satır arası

Timus, iman tahtası olarak bilinen sternum kemiğinin hemen arkasında yer alan birbirinin aynısı iki loba sahip bir lenfoid organdır. Kalbin ön kısmında kalan bu organ adını kekik bitkisinin tomurcuklanan yapılarına benzerliği nedeniyle latince “thyme” kelimesinden alır. Ergenliğe giriş ile birlikte timus fonksiyonel kapasitesinin zirvesine ulaşarak en büyük haline gelir. Organ yaşamın bu noktasından sonra giderek küçülmeye başlar ve zaman içerisinde kaybolarak yerini bağ ve yağ dokularına bırakır. Bağışıklık fonksiyonlarının önemli bir parçası olan T lenfositler, timus içerisinde olgunlaştırılır be sadece bu süreci tamamlayabilen hücreler kan dolaşımına geçerek doğru fonksiyon gösterebilir.

Timus Nakli Hakkında Merak Edilenler

Timus nakli, bu organa sahip olmadan dünyaya gelen bebekler için umut vadeden bir tedavi yöntemidir. Timus yokluğu ile doğan çocuklarda T hücrelerinin gelişimi söz konusu olmayacağı için oldukça ağır bir bağışıklık yetmezliği tablosu hakimdir. 22. kromozomun uzun kolunda meydana gelen bir delesyon (ilgili gen bölgesinin silinmesi) sonucu Di George sendromu adı verilen bir rahatsızlık meydana gelir. Hastalığın ortaya çıkışından sorumlu gen bölgesi yaklaşık olarak 30’un üzerinde genetik kod içerir. Dolayısıyla tüm bu kodların eksikliği çocukta çeşitli belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur.

Di George sendromu varlığı ile çocuklarda oluşabilecek belirti ve bulgular şu şekilde özetlenebilir:

  • Yürüme ve konuşma gibi gelişim basamaklarında gecikme yaşanması
  • Görme ve işitme problemleri
  • Ağız içinde yapısal anormallikler ve beslenme sorunları
  • Küçük vücut yapısı
  • Sık enfeksiyon hastalığına yakalanma
  • Kas ve başta omurga olmak üzere çeşitli kemikler ile ilgili yapısal problemler
  • Normalden farklı yüz yapısı
  • Kalp ile ilgili yapısal problemler
  • Soluk alıp verme ile ilgili sorunlar
  • Timus bezi ile ilgili organın normalden küçük olması ya da işlev göstermemesi gibi anormallikler

Bu belirtilere sahip çocuklarda Di George sendromundan şüphelenilmesi halinde genetik bir tetkik olan FISH (floresan in situ hibridizasyon) testine başvurulur. Bu sendrom tanısının konulmasının ardından başta kalp olmak üzere diğer organlar ile ilgili yapısal anormalliklerin tespit edilmesi için çeşitli radyolojik tetkiklere de başvurulabilir. Di George sendromu tedavisi hangi organ sistemlerinin hastalık tablosunun içerisinde yer aldığına göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle Di George sendromunun tedavi planlamasında pediatri hekimler, kardiyologlar, genetik uzmanları, immünologlar, enfeksiyon hastalıkları uzmanları, endokrinologlar, cerrahlar ve çeşitli terapistler görev alır.

Hipoparatiroidizm tespit edilen olgularda bu yapının hormonlarının dışarından verilmesi ve hastaya D vitamini ile kalsiyum desteğinin sağlanması fayda sağlayabilir. Yarık damak ve doğuştan gelen yapısal kalp anormalliği bulunan olgularda düzeltici cerrahi uygulamalar gündeme gelebilir. Hastanın gelişimsel sürecinin desteklenmesi amacıyla fizyoterapi, eğitim ve konuşma terapileri, yararlı olabilecek yaklaşımlar arasında yer alır.

Sınırlı düzeyde timus aktivitesine sahip hastalarda bireylerin bağışıklık sistemi işlevleri oldukça olumsuz yönde etkilenir ve dolayısıyla enfeksiyon hastalıklarına karşı bir yatkınlık ortaya çıkar. Meydana gelen hafif ve orta düzeye enfeksiyonların kontrolü amacıyla bu bireylerde aşı takvimlerine uyulması oldukça önemli bir konudur. Bu tarz hastalarda genellikle erken çocukluk dönemi doğru stratejilerle yönetildiği takdirde zaman içerisinde hastanın bağışıklık sistemi fonksiyonlarında bir miktar iyileşme sağlanabilir. Ciddi seyirli timus yokluğu veya yetmezliği olan hastalarda ise oluşabilecek enfeksiyon hastalıklarının seyri de ağır olabileceği için dikkatli olunmalıdır. Timus dokusu transplantasyonu (nakli), kök hücre transplantasyonu ya da savunma hücresi nakli gibi yaklaşımlar bu hastalarda kullanılabilecek tedavi yöntemleri arasında yer alır.

Di George sendromu olan bireylerde timusun yokluğu veya gelişmemesi nedeniyle bir bağışıklık yetmezliği tablosu söz konusudur. Bu bireylerde timus transplantasyonu adı verilen timus nakli operasyonu, hastalığa bağlı oluşan immün yetmezlik (bağışıklık yetmezliği) halinin kontrolünde fayda sağlayabilecek bir yaklaşım olabilir.

Timus Nakli Nasıl Yapılır?

Timus nakli için kullanılan organlar genellikle pediatrik kalp cerrahları tarafından çeşitli doğuştan gelen kalp hastalıklarının cerrahi tedavisinde hareket alanı yaratılması amacıyla çıkarılır. Çıkarıldıktan sonra doğru şekilde işlenerek canlı tutulan timus organı için genellikle 9 aydan küçük çocuklar tercih edilir. Daha büyük çocukların timus vericisi olamaması bu organın yaşın ilerlemesi ile birlikte yerini bağ dokuya bırakmasından kaynaklanır. Timusun bağ doku ile kaplanması onun nakil işlemi için küçük dillimlere ayrılmasını zorlaştırıcı bir faktördür. Yaşla birlikte çeşitli viral enfeksiyonların görülme sıklığında artış meydana gelmesi, timus naklinde donörün küçük çocuklar olarak seçilmesindeki bir diğer önemli etkendir.

Timus, donörden alındıktan sonra laboratuvar şartlarında yaklaşık olarak 15 milimetre uzunluğunda ve 5 mm kalınlığında parçalara ayrılarak kültüre ekilir. Ortalama olarak 12-21 gün süren kültür döneminde kültürün besleyici özelliğinin yüksek kalmasına dikkat edilir. Donör timusun aynı zamanda herhangi bir mikrop içermemesi gerekir. Nakilden yaklaşık olarak 4-9 gün öncesinde kültürde üretilen timus parçalarının uygun yapı ve karakteristik özelliklere sahip olduğunun araştırılmasında immünohistokimyasal incelemelerden faydalanılır. Tüm bu değerlendirmelerin ardından nakil için uygun bulunan timus, alıcı hastanın uyluk bölgesinde yer alan quadriceps kasının iç kısmına yerleştirilir. Parçaların rahatça ve uygun şekilde yerleştirilmesi için pediatrik cerrah tarafından iki bacakta da bu kas dokuları kesilerek özel cepler oluşturarak nakli gerçekleştirir.

Di George sendromu kendi içerisinde 2 alt türe ayrılan bir rahatsızlıktır. Komplet ve inkomplet Di George sendromu olarak isimlendirilen bu rahatsızlığın türleri hastaya nakil sonrası immünsüpresyon (bağışıklık baskılanması) uygulanıp uygulanmayacağını belirler. Komplet Di George sendromu olan hastalarda herhangi bir T lenfosit varlığı ya da işlevi mevcut olmaması nedeniyle organ reddine dair bir risk söz konusu değildir ve dolayısıyla immünsüpresyon tedavisine gereksinim duyulmaz. Ancak bazı komplet Di George sendromu hastalarında tek tipte T hücre üretimi meydana gelebilir. Hastalığın bu şekilde bir seyir izlediğinin tespit edilmesi halinde organ reddinin önlenmesi için kişilere bağışıklık baskılayıcı ajanlar verilmesi gündeme gelebilir.

Timus Nakli Riskleri Nelerdir?

Timus nakli sonrası oluşabilecek riskli durumların başında enfeksiyon hastalıkları ve otoimmün rahatsızlıklar gelir. Enfeksiyon hastalıkları vücutta hastalık oluşturma potansiyeline sahip mikroorganizmaların bulaşı sonrası meydana gelirken otoimmün hadiseler bağışıklık sisteminin kendi doku ve hücrelerini hedef almasının bir sonucudur.

Timus transplantasyonu sonucu oluşabilecek bütün otoimmün durumların nakile bağlı olduğu düşünülür ve en sık tespit edildiği yapı ise tiroid bezidir. Kan dolaşımındaki hücrelerin eksikliği ve bağırsak iltihaplanması ile seyreden rahatsızlıklar timus nakli sonrası oluşabilecek diğer riskli durumlar arasında yer alır.

Timus, bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır. Bebeklikten ergenliğe kadar bazı bağışıklık sistemi hücrelerinin eğitim merkezi olan bu yapı bazı bireylerde doğuştan mevcut olmayabilir. Di George sendromunun bir parçası olabilen bu durum çeşitli tedavi yaklaşımları ile kontrol altına alınabilir. Di George sendromunun şu an için genel bir tedavisi mevcut değildir. Hastalıkla birlikte oluşan bazı durumlar zaman içerisinde daha ılımlı bir seyir izlerken timus yokluğu gibi durumlarda oluşan enfeksiyon hastalıkları yaşamı tehdit edici bir boyuta varabileceği için dikkatli olunmalıdır. Timus nakli tedavisi bu hastalarda oldukça umut vadedici bir cerrahi yaklaşım olması nedeniyle bilinçli olunması önemlidir.

satır arası

849

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.