyümesi gibi nedenlere bağlı olarak uyku apnesi gelişebilir.

Uyku apnesi doğrudan kalbin durması anlamına gelmez ancak tedavi edilmeyen ağır uyku apnesi, gece boyunca tekrarlayan oksijen düşüşleri nedeniyle kalp ve damar sistemi üzerinde yük oluşturabilir. Uzun dönemde hipertansiyon, ritim bozuklukları ve bazı kalp-damar hastalıklarının riskini artırabilir.

Uyku apnesine özel tek bir beslenme programı bulunmaz. Özellikle fazla kilosu olan kişilerde dengeli beslenme, ideal kiloya yaklaşma ve yatmadan hemen önce ağır öğünlerden kaçınma uyku apnesinin kontrolüne katkı sağlayabilir.

Uyku apnesinin seyri altta yatan nedene göre değişir ve her kişide ömür boyu devam etmek zorunda değildir. Kilo kaybı veya hava yolu tıkanıklığına yol açan bir problemin tedavi edilmesiyle şiddeti azalabilir; bazı kişilerde ise uzun süreli takip ve tedavi gerekebilir.

Uyku apnesi olaylarının sayısı ve şiddeti geceden geceye değişebilir. Uyku pozisyonu, uyku evresi, kilo, alkol kullanımı ve burun tıkanıklığı gibi faktörler bazı gecelerde apnelerin daha sık görülmesine neden olabilir.

Uyku apnesi genellikle kan tahliliyle teşhis edilmez. Tanıda temel yöntem uyku sırasında solunum, oksijen düzeyi, kalp hızı ve çeşitli fizyolojik değerlerin izlendiği **polisomnografi (uyku testi)**dir.

Uyku apnesi, uyku kalitesini bozarak yorgunluk, enerji kaybı ve cinsel istekte azalmaya yol açabilir. Özellikle kontrolsüz uyku apnesinin erkeklerde ereksiyon sorunlarıyla da ilişkili olabileceği bilinmektedir.

Fazla kilo, özellikle obstrüktif uyku apnesinin önemli risk faktörlerinden biridir. Kilo verilmesi bazı kişilerde apne sayısını ve hastalığın şiddetini önemli ölçüde azaltabilir ancak uyku apnesinin tamamen geçip geçmediğinin uyku testi ve hekim değerlendirmesiyle belirlenmesi gerekir.

Uyku apnesi, kişinin uyku sırasında solunumunun tekrar tekrar durması veya yüzeysel hale gelmesiyle karakterize edilen ciddi bir uyku ve solunum bozukluğudur.

Uyku apnesi hastalığı, yüksek sesle horlama, uykuda nefesin kesilmesi, sabahları yorgun uyanma ve gün boyu devam eden aşırı uyku hali gibi belirtilerle ortaya çıkar.

Aşırı kilo, erkek cinsiyet, kalın bir boyun (boyun çevresi 43 santimetrenin üstünde olan erkeklerde risk fazladır), dar hava yollarına sahip olmak, uyku hapı ya da sakinleştirici ilaç kullanımı, alkol ve sigara kullanımı, çeşitli nedenlerle burnun tıkalı olması ve kalıtsal olarak uyku apnesine yatkınlık bulunması, obstrüktif uyku apnesi nedenleri arasında değerlendirilir.

Obstrüktif uyku apnesinden farklı olarak santral uyku apnesi nedenlerinde ise ensefalit adı verilen beyin dokusu enfeksiyonu, beyin felci, beyin sapı problemleri, kalp hastalıkları ve narkotik ağrı kesici ilaçların kullanımı gibi çeşitli faktörler yer alır.

Uyku apnesi tedavi edilmezse kişide ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Uyku apnesinin solunum yolları tıkanıklıklarına sebep olması nefes alma problemlerine yol açar ve uyku sırasında kişinin oksijen seviyesinin düşük seyretmesine neden olur. Bu durum uzun süre devam ettiğinde kişide çok ciddi olabilecek rahatsızlar baş gösterir. Bunlardan en ciddiye alınması gereken kalp ritmi bozuklukları sorunudur. Bu sorun kalp krizi, kalp yetmezliği ve yüksek tansiyon gibi sorunlara yol açabilir. Kişide bilinç kaybı ve bayılma da uyku apnesinin tedavi edilmemesi halinde görülmeye başlayan bir diğer önemli sorundur.

Uyku apnesi erken teşhis edildiğinde kontrol altına alınabilir ancak tedavi edilmediği zaman kalp krizi, inme ve felç durumuna bağlı olarak ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu sonuçlardan biri de ölüm olarak değerlendirilebilir. Bu sebeple uyku apnesi belirtilerini yaşadığınız takdirde doktora başvurmayı ihmal etmeyin.

Bazı durumlarda yapılan cerrahi müdahale basit olabiliyorken bazı durumlarda ise çok zor işlemler gerekebilir. Böyle bir durumda ameliyatın zorluğu da değişecektir.

Ameliyat süreci genel olarak bir saat ile birkaç saat arasında değişir. Ameliyat öncesinde cerrahınıza danışarak beklentilerinizi belirtip, ameliyatın riskleri hakkında bilgi alarak süre hakkında daha detaylı bilgiye erişebilirsiniz.

Uyku apnesi ameliyatı iyileşme süreci yapılan ameliyatın büyüklüğüne, hastanın genel sağlık durumuna ve kullanılan cerrahi işleme göre değişiklik gösterir. Hafif vakalarda iyileşme süreci çok daha kısa olabiliyorken bazen hasta aynı gün içinde normal yaşantısına devam edebilir. Bazı vakalarda ise hastaya ilk birkaç gün evde dinlenme tavsiye edilebilir. Her hastanın iyileşme süreci birbirinden farklıdır. Tam olarak bir süre belirtebilmek için kişinin bir doktorla iletişime geçerek daha net bilgiler alması gerekir.

Teşekkürler

En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!


Güncelleme
Güncel Versiyon
Yayınlanma Tarihi:
Prof. Dr. Mehmet Haksever

Prof. Dr.

Mehmet Haksever

Kulak Burun Boğaz

Bu içeriğin geliştirilmesinde  Medical Park Yayın Kurulu  katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Teşekkürler! En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz. Sağlıklı günler dileriz!

Makaleye Dön

Sayfa bağlantısı panoya kopyalandı!

Tamam