Günlük beslenme sırasında yiyecek ve içeceklerden sürekli olarak alınan pürin; deniz ürünleri, et, ıspanak benzeri sebzeler, çay, kahve ve mayalı içeceklerde konsantre düzeylerde bulunan bir tür kimyasal bileşiktir. İnsan vücudunun temel yapı taşlarından biri olan pürinin kan seviyesindeki artışı, ürik asit miktarındaki artış ile paraleldir. Proteinlerin, nükleik asitlerle kurduğu moleküler birlik olan nükleoproteinin parçalanması sonucu meydana gelen pürin, aynı zamanda kanda bulunan doğal bir bileşiktir. Pürin metabolizmasının son ürünü ise ürik asittir. Daha basit bir anlatımla, pürin açısından zengin yiyeceklerin sindirilmesinin ardından oluşan atığa ürik asit denir. Mide ve bağırsaklar tarafından sindirilen yiyeceklerden ortaya çıkan ürik asitlerin üçte biri gastrointestinal sistem tarafından sindirilerek, dışkı yoluyla vücut dışına atılırken; geriye kalan üçte ikilik büyük kısım, boşaltım sistemi yoluyla atılır. Kanda bulunan ürik asit miktarı, yaşa, cinsiyete, etnik yapıya ve sosyo-ekonomik duruma bağlı olarak farklılık gösterse de kadınlarda ortalama olarak 4.1 mg/dL, erkeklerde ise 5 mg/dL ürik asit bulunur. Günlük atılan ürik asit miktarının ne olacağı, pürin bakımından ne kadar zengin beslenildiğiyle direkt olarak bağlantılıdır. Farklı bir deyişle pürin bakımından zengin beslenen kişiler, günde 2 gram kadar ürik asit atılımı gerçekleştirirken, pürin içermeyen gıdalar ile beslenen kişilerde bu değer çok daha düşüktür. Ürik asitin kanda, referans aralığının üstüne çıkması hiperürisemi olarak tanımlanırken, referans değerin altına düşmesi hipoürisemi olarak adlandırılır. Pek çok hastalığa sebep olan ürik asitin yükselmesi ve düşmesi, mutlaka ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunudur. Ürik asit neden yükselir sorusunu yanıtlamadan önce ürik asit nedir bunu iyi anlamak gerekir.

Ürik asit nedir?

Pürin, sucuk, pastırma, salam, sosis, ördek, sardalye, kabuklu deniz ürünleri, küçük balıklar, kırmızı et, kuru fasulye, buğday, buğday kepeği, baklagiller, mayalı içeceklerin yanı sıra çay ve kahve gibi gün içinde sıklıkla tüketilen içeceklerden de alınır. Bu yiyeceklerin tüketilmesiyle ortaya çıkan ve hâli hazırda kanda bulunan pürinin, vücutta parçalanmasıyla ortaya ürik asit çıkar. Yiyecekleri sindirim sisteminde sindirilmesi ile ortaya çıkan pürin, aynı zamanda normal hücre yıkımı gibi hücresel döngü sonucunda da oluşur. Vücutta farklı bölgelerde bulunan pürin, kana karışarak karaciğere ulaşır ve karaciğer tarafından ürik asite dönüştürülür. Diğer organlar tarafından da az miktarda ürik asit üretilir. Bu yüzden ürik asitin üretildiği en önemli organ karaciğer olarak bilinir. Ürik asitin küçük bir bölümü, intersitinal salgılar ile bağırsağa ulaşır ve bağırsak florası tarafından yıkandıktan sonra dışkı olarak vücut dışına atılır. Ancak ürik asitin en önemli atılım yeri böbreklerdir. Üriner sistem ya da farklı bir deyişle boşaltım sisteminin bir parçası olan böbrekler, dolaşım sistemindeki kanı sürekli olarak süzerek, faydalı maddeleri tekrar dolaşıma bırakırken; ürik asit gibi atık maddelerin, idrar yoluyla vücut dışına atılmasını sağlar. Vücut dışına atılımı gerçekleştirilen üç organik madde; üre, kreatinin ve ürik asittir. İnsan vücudunda bulunan ürik asitin %60 kadarı her gün atılır ve tekrar üretilir. Fakat idrar yoluyla atılamayan ürik asitin vücutta birikmesi, ürik asit yüksekliğine neden olur. Bu durum hiperürisemi olarak tanımlanır. Hiperürisemi varlığında, vücutta fazla miktarda bulunan ürik asit, eklemlerde birikerek kristaller oluşturur. İltihaplı eklem hastalığı olarak da bilinen gut hastalığına yol açan bu durumda, vücudun farklı yerlerinde dışarıdan çıplak gözle görünür şekilde şişlikler oluşur. Bu sırada kan ve idrardaki asit oranı yükselir ve bu durum pek çok farklı rahatsızlığa neden olur. Ayrıca ürik asit yüksekliğine bağlı olarak, akut ürik asit nefropatisi, nefrolitiazis olarak tanımlanan böbrek taşı hastalığı ve kronik ürat nefropatisi gibi üç önemli böbrek hastalığı oluşabilir. Böbreklerde olan hasarlanma, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların varlığında ise ürik asitin artış göstermesi kaçınılmazdır. Ürik asit testleri, kandan bakılarak laboratuvar ortamında yapılır. Bu test sayesinde kanda ürik asidin miktarı ölçülerek, böbrek fonksiyonlarının durumu ve hücre yıkımının miktarı öğrenilir.

Ürik asit neden yükselir?

Pürin yıkımının sağlıklı bir şekilde gerçekleşmemesinin bir neticesi olarak ya da idrar ile birlikte vücut dışına atılması gereken ürik asitin, vücuttan atılamayarak yükselmesi, ürik asit yüksekliğine yol açar. Vücutta yüksek seviyede bulunan ürik asit, eklem içinde kristalleşmelere sebep olarak gut hastalığı, böbrek taşı, akut ürik asit nefropatisi, kronik ürat nefropatisi ve romatoid artrit gibi eklem inflamasyonuna bağlı rahatsızlıklara neden olur. Ürik asit yüksekliğinde en sık karşılaşılan rahatsızlıklardan biri olan gut hastalığı, eklemlerde ağrı, kızarıklık, ısı artışı ve şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkar ve sıklıkla ayak başparmağı eklemi etkilenir. Ürik asit yüksekliği, genetik olabileceği gibi diüretik ya da farklı bir deyişle idrar söktürücü ilaçların kullanımına bağlı olarak da görülebilir. Aynı zamanda diyabetobezite, kalp yetmezliği, pek çok böbrek hastalığı, anemi gibi bazı kan hastalıkları ve alkol tüketimi de ürik asit seviyesinin yükselmesine neden olur. Hipotiroidi olarak adlandırılan tiroit bezinin az çalışması, bazı kanser türleri ve tedavileri, tümör lizis sendromu (TLS), kortizon gibi bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar, psoriasis olarak tanımlanan sedef hastalığı, gebelik zehirlenmesi, şok diyetler ve yetersiz beslenme gibi pek çok farklı sebep de ürik asitin yükselmesine neden olur. Kan düzeyinde ürik asit yükseldiğinde genellikle grip ve nezle benzeri belirtiler görülse de aşağıda sıralanan belirtilerin bir kısmı da oluşabilir:

Ürik asit nasıl düşer?

Hekimlerin sıklıkla karşılaştığı sorulardan biri de ürik asit nasıl düşer şeklindedir. Ürik asiti dengelemenin en kolay yolu, bol su tüketmektir. Düşük pürin oranına sahip besinler, lifli gıdalar, düşük yağ oranına sahip süt ve yoğurt tüketmek, ürik asit seviyesinin düşmesine yardımcıdır. Et ürünlerinin diyetten çıkarılması ve mayalı içeceklerden uzak durulması da yüksek ürik asitin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Ancak ürik asitin neden yüksek seyrettiğinin araştırılması ve varsa altında yatan sebebin ortaya çıkarılarak, tedavi edilmesi son derece önemlidir.

Ürik asit düşüklüğü nedir?

Pürin parçalanması ile ortaya çıkan ürik asitin, kan düzeyinde düşük seviyede olması hipoürisemi olarak da tanımlanır. Wilson hastalığı gibi pek çok farklı karaciğer hastalığı başta olmak üzere, böbrek iltihapları, fanconi sendromu, parkinson, diyabet, farklı kanser türleri, multiple skleroz, endokrinolojik bazı hastalıklar ve genetik sebepler, ürik asit seviyesinin düşmesine yol açabilir. Bununla birlikte, bazı minerallerin eksikliği, pürin açısından fakir diyet uygulanması, yeterince protein alınmaması, düzenli olarak kullanılan bazı ilaçların yan etkisi, alkol kullanımı ve gebelik, ürik asit düşüklüğüne yol açan etkenler arasındadır. Ürik asit düşüklüğü tek başına belli başlı belirtilere yol açmaz. Ancak ürik asitin düşmesine sebep olan hastalıkların belirtileri ön planda olduğundan, kişi bu belirtileri ürik asit düşüklüğü ile bağdaştırabilir. Ürik asit düşüklüğünde mutlaka altta yatan sebep araştırılmalı ve odak tespit edildikten sonra tedavi edilmelidir.

İyi bir yaşam için düzenli olarak sağlık kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyin.

4524