satır arası

Tansiyon, kanın damar duvarına yaptığı basıncı ifade eden bir tıp terimidir. Hipertansiyon ise kan basıncının normalden daha yüksek seviyelerde seyretmesi olarak özetlenebilir. Halk arasında yüksek tansiyon olarak da adlandırılabilen bu hastalık, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla kişiyi etkilediği bilinen son derece yaygın sağlık problemlerinden biridir. Kalp krizi, inme, kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon, aort yırtılması, periferik arter hastalığı gibi son derece ciddi ve ölümcül olabilen sağlık sorunları ile doğrudan ilişki içerisinde olduğu bilinen yüksek tansiyon, tüm bu hastalıkların en sık ve düzeltilebilir risk faktörüdür. Kişide uzun yıllar boyu herhangi bir bulgu göstermeden, asemptomatik olarak ilerleyen yüksek tansiyon tablosu bu nedenle son derece zor ve geç tanı alır. Hastalığı doğru şekilde tanımak ve bulguları mümkün olduğunca erken dönemde fark etmek inme, kalp krizi, kalp yetmezliği gibi kritik hastalıkların ortaya çıkma riskini en aza indirmek için son derece önemlidir.

Yüksek Tansiyon Nedir?

Erişkin bir insan için ideal tansiyon aralığı kişinin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite düzeyi gibi bazı faktörler doğrultusunda değişiklik gösterebilir. Ancak normal şartlarda, 18 yaşını doldurmuş erişkin bir bireyde, farklı iki günde, iki farklı zaman diliminde yapılan ölçümler sonucu, büyük tansiyonun 140 mmHg ve üzeri, küçük tansiyonun 90 mmHg ve üzeri olması hipertansiyon (yüksek tansiyon) olarak değerlendirilir. Yüksek tansiyon hastalığında kanın damar duvarına yaptığı basınç artar ve bunun sonucunda damar çeperinde hasar meydana gelebileceği gibi kalp, beyin, böbrek ve göz gibi önemli organların işleyişi olumsuz etkilenir. Kan basıncının gerekenden daha yüksek olması kalbin iş yükünü artırır ve kalp krizi gibi son derece ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Sistolik kan basıncı olarak adlandırılan büyük tansiyonun yüksekliği özellikle 50 yaş üstü kişilerde koroner arter hastalığına yönelik ciddi risk faktörlerinden biridir. Sistolik kan basıncında görülen her 20 birimlik artışla birlikte koroner arter hastalığı görülme riski 2 kat artış gösterir.

Yüksek Tansiyon Belirtileri Nelerdir?

Kan basıncındaki yükseklik, uzun yıllar boyunca hiçbir belirti vermeden ve herhangi bir şikayete yol açmadan, son derece sessiz bir şekilde ilerleyebilir. Ancak bu durum yüksek tansiyonun kişiye zarar vermediği anlamına gelmez. Aksine uzun yıllar boyu artmış basınç düzeyine direnen kalp, böbrek, göz ve beyin gibi organlara ait damarlarda harabiyet gelişir. Bu nedenle herhangi bir belirti olmasa da erişkin dönemdeki her insanın aralıklı olarak kan basıncı ölçümü yaptırması gerekir. Bununla birlikte akla yüksek tansiyon belirtileri getiren bazı semptomlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Özellikle baş çevresinde zonklama tarzında basınç hissi
  • Enseden alın bölgesine doğru yayılan baş ağrısı
  • Hareketten bağımsız olarak ortaya çıkan baş dönmesi
  • Kulakta uğultu ve çınlama şikayetleri
  • Çarpıntı hissi
  • Burun kanaması
  • Çarpıntı durumunda artan, hareketten bağımsız terleme
  • İdrara çıkma sıklığında artış

Yüksek Tansiyon Nedenleri

Yüksek tansiyonla ilişkili risk faktörleri genetik özelliklerden stres düzeyine kadar oldukça geniş bir yelpazede değerlendirilir. Kişide kan basıncı artışına neden olan başlıca faktörler şu şekilde sıralanabilir:

Genetik

Genetik yatkınlık kişide yüksek tansiyon hastalığı görülme riskini %20-55 arasında artırır. Ailede hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerin 55 yaşından önce hipertansiyon tanısı alma olasılığı yaklaşık 4 kat artış gösterir.

Yaş

Yüksek tansiyonla ilgili ilk bulgular sıklıkla 35 yaş ve sonrasında ortaya çıkar. Yaş, hastalığın ortaya çıkışında etkili olan önemli faktörlerden biridir. Dolayısıyla ileri yaşlarda kalp ve damar sisteminin uygun aralıklarla kontrol edilmesi, kan basıncının yakın izlenmesi önerilir.

Hareketsiz yaşam şekli

Yetersiz fiziksel aktivite dolaşımdan ruh sağlığına kadar vücudun tüm sistemleri üzerinde olumsuz etki gösterir. Yapılan pek çok çalışma doğrultusunda, hareketsiz yaşam şeklini benimsemiş kişilerde yüksek tansiyon hastalığı görülme riskinin büyük oranda arttığı söylenebilir.

Obezite

Obezite, damar tıkanıklıkları, kalp yetmezliği, diyabet ve depresyon gibi pek çok hastalıkla birlikte yüksek tansiyon ile de ilişkili olan son derece ciddi hastalıklardan biridir.

Stres

Stres düzeyi, kişinin uyku kalitesinden insülin metabolizmasına kadar pek çok alanda değişikliğe yol açan, sağlık açısından son derece önemli bir faktördür. Özellikle orta yaş grubunda strese bağlı yüksek tansiyon riski artış gösterir.

Yanlış beslenme

Öğünlerde aşırı tuz tüketimi, hipertansiyon ile doğrudan ilişkilidir ancak aşırı hayvansal gıda tüketimi, yetersiz sebze-meyve alımı ve fast food tarzı beslenme alışkanlıkları da yüksek tansiyona neden olabilir.

Sigara

Sigara vücudun başta dolaşım olmak üzere tüm sistemlerini olumsuz etkileyen ve çok sayıda hastalığa neden olan zararlı alışkanlıklardan biridir. Yapılan pek çok çalışma doğrultusunda sigara kullanımın damar çeperinde sertleşmeye ve bunun sonucunda yüksek tansiyon hastalığına neden olduğu söylenebilir.

Yüksek Tansiyona Ne İyi Gelir?

Yüksek tansiyon hem genetik hem de çevresel birçok faktörden ve bu faktörlerin birbiri ile etkileşiminden kaynaklanır. Dolayısıyla kan basıncını kontrol altına almak ve yüksek tansiyonu ortadan kaldırmak için oluşturulacak tedavi planı, tüm bu faktörleri kapsayacak şekilde tasarlanmalıdır. Yüksek tansiyona ne iyi gelir sorusunun yanıtlarının bir kısmı şu şekilde sıralanabilir:

Kilo kaybı

Obezite, damar yapısını bozarak dolaşım sistemini olumsuz etkiler. Yüksek kolesterol düzeyleri damarlarda tıkanıklığa yol açar ve bu durum, kan basıncını doğrudan artıran önemli sebeplerden biridir. Yapılan çalışmalar ortalama 5.1 kg kayıp ile sistolik kan basıncının 4.4 mmHg, diastolik kan basıncının 3.6 mmHg azaldığını ortaya koyar. Beden kitle indeksini 25 kg/m2 civarında tutmak, bel çevresinin erkeklerde 102 cm’den kadınlarda ise 88 cm’den küçük olmasına özen göstermek, hem yüksek tansiyonu önlemek hem de kan basıncı kontrolü sağlamak için önerilir.

Tuz (sodyum klorür) alımının kısıtlanması

Tuz tüketimi özellikle periferik damarlarda direnci artırarak kan basıncının yükselmesine neden olur. Diyette tuz tüketiminin kısıtlanması ile dirençli hipertansiyon hastalarında dahi sistolik kan basıncı yaklaşık 23 birim, diastolik kan basıncı yaklaşık 9 birim kadar azaltılabilir.

Günlük sodyum alımı kan basıncı yüksekliği yaşamayan kişilerde 2.3 gr, yüksek tansiyon hastalarında ve riskli gruplarda ise 1.5 gr ile sınırlandırılmalıdır.

Düzenli fiziksel egzersiz

Düzenli egzersiz, kanserden depresyona kadar pek çok hastalığın seyrini iyileştiren, sağlık açısından son derece önemli faktörlerden biridir. Fiziksel aktivite yüksek kan basıncı hastalarında sistolik kan basıncını 7 birim, diastolik kan basıncını ise 5 birim kadar azaltır. Bu nedenle hipertansif hastalara haftada en az 5 gün, en az 30 dakikalık yürüme, bisiklet, yüzme gibi orta şiddette dinamik egzersiz önerilir.

Sağlıklı beslenme alışkanlıkları

Yüksek tansiyonu kontrol altına almak için üzerinde durulması gereken bir diğer nokta, mevcut beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesidir. Aşırı yağlı, hayvansal içerikli, işlenmiş gıdalar kötü kolesterol düzeyini artırır ve damar duvarında sertleşmeye, arterlerde tıkanıklığa ve bununla birlikte daha pek çok kardiyovasküler hastalığa neden olur. Damar yapısında ortaya çıkan herhangi bir değişiklik kan basıncını doğrudan etkileyeceği için yüksek tansiyonu kontrol altına almak, damar yapısını güçlendirmekle mümkündür. Bu nedenle yüksek tansiyon hastalarının sebze-meyve tüketimini artırması, fast food gibi işlenmiş besinlerden kaçınması ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmesi önemlidir.

Yüksek tansiyon şikayeti yaşıyor veya bu hastalık açısından riskli grupta yer alıyorsanız tüm bu girişimlere ek olarak detaylı muayene ve bütüncül tedavi için bu alanda deneyimli bir sağlık kuruluşuna başvurmayı ihmal etmeyin.

Doç. Dr.
Yavuz Furuncuoğlu
İç Hastalıkları (Dahiliye)
Medical Park Göztepe
240455

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.