Tiroid, sıklıkla bir hastalık adı olarak bilinse de aslında boğazda adem elması olarak bilinen bölgenin altında, soluk borusunun önünde yer alan bir organdır. U ya da H harfine benzetilen ve kelebeği andıran şekle sahip olan tiroid, vücutta pek çok fonksiyonun düzenlenmesini sağlayan hormonların üretiminden sorumludur. T3 (triiyodotironin) ve T4 (tiroksin) hormonlarının yanı sıra kalsitonin hormonunun üretimini, depolanmasını ve gerektiğinde salınmasını sağlayan tiroid, yaklaşık olarak bir ceviz büyüklüğündedir ve toplam ağırlığı 15 ila 20 gr. kadardır. Dörder cm boya, bir ila ikişer cm ene sahip olan, sağ ve sol loblardan oluşan tiroidin orta bölümü ise tıp dilinde isthmus olarak tanımlanır. Tiroid bezinden salgılanan hormonlar, kan dolaşımına karışarak ilgili sistem ya da organın uyarılmasını sağlar. Vücut sağlığı açısından oldukça önemli olan tiroid bezi fonksiyonlarının düzenli olması, vücutta oluşan metabolik süreçlerin hemen hemen tümünü etkiler. Farklı bir deyişle vücuttaki aktivitelerin pek çoğu üzerinde etkisi bulunan hormonların salınımını kontrol eden tirodt bezi, vücutta yer alan endokrin bezlerinden biridir. Tiroid bezinin hormon üretimi, depolanması ve salınımı gibi fonksiyonları ise beyinde bulunan hipotalamus bölgesi tarafından salgılanan TRH hormonunun, yine beyinde yer alan ve bir başka endokrin bezi olan hipofiz bezini uyarmasıyla hipofiz bezi tarafından kontrol edilir. Tiroid bezi hastalıklarına geçmeden önce sıklıkla sorulan "Tiroid nedir?" sorusunu yanıtlamak gerekir.

Tiroid nedir?

Tiroid, tıpta prominentia laryngea olarak tanımlanan ve halk arasında adem elması olarak bilinen kıkırdak yapının hemen altında bulunur. Kelebeği andıran yapısıyla kendini belli eden bu organ, yutkunmayla birlikte yukarı aşağı hareket eder. Tiroid bezinin yan taraflarında şah damarı olarak tanımlanan atardamarlar bulunur. Tiroid bezi, beyinde yer alan hipofiz bezinin uyarmasıyla harekete geçer. Hipofiz bezi, TSH adlı hormonu salgılayarak tiroid bezinin harekete geçmesini sağlar. Tiroid uyarıcı hormon olarak da bilinen TSH, dolaşım sistemi aracılığıyla tiroid bezine ulaşır ve tiroid bezinin hormon üretimini tetikler. Tiroid bezinin az miktarda hormon salgılaması durumunda hipofiz bezi, TSH hormon salınımını artırır. Hipotiroidi olarak tanımlanan tiroid yetmezliği hastalığında bu yüzden TSH hormon düzeyi yüksek fakat tiroid bezi tarafından salgılanan T3 ve T4 hormon düzeyi düşük olur. Tiroid bozukluklarının teşhisi amacıyla laboratuvar ortamında ölçülen TSH hormonu aynı zamanda tiroid bezinin iyot tutmasını sağlar. Tiroid hormonu yeteri kadar salgılandığında ise kanda bulunan TSH düzeyi azalır. Farklı bir deyişle, tiroid bezinden salgılanan T3 ve T4 hormonları kan düzeyinde ne kadar fazlaysa beyinde yer alan hipofiz bezinden salgılanan TSH hormon düzeyi o kadar düşük olur. TSH düzeyinin referans aralığının altına düşmesi de tiroid hastalığı olarak adlandırılır. Tiroid bezinin fazla çalışmasına bağlı olarak oluşan bu durumda ortaya çıkan rahatsızlık ise hipertiroidi olarak tanımlanır. Beyindeki hipotalamus bölgesinin uygun miktarda TRH hormonu salgılamasıyla tetiklenen hipofiz bezi, TSH hormonu salınımı yaparak tiroid bezinin T3 ve T4 hormonlarının salınımını kontrol eder. Metabolik düzenin sağlanması ve ilgili organların uyarılabilmesi için bu üç endokrin bezinin de uyum içinde çalışması gerekir.

Tiroid belirtileri nelerdir?

İç salgı bezlerinden biri olan tiroid, T3 (triiyodotironin) ve T4 (tiroksin) adlı hormonların üretilmesi ve kan dolaşımına salınmasından sorumlu organdır. Metabolizmayla ilgili tüm işlemlerin kontrol edilmesini ve yürütülmesini sağlayan tiroid bezinin bu fonksiyonlarını yerine getirememesi durumunda pek çok farklı sağlık problemi ve buna bağlı olarak belirtiler oluşur. Tiroid belirtileri olarak da tanımlanan bu durum, tiroid bezinin az ya da çok çalışmasına bağlı olarak pek çok farklı hastalıktan kaynaklanabilir. Tiroid belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

  • Yorgunluk ve hâlsizlik,
  • Beslenme düzeninde belirgin bir değişim olmaksızın kilo almak ya da kilo vermek,
  • Sürekli uyku isteği, dinç uyanamamak, gün içinde bitkin hissetmek, uykuya dalamamak gibi uyku problemleri,
  • Depresif ruh hâli, konsantrasyon eksikliği, hafızanın zayıflaması, bilincin bulanık olması, anksiyete, panik atak gibi ruhsal ve zihinsel değişimler,
  • Kol ve bacaklarda ani uyuşma ya da karıncalanma hissi, kas ve eklem ağrıları, kasların zayıflaması gibi kas veya eklem problemleri,
  • Regl döneminde oluşan sancı ve ağrı şiddetinin artması, âdet kanamasının normalden daha uzun ya da daha kısa sürmesi, âdet döngüsünün düzensizleşmesi gibi menstrüasyon problemleri,
  • Libidonun düşmesi, cinsel isteksizlik ve kısırlık gibi problemler,
  • Uzun süren kabızlık, ishal ve bağırsak hareketlerinde yavaşlama gibi bağırsak problemleri,
  • Tüm diyet uygulamaları, egzersiz ve ilaç kullanımına rağmen kolesterol seviyesinin düşük ya da yüksek seyretmesi,
  • Hipertansiyon gibi kan basıncı değişimleri, küçük tansiyonun normal ya da düşük olmasına rağmen büyük tansiyonun yüksek olması,
  • Kalp hızının normalden 10 ila 20 kez daha az çarpması gibi nabız problemleri,
  • Saç dökülmesi, saçların kuru ve cansız gözükmesi gibi saç problemlerinin yanı sıra kirpik ve kaşlarda seyrelme, derinin kuruması, tırnakların kolay kırılmaya başlaması,
  • Vücut sıcaklığının düşük olması, el ve ayakların soğuk hissedilmesi, sıcak hissetme, aşırı terleme gibi vücut sıcaklığı ile ilgili problemler.

Tiroid hastalıkları nelerdir?

Tiroid hastalıkları iyi ve kötü huylu olmak üzere iki farklı grupta incelenir. Kötü huylu tiroid hastalıkları, tiroid bezinde bulunan hücrelerin kanserleşmesiyle oluşan tiroid kanseri türlerinden oluşur. İyi huylu tiroid hastalıkları ise tiroid bezinin az ya da fazla çalışmasına veya şekil değişikliğine bağlı olarak görülür. Sıklıkla karşılaşılan iyi huylu tiroid hastalıkları şu şekilde sıralanabilir:

  • Guatr: Tiroid bezinin büyümesi olarak tanımlanan guatr, nodüler ve nodülsüz olarak iki ayrı grupta incelenir. Nodülsüz guatr hastalığında tiroid bezi, simetrik olarak büyür, yüzeyi düz ve yumuşaktır. Nodüler guatrda ise tiroid bezi büyümüştür ve tümsekli bir yapıdadır. Tiroid bezinde bir ya da daha fazla sayıda nodül bulunur. Tiroid nodülü, sık rastlanan bir durum olmakla birlikte tek bir nodülü olan hastaların yaklaşık %4 ila %20'sinde tiroid kanseri gelişme riski bulunur. Çoklu nodül varlığında ise kanser riski çok daha azdır. Guatr bazen hiçbir belirtiye yol açmazken bazen öksürük, ağrı ve nefes darlığı gibi şikayetlere neden olur. Guatr, ilaçla, cerrahi yöntemlerle ve radyoaktif iyot tedavisi yöntemlerinden biri ya da birkaçı ile tedavi edilebilir.
  • Hipotiroidi: Tiroid bezinin T3 ve T4 hormonları başta olmak üzere ürettiği hormonların yeterince üretilememesine bağlı olarak gelişen hastalıktır. Hipotiroidi, hâlsizlik, kabızlık, ses kısıklığıcilt kuruluğu, menstrüasyon döngüsünde bozulma, kilo artışı, soğuğa karşı hassasiyet, anemi, terleme, uykusuzluk gibi belirtilere yol açar. Tiroid bezinin az hormon salgılamasına bağlı olarak hipofiz bezinden salgılanan TSH hormon düzeyi artış gösterir. Hipotiroidiye neden olan odağa göre farklı ilaç tedavileri mevcuttur.
  • Hipertiroidi: Tiroid bezinin vücudun gereksiniminden fazla tiroid hormonu üretmesi ile oluşan hipertiroidi, organ işlevlerinin hızlanmasına yol açar. Hipertiroidi; çarpıntıel titremesi, kilo kaybı, sinirlilik, heyecanlı olma, duygusallaşma, aşırı terleme, sıcağa karşı hassasiyet, ishal, saç dökülmesi, hâlsizlik, yorgunluk, gözlerin öne doğru çıkması ve âdet düzensizliği gibi semptomlarla karakterizedir. Tedavisi, tiroid ilacı ile yapılarak hormon üretimi yavaşlatılır. Hormon üretiminin dengelenmesinin ardından radyoaktif iyot tedavisi ile kesin tedavi sağlanır.

Sizin de tiroid ile ilgili bir probleminiz varsa erken tanı ve tedavi yöntemlerinden faydalanmak için hekime başvurmayı ihmal etmeyin. Sağlıklı günler dileriz.

Dr. Öğr. Üyesi
Mustafa Gürkan Taşkale
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Altınbaş Üniversitesi Medical Park Bahçelievler
7549

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.